E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

AHMET BELADA (ahmetbelada@yahoo.com)

TARİHE YÖN VERENLER;

KEMALPAŞAZADE

Osmanlı uleması arasında ilmî kudretinden dolayı “el-muallimü’l-evvel” ünvanıyla ve ilmî ihatası, muhakeme ve münazara kudreti, şerî meseleleri çözme ve fetva verme konusundaki kabiliyetinden dolayı da “müftiü’s-sakaleyn” –insanların ve cinlerin müftüsü- lakabıyla anılan Kemalpaşazâde’nin asıl adı Şemseddin Ahmed’dir. Şehzade Beyazıd’e (II. Beyazıd) lalalık yapan büyükbabası Kemal Paşa'ya nisbetle, Kemalpaşazade, Kemalpaşaoğlu veya İbn Kemal diye anılır. Bazı kaynaklarda Tokat’ta, bazılarında Edirne, bazılarında da Amasya’da 15 Mayıs 1469’da doğduğu kaydedilmiştir. İstanbul’un fethinde bulunan babası Süleyman Çelebi’nin 1474 yılında Amasya muhafızlığına tayin edildiği ve Şehzade Beyazıd’ın maiyetinde bulunduğu anlaşılmaktadır. 1478’de Tokat Sancak beyliğine nakledilen Süleyman Çelebi, İstanbul’da vefat etmiş ve babası Kemal Paşa'nın Eski Odalar civarındaki türbesine defnedilmiştir.

Annesi ise İran’dan gelip Tokat’ta yerleşen Fatih Sultan Mehmed dönemi kazaskerlerinden Küpeli oğlu Muhyiddin Mehmed’in kızıdır.

Kur'an-ı Kerim’i ezberledikten sonra Amasya ulemasından Arap dili ve edebiyatı, mantık ve Farsça öğrenimi gören Şemseddin Ahmed, önce askerî sınıfa girdi ve altı bölük sipahisi olarak II. Beyazıd’ın seferlerine katıldı.

 

İLMİYE SINIFINI SEÇME SEBEBİ

Taşköprüzade, kendisinden mervî şöyle bir olayı nakleder: Sadrazam Çandarlı İbrahim Paşa'nın bir meclisinde, 30 akçe ile Filibe müderrisi olan Molla Lütfü, ünlü akıncı kumandanı Evrenosoğlu Ahmed’in üst tarafına oturunca ulemanın umeradan daha çok itibar gördüğüne muttalî olmuş ve ilmiye sınıfına geçmeye karar vermiştir.

Önce Edirne’de Molla Lütfü’nün derslerine devam eden Şemseddin Ahmed, ardından Kestelî Muslihuddin Mustafa vs. gibi âlimlerden ders alarak tahsilini tamamladı.

Bilahare muhtelif medreselerde hocalık ve müderrislik yaptı. Yavuz Sultan Süleyman zamanında Osmanlı kamuoyunu Safevîlere karşı hazırlamak amacıyla yazdığı risalede Şah İsmail’i ve akidesini eleştirerek Şiilerle yapılacak savaşın cihad sayılacağını belirtmesiyle şöhreti artan Kemalpaşazâde 1515’te Edirne kadılığına, 1516’da da Anadolu kazaskerliğine getirildi.

 

MEŞHUR MENKIBESİ, ÖLÜMÜ VE SERVETİ

Anadolu kazaskerliği görevini sürdürdüğü esnada katıldığı Mısır seferinde padişahtan büyük itibar gördü ve beylerbeyi olarak tayin edilen Hayır Bey’e yardımcı sıfatıyla Mısır’ın tahririnde görev aldı. Bu sefer dönüşünde atının ayağından sıçrayan çamurun padişahın kaftanını kirletmesi üzerine, Yavuz Sultan Selim’in “Ulema ayağından sıçrayan çamurun medar-ı zinet ve bais-i mefharet” olacağını söyleyerek kaftanının ölümünden sonra sandukası üzerine örtülmesi vasiyetinde bulunduğu rivayet edilir.

Gene muhtelif görevlerde bulunan Kemalpaşazâde İstanbul’da Fatih medresesinde görev yaptığı sırada Zembilli Ali Efendi’nin yerine 1526’da Şeyhülislamlık makamına getirildi. Bu makamda iken 1534 tarihinde vefat etti. Edirnekapı dışındaki Mahmud Çelebi zaviyesi haziresine defnedildi. 1971 yılındaki yol yapımı esnasında kabri oradan bir başka yere nakledildi.

Ölümü için tarih olarak düşülen “İrtehale’l ulûmu bil Kemal” –Kemal’le birlikte ilimler öldü- ibaresi onun ilmî kişiliğinin bir ifadesidir. Kemalpaşazâde’nin Edirne’de çiftliği ve değirmeni, dedesinin türbesi yanındaki mescitte vakıfları vardır. 

 

İTİBARI VE YETİŞTİRDİĞİ TALEBELERDEN BAZILARI

Dönemlerinde yaşadığı üç padişahın –İkinci Beyazıd, Yavuz Sultan Selim, Kanunî Sultan Süleyman- sevgi ve saygısını kazanan Kemalpaşazâde, hadis, tefsir, fıkıh gibi dinî ilimler başta olmak üzere tarih, edebiyat, felsefe, dil ve tıp alanlarında eser vermiş çok yönlü bir âlimdir. Bu yüzden 16. yüzyılın ilk yarısında Osmanlı ilim ve kültürünün en büyük temsilcilerinden biri olarak görülmektedir.

Yetiştirdiği kişiler onun konumunu belirten en önemli göstergedir. Yavuz’un büyüklüğünde büyük pay sahibi Muhyiddin Muhammed bin Mehmed, Sa’di Sâdullah Efendi, Şeyhü’l-İslam Ebussud Efendi vs… Zayıflamaya yüz tutan ilmin metodolojisini yeniden inşa etmeye çalışan İbni Kemal, Saadeddin Taftazânî (büyük akaid alimi) ve Seyyid Şerif El-Cürcani ile mukayese edilmiştir.

Eser verdiği hemen her ilim dalında karmaşık konuları cesaretle tartışan İbni Kemal, en muktedir alimleri ehliyetle tenkit ederdi. Mısır’ın alınmasından sonra şöhretini duyan Mısır uleması kendini denemek istemişse de sonunda onun ilmî kudretini kabul etmek zorunda kalmışlardır.

 

TASAVVUF ANLAYIŞI

Felsefecilerin ve kelamcıların görüşünü yakından takip eden Kemalpaşazâde bu alanda Fahreddin er-Razi ekolünü takip etmiştir. Tasavvufa karşı olmamakla beraber, şeriatın belirlediği çerçevenin dışına çıkan fikir ve uygulamalara karşı mücadele etmiş. Nitekim mânen belirli bir seviyeye yükselenlerden şer’î yükümlülüklerin kalktığı ve haram-helal arasında fark kalmadığı gibi bazı (sapık) düşüncelere sahip olan Bayramî-Melamî şeyhlerinden İsmail Maşukî ile bir kısım müritlerinin idam fetvalarını verdiği belirtilmektedir.

Zahirî ve batınî ilme vakıf olan büyük âlim, zahidâne yaşantısıyla da dikkat çekmiştir. Öyle ki, vefat ettiğinde kendisine türbe yapılmamasını, sadece bir taşın dikilmesinin yeterli olacağını ifade etmiştir. Ayrıca tasavvufun sahih bir yol olmasını, meşrû sınırları aşmaması şartına bağlayarak âlimlerin fetvalarını ve sözlerini dinlemeyip, “Şeyhim böyle söyledi” demenin tasavvuf sayılmayacağını belirtmiş. Hatta zikir esnasında yapılan devran, raks, sema ayiniyle ilgili de oldukça sert fetvalar vermiştir…

 

FIKHÎ VE DİĞER GÖRÜŞLERİ

Hanefiyyül mezheb olan Kemalpaşazâde, tabir caizse fıkıhta bazı yeni düzenlemeler yapmış, hatta mensubu olduğu mezhebin malum görüşlerinin aksine fetvalar (içtihad) vermiştir. Özellikle para vakıflarına cevaz vermesi, bunu da devletin resmî görüşü olarak belirtmesi dikkat çekici.

Eser telif etmekle de meşhur olan İbni Kemal her gün yığınla meseleye fetva vermiştir. Kemalpaşazâde İslam düşüncesinin çeşitli alanlarında eleştiriye ve analize dayanan eserler yazmıştır. Kelam, felsefe ve tasavvufun sentezini yapmaya ve ehl-i sünnet doktrini olarak aklî bakımdan temellendirmeyi düşünmüştür.

Kemalpaşazâde kendisinden önce Davud-i Kayserî, Kutbuddin İznikî, Molla Fenarî, Hızır Bey, Sinan Paşa ve Molla Lütfü gibi Osmanlı düşünce geleneğini temsil eden ilim ehlinin devam ettirdiği Fahreddin er-Râzî ekolüne bağlı bir düşünce insanıdır. (1)

Osmanlı’nın zirvede olduğu dönemde yaşayan, görüş ve düşünceleriyle umera ve halk arasında haklı bir itibar kazanan İbni Kemal, döneminde olduğu kadar daha sonraki zamanlarda da insanlığın önünü açmıştır.

İlmiyle âmil, görüşleriyle isabet kaydeden, ifrat ve tefritten uzak, hak bildiğini söylemekten hiçbir zaman çekinmeyen İbni Kemallere ne kadar muhtacız.

(1) Türkiye Diyanet Vakfı, İslam Ansiklopedisi, C.25


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.