E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

EMİN ALPER, SÜLEYMAN KONAK

HABER YORUM;

Filistin bir kahramanını daha ebediyete uğurladı

Filistin lideri Ebu Ammar Yaser Arafat’ı kaybettik, başta “benim küçük generallerim” dediği Filistinli çocuklar olmak üzere bütün İslam âleminin başı sağ olsun.

Malum birkaçı hariç, Putin’den Papa’ya kadar bütün dünya liderleri O’nu öven mesajlar yayınladılar.

Bizler şahidiz ki, cihad aşkıyla mücadele etti. Zulme boyun eğmedi. Arkasında hiç kimseyi bulamadığı bir zamanda, hayatları da yürekleri kadar temiz olan Filistinli çocukların sapan taşlarıyla elde ettiği kazanımların mücadelesini her yerde savundu. Halkının yanında dimdik durdu. Siyonistlerin tüm hile ve tuzaklarına rağmen tüm direniş örgütlerini bir çatı altında topladı, tam bir devlet adamlığı dirayeti göstererek meşrep farklılığı gözetmeksizin bütün Filistinlilerin lideri olmayı başardı.

Babası Osmanlı subaylarından Abdurrahman Bey olan Arafat hepimizden daha Osmanlı idi. Bunu her fırsatta övünerek ifade ederdi.

Tarih, onu her zaman, “Kudüs sizin, imdadına yetişin, gelin kurtarın!” feryadıyla hatırlatacak. Evet bize sesleniyordu. Gözlerimiz kör, kulaklarımız sağır olsa da.

Tam 41 ay abluka altında tutulduğu karargahından, hep gülen gözleriyle halkını selamlayarak çıkarken ekranlardan içimiz burkularak seyrettik. Rahatsızlığı kamuoyuna yansıyınca “Bizans çocuğu”  Chirac özel uçağını gönderip tedavisi için Paris’e getirtti. Bu davranışın Türkiye’ye yakışacağı, o uçağın Fransa’dan değil Türkiye’den gitmesi gerektiğini yüreğimiz kanayarak düşündük. Bu kahraman insan Paris’te değil İstanbul’da tedavi olmalıydı, diye içimizden geçirdik. Ne oldu bize de kardeşlerimizin liderine bile sahip çıkamıyoruz, diye kahrolduk. 

KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, “Yıllar önce bir İslam Konferansı’nda buluştuğumuzda bana, ‘Denktaş Bey, sen bana BM’de söz hakkı verildi diye kıskanıyorsun. Şunu unutuyorsun, benim gömülecek toprağım yok henüz. Senin bir Türkiyen var, devletin var. Benim bir Türkiyem olmuş olsaydı şimdi bu çektiklerimi çekmezdim’ demişti. Gömülecek toprağım yok sözü bana çok batmıştı” diyor. Evet bize de ‘batıyor’. Sadece ayağımıza batan dikenin bile tüm azalarımız tarafından hissedilmesi gerektiği bize söylenmişti. Bugün vücudumuzda diken batacak bir yer kalmadığını hissediyoruz.

Vefatından 20 gün kadar önce ABD başkanı Bush’un Ulusal Güvenlik Danışmanı, müstakbel Dışişleri Bakanı Rice, kendilerinin Arafat’la görüşmediklerini ancak görüşen ülke liderlerinin istifa etmesi için baskı yapmalarını istemiş, artık bir şekilde devre dışı kalması gerektiğine inandığını açıklamıştı.

İsrail, daha önce de Şeyh Ahmet Yasin başta olmak üzere birçok Filistinli lideri şehid etmişti. Bu kadar teknik ve tıbbî imkanlara rağmen ölüm nedeninin tam olarak açıklanamamasından dolayı dünyadaki birçok müslüman gibi biz de şehid olduğu ümidini taşıyoruz.

Biliyor ve inanıyoruz ki, Filistin davası ve mücadelesi yetim kalmamıştır, bütün müslümanların hatta bütün insanlığın bugün için en önemli davasıdır

LANET OLSUN!

ABD Başkanı, Beyaz Saray’da 57 yıldır süren geleneği devam ettirerek, şükran gününde yenilmesi gereken iki hindiyi bağışlamış. Hindiler bundan sonraki hayatlarını bir hayvanat bahçesinde sürdüreceklermiş.

Bütün dünyanın gözü önünde kadın çocuk demeden 100 000 Iraklıyı katleden, kanını döktüğü bebeklere  hindiye gösterdiği merhameti dahi gösteremeyen insanlığın bu onursuz gücüne lanet ediyoruz

Ayrıca Bush’un şükran gününde hindi yemeyeceğine de inanmıyoruz.

EGEMENLİK

Sayın TBMM Başkanımız, “Egemenlik devri ne günah, ne ayıp, ne de çirkin bir şey” demiş. AB’ye –eğer alırlarsa- devredeceğimiz egemenliği kastediyor.

Dinimiz başkaları tarafından yönetilmeyi zillet kabul eder. Milletimiz bağımsızlığa, egemenliğe bunun için önem verir ve bu uğurda ölmeyi göze alır. Her aileden en az bir şehit vermekle her zaman övünmesi de bu yüzdendir.

Sayın Başkan sözlerini savunurken “ne var bunda, onlar da devrediyor ‘siz’ neden gocunuyorsunuz?” diyor. Onların kendi aralarındaki alışverişten gocunmamaları gayet tabiidir. Ancak görüyoruz ki onlar da bize egemenlik devrinden gocunmaktadırlar. Bunun için bizi “ehlileştirme” çabası içindeler.

Bizi “alırız ama....” dan sonraki dayatmalar ve bizim ehlileştiğimizi ispat için gösterdiğimiz     çabalar endişelendirmektedir. Yetkililerimiz bir yandan AB’ye egemenlik devrinin ayıp bir şey olmadığını izaha çabalarken diğer yandan “Ortadoğu’ya huzur(!) ve refah(!) getirecek olan BOP girişiminin amaçlarına uygun ve başarılı olması için aktif katkı sağladıklarını” açıklamaktalar.

Maksadı ne olursa olsun, neyi kastederse kastetsin, böyle bir egemenlik devri açıklamasının ve izahının,  bağımsız bir ülkenin ve halkın egemenlik temsilcisi olan Meclis Başkanı tarafından yapılmaması gerektiğini düşünüyoruz.

Kayıtsız şartsız AB’ye girilmesi gerektiğine inananlara ve Türkiye’nin önünde başka yol bulunmadığını söyleyenlere ve bunu Atatürkçülük adına yapanlara da Atatürk’ün bir uyarısını hatırlatalım:

“Artık vaziyeti düzeltmek için mutlaka Avrupa’dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa’nın emellerine göre yapmak, bütün dersleri Avrupa’dan almak gibi bir takım zihniyetler belirdi. Halbuki hangi istiklal vardır ki yabancıların nasihatleri ve planları ile yükselebilsin? Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir.”

DİRENİŞ FARZDIR

İnternet’te yayınlanan ve altında Suudi Arabistan’da yaşayan 26 İslam âliminin imzası bulunan deklarasyonda, “İşgalcilere karşı savaşmanın herkes için bir yükümlülük olduğu” ifade edildi. Deklarasyonda ayrıca dünya müslümanları Irak’taki kardeşlerine destek olmaya çağrılıyor ve Irak halkının birlik olması tavsiye ediliyor.

Ayrıca Katar’da yaşayan, İslam Dünyasının tanınmış alimlerinden Şeyh Yusuf El Kardavi de, El Cezire Televizyonu’nda benzer bir açıklama yaparak, Irak’taki işgalci Amerikan güçlerine karşı savaşmanın dînî bir görev olduğunu bildirerek, ABD saldırılarını “ahlaksız saldırı” olarak nitelendirdi.

12 YILDA NE DEĞİŞTİ?

1993 yılına kan ve ölümle giriyoruz.

Akan kan müslüman kanı... Şehitlerimiz yüz binler... Batı emperyalizmi, Haçlı zihniyeti tarihi görevini icraya devam ediyor.

Emperyalist güçler, Avrupa’da hatta bütün yeryüzünde, dini İslam olan bir topluluğa kesinlikle yaşam hakkı tanımak istemiyor. Bütün bu zulümler, farklı uygulamalarla dünyanın değişik bölgelerinde artarak devam ediyor. İşte Bosna Hersek, işte Karabağ, işte Filistin, işte Cezayir, işte Keşmir, işte Kafkasya, işte Burma, işte Hindistan, işte Afganistan, işte Somali, işte Irak, işte Sudan,  işte Tayland v.s.

ABD emperyalizmi, Yeni Dünya Düzeni’ni, müslümanların kanıyla uygulamaya sokmuş durumda... Ülkemizdeki mevcut yönetim bütün bu olaylara sadece mırıldanan bir aciz seyirci edasıyla yaklaşıyor. “Ne diyorsunuz?” diye sorduğunuzda, “Türkiye üzerine düşeni yapıyor.” kartıyla cevap veriyorlar.

Dünyadaki bu hızlı gelişmeler karşısında Türkiye, bu türlü donmuş, uyuşmuş, uşak ifadelerle tarihî sorumluluğun gereklerini yapmış olamaz. Türkiye’de yaşayan bizler de bu olaylar karşısında mesuliyetten kaçamayız.

Manevî sorumluluktan kurtulamayız. “Bütün gücümüzle çalışmak, bu kardeşlerimizin yanında madden ve mânen yer almak zorundayız.”

(Recep Tayyip Erdoğan , 1993 yılı çalışma kitapçığı önsözü)

NERENİN MİLLETVEKİLİ?

TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Başkanı Mehmet Elkatmış,  Almanya’da bazı eyaletlerin başörtüsü konusunda ‘birtakım’ kararlar aldığını bildirerek “Bu konuda vatandaşlarımız tedirgin” demiş ve bu durumun insan haklarına aykırı olduğunu belirtmiş.

‘Birtakım kararların’ ne olduğunu tam olarak anlayamadık ama neden açıkça ifade edilmediğini galiba anlıyoruz.

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.