E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

ZEKİ SOYAK (zekisoyak@ilkadimdergisi.com)

ÖLÇÜLER DENGELER;

DİN NASİHATTİR

“Nasihatçıları olmayan ve nasihatçıları sevmeyen bir millette hayır yoktur.”

Evet Faruk-u Azam, Halifey-i müslimin Hz. Ömer radıyallahu anh böyle söylüyor.

İnsan beşerdir. Zaman zaman hata yapabilir ve hatta isyan ve tuğyan edebilir. Küfrün karanlık dehlizlerine sürüklenebilir. Onun için peygamberler gönderilmiş, sapıtan, azan, küfür ve şirke düşen toplumlar uyarılmıştır.

Peygamberler vahiy yoluyla aldıkları bilgileri, hakikatleri insanlara tebliğ etmişler, onları hak dine dâvet etmişler; onların çeşit çeşit işkencelerine, tahakkümlerine aldırış etmeden nasihatlerine, tebliğlerine, irşatlarına devam etmişlerdir.

Bu tebliğ ve dâvet neticesinde iman edenler olduğu gibi, küfür ve şirkte ısrar edip, inat edenler de olmuştur.

Fakat neticede muhakkak inananlar kazanmıştır. Dünyadaki zahirî kayıplar, aslında ahiret hesabına yazılan kazançlardır. Peygamberlerin etrafında dinleri uğrunda her şeylerini fedâya hazır bir RİBBİYYUN oluşmuş ve onlar vasıtasıyla Hak din hızla yayılmış, zalimlerin, kâfirlerin zahirî güç ve kuvvetleri, pek güvendikleri orduları buna asla engel olamamıştır.

Hatta daha önce küfür, şirk ve putperestliğin merkezi olan şehir ve beldeler, İslam’ın merkezi haline gelmiştir.

Peygamberlerden ve onların etrafında toplanan ilk Ribbiyyundan sonra da bu kervan veresetül enbiya olan gerçek dâvetçiler, Rabbanî âlimler tarafından devam ettirilmiş; bu âlimler toplumların bozulmamaları, sapıtıp yoldan çıkmamaları için ellerinden geleni yapmışlardır.

Müslümanlar, Rabbanî alimlerin taht-ı terbiyesi altında bulundukları, onların nasihatlerine kulak verdikleri, kötülüklerden sakınıp iyiliklere sarıldıkları, sâlih ameller işledikleri müddetçe İslam’ın izzet ve şerefini muhafaza etmişler, insanlığa insanlık nedir öğretmişlerdir.

Allah Teâlâ Ribbiyyunun yani Allah eri gerçek mü’minlerin vasıflarını şöyle bildiriyor.

“Nice peygamberler (gelip geçti ki) maiyetlerinde de pek çok Ribbiyyun bulunduğu halde savaştılar da Allah yolunda kendilerine gelen (belâlar)dan dolayı ne gevşeklik ne zaaf gösterdiler. (Düşmana) boyun da eğmediler. Allah sabredenleri sever.

Onların sözleri sâdece şöyle demekten ibaretti: ‘Ey Rabbimiz! Günahlarımızı ve işlerimizdeki taşkınlığımızı bağışla. Ayaklarımızı (yolundan) kaydırma. Kâfirler topluluğuna karşı muzaffer kıl.’

Allah (da) onlara dünya nimetini ve daha da güzeli, âhiret sevabını verdi. Allah iyi davrananları sever.” (Âl-i İmran 146-148)

Demek ki gerçek mü’minler, Allah eri, sâlih, muttakî âlimler:

1- İslam yolunda uğradıkları belâ ve mûsibetlerden dolayı davetlerinde, tebliğlerinde asla zaaf ve gevşeklik göstermezler.

2- İslam düşmanlarına boyun eğmezler.

3- Sabrederler.

4- Yapmış oldukları günah ve kusurlardan dolayı tevbe ederler. Günahlarının bağışlanmasını dilerler.

5- Düşman karşısında sâbit kadem olmaları, düşmana karşı zafer kazanmaları için dua ederler.

RİBBİYYUN: Talim ve terbiye görmüş cemaat demektir. Ribbiyyunlar, Rabbanî âlimler tarafından itina ile yetiştirilen, her şeylerini hatta canlarını bile Allah yolunda fedâya hazır âbid, ehl-i ilim Allah erleridir.

Bir toplumda böylesi kişilerin bulunmaması o toplum için büyük bir hüsrandır. Bugün İslam âleminin acıklı hâli, müslümanları daldıkları gaflet uykusundan uyandıracak, başta idareciler olmak üzere yetki sahiplerine nasihat edecek, onları kötülüklerden sakındırıp, iyiliklere teşvik edecek, mes’uliyetlerini hatırlatacak gerçek nasihatçıların, Allah’tan başka hiç kimseden korkmayan Allah erlerinin çok az oluşundan, toplumun da bu kişilerin nasihatlerine aldırış etmeyişlerindendir.

Bundan dolayıdır ki müslüman milletler bizi biz yapan değerlerden uzaklaşmışlar, kötülüklere dalıp gitmişler, İslam düşmanlarının ahlak dışı, din dışı yaşantılarına imrenmiş, onları taklit etmeye başlamışlardır. Sonuç olarak da taklit ettikleri bu batılı zalimlerin esiri olmuşlardır.

Yapılacak iş, Allah eri gerçek âlimler, Rabbanî ulema, gece gündüz demeden yukarıda da ifade ettiğimiz gibi başta idareciler olmak üzere bütün bir millete nasihat edecek, dinin esaslarını anlatacak, kötülerle, kötülüklerle kıyasıya mücadele edecektir. Bunu yaparken yalnız Allah’a güvenip dayanılacak ondan başka hiçbir kimseye boyun eğilmeyecektir.

Ancak nasihatlarımızda kolaylaştırıcı ve müjdeleyici olmaya, zorlaştırıcı ve nefret ettirici olmamaya dikkat etmek gerekir. Aksi takdirde hizmet edeyim derken yapılan hizmetlere ve ilerde yapılması planlanan hizmetlere zarar verilebilir.

Bu hizmetler yürütülürken Ribbiyyun bir cemaatin ve Rabbanî âlimlerin yetişmesi için de her türlü fedâkarlık yapılmalıdır.

Böylece gittikçe genişleyip büyüyen, sözü dinlenir, toplum üzerinde müessir, nesilden nesile devam eden bir topluluk vucüd bulmuş olacaktır.

Şayet bir toplumda Rabbanî alimler ve Ribbiyyun bir cemaat bulunmazsa her bir köşeden câhil, din kaygısı olmayan, maddeperest, dünyasını ahiretine tercih eden bir kısım türediler, yalan-yanlış söz, yazı ve davranışlarıyla toplumu ifsat ederler.

Artık müslümanlar da gaflet uykusundan uyanmalı, bu zillet ve meskenetten kurtulmak için birilerini beklemek yerine bir müslüman  olarak yapmaları gerekenleri yapmalı kendi içlerinde birlik ve berâberlik tesis ederek yerli yabancı tüm zalimlere, İslam düşmanlarına karşı mücadele etmelidirler.

Müslümanlar birbirleri ile çekişmeyi, birbirleri ile kavgayı bırakıp müşterek düşmanlarına karşı tavır alsalar çok yakın bir gelecekte İslam güneşi geçmişte olduğu gibi yeniden insanlık semasını aydınlatacak, yerli ve yabancı zalim ve kâfirlerin sultası son bulacaktır.

Bunun için yukarıda da ifade ettiğimiz gibi RABBANİ âlimlerin taht-ı terbiyesinde RİBBİYYUN bir cemaat yetiştirmek ve toplumu bütünüyle uyandırmak gerekir.

Fesada gitmiş bir toplum, ancak böyle güçlü bir imana sahip, İslam’ı çok iyi bilen, çok iyi yaşayan ve yılmadan, bıkmadan, korkmadan tebliğ ve davet vazifesini yerine getiren gerçek müslümanlar eliyle kendine gelebilir, gerçekleri görebilir.

Bir toplumun fesadı kâlblerin fesadı ile başlar. Öyleyse öncelikle kâlbleri imanla, tevhid nuruyla tenvir etmek, niyeti halis, ahlakı hamide ile beslemek lazımdır. Kalbin ihyası ve salahı diğer azalara da yansıyacak, böylece ruhun hükümdar, aklın vezir olduğu beden ikliminde İslam’ın ahkamı icra olunacaktır.

Artık böyle bir toplumda:

Ahiret amellerine öncelik verilecek.

Her işte Allah’ın rızası gözetilecek.

Tam bir uhuvvet-i İslam tesis edilecek.

Güçlü olana değil haklı olana ittiba olunacak.

Hayatın bütün safha ve sahalarında İslam’ın ahkamı icra olunacak.

Böylece bir huzur toplumu, bir saadet toplumu vücud bulacaktır. Bütün müslüman milletler kendi içlerinde, nasihatçı davet elçileri oluşturmalı müslümanlara daha iyi bir İslamî hayat yaşamaları için nasihat ederken, iyilikleri emir kötülüklerden men ederken, gayr-i müslimleri de İslam’a, son hak dine davet etmelidirler. Özellikle yahudi ve hıristiyan din adamları, mensubu bulundukları milletlere İslam dini hakkında kasıtlı olarak çok yanlış bilgiler vermişler, Kur’an’a, Peygamberimize iftiralarda bulunmuşlardır.

İslam hakkında verilen bu yanlış bilgileri düzeltmek, iftiraları bertaraf etmek için Rabbanî alimler ve onların yetiştirdiği Ribbiyyun büyük bir nasihat ve davet seferberliği başlatmalı, gece gündüz demeden İslam’ın gerçeklerini bütün insanlara ulaştırmaya çalışmalıdırlar.

DİN NASİHATTİR. Usandırıcı olmamak şartıyla müslümanlar birbirlerine her fırsatta nasihat etmeli, birbirlerini uyandırmalıdırlar.

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem de üç kere ‘Din nasihattır, din nasihattır, din nasihattir.’ buyurarak müslümanların birbirlerine hayır öğütte bulunmalarının ehemmiyetine işaret etmiştir.

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.