E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

ABDULLAH BÜYÜK

KAPAK;

AMERİKAN EMPERYALİZMİNİ VE İSRAİL VAHŞETİNİ BOYKOTLARLA DURDURUN.

Bugün gerek Filistin’de gerek dünyada yaşananlar Siyonist ideolojiyi benimsemiş liderlerin bu ideoloji doğrultusunda yaptıkları uygulamalardan başka bir şey değildir. Okul bahçesinde oynayan çocukların üzerine füze yağdıran, bahçelerinde ürün toplayan kadınları kurşun yağmuruna tutan, işkence, şiddet ve çatışmayı Filistin’de günlük hayatın bir parçası haline getiren bu güç Siyonist ideolojidir.

Sadece Mitoloji

Bu ideolojiye gönül veren ve teorisini oluşturmaya çalışan, kendilerine yeni tarihçiler adını veren bir grup yahudi akademisyen 80’li yılların başından bu yana İsrail devlet politikasının üzerine kurulu olduğu sözde “kutsal yanları” dile getirmekte ve bu yalanlarla ilgili gerçekleri açıklamaktadır.

Arapların yahudilerden aşağı bir ırk oldukları, İsrail’in düşmanlarla çevrili bir bölgede ayakta kalmaya çalışan küçük bir ülke olduğu, Filistinlilerin İsrail’i yok etmek isteyen teröristler olduğu ve bu gözü dönmüş teröristlerin her türlü müdahaleyi hak ettikleri gibi sözde kutsal yalanlar uydurulmaktadır. Mesela, yeni tarihçilerin en önemli isimlerinden Tom Segev, “Bizim gerçek bir tarihimiz yok, sadece mitolojimiz var” şeklindeki sözleriyle İsrail devleti tarafından oluşturulan tarihe bakış açısını ortaya  koymaktadır.

Şerrin bir diğer sac ayağı ABD,  1948’de İsrail devletinin kurulmasıyla Kuzey Irak’tan ayrılan yaklaşık 150 bin kadar Kürt asıllı yahudinin tekrar bölgeye yerleştirilmesiyle ilgili bir tezgahı organize etmeye çalışmakta. Bu fantezi ne kadar doğrudur bilinmez ama İsrail devleti, kuzeydeki Irak topraklarında, sınırları belli, kendine bağlı kölelerin bulunduğu bir devletçik oluşturmaya çalışmaktadır.

Irak petrolünün İsrail üzerinden batıya ulaştırılması için yıllar önce yapılmış Kerkük-Hayfa boru hattını yeniden canlandırmak amacıyla fizibilite çalışmaları yapılması bu tezlerin pek de yabana atılmayacak doneler taşıdığına dair izlenimler uyandırıyor bizde. Zira emperyalizm genişleme ile oldukça bağlantılı bir kavram Amerika’nın Irak topraklarını bir paranoya halinde en uç noktalara kadar ayrıştırması bu açıdan hiç de anlamsız değil.

Büyük Ortadoğu Projesi’nde, coğrafya olarak kuzey Afrika’dan başlayıp orta ve güney doğu Asya’ya kadar uzanan bir bölgeden bahsediliyor. Bu, büyük çoğunluğu müslümanlardan oluşan insanların yaşadığı, İslam coğrafyasıdır. İnsanın aklına İslam coğrafyasında ABD’nin işi ne sorusu ister istemez geliyor. Ne var ki ABD kendisini dünyanın “düzen kurucusu” olarak görüyor. Bu nedenle dünyanın “terbiye edicisi” rolünü üstlenmiş durumunda. Sakın bu ekonomik kalkınma ve demokratikleştirme ‘Modern sömürgecilik biçimi’ olmasın. Sakın bölgedeki petrol kaynaklarına sahip olan ülkelerin ABD’nin çıkarlarına ters düşenlerini tıpkı Irak’ta olduğu gibi özgürleştirme ve demokratikleşme projesi olmasın. Sakın bu Filistin’e yönelik vahşî politikalarına rağmen İsrail’e sahip çıkan ABD’nin bölgede yeni İsrail oyunlarına ışık yakması olmasın. ABD’nin bu günkü BOP projesi kavramı 90’lı yıllarda geliştirilen Hıristiyanlığın ahlaki temellerini yeryüzüne yaymak idealinin de bir parçası… Sömürgeci dönüşüm, siyasal çizgisine bu tarz güncel biçimler vermek zorunda. İşgalin kanlı boyutunun o çok kutsanan demokratik sisteme zarar vermemesi için büyük gayretler sarf ediyor. Ve Orta Doğuyu düzenleme adına girişilen jenosit/soykırım eylemlerinin bu kutsal demokrasinin yerleştirilmesi için yapıldığına tüm dünya ikna edilmek isteniyor. 

Sömürgecilerin ellerinde yozlaşmış bir Ortadoğu projesi sırıtıyor… Bölgeye asla askerî şartlarda ikame edilemeyecek olan insanlık dışı bir İsrailleşme politikasıyla askıda kalmış gibiler… Her şey Başkan Bush’un aynadaki yüzüne yansıyan ŞARON portresinde gizli! Evet Amerika gerçekten İsrailleşiyor. Hukuk tanımaz bir vurdumduymazlıkla, ŞARON usulü katliamlara onay vererek dünyadaki global terörü bizzat örgütlüyor! Ortadoğu ülkelerinde kimyasal silah krizi çıkarırken ve bu sendromla tüm bölge halkını askerî kuşatma altında tutarken, İsrail’in elindeki, bölgeyi üç kez yok edecek 200’ü aşkın nükleer başlıklı füzeyi ve kimyasal silah teknolojisini görmezden geliyor…

“Onların kendilerini savunma hakkı var.” söylemiyle İsrail’in nükleer donanımına meşrû bir kılıf bulma çabasını trajikomik bir üslupla sürdürüyor. Asıl global terörün önlenmesi için, işe İsrail’den başlanması gerektiğini açıklayan stratejistlerin ağzına dolarları tıkayarak, düzen sağlayıcı rolünde “Devekuşu” pozisyonuna bürünüyor.

Amerika, yaşam felsefesini diğer medeniyetler üzerine kurduğu global askerî hakimiyet, insan hakları ihlalleri, kültür ve tarih yağmacılığı, etnik ayrıştırma yoluyla güç ve nüfuz kazanma ilkeleri üzerine bina etmiştir. Ve de sömürge ülkeler! “Kendi Wietnam’ını” yaratmaktan çekinmemiş bir Amerika var karşımızda.

PEW araştırmasının ortaya koyduğu genel bulgular da bunu doğruluyor.

1- Araştırmanın yapıldığı tüm ülkelerde ABD’nin imajı geriliyor.

2- Irak savaşı Amerikalılarla Avrupalılar arasındaki ayrılığı daha da derinleştirdi.

3- Savaş İslam ülkelerinde ABD’ye karşı duyulan öfkeyi azdırdı.

4- Bush’un ‘Teröre karşı savaş’ına verilen destek azaldı.

5- BM ve NATO’nun itibarı geriledi.

6- ABD’nin Filistinlilere karşı İsrail’i kayırdığı imajı pekişti…

Bu kadar negatif olguları bir arada tutabilmek ‘’Medeniyet bilinci’’ ve ‘’İnsanı yaşatmak’’ gayesiyle bir arada bulunamaz… Şeyh Edebali’nin 700 yıl önce  Osman Gazi’ye ifade ettiği, “İnsanı yaşat ki devletin yaşasın.” tavsiyesi; modern devletlerin ilkel insanlık anlayışına belki vicdanî bir temel oluşturabilir… 

ABD hükümetinin İslam coğrafyasında sürdürdüğü insanlık dışı zulümlerin kaldırılması ve İsrail devlet terörünün yıllardır Filistinli müslümanlara çektirdiği ızdırap ve zulmün durdurulması için boykot zamanı gelmiş ve geç bile kalınmıştır. Müslüman buna kayıtsız kalamaz. Nerede olursak olalım, konumumuz ne olursa olsun mutlaka yapacağımız bir şeyler vardır. Herbirimiz neler yapabileceğimizi iyice düşünelim. Yapacağımız şeylerin en aşağı mertebesi kalben buğz etmektir. Amerika’yı, Amerikan hayat tarzını, Amerikan yandaşlarını sevmeyeceğiz ve onlara buğzedeceğiz. Bundan sonra ürettikleri malları boykot etmek gelir.

Şu an itibarı ile gücümüz onların güçleriyle eşit olmasa bile imkanımız dairesinde Amerikan, İngiliz ve İsrail ürünlerini almayarak zulmün karşısında olduğunuzu belirtin. Eğer bugün bu tavrı göstermezseniz, şu anda Irak, Afganistan ve Filistin’deki vahşet ve zulüm bir gün sizi de evinizde bulacaktır, unutmayın!!

Bu durumun dînî boyutuna gelince bir çok İslam âlimi fetvalar yayınlamıştır. İslam dünyasında saygın bir âlim olan Ramazan el-Buti verdiği fetvada:

“İsrail ve İsrail’e destek veren ülkelerin ürünlerini imkan dahilinde boykot etmek her müslümana farzdır.” demiştir.

Yine dünyaca saygınlığı olan alim Yusuf el-Kardavi’nin ABD, İngiliz ve İsrail’in mallarının ve para birimlerinin boykot edilmesi ve kullanılmaması yönünde fetvası vardır.

Ülkemizin yetiştirdiği zamanımızın kıymetli bir âlimi olan Hayrettin KARAMAN Hoca da, “İsrail’e pay ayıran ve yapılanları onaylayan şirket ve firmaları boykot etmek, onlarla alışverişi kesmek hatta iflas etmelerini sağlamak için elden geleni yapmak dînî ve ahlakî bir ödevdir.” demiştir.

“Ey iman edenler! Yahudileri ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse, şüphesiz o onlardan olur. Şüphesiz ALLAH(cc) zalim kavmi doğru yola iletmez.” (Maide 51)

Coca cola ve Mc Donald’s gibi İsrail ve Amerikan markalı ürünler artık sadece birer gıda ürünü değil Amerika’nın ve Amerikanizmin siyasî simgesidir. Bunlar gibi firmaların amblemleri yükselerek göksel bir nitelik kazanmış ve İslam ülkelerinde Haçlı sembolüne dönüşmüştür. İslam ülkelerindeki müslümanların Amerikan, İngiliz ve İsrail firmalarının ürünlerini kullanması batı emperyalizmine hizmet etmek ve onların zulümlerine ortak olmaktır. Coca cola vb. ürünlerin siyasi simge oluşu Amerika’nın İran’a uyguladığı ambargoyu o ülkede bir Coca cola fabrikası kurulması halinde gevşetme taahhüdü vermesinden anlaşılmaktadır. Coca cola haftada 4 günlük ürünün gelirini İsrail’e hibe etmektedir.

ABD ve İsrail’in pis emellerine ulaşmalarına yardımcı olmak her gün binlerce çocuğun öksüz ve yetim kalmasına, hunharca katledilmelerine ortaklık etmek hiçbir insanın duygusu ile bağdaşmaz. İnsanlık onuru taşıyan her kişi bu ortaklığı, Amerikan, İngiliz ve İsrail ürünü kullanmayarak bozmalıdır.

Ey Müslümanlar! Coca Cola vb. Amerikan emperyalizmi ve İsrail siyonizminin hizmetinde olan firmaların   ürünlerini kullanarak bu medeniyetsizlere ve insanlık düşmanlarına boyun eğmeyin. Onların menfaatlerine hizmet etmeyin. Harcadığımız paraların nereye gittiğini düşünme zamanı gelmiştir. Gözünü kan bürümüş hayvanlardan aşağı mahlukların, masum insanların üzerine attıkları füzelerde, bombalarda ve mermilerde sakın senin paran olmasın…

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.