E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

MEHMET SOYSALDI*

ARAŞTIRMA;

Kur’an’ı Hatmetmenin Anlamı

Hatm ve hıtam kelimeleri, Kur’an ilimleriyle hadis literatüründe kullanılan bir tabir olup sözlükte “örtmek, mühürlemek, bir şeyi tamamlayıp sonuna ulaşmak” gibi manalara gelmektedir. Kur’an-ı Kerim’i başından sonuna kadar yüzünden veya ezbere okuyarak bitirmeye, ayrıca Sahih-i Buharî başta olmak üzere tanınmış hadis kitaplarını okuyup sona erdirmeye hatim (hatim indirmek, hatmetmek) denilmiştir.(1)

Kur’an Okumanın Fazileti:

Allah kelâmı olan Kur’an-ı Kerim’in müslümanlar nezdinde çok büyük bir değeri vardır. Çünkü o inananlara hidayet kaynağı olarak indirilmiştir.(2)  Kur’an-ı Kerim’i okumak, Allah katında ecir ve sevabı çok yüksek olan bir ibadettir. Nitekim Hz. Peygamber (sav) bu hususu hadislerinde şu şekilde beyan etmektedir:

“Ümmetimin ibadetinin en faziletlisi Kur’an okuma ibadetidir.”(3) 

“Bir kimsenin Allah’ın kitabından bir harf okuması bir hasenedir. Hasene de on misli sevap (mükâfat)la karşılanır. Ben size, ‘Elif-Lam-Mim’ bir harftir demiyorum. Belki “Elif” (başlı başına) bir harf, “Lam” da bir harf, “Mim” de bir harftir.”(4) 

“Kur’an okuyunuz, zira Kur’an, kendisini okuyanlara kıyamet gününde şefaatçi olarak gelir.”(5)

Yukarıda zikrettiğimiz hadislerde açıkça görüldüğü gibi Hz. Peygamber, okunan Kur’an’ın her harfine karşılık on sevap verileceğini, okuyanlar için Kur’an’ın dünyada huzur kaynağı, ahirette de şefaatçi olacağını bildirmiştir.

Hz. Peygamber’in Kur’an’ın okunmasıyla ilgili emir ve teşvikleri sebebiyle, Sahabe-i Kiram ve onları takip eden müslümanlar, Kur’an okumayı ve onunla meşgul olmayı daima ön plânda tutmuşlardır.

Bizler de Kur’an okumaya gece ve gündüz devam etmeliyiz, Kur’an’ı elden ve dilden hiç bırakmamalıyız. İşte o zaman göğüsler açılıp ferahlanır, kalpler nurlanır ve O’nunla, inanan her nefis şifa bulur. Nitekim Yüce Allah,

“Ey İnsanlar! Size Rabbinizden bir öğüt, gönüllerinizdekine bir şifa, müminler için bir hidayet ve rahmet gelmiştir.”(6)  buyurmaktadır.

Kur’an’ı Hatmetmek Âdeti Nereden Gelmektedir?

Peygamberimiz kendisine vahyolunan ayetleri ezberinde tutar ve ümmetine tebliğ ederdi. Kur’an’ı, hafızasına nakşedip ilk muhafaza eden kendisidir, ilk hafız odur. Kıyame suresinin 16. ve 17. ayetlerinin işareti ile(7)  Allah tarafından garanti edildiği şekilde Rasulullah, aldığı vahyi derhal bellemiş olurdu. Bundan sonra O, kendisine vahyedilen ayetleri ashabına tebliğ eder; ayrıca namazlarda ve namaz dışında da  okurdu.

Hz. Peygamberin, her yılın Ramazan ayında o zamana kadar nazil olan ayet ve sureleri Cibril’e arz ettiğini biliyoruz. Bu arz işi, Buhârî ve diğer muhaddisler tarafından şu şekilde nakledilmektedir:

“Hz. Peygamber, Ramazan gecelerinde Kur’an’ı Cibril’e arz ederdi.”(8)  Arz sırasında ashaptan bazılarının da bulunduğu rivayetlerden anlaşılmaktadır.(9) 

Başka bir haberde ise,

“Cibril her sene Peygamberle karşılıklı olarak Kur’an’ı birbirlerine arz ederler, son senesinde ise bu arz işi iki defa vâki olmuştur.” (10)

Bu hadiste bildirildiği gibi “arza” veya “mukabele” denilen bu karşılıklı okuma dinleme, Hz. Peygamber’in vefatından önceki Ramazan ayında iki defa gerçekleşmiştir. Arza-i Ahîra denilen bu son olaydan, Hz. Peygamber artık tebliğ görevinin son bulmak üzere olduğu ve vefatının yaklaştığı sonucunu çıkarmıştı.(11) 

Nitekim bu konuda, Hz. Fatıma, Peygamberimizin, kendisine gizlice şöyle demiş olduğunu, daha sonra Hz. Aişe’ye nakletmiştir:

“Cibril, Kur’an’ı her sene benimle bir defa karşılaştırırdı. Bu sene iki defa mukabele etti. Bundan, artık ecelimin geldiğini anladım.”

Hz. Peygamber’in Kur’an’ı Ramazan ayında bu şekilde tekrarlaması vahyin bu ayda inmeye başlamasından kaynaklansa gerektir. Bu yüzden Kur’an’ın bu ayda sıkça okunması müstehap kabul edilmiştir.

İşte camilerde, özellikle Ramazan aylarında, hafızlar tarafından okunup, cemaat tarafından dinlenme ve takip edilme şeklinde güzel bir anane olarak yerleşen mukabele, bu aziz hatıradan kalma güzel ve anlamlı bir gelenektir.

Müslümanlar da o zamandan beri Ramazan ayında genellikle camilerde ve bazı evlerde Kur’an okutup dinlemek suretiyle hatim indirmeyi âdet hâline getirmişlerdir.

Hatim indirmenin belli bir zamanı ve süresi yoktur. Ancak, Kur’an ayetleri üzerinde düşünmeden kısa bir müddet içerisinde Kur’an’ın hatmedilmesini Hz. Peygamber hoş karşılamamıştır. Buhârî ve Müslim’in ayrı ayrı naklettikleri Hz. Peygamber (sav) ile Abdullah b. Amr arasında geçen şu konuşma buna ışık tutmaktadır:

- Peygamber (sav) bana Kur’an’ı bir ayda hatmet, dedi.

- Ben, kendimde bundan daha fazlasına güç buluyorum, dedim.

- O hâlde on günde hatmet, dedi.

- Kendimde bundan da daha fazlasına güç buluyorum, karşılığını verdim.

Bunun üzerine şöyle dedi:

- Yedi günde hatmet, daha az bir müddette hatmetme.(12)

Rivayet edildiğine göre, biri Abdullah b. Abbas’a (ö.68/687) gelerek, okuyuşunun çok süratli olduğunu ve Kur’an-ı Kerim’i üç günde hatmettiğini söylemiştir. Bunun üzerine Abdullah b. Abbas kendisine şöyle demiştir:

“Bakara suresini bir gecede okuyup onun üzerinde düşünmek ve onu tertil ile okumak, dediğin şekilde okumaktan daha güzeldir.”(13)

Abdullah b. Ömer (ö.73/692) ve Muaz b. Cebel (ö.18/639), Kur’an-ı Kerim’i üç günden daha az bir müddet içerisinde okuyup hatmeden kişinin, okuduğundan bir şey anlayamayacağını söylemişlerdir.(14)

Hatim indirilirken, Duha suresinden itibaren her surenin sonunda veya bir görüşe göre başında tekbir getirme işi, yedi kıraat imamından İbn Kesir’in râvisi Bezzî tarafından Hz. Peygamber’e isnat edilen bir hadis olarak rivayet edilmiştir.(15)  Ancak munkatı rivayetleri muttasılmış gibi nakletmekle suçlanan Bezzî’nin bu tür rivayetleri muhaddislerce kabul görmemiştir.(16)  Bununla birlikte okunan sure sonlarında tekbir getirmek bir gelenek hâlinde devam etmiş, zamanla buna tehlil ve tahmid cümleleri de ilâve edilerek bazı ibareler oluşturulmuştur. Bunlardan en yaygın olanı şu şekildedir: “Allahu ekber lâ ilâhe illallahu vallahu ekber Allahu ekber ve lillahi’l-hamd.”

Hatim, Nas suresinin okunmasıyla sona ererse de ardından Fatiha ve Bakara suresinin ilk beş ayetinin okunması yeni bir hatme başlangıç sayılmıştır.

Hatim tamamlandıktan sonra dua edilir. Bu duadan önce İhlâs suresinin üç defa okunmasının bir dayanağının bulunmadığı ve bid’at olduğu bildirilmiştir.(17) 

Rasulullah’ın, “Kur’an’ı hatmeden kişinin kabul olunacak bir duası vardır.” dediği kendisinin de hatimden sonra dua ettiği bildirilmekte ve bu dualardan bazıları nakledilmektedir. Sahabeden Abdullah b. Mesud, Abdullah b. Abbas ve Enes b. Mâlik başta olmak üzere bazı sahabilerin de hatim dualarına katıldıkları, aile fertleriyle birlikte hatim duası yaptıkları rivayet edilmiştir.(18)  Bu uygulama çok değişik ve gösterişli merasimler hâlinde günümüze kadar gelmiş olup halk arasında ilk defa hatim indiren çocuklar için bir tören düzenleyenler de görülmektedir. Sevabını bağışlamak amacıyla Kur’an  okumanın caiz olup olmadığı hususu tartışmalı ise de, ölünün yıkanıp kefenlenmesinden sonra yahut defnedildiği gün veya gece Kur’an okunması veya hatim indirilip dua edilmesi bazı müslüman çevrelerde âdet hâline gelmiştir.

       Değerlendirme ve Sonuç:

Yukarıda verdiğimiz bilgilerden de anlaşılacağı üzere İslam dininde Kur’an’ı okumak başlı başına bir ibadettir. Hatta ibadetlerin en güzelidir diyebiliriz. Bu ibadeti yapan her insana Yüce Allah okuduğu Kur’an ayetlerinin her harfine karşılık on sevap vermektedir. Ancak burada çok önemli olan bir hususu da hatırlatmak yerinde olur kanaatindeyiz. Yüce Allah, Kur’an’ı okurken, okunan ayetlerin mânâlarını düşünmemizi istemekte ve şöyle buyurmaktadır: 

“Allah, düşünesiniz diye size ayetlerini böylece açıklıyor.”(19)  Bazı ayetlerde de:

“Onlar hâlâ o sözü (Kur’an’ı) düşünmediler mi? Yoksa onlara, ilk atalarına gelmeyen bir şey (bir peygamber ve Kitab) mi geldi? Yoksa peygamberlerini tanımadıkları (onun doğruluğunu, dürüstlüğünü bilmedikleri) için mi onu inkâr ediyorlar? Yoksa “Onda bir delilik mi var” diyorlar? Hayır, O, hakkı getirdi, fakat onların çoğu haktan hoşlanmıyorlar.”(20)  buyurarak Kur’an’ı okurken ayetlerin ihtiva ettiği mânâları düşünmemizi istemektedir.

Hatta bazı ayetlerde de “Kur’an’ı düşünmüyorlar mı?...”(21); “Kur’an’ı düşünmezler mi? Yoksa kalpleri kilitli midir?”(22)  diyerek, Kur’an’ı düşünmeyenleri yermektedir.

Sevgili Peygamberimiz de, “düşünmeden okumada bir hayır yoktur.” buyurarak ayetleri okurken anlamlarını düşünerek okumanın ne kadar önemli olduğunu vurgulamaktadır. Demek ki ayetleri anlayıp ihtiva ettiği hakikatlerden ibret almamız için düşünerek Kur’an okumalıyız. Bunun için de Kur’an’ın orijinal şeklini okumakla birlikte manasını anlamak için yeri geldiğinde mealini ve yorumlarını da okumamız gerekmektedir. Zira Kur’an’ın gösterdiği doğru yola ancak bu şekilde kavuşabiliriz.

 

* Fırat Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi. msoysaldi@hotmail.com

1- Çetin, Abdurrahman, “Hatim”, Diyanet İslam Ans., İstanbul 1997, XVI, 468, 469.

2- Bakara, 2/2.

3- Celalüddin es-Suyûtî, Camiu’s-Sağir, Kahire 1954, I, 50; el-İtkan fi Ulumi’l-Kur’an, Beyrut 1973, I, 104; el-Hindî Alauddin, Kenzu’l-Ummal, Beyrut 1985, I, 526; İbnü’l-Cezerî, en-Neşru fi Kıraati’l-Aşr, I, 3-4.

4- Tirmizî, Fedâilü’l-Kur’an, 16. Bu konudaki başka hadisler için bkz., Darimî, Sünen, Beyrut trs., II, 429; Tirmizî, Fedâil, 2

5- Müslim, Müsafirun, 252.

6- Yunus, 10/57.

7- Bu ayetlerde şöyle buyurulmaktadır: “O Kur’an’ı acele (kavrayıp ezber) etmek için (Cebrail iyice vahyi bitirmeden) dilini oynatma. O’nu (göğsünde) toplamak, O’nu okutmak, şüphesiz bize aittir.” Kıyame, 75/16-17.

8- Buharî, Bed’ü’l-Vahy, 5, Savm, 7; Müslim, Fedâil, 50; Nesâî, Sıyam, 2; Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, I, 288.

9- Bkz., İbn Hacer el-Askalânî, Fethu’l-Bârî, Mısır 1301, IX, 41.

10- Buhârî, Fadâilü’l-Kur’an, 7; Müslim, Fedâilü’s-Sahabe, 99; Ahmed b. Hanbel, age., I, 325; İbn Sa’d, Kitabu’t-Tabakâti’l-Kebir, Leiden 1940, II, 3.

11- İbn Kesir, Fazailü’l-Kur’an, Beyrut 1987, s. 83-84.

12- Buhârî, Savm, 54,55,56,57; Fazâilu'l-Kur’an, 34; Müslim, Savm, 35; Ebû Dâvud, Salat,8; Tirmizî, Kıraât, 13; Nesâî, Sıyâm, 6; İbn Mâce, İkametu's-Salat, 187; Ahmed b.Hanbel, el-Müsned, II,162.

13- Acurrî, age., s.82.

14- Suyûtî, Adâbu Tilâveti'l-Kur’an, s.94.

15- Hakim, el-Müstedrek, III, 304.

16- Çetin, “Hatim Maddesi”, XVI, 469.

17- ez-Zerkeşî, el-Burhan, I, 474; İbnü’l-Cezerî, en-Neşr, II, 451.

18- Dârimî, Fazâilü’l-Kur’an, 33; İbn Düreys el-Becelî, Fazâilü’l-Kur’an, (nşr. Gazve Bedir), Dımeşk 1408/1988, s. 51 vd; Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, VII, 172; Çetin, “Hatim Madd.”, XVI, 469.

19- Nur, 24/61; Bakara, 2/219,266.

20- Mü’minûn, 23/68-70.

21- Nisa, 4/82.

22- Muhammed, 47/24.

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.