E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

CEMİL USTA (cemilusta@ilkadimdergisi.com)

FIKIH;

İslam’a Göre Savaş

İslam’a göre savaş nedir? İnsanlık nelere dikkat etmesi gerekir? Savaş hangi şartlarda gerekir? Hükmü nedir?

Eyüp Öztürk - Kayseri

 

Hak ile batıl arasındaki mücadelenin kıyamete kadar süreceğini ifade eden Peygamberimiz (s.a.v.):

“Düşmanla karşılaşmayı temenni etmeyin. Fakat buna mecbur kaldığınız takdirde tahammül gösterin. Allah’tan daima esenlik ve barış dileyin.” (Buhari ve Müslim) buyurmaktadır.

Barış temennimize, savaş  istemememize rağmen başkalarının tahriki ile her zaman bir savaş ortaya çıkabilir. Bu durumda yapılacak saldırılara karşı mukaddesatımızı, maddî ve manevî değerlerimiz ile haklarımızı koruyabilmenin yolunu Allahu Teâlâ Kur’an-ı Kerim’de şöyle gösteriyor:

“Onlara karşı elinizden geldiğince kuvvet ve cihat için bağlanıp beslenen atlar, savaş araç ve gereçleri hazırlayınız ki bununla Allah’ın düşmanını ve sizin düşmanınızı, bunlardan başka sizin bilmediğiniz, Allah’ın bildiği diğer düşmanları korkutup cesaretlerini kırasınız.” (Enfal 60)

Müslümanlar bu ayeti ve benzeri ayetleri hakkı ile anlasalar ve uygulasalardı, sadece askerî açıdan değil  ekonomik ve kültürel yönden de güçlü olabilseler, hazırlık yapabilselerdi bugünkü düştükleri zillete düşmezler, Irak, Filistin, Çeçenistan, Afganistan işgal edilmezdi.

 Şu anda İslam dünyası öyle bir haldeki adeta sıra hangi İslam ülkesine gelecek diye bekliyor. Resmî ve gayri resmî işgal altındaki İslam ülkelerinde kadın ve çocukların hâli içler acısı.

“Ne yapalım takdir böyleymiş” diye düşünüp güya tevekkül yapıyorsak yanlış yapıyoruz. Tevekkül, her türlü imkanını seferber edip, elinden gelen her şeyi yaptıktan sonra takdiri Allah’a bırakmaktır. Yoksa hiçbir gayret sarfetmeden oturmak değildir. Bu olsa olsa tembellik ve korkaklık olarak isimlendirilir.

Aslolan Öldürmek Değil Diriltmektir.

İnsan eşref-i mahlukattır. Bu şeref ancak iman ve salih amelle mümkündür. İmandan mahrum olanlar yani kafirler dinen ölü hükmündedirler. Bunlar ancak iman etmekle dirilirler. Bizler ise onlara imanı telkin ederek diriltmeye talibiz.

İslam’a göre prensip olarak insan masumdur. Allah mahlukatın yok edilmesini murat etmediği gibi onları öldürülmeleri için de yaratmamıştır. Debusi bu hususta şöyle der:

“Allah emaneti yüklenecek olan insanı kanı masum olarak yaratmıştır. İnsan bu masumiyetle yaşar ve ilahî emaneti bunun sayesinde yüklenip îfâ edebilir.”

Dinin temel esasları konusunda sorumluluğun hem kafir hem de müslüman için sabit olduğu hususunda hukukçular arasında görüş birliği mevcuttur. İnsan ancak işlediği bir suç sebebiyle öldürülebilir. Kuran-ı Kerim’de kendileriyle savaşılan ehli kitabın cizye vermesi halinde onlarla savaştan vazgeçilmesi emredilmiştir. (Tevbe 29)

Savaş onların küfrüne ceza olarak meşrû kılınmış değildir. Maksat onların müslümanlarla barış içinde yaşamalarını sağlamaktır.

Ancak inanmayan kimse müminlere savaş açtığı takdirde küfrünün zararı masum insanlara dokunmuş olacağından kendisine cevap vermek vacip olur.

Allah (c.c.):

“Fitne kalmayıncaya ve din de yalnız Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Vazgeçerlerse artık zulmedenlerden başkasına hiçbir düşmanlık yoktur.” (Bakara 193) buyurmaktadır.

(İslam Ansiklopedisi 7/529)

 

İslam’a Göre Savaşta da Zulüm Yasaktır

“Zulüm etmezsiniz zulüm de edilmezsiniz.” (Bakara 279)

“Size harp açanlarla Allah yolunda siz de savaş açın. (Müdafaa harbi yapın) Ancak aşırı gitmeyin. Şüphesiz ki Allah aşırı gidenleri sevmez.” (Bakara 190)

Allah (c.c.) aşırı gitmeyin. Şüphesiz ki Allah aşırı gidenleri sevmez ayetiyle aşırı gitmeyi yasaklamıştır.

Hasan Basri (r.a.) dediği gibi insanın  burnunu, kulağını ve dudağını kesmek, kadınları, çocukları, savaş gücü olmayan yaşlı ve sakatlar ile gayri müslim din adamlarını öldürmek, meyve sebze bahçelerini yakmak, sebepsiz yere hayvanlarını kesmek veya katletmek gibi hususlar ayetteki “aşırı gitmeyin” kapsamı içindedir. Peygamberimiz (s.a.v.) savaş kumandanlarını harbe gönderirken İslam’ın bu güzel prensiplerini hatırlatırdı.

Bir savaşta öldürülmüş bir kadın cesedi bulundu. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.) kadın ve çocukların öldürülmesini yasakladı. (Buhari)

İslam’da, savaşa neden izin verildiği hususunda belli başlı iki neden zikredilmektedir:

a- Savaş yalnız dinin hakimiyeti ve ilayı kelimetullah için yapılır.

b- Cihat müşriklerin eza, cefa, fitne ve fesatlarını gidermek, tebliğ ve davet görevinin yapılmasını temin etmek içindir. Zira İslam dininin beşeriyete yayılmasına ve İslam akidesinin yücelmesine mani olmak isteyenleri uzaklaştırmak ve yeryüzünü şerlerden korumak lazımdır ki halk, din hürriyeti ve iman etmek konusunda emniyet içinde olsun. (Ahkam Tefsiri, Muhammed Ali Sabuni 1/140)

 

Savaştaki Hukuk

İslam dini, müslümanların düşmanlarına bile zulmetmesine müsaade etmez. İmandan nasibi olmayanlar idareler ise zulümden asla geri durmazlar. Hatta kendi vatandaşlarına bile zulüm uygularlar.

İslam dinine göre her işte bir adalet ve hukuk olduğu gibi savaşta da bir hukuk ve adalet vardır. Yukarıda da bahsedildiği gibi düşmanın esir olarak elimize düşen kadın, çocuk, yaşlı ve benzeri kişileri birer emanettir. Yediklerimizden onlara da yediririz, onları susuz bırakamaz ve onlara zulmedemeyiz.

Hadis-i şerifte Peygamberimiz (s.a.v.): “Çocuğa annesinden ayrı olarak sahip olunmaz,” buyurmuştur.

Ecdadımız Osmanlı da İslam’a uygun hareketleri ile gittiği her yere zulüm değil, adalet, insanlık ve medeniyet götürmüştür. Ama bizler ecdadımızın yolunda gidemedik. Düşmanlarımıza karşı duruşumuz, müslümanlara karşı himaye ve merhametimiz  yetersiz. Osman Gazi’nin, “gayemiz kuru bir cihangirlik değil, ilayı kelimetullahtır” şeklindeki sözü bizim de rehberimiz olmalıdır.

Osmanlılar daima mazlumların yanında yer almışlardır. Onlar fethettikleri yerlere insanlığı ve hizmetin en güzelini taşımışlardır. Fethedilen hıristiyan köylerinde dahi aç ve açıkta kimse bırakılmamış, dul kadınlar korunmuş, giyecek, yiyecek ve barınak temin edilmiştir. Osmanlı sultanlarının idealleri nizam-ı âlem fikri üzerinde toplanmış ve devletin hikmet-i vücudu İslamî ve insanî esaslara bağlı bir cihan hakimiyeti düşüncesine dayandırılmıştır.

Arnavut asıllı Kosovalı Ali Yakup Efendi Osmanlıları çok sever, hep rahmetle anar ve şöyle derdi: “Ben Osmanlıları nasıl sevmeyeyim ki onlar gelmeseydi, bizler küfrün karanlığı içinde kalacaktık. Bizim memlekette Osmanlı ile din muhabbeti öyle mezc olmuştu ki ben her gün bir hatm-i şerif okusam, her nefeste Ya Rabbi! Bu kavme rahmet eyle diye dua etsem yine de Osmanlıların hakkını ödeyemem.” (Tarihten Günümüze İbret Işıkları, Osman Nuri Topbaş)

Bugün Irak’ta, Filistin’de, Çeçenistan’daki müslümanlara yapılan zulümlere bakınca Osmanlı’yı dünya insanı yeniden düşünmeye mecburdur. Bütün dünya müslümanları silkinip tarihine dönmek zorundadır. Ecdadın yanlışlarını bırakıp iyiliklerini örnek alarak Osmanlı ruhunu diriltmek zamanı geldi.

 

Dinen Hüküm Nedir?

Din-i İslam’da cihat bir farizadır. Bunun meşruiyeti kitabullah, sünnet-i nebeviye ile ümmetin icmaı ile sabittir. Bu hususta bir çok dini deliller vardır. Kur’an-ı Mübin’in şu ayet-i celilesi bu cümledendir:

“Kendilerine karşı harp açılan müslümanlara zulme uğradıkları için cihada mezuniyet verilmiştir. Allah Teâlâ da onlara nusret etmeye elbette kadirdir. O müslümanlar ki, rabbimiz Allah’tır demelerinden başka bir sebep yok iken haksız yere yurtlarından çıkarılmışlardır.” (Hac 39-40)

Bugün de müslümanların çeşitli vesilelerle dışlanmaları ve bigayri hakkın zulme uğramaları Rabbim Allah’tır demelerindendir.

Allah’ım ümmeti Muhammedi ve insanlığı Kur’an mahkum et. Amin...

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.