E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

A.HAMİT ÖZYAYLA

HÜRFİKİR;

MERHABA SARI / YENİ  LİRA!..

Fotoğraf okumak duyuşsal yaklaşımla ilgili yeni bir eğitim ve öğretim yöntemidir. Fotoğraf çekmek ayrı bir sanat, fotoğraf okumak ise ayrı bir maharettir. Dergimizin bu sayısında tedavüle sürülecek olan YTL’lerin üzerinde bulunan resim ve fotoğrafları okumak istedim. Devlet adına bastırılan milli paramızın üzerindeki ‘Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’ ifadesindeki ‘Cumhuriyet’ kelimesinin sonundaki aidiyet ‘i’ si kullanılmayacaksa T.C şeklinde kısaltılması daha uygun olurdu.

Eski pekmez yeni pekmeze katılır mı? Evet, katılır. Ancak, süpürge pekmezine andız pekmezi katılmaz. Çalma pekmezin içerisine eski pekmezi katarsanız pekmeziniz damsar. Pekmezinizi sineğe yedirirsiniz. Pekmezi kedi yemezmiş; aman ne gam!.. Siz pekmezi iyi kaynatırsanız pekmezin sineği Bağdat’tan da gelir Basra’dan da. Sivrisinek de gelir AB’den, karasinek de gelir ABD’den. Hatta arılar bile çonar pekmez çanağınıza. Hem şırayı ne kadar kaynatırsanız kaynatın pekmez olmaz. Neden? Çünkü pekmezin özel toprağı vardır. O toprak pekmezin mayasıdır. İnsanın mayası da topraktır. Devlet’in nüvesi, millet; milletin mayası ve kökü dindir. Elmalılı -merhum- tefsirinde ‘İbrahim’in milleti’ ifadesini ‘İbrahim’in dini’ olarak açıklamıştır.

KUVVET ATMAKTIR

 O halde millet demek din demektir. Din demek devlet demektir. Pekmeze hücum eden ‘enflasyon canavarı’nı yenmek, ‘enflasyon canavarı’nın millet üzerindeki psikolojik ve sosyolojik baskısını gidermek için yeni para basıldı. O halde milletin, millî ve dînî duygularını okşayıcı ifadeler ile YTL’lar ayet ber-kenar yazılarla süslenebilirdi. Mesela; el-hükmü lillah, gibi. Neden olmasın? ABD, dolarına ‘Tanrı bizi korusun.’ yazarak dolduruyor kasasını. YTL’sının üzerine ‘Kuvvet atmaktır.’ hadis-i şerif’i işlenebilirdi.

Gelelim YTL’nin en büyük banknotunun arka yüzündeki İshak Paşa Sarayı’na. İshak kelime olarak İbranice’de ‘gülmek’ anlamındaki ‘sahak’ kökünden olup ‘O gülüyor!’ anlamına gelmektedir. İshak, Kur’an da ismi geçen Peygamberlerden birisi olarak İbrahim(a.s)’in oğlu, İsmail(a.s)’in kardeşi, Yakub(a.s)’un babası ve Yusuf(a.s)’un dedesidir. İshak(a.s)’ın annesi Sâre, İbrahim(a.s)’in amcası Harran’ın kızıdır. (Harran Ovası da Âdem(a.s)’in çiftçilik ve ziraatçılık yaptığı ilk ovadır.) İshak(a.s), İsrailoğulları’nın adı değişmeyen tek atasıdır. Batı dillerinde ishak kelimesinin karşılığı halen ‘Jack’ olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu isim İslam Dünya’sında hâlâ yaşatılmaktadır. Eee… Ne var bunda demeyin biraz sabredin. İshak Paşa, Çıldır Hanedanı’ndan Hasan Paşa’nın oğludur. İshak Paşa, Osmanlı ordusunda generallere verilen bir isimdir. Dönemin ‘arpalık’ denilen bölgelerinin valilerindendir.

ÇIRAĞAN  SARAYI

Saray bir medeniyetin remzidir. Bu medeniyet İslam Medeniyetidir. İshak Paşa Sarayı 1785 yılında Ağrı ilinin Doğubeyazıt ilçesinde, şehre hâkim bir tepe üzerinde malikâne olarak kurulmuş bir külliyedir. 7600 m2’lik bir alan üzerine kurulan saraya Selçuklu sanat ve mimarisi hâkimdir. Taç kapısı, avlusu, çeşmesi, muhafız hücreleri, zindan, mabeyn dairesi, divan sofası, selamlık bölümü, cami, türbe, mutfak, aşevi ve harem dairesi ile İshak Paşa Sarayı tam bir külliyedir.

Saray olur da içerisinde mutfak olmaz mı?’ demeyin. Sarayın yolu mutfaktan geçer. Hatta dervişlik ve ermişliğin yolu da mutfaktan geçer. İshak Paşa Sarayı’nın ihtişamı Osmanlı Hanedanı’nın dikkatini celbeder. İstanbul’a giderken sarayda misafir edilen İran elçisi, durumu Padişah’a abartarak anlatır. Çıldıroğulları ile Osmanlı Hanedanı arasındaki rekabeti artırır. Bunun üzerine Padişah’ın gözünden düşen İshak Paşa, Hasankale’ye sürgün edilir ve orada ölür.

Serdengeçti’nin yerine benim gibi ‘yardangeçti’ birisi olsaydı 100 YTL’lerin üzerine İshak Paşa Sarayı’nın görüntüsü yerine NATO Zirvesinde 26 ülkenin devlet erkanını ağırladığımız Topkapı Sarayı’nın veya Lale Devri’nin sembolü Çırağan Sarayı’nın resmini basardı.

100 YTL’nin ön yüzüne de dönemin Padişah’ı 3. Ahmet veya Damat İbrahim Paşa’nın hatıra resmini koyardı. Böylelikle Topkapı Sarayı’ndaki ‘Kutsal Emanetler’ dini duygularımızı, elinde bronz lalesiyle Nevşehirli Damat İbrahim Paşa da tarihi duygularımızı motive ederdi.

Her halükârda batı kültürüne karşı Doğu Anadolu’da bir ilimiz olan Ağrı’nın Doğubeyazıt ilçesinden İshak Paşa Sarayı’nın seçilmesi isabetli olmuştur. Birinci fotoğraf  karesine 1064 yılında Çağrı Bey’in oğlu Yakutî Bey tarafından Selçuklu idaresi altına alınan bir şehrin güzel bir sanat eserini yerleştirmek güzel olmuştur. 100 YTL’nin arka yüzüne de Ağrı ilinin simgesi Hz. Nuh(a.s)’un gemisini demirlediği, Türkiye’nin en yüksek noktası olan Ağrı Dağı’nın karlarla örtülü doğal görüntüsü yerleştirilebilirdi. Orta doğunun Arafat’ı, AB ülkelerinin Everest’i varsa Türkiye’nin Ağrı’sı vardır.

AKKIZ ANA PERİHAN

Gelelim 50 YTL’nin fotoğraflarına… Öncelikle arka yüz fotoğrafına. Dünya’nın belli başlı harikalarından olan Göreme vadisindeki “Peri Bacalarının ve Uçhisar Kalesi”nin fotoğrafına.

Peri, Farsça’da “cin” demektir. Bizim kültürümüzde cinlerin dişisine peri, kraliçelerine de Perihan denir. Perihan cinlerin padişahıdır.  İns’in varlığı aşikardır; Cinn’in varlığı ise gizli, boyutları farklı yaratıklarıdır. Onlar da insanlar gibi yerler, içerler, evlenirler ve teklif-i ilahi’den sorumludur.

PARA DEYİP GEÇMEYİN

Hollandalı bir Arkeolog’un araştırmasına göre Göreme Vadisindeki Peri Bacaları cinlerin eseridir. Burada yaşamış bir kavmi helak etmek için Cenab-ı Hakk’ın emriyle Erciyes’in püskürttüğü lavlar ile oluşması da başka bir araştırmanın neticesidir. Mescid-i Aksa’nın temelindeki ve duvarındaki insan gücü ile taşınması mümkün olmayan halapa taşlar Süleyman(a.s)’ın emrinde çalışan cinler tarafından yerine oturtulduğuna göre; Göreme Vadisindeki peri bacalarında insanoğlundan önce mücessem bir varlık olarak cinlerin iskan edildiği muhtemeldir.

Uçhisar kalesi ise ortaçağ hristiyanlarının Doğu Roma’daki merkezi olan Göreme’deki faaliyetlerini izlemek ve yerli unsurların direnişine karşılık vermek için Osmanlı döneminden kalması muhtemeldir. Kızılırmak havzasına çöreklenen hıristiyan kültürü ve üzerindeki sis bulutlarını dağıtmak için Horasan erlerinden Hacı Bektaş-ı Veli’nin Suluca Karahöyük’e yerleştirilmesi tesadüfî değildir. Madem bu defa Nevşehir seçilmiş o halde 50 YTL’ nin ön yüzüne de kucağında geyik ve aslanı barındıracak engin bir düşünceye sahip olan Hacı Bektaş-ı Veli’nin portresi seçilebilirdi. Madem fotoğraf olarak Türkmen aşiretinin kurduğu Muşkara seçilmiş; Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'nın portresi, arka yüzündeki peri bacaları ve Uçhisar kalesi ile tarihsel ve mekansal bir bütünlük sağlanmış olurdu. Nevşehir deyip geçmeyin. Hem plaka kodu hem de doğu, batı, kuzey ve güney itibariyle Türkiye’nin tam ortasındadır. Yalnız Nevşehir il plaka kodu ile 50 YTL arasında güzel bir uyum sağlanmıştır. Teşekkürler Türkiye, teşekkürler Yüksel Bey… Asmalı Konak, Kırık Ayna ve Cemalım derken Beyaz Perde sayesinde Nevşehir Türkiye’ye ve Dünya’ya tanıtılmıştır. Para deyip geçmeyin.

YAZI MI? TURA MI?

Doğu Anadolu, İç Anadolu derken 20 YTL’nin arka yüzüne Ege bölgesinden bir fotoğraf basılmış. Efes antik şehri/Selçuk/ İzmir. 04, 50 derken plaka kodu 35 olmuş. Hareket her zaman doğudan batıya olmuştur. Arap ve Osmanlı kaynaklarında “Ayasuluk” olarak geçen Efes, ortaçağda ticaret ve din için önemli bir merkezdir. Hıristiyan kaynaklarına göre Pavlus ve Yuhannes burada yaşamış ve yedi uyurlar hadisesi burada geçmiştir. Hıristiyanlığı kendi ceberut devletine merdiven ve payanda olarak kullanmak isteyen ateist Bizans hükümdarlarının tasallut ve zulmünden kurtulmak için Göreme Vadisi, Derinkuyu Yeraltı Şehirleri ve Efes harabelerinin mesken ve yurt seçilmesi tabii ki tesadüfî değildir. Roma İmparatorluğu’nun ikiye ayrılmasıyla Bizans(Doğu Roma) yönetimine giren Efes, Menteş Bey’in damadı Sasa Bey tarafından Türk hakimiyetine girmiştir. 2. Murat döneminde kesin olarak Osmanlı hakimiyetine giren Ayasuluk’ta 2. Bayezit döneminde bir darphane kurulmuştur. Belki de T.C/M.B bu tarihin anısını yaşatmak istemiştir. 1914 yılında Selçuk adını alan Efes 1919 yılında Yunan işgaline uğramış ve 1922 yılında kurtarılmıştır. İkinci fotoğraftaki(50 YTL) Antikçağa ait Anadolu’daki ilk dönem hıristiyan merkezlerinden Efes Antik Şehri’nin görüntülerine yer verilmesi de bir maksada matuftur. Zira paranın bir ucu galiba bunların elindedir. Yahut da bunların gönülleri hoş edilmek istenmiştir.

KORSAN GEMİCİLERİN KORKULU RÜYASI

Gelelim 10 YTL’nin arka yüzündeki 1513 yılında çizilmiş “Piri Reis’in Dünya Haritası”na… Piri Reis ki kaptan-ı deryaların ve amirallerinin piri… 2. Bayezit döneminde Osmanlı Devleti hizmetine girmiş olan meşhur Kemal Reis’in yeğenidir. Karaman asıllı olduğu veya Ağrıbozlu olduğu tahmin edilen Kemal Reis, Piri Reis’in babası Hacı Mehmet Bey’in ağabeyidir. Amcasıyla birçok deniz seferinde bulunmuş ve Süveyş kaptanı olmuştu. Süveyş kaptanlığı; Kızıldeniz ve Hint sularında faaliyette bulunarak donanmanın amiralliği demekti. Piri Reis; Oruç Reis, Hızır Reis, Turgut Reis, Barbados Hayrettin, Seydi Ali Reis ve Murat Reis gibi Portekiz, Venedik, Ceneviz ve Rodos Şövalyelerinin korkulu rüyası idi. Piri Reis ve donanmasının tazyiki ile Aden kalesi ve limanı kurtarılmıştır(1543). Piri Reis, 1551’de 30 kadar gemiden oluşan Süveyş donanması ile Hint Denizi’ne çıkarak Cidde’ye uğrayıp üç gün kaldıktan sonra Hürmüz kalesine kaçan yerlilerin -Frenklere yardım ettikleri için- bulunduğu şehri yağmalatır.

PORTULAN  NEDİR?

 Mısır’a döner. Mısır Valisi’nin garazıyla İstanbul’a şikayet edilen Piri Reis Mısır Divanı’nda başı kesilir ve malları müsadere edilir. Amcası Kemal Reis gibi dalgaların kollarında ruhunu teslim etmek ister ancak 80 yaşında bir ihanete kurban olur. Orijinal bir coğrafya kitabı ve haritacılık itibariyle mühim bir terakki numunesi olan “Kitabu-l Bahriye”sini 1513 yılında yazmıştır. “Kitabu-l Bahriye” içerisinde yer alan haritaların o dönem Avrupa’sının en mükemmeli olduğunu mütehassıslar beyan ve tasdik etmiştir. Kitabu-l Bahriye isimli mufassal ve mükemmel eseri ve Dünya atlası meşhur olup Türk Tarih Kurumu tarafından faksimile olarak bastırılmıştır. T.C Merkez Bankası da bu haritayı 10 YTL’ye taşımıştır. Akdeniz liman ve sahilleri, şehir ve kasabalarını karış karış gösteren Kitabu-l Bahriye kıymetli bir portulan’dır. Portulan, daima haritaları ihtiva eden liman ve sahillerin özelliklerini anlatan ve tehlikesiz yolları bildiren eserlerdir.

Piri Reis’in Amerika’ya dair ayrı bir haritası vardır. Dünya siyasetinde yol haritasına bakanlar öncelikle Piri Reis’in haritasına bakmalıdır. Zira bu ülkenin kıblesi “keşişleme”den esmez. Bence Piri Reis’in haritası 10 YTL’nin arka yüzünde değil de ön yüzünde yer almalıydı. Dünya bilim tarihinde yüzümüzü ağartan bu eserleri görenler halimizi de bakacaklardı, falımıza da. Yüzümüze de bakarlardı, katırımıza da binerlerdi. Öyle derya deyip geçmeyin. Dünya ve insan vücudunun 3/4’ünde su bulunmuyor mu? TBMM’de bile çoğunluğun 3/4’ü AKP’de bulunmasına rağmen yoğunluğun öz kütlesi CHP’nin Deniz’inde değil midir? Gizli koalisyonun elinde yani? 17 Aralık’ta hükümet ve muhalefet AB’nin kapısını birlikte çalmazlarsa şaşırmayın.

FÜLÜS MA Fİ…

Gelelim 5 YTL’nin arka yüzündeki Anıtkabir-Ankara fotoğrafına. Pare; parça, kısım, tane ve adet anlamındadır. Para ise devletçe bastırılan üzerinde saymaca değeri yazılı, kağıt ve metalden ödeme aracıdır. Para; mal, eşya ve hizmetin değerini ölçmeye ve serveti biriktirmeye yarayan ödeme vasıtasıdır. Para, kuruşun kırkta biridir. Kuruş, Arapça’da kazanç ve köpek balığı anlamındadır. Kureyş ise kuruş kelimesinin ism-i tasgiridir. İnşallah Enflasyon Canavarını yeni çıkan kuruşlar/köpek balıkları yutacaktır.

 Aynî para, takas cinsinden olur. Nakdî para, altın, gümüş, madenî veya kâğıt cinsinden olur. Kaydî para ise çek, senet, tahvil, bono, makbuz vb. kıymetli evraklardır. Altın, gümüş ve bakırdan yapılmış devletin özel damgası ile damgalanmış paralara sikke denir. Sikke ilk defa M.Ö 7. y.y.’da Anadolu’da Lidyalılar tarafından kullanılmıştır. Altının para birimi dinar, gümüşün dirhem, bakır ve benzeri madenlerden yapılan paranın birimi de adı da fels’tir. Fels’in çoğulu Fülus’tur ki, ‘Fülus ma fi’ sözü paranın yokluğunu ifade eden bir deyimdir.

Hz. Peygamber(s.a.v) devrinde sikke basılmamış ve o devre kadar tedavülde bulunan Bizans ve Sasanî sikkeleri kullanılmıştır. Bu yüzden ‘paranın imanı olmaz’ denilmiştir.

HİLENİN SULTANLARI

İslam parasının basılarak piyasaya hakim olması Emevî hükümdarı Abdülmelik bin Mervan dönemine rastlar. Halifeyi para basmaya zorlayan sebep şudur: Halife, Doğu Roma İmparatorluğu’na gönderdiği resmi yazılara ‘De ki: Allah birdir.’ ayetini başlık yapar ve Hz. Peygamber’in adını da sonuna eklerdi. Bu üsluba kızan Roma İmparatoru resmi yazılardan bunun çıkarılmasını ister. Aksi takdirde İslam coğrafyasında dolaşan Roma paralarının üzerine Hz. Muhammed(s.a.v)’in adını müslümanların hoşuna gitmeyeceği bir şekilde yazdıracağını bildirir. Bunun üzerine Halife, Emevî Devleti adına ilk gümüş sikkeyi bastırır.

Fels, Arapça’ya Latince ‘follis’ kelimesinden geçmiştir. 40 nummialık Bizans sikkesinin adına follis denir. Ülkemizde 40 paranın 1 kuruş ettiği dönem çok da eski değildir. Bozuğu olmayanın bütünü olmaz. Fenik varsa kuruş da olmalıdır.

Unutmayalım ki, iyi para kötü parayı her zaman piyasadan kovacaktır. Bir yıllık geçiş dönemine dikkat edilmelidir. Fırtına öncesi bir sessizlik yaşanabilir. Osmanlı’nın savaş tazminatını Duyun-u Umumiye’ye çevirip devletin hazinesini/kasasını ceviz gibi içeden Galata Bankerleri henüz ölmemiştir. YTL uygulaması ile hepsinin esamesi banknottan okunmalıdır. Onlar, 57 gibi genç bir yaşta Atatürk’ü kahrından öldürüp Anıtkabir’de medfun olmasından gayet memnundurlar. Osmanlı zihniyeti onu kendisine mal eder korkusuyla Dolmabahçe Sarayı’ndan Ankara’ya nakletmişlerdir.

 

27 TON ALTIN

İlk kağıt para M.Ö 1600 yıllarında Mısır’da ortaya çıkmıştır. Bu uygulama Yusuf(a.s) döneminde makbuz olarak karşımıza çıkmaktadır. Yusuf(a.s) yedi yıl süren kıtlık döneminde halkın elindeki fazla ürünleri depolamıştır. Kıtlık yıllarından sonra, karşılığında mislî mallar bulunan, hamiline yazılı bu makbuzların kâğıt para niteliğinde piyasada dolaştığı Kur’an-ı Mübin’de haber verilmiştir.

Altın ve gümüş para piyasada gerçek değeri ile dolaşır. Reel ekonominin bel kemiği altın ve gümüş paradır. İslam’ın getirdiği faiz yasağı enflasyonun oluşmasına engel olmuştur. Öyleyse faiz var oldukça enflasyon da var olacaktır. Hele hele 20. y.y’ın ikinci yarısından sonra kağıt paraların hazinedeki altınla bağı koparılınca Merkez Bankalarında tonlarca altının bloke edilmesine ihtiyaç duyulmamıştır. Menderes’in başını yiyen iki hadiseden biri 27 ton altının sır edilmesidir. Güya kağıt paranın değerini devletin ekonomik gücünden aldığı esas kabul edilmiştir.

Enflasyon endekslerinin sağlıklı olmaması, bölgeden bölgeye hatta şehirden şehre değişiklik göstermesi sebebiyle kağıt para için belirsizlik dönemi başlamıştır. İmam Ebu Yusuf’a göre itibarî para sayılabilen kağıt para belli bir karşılığa endekslendiği takdirde borçların ödenmesinde bu karşılıkla kağıt para arasında meydana gelen değer farkı faiz olmaktan çıkar. Bu karşılık temeldeki altın olabileceği gibi altınla birlikte toplum için zarurî olan bazı standart eşyaların ortalamasına endeksleme tarzında da olabilir. Faizden kurtulmak zor, dostum. Cennete girmek de bir o kadar zor olsa gerek… Bir milyon TL’ye bedel olarak tedavüle sunulan 1 YTL’nin arka yüzünde yer alan Atatürk Barajı fotoğrafını da acizane şöyle okudum: ‘Şanlıurfa ve Adıyaman il sınırlarına mücavir bu barajın fotoğrafı 3 Kasım 2002’de barajın altında kalanlar için seçilmiş olabilir.

GADASINI  ALDIĞIM

 Eski adı ‘Hısn-ı Mansur’ olan ve sahabeden Ebu Zerr-il Ğıfari(r.a)’nin medfun olduğu Adıyaman. Ve bileşik ismini şanlı tarihimizden alan ‘Peygamberler Diyarı’ - Urfa’nın- Güneydoğu Anadolu insanımızı temsil etmesi açısından anlamlı bir seçimdir. Keşke yedi adet banknot üzerinde, yedi iklim yaşanan ülkemizin yedi coğrafî bölgesini temsil eden seçme yedi resim bulunsaydı. Her bölgenin insanı memnun edilmiş olurdu. Yapmışken bir de 200 YTL ve 500 YTL basılsaydı. Atatürk ile altı portreden oluşan yedi kişilik bir fotoğraf koleksiyonu...

Gadasını aldığım Kayserili’nin dediği gibi ‘Et işi it işi; para işi pis iştir.’ Cepte metelik yok, çuval dolusu laf ediyoruz. Devleti yönetmek kolay mıdır? Ekinci yağış olsun diyor; çömlekçi yağış olmasın diyor. Adamlar iki de bir gömlek değiştirecek ki terzi de kazanacak, gömlekçi de. Benim de istediğim budur. Paramızı sıfır, bağımızı gıfır yemesin. Ben de istiyorum ki Devlet kuşumuza saçma değmesin. Kimse atımıza semer, atamıza şamar vurmasın. Bilmem anlatabildim mi?

 

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.