E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

CEMİL USTA (cemilusta@ilkadimdergisi.com)

FIKIH;

DİNLER ARASI DİYALOG  CAİZ DEĞİLDİR

DİNLER ARASI DİYALOG CAİZ Mİ?

Semavî dinlerin hepsi esas bakımından birdirler. Yalnız bazı ibadetler ve hukuk kuralları bakımından aralarında ayrılık olmuştur. İslam dini hak dinlerin en sonu ve en olgunudur. Kıyamete kadar geçerlidir. Cenab-ı Allah şöyle buyuruyor “Allah katında din İslam’dır”. (Âl-i İmran 19)

Hakiki din olan İslam varken, asılları bakımından birer hakiki din iken sonradan bozulmuş, ilahîmahiyetini kaybetmiş muharref dinlerle veya asılları bakımından da hakiki bir din ile ilgili olmayan dinlerle mi diyalog olacak. Buna en güzel cevap Kur'an’da mevcuttur

“Kim İslamiyet’ten başka bir din ararsa bilsin ki kendinden asla kabul edilmeyecek.” (Âl-i İmran 85)

Allah (CC) İslam’dan gayrisine razı değilken olması gerekene şöyle işaret ediyor:

“Rasulüm de ki, ey ehli kitap! Sizinle bizim aramızda müşterek olan bir söze gelin.” (Al-i İmran 64)

Buradaki ilahî çağrı bütün insanlığın tevhid dini olan gerçek tevhide çağrı yapılıyor. Peygamberimiz (S.A.V.) Dıhye’ye gönderdiği mektupta da bu ayeti yazarak en son ve kâmil olan İslam dinine davet ediyordu, bu nedenle İlkadım dergisi vesilesiyle imandan mahrum olan insanları dünya ve Ahiretin saadet kaynağı olan yüce İslam’a, Kur'an’a davet ediyoruz. İslam dininin dışındaki dinlerin Allah katında da geçerliliği olmadığından dinler arası tabirinin hiç hükmü yoktur. Çünkü tek hakiki din İslam’dır. Din vardır ama dinler yoktur.

EL CEVAP: DİNLER ARASI DİYALOG CAİZ DEGİLDİR!

 

BAZI ÇORAPLARIN ALTINDA YAZI VAR BUNUN HÜKMÜ NEDİR?

Bir kimse namazda iken gözüne karşı gelen bir kitaba yalnız baksa, yahut ne yazılmış olduğunu anlamak için bir göz atsa, sahih olan görüşe göre namazı bozulmaz. Fakat karşısında bulunan bir Kur'an’ı Kerim’den yahut yazıları bulunan bir mihrabdan Kur'an’ı Kerim ayetlerini okuyacak olsa, bakılır eğer okuduğu ayetler onun ezberinde ise namazı bozulmaz, fakat ezberinde yoksa en az bir ayet okuyunca namazı bozulur. (Ö. Nasuhi Bilmen İlmihali, s. 236)

Namaz kılan bir kişi karşısında bulunan bir levhadan veya açık Kur'an’ı Kerim’den ezberinde olmayan bir ayet veya daha fazlasını okursa namazı bozulur. (Zeki Soyak, İslam Ahkamı, s. 156)

- Namazda iki harften ibaret dahi olsa, namaz kılanın işiteceği derecede söz söylemek namazı bozar. Bu hususta kasıt, yanılma, uyuma ve hata halleri eşittir.

- Bir hastalık sebebiyle veya bir malın, bir arkadaşın kaybolması gibi musibetten dolayı harfler belirecek şekilde sesle ağlamak, veya ah, uh, eh diye inlemek öf demek, yahut bir tozu üflemek veya bir şeyden bezginlik göstermek için uf, tuh demek namazı bozar. (Ö. Nasuhi Bilmen İlmihali)

Bu örneklerden de anlaşılacağı gibi bir musallinin önünde namaz kılanın arkasındaki namaz kılan kişi önündekinin çorabındaki bir yazıyı veya elbisesindeki yazıyı heceleyerek okursa namazı bozulur, her şeyden önce bir dünya kelamıdır. Bundan dolayıdır ki elbisemizde veya çorabımızda yazı bulunmamasına dikkat etmek en uygunudur. Çünkü belki bir müslümanın namazının ifsat olmasına yol açabiliriz.

ÖDÜLÜN HÜKMÜ NEDİR?

Ödül iki taraftan şart koşulursa kumar olacağından haramdır. Mesela; iki yarışçıdan birisi diğerine, “Sen beni geçersen ben sana şu kadar para vereceğim; ben seni geçersem sen bana şu kadar para ver” diye şart koşup öbürü de kabul etse ve yarış yapılsa, kazananın ödül alması haramdır. Çünkü bu durum kumardır. Ancak, eğer yarışma için hariçten birisi kazanana şu kadar para vereceğim dese veya iki yarışçıdan birisi, “Sen beni geçersen sana şu kadar para vereceğim, ben seni geçersem senden bir şey almayacağım” derse bu caiz görülmüştür.

Çocuklarımıza ve çevremizdeki insanlara, meşru işlerde, iyilik hususunda, ibadetlere teşvik etmek için bir şeyler vaat edilirse bu da güzeldir. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem bir hadisi şeriflerinde şöyle buyuruyor:

“Kim atışı öğrenir de atış yapmazsa benden değildir. Şüphe yok ki Allahu Teala bir ok sebebiyle üç müslüman kimseyi; ilayı kelimetullah için düşmana karşı yapılan savaşa yardım etmek maksadıyla ok yapanı, Allah yolunda bu okları atanı, okları atıcıya vereni cennete koyar.”

Bugün ok yok. Ama onun yerine kaim olacak silahlar var. Müslümanların, dinlerini, namuslarını, mukaddesatlarını koruyabilecek bir güce erişmeleri gerekir. Bu sebeple İslam dünyasının askerî, siyasî, içtimaî, iktisadî yönden kuvvetlenmesi gerekir. Yaşanılabilir bir dünya, müslümanların yeryüzünde ilahî adaleti tesis etmesi ile gerçekleşecektir. Bu amaçlara hizmet edecek şekilde her türlü teşvik ve ödüle baş vurulabilir.

Peygamber Efendimiz bir başka hadisinde, “Kuvvet, atmaktır” buyuruyor. Bizlerin de bu hadisler muvacehesinde evlatlarımızı kuvvetli olmaya, çağın silahlarını kullanmayı öğrenmeye teşvik etmemiz gerekir. Bu hususlarda da en iyi teşvik ödüllendirmektir.

 

OYUN, EĞLENCE, ÇALGININ HÜKMÜ NEDİR?

Peygamber Efendimiz, “(Şeran caiz olmayan) oyun ve eğlenceleri dinlemek günahtır. Onların yanında oturmak fasıklıktır. Onlardan lezzet almak küfran-ı nimettir.” buyurmuşlardır.

Müslüman bir kimsenin meşru olmayan şarkı, türkü, çalgı, eğlence ve oyunları işitmemeye çalışması vaciptir. Bir kimse fena bir toplantı yerinde kendisi de kötülük işlerken tesbih ve zikirle meşgul olsa günahkar olur. Ancak, dünya işlerine dalmış, gaflete düşmüş bir toplumda insanları uyarmayı niyet ederek, ‘sübhanallah, elhamdülillah” dese, tenha yerdeki ‘sübhanallah, elhamdülillah’ demesinden daha faziletlidir.

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, “Gafiller arasında Allah’ı zikreden Allah yolunda cihad eden gibidir.”  buyurmuşlardır.

Müslümanların günlük hayatlarındaki toplantı mahallerinin İslamî kurallara uygun olması gerekir. Aksi halde orada bulunmamak lazımdır. Alışverişimiz, aile hayatımız, sosyal münasebetlerimizin hepsi İslamî kurallar dahilinde olmalıdır. Zira müslümanlar haram işlemedikleri gibi harama da vesile olamazlar. Harama vesile olmak haramı işlemek gibidir.

Allah’ım ümmet-i Muhammedi Kur'an’a mahkum et. Amin.

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.