E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

AHMET BELADA (ahmetbelada@yahoo.com)  

TARİHE YÖN VERENLER;

İbnülemin Mahmud Kemal

Eski İstanbul vali ve belediye başkanlarından Ord. Prof. Fahrettin Kerim Gökay bir hatırasını şöyle anlatıyor:

“ Valiliğim sırasında bir gün Celal Bayar, Adnan Menderes ve bazı bakanlar İstanbul’a geldiler. Efendi hazretlerini buraya getir de kendisiyle bir de yüz yüze görüşelim, diye haber gönderdiler. Derhal Mahmud Kemal Bey’e gittim ve durumu arzettim. Sinirli ve öfkeli bir tavırla, “ben o heriflerin ayağına gitmem” dedi. Israr ettim; yalvardım, yakardım. Sonunda ikna ettim. Bin naz ile ve söylene söylene Florya deniz köşküne götürdüm. Yenilip içildikten sonra sohbet faslı başladı. Bir ara Celal Bayar, Mahmut Kemal Bey’e hitaben şöyle dedi:

-Efendi hazretleri! Son sadrazamlar adındaki eserinizi okudum. Hakikaten güzel yazmışsınız. Lakin hep Osmanlı döneminin sadrazamlarını, devlet adamlarını anlatıyorsunuz. Bir eser daha kaleme alsanız, orada da cumhuriyet devri başvekillerini, cumhurbaşkanlarını tanıtsanız acaba nasıl olur?

İbnülemin Mahmut Kemal Bey, karşısındakinin cumhurbaşkanı olduğunu düşünmeye bile gerek görmeden “kim o herifler?” diye sorar ve konuşmasına şöyle devam eder:

-Ben son sadrazamları yazarken öyle rastgele hareket etmedim. Hepsini yakından tanıdım. Kimisinin hizmetinde bizzat bulundum, kimisiyle birlikte görev yaptım. Merhum babam Mehmet Emin paşa sayesinde bir çoğunun aile mahremiyetine kadar sokuldum. Meziyetlerine, kusurlarına, bir aile ocağı samimiyeti içinde şahit oldum. Onlarla düştüm onlarla kalktım. Halbuki yenileri tanımıyorum. Zaten yazılacak yönlerinin bulunduğuna da inanmıyorum.

Hem eskiden bir adam sadaret makamının çıkacağı zaman belli bir kademeden geçer, belli bir merhale kat ederdi. Mesela önce vali olur, sonra nâzır (bakan) olur, derken sadrazamlığa kadar yükselirdi. Şimdi öyle mi? Ne idiğü belirsiz bir adam, beklemedik bir anda milletin başına geçiyor. Sonra o nevzuhur (yeni çıkma) şahıs, âlimi, ulemayı ayağına çağırıyor.” (1)

Gözünü ve sözünü esirgemeyen Esseyyid İbnülemin Mahmut Kemal İnal, böyle birisiydi. Bulunduğu yerde fiziği ve fikri ile bulunan, söylenmesi gerekenleri söylemekten çekinmeyen, ben bunu söylersem başıma şu gelir veya yerimden olurum kaygısı gütmeyen değerli bir şahsiyetti.

 

DOĞUMU VE EĞİTİMİ

Son devir Osmanlı devlet adamları, şairleri, musikişinasları ve hattatları üzerine biyografileri ve tarih bilgisiyle tanınmış olan İbnülemin Mahmut Kemal 17 Kasım 1871’de İstanbul Beyazıt’ta doğdu. Babası Mühürdâr Mehmed Emin Paşa Sadrazam Yusuf Kamil Paşa'nın 27 yıl mühürdarlığını yapmıştır. Annesi dinî ve ahlakî terbiyesinde çok şey borçlu olduğu Hamide Nergis Hanım’dır. Babası Hz. Hüseyin soyundan geldiğinden bunlara “seyyid” denir. Yani Ehl-i Beyt’tendir. 

Çocukluk yıllarının çok zamanını Yusuf Kamil Paşa'nın eşi Zeynep Kamil Hanım’ın konağında geçiren İbnülemin, kendinden iki yaş küçük kardeşi Ahmet Tevfik ile birlikte ilk resmi eğitimine Mercanağa sıbyan mektebinde başladı. Süleymaniye camii imaretindeki Şehzade rüştiyesinden 1885’de mezun oldu. Maarif Nazırı (Milli Eğitim Bakanı) Mürit Paşa'nın yardımı ile Mekteb-i Mülkiye’nin yatılı kısmına kaydoldu. Buradaki eğitimini tamamlamadan ayrılıp dinleyici olarak Mekteb-i Hukukun derslerine devam etti. İki kardeşin beraber sürdürdükleri bu resmi öğrenim dışında asıl eğitimleri küçük yaştan itibaren babalarının ihtimamı altında başlamış, daha sonra da konaklarına gelen hocalardan ve devrin tanınmış ulemasından gördükleri cami dersleriyle devam etmiştir.

 

ÇALIŞMA HAYATI

Babasının elinden vazifesi alınınca, sıkıntılı günler yaşarlar. Tam da bu esnada İbnülemin 17 kasım 1889’da Bab-ı Âlî’nin gözde dairelerinden Vilayat-ı Mümtaze kalemine (özel kalem) stajyer olarak girdi. Bu tarihten itibaren Bab-ı Âlî’nin ilga edilişine (kaldırılışına)  kadar 33 sene aralıksız sürecek olan bürokrasi hayatı, ona yaşattığı ümitler ve hayal kırıklıkları yanında kendisine kazandırdığı devlet görgüsü ve eserlerine sağladığı ilk elden malzeme ve yeni bilgiler bakımından önemli bir yer tutmaktadır.

Bürokrasinin birçok kademesinde değişik görevler almış olan hazret, yer yer sıkıntılar da yaşadı. Osmanlı’nın son dönemlerindeki siyasî çalkantılar, çalışma hayatına da yansıdığından inmeler, çıkmalar hep olmuştur. Aldığı vazifeleri ve çalıştığı kurumları yazmaya kalkışsak epeyce zaman alacağından bu bahsi burada nihayete erdirelim. Ayrıntılı bilgi için Türkiye diyanet vakfı İslam ansiklopedisinin 21. cildine müracaat edilebilir.

 

YAŞANTISINDAN BAZI KESİTLER

Bazı Amerikalı ilim adamları, şöhretini duydukları üstadı ziyaret etmek için İstanbul’a gelirler. Tanışma ve konuşma faslı biraz ilerledikten sonra misafirler, Kanunî dönemiyle ilgili bazı araştırma yaptıklarını, bu konu hakkında bilgi topladıklarını söylerler. Mahmud Kemal Bey, verdiği bilgilerle Amerikalıları son derece şaşırtır. Anlattıkça coşar, coştukça anlatır. Bunlar Kanunî döneminde yaşamış şairlerden birinin el yazısını görmek isterler. İbnülemin tercümana “ayağın temiz mi?” diye sorar. Tabii ki tercüman şaşırır. O şaşkınlığını sürdüre dursun Mahmut Kemal:

- “Eğer ayağın temiz değilse şu kanepenin üstüne bir kağıt koy, üstüne bas, üçüncü raftaki altıncı kitabı indir, yirmi beşinci sayfasını aç bak. Aradığınız yazıyı orada bulacaksınız.” der.

Beyanlara göre oldukça zengin bir kütüphaneye sahip olan Mahmud Kemal Bey’in, aynı zamanda kitapların içeriğine hâkim olduğunu bu olayla anlamış oluyoruz. Eser vermek, büyük olmak kolay değil. Çalışmak ve okumakla mümkün oluyor.

Mahir İz bey anlatıyor:

“Bir gün öğle tatilini müteakip bir sıcakta Süleymaniye’deki müzeye gittim. Kapıdan içeriye girdiğim zaman İbnülemin Bey beni bir kere baştan aşağı süzdü, “buyurun” dedi. Oturdum. “Siz kimsiniz?” diye sordu. Kendimi tanıttım, “ne istiyorsunuz?” deyince, Adanalı Hayret Efendiyi tetkik etmek istediğimi söyledim. Derhal yüzü değişti kendini bir hiddet istila etti: “O bedhû (kötü huylu-huysuz), bedgû (münafık, dedikoducu), bedrûk (aslı kötü, huysuz, kötü davranışlı) adamdan başka tetkik edecek kimse bulamadın mı?” dedi. Benim ödüm koptu. Ne söyleyeceğimi şaşırdım. Sıkıldığımı görünce lutfedip biraz sakinleşti. Kendini tanıttıktan sonra hafif bir tebessümle iltifata başladı. Bilfasıla (aralıksız) üç saat konuşmuşuz. Kalkmak istedim, birazdan beraber gideriz, dedi. Beraber yürüdük ve ne müşkilin olursa çekinmeden gelebilirsin, diyerek beni memnun bir vaziyette yolcu etti.” (2)

 

VEFATI

İbnülemin her kendisini tanıyanın bildiği gibi, kendine mahsus bir adamdı. Süleyman Nazif Bey onun için:

“Ne kendi kimseye benzer, ne kimse kendisine”

demiş. Bunu işiten Yahya Kemal de şu beyti söylemiştir:

“Hezar gıbta o derr-i kadîm efendisine

Ne kendi kimseye benzer, ne kimse kendisine”

Evet nev-i şahsına münhasır bu büyük insan her fani gibi 87 yıllık uzun ömrünü tamamladı ve 24 Mayıs 1957 yılında hakkın rahmetine kavuştu.

Bütün canlılığı ile ayakta kalan zihnî melekelerine ve sarsılmaz gayretine mukabil 87 yıllık ömrü sadece öğrenmek, araştırmak ve memlekete hizmet vermekle geçiren, arkasında abide eserler bırakan İbnülemin’in vefatı, birçok kesimde teessürle karşılandı. Babası, annesi ve kardeşinin yattığı Merkez Efendi kabristanına defnedildi.

Gayreti, çalışması ve tavizsiz tavırlarıyla nümune-i imtisal teşkil eden bu büyük insana Allah’tan rahmet diliyorum.

 

ESERLERİ

Birbirinden güzel eserleri kaleme alan Mahmut Kemal’in başlıca eserleri şunlar:

1. Osmanlı Devrinde Son Sadrazamlar

2. Son Hattatlar

3. Hoş Sada. Son Asır Türk Musikişinasları

4. Son Asır Türk Şairleri

Biyografi dendiğinde ilk akla gelen zatlardan olan İbnülemin Mahmut Kemal İnal’ın eserlerinden yararlanmak ümidi ile.

 

(1) Ayaklı Kütüphaneler, Dursun Gürlek, Kubbealtı Neşriyatı, İst. 2003

(2) Yılların İzi, Mahir İz, İrfan Yayınları, İst.1975

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.