E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

ZEKİ SOYAK (zekisoyak@ilkadimdergisi.com)

BAŞYAZI;

 Savaş Felâkettir

İnsanoğlu varolduğundan beri  çekişmeler, kavgalar, savaşlar hep olagelmiştir. Yapılan bu kavgalar ve savaşlardan muhakkak her iki taraf da zarar görmüştür. Hele bu savaşlar bütün milletleri kapsayan DÜNYA SAVAŞLARI haline gelince felâketin boyutlarının nasıl genişleyeceğini, ne korkunç bir manzara arz edeceğini bir düşünün.

Zannedilmesin ki, savaşta zarara uğrayan savaşa katılan askerlerdir. Hayır! Bilakis sivil halk bilhassa çocuklar, kadınlar, yaşlılar çok daha fazla zarar görmekte, mağdur olmaktadır. Çünkü bunların ellerinde silahları yoktur ve korumasız durumdadırlar.

Çoğu kez yiyecek ve içecek bulamamaktadırlar. Hasta yaşlılar, küçük çocuklar açlıktan ve ilaçsızlıktan ölmektedir.

Bulundukları şehir ya da kasaba işgal edildiği zaman karşı taraf çeşit çeşit sorgulamalar yapmakta ve bu sorgulama esnasında tacizler, işkenceler yapılmaktadır.

Bilhassa kadınlara yapılan tasallutlar, savaşların o çirkin yüzünü göstermeye yeter. Hele savaşan taraflar belirli bir eğitim almamış, gözünü, şehvet ve mal hırsı bürümüş ya da karşı tarafa tam bir düşmanlıkla bilenmiş ise böylesi insanların neler yapacağını bir düşünün. Böylesi insanların yaptıkları savaş neticesinde nasıl bir manzara ile karşılaşacağınızı bir tahayyül edin.

Dünya savaşlarının çıkışına baktığımız zaman ya çok basit sebeplere dayandığını ya da bir despotun keyfî bir davranışı sebebiyle zuhur ettiğini görmekteyiz.

Birinci Dünya Savaşı’nın çıkmasına sebep Avusturya veliaht prensinin Saraybosna’da bir Sırp tarafından öldürülmesidir.

İkinci Dünya Savaşı’nın çıkışının sebebi ise, dünya hâkimiyeti hayalleri peşinde koşan ve bu hususta durmadan hazırlıklar yapan Hitler’in akıl almaz davranışlarıdır.

Her iki dünya savaşının bilhassa İkinci Dünya Savaşı’nın insanlığa nelere mal olduğu, ne büyük tahribatlar yaptığı hepimizce malumdur. Atom bombasının Japonya’da yaptığı tahribat hâlâ devam etmektedir. Savaş felâkettir. Hele savaşan taraflar, savaş kurallarına uymuyor, hiçbir kural tanımıyor, her önüne geleni yakıp yıkıyorsa. Maalesef zamanımız kural koyucuları, kendi koydukları kurallara riayet etmiyor, koydukları kuralları herkesten önce kendileri bozuyorlar. Durum böyle olunca felâketin boyutları daha da genişliyor, savaş manzaraları daha da çirkinleşiyor.

Daha uzaklara, birinci ve ikinci cihan savaşlarına gitmeye ne gerek var. Yirmi birinci asrın güya medenî insanlarının yaptığı savaşlara bir bakınız. Yaptıkları bir savaş mı? Yoksa vahşi hayvanları bile tiksindirecek bir vahşet mi? İlk çağ insanının bile yapmadıklarını yapıyorlar.

İnsanlığa güya medeniyet, öğretecek şu Amerika’nın Körfez savaşlarında yaptıklarına, ırza tasallutlarına insanlık dışı çeşit çeşit aşağılık işlerine bir bakın! Böylesi insanlar, böylesi bir toplum rüştünü ispat etmiş midir? Hayır.

Bosna-Hersek

Çeçenistan

Azerbaycan

Filistin

Afganistan

Arnavutluk

Bir kısmı üstü küllenmiş yeniden alevlenmek için beklemekte bir kısmı da hâlen devam etmektedir. Bu ülkelerde yapılan yıkımlar, insanlık dışı tahribat yıllarca giderilmeyecek boyutlardadır.

Savaşların geriye bıraktıkları:

Kaybolmuş binlerce insan,

Yıkılmış, tahrip olmuş şehirler,

Oturulamaz harap evler,

Hasta, sakat, bakıma muhtaç on binlerce insan,

Yokluklar, kıtlıklar, aç insanlar...

Savaş sonrası acil ihtiyaç malzemeleri, yiyecek, içecek, ilaç ve giyecek materyalleridir. Bunların savaş sırasında ve sonrasında acilen karşılanması gerekir. Yoksa savaşın yaptığı tahribat çok ileri boyutlara ulaşır.

Bu maddî ihtiyaçların yanında bir de savaşın toplum üzerinde bıraktığı manevî tahribat vardır. Bilhassa çocuk ve kadınların üzerinde savaşların psikolojik etkileri çok daha büyük olduğundan bu etkiler yıllarca devam etmekte ve nice  bunalımlara sebep olmaktadır.

Yukarıda da ifade ettiğim gibi bu bir eğitim işidir. Bir inanç işidir. Eğer savaşın felaketi iyi öğretilmez, merhamet duyguları insanlara aşılanmaz, güzel ahlak kazandırılmazsa vahşî insanlar ortaya çıkar.

İslam dini bir sulh dinidir. İslam’da savaş zaruret icabı vardır. Müslümanlar mecbur kalmadıkça savaşmazlar. Sırf yağma, sömürü ve başka toplumlara tahakküm etmek için savaş yapılmasına izin verilmemiştir.

Peygamberimiz canımız efendimiz:

“Düşmanla karşılaşmayı asla temenni etmeyiniz. Düşmanla karşılaşınca da, savaşa ilk başlayan siz olmayınız” buyurarak İslam’ın bir barış dini olduğunu göstermektedir. Ayrıca düşmanla karşılaşınca önce onları İslam’a davet etmemizi, bunu kabul etmezlerse cizye vermelerini, bunu  da kabul etmezlerse o takdirde savaşılmasını; ancak savaş esnasında çocuklara, yaşlılara, hastalara, dokunmamalarını, hastaları tedavi etmelerini, açları dyurmalarını, çıplak olanları giydirmelerini emretmektedir.

Dünya savaşlarının yıkımları anlatmakla bitmez. Savaşlarda ve savaş sonrasında, yazılan ağıtlar, deyişler, sayılamayacak kadar çoktur. Mümkün olduğu kadar savaşlara dur demeli, savaşın önüne geçilemiyorsa savaş ahlâkını hakim kılmalı, savaş kurallarına uymayan, devletler ve kişiler en ağır bir şekilde cezalandırılmalıdır.

 

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.