E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

EMİN ALPER, SÜLEYMAN KONAK

HABER YORUM;

Çanakkale Geçiliyor mu?

Geçtiğimiz ay içinde Doğan gurubu gazetelerde Çanakkale şehitliğinin ziyaretçilerine karşı başlatılan hem şehitlere hem de milletimize yapılmış yeni bir saygısızlık örneğine şahit olduk.

“Çanakkale  Savaşı imanla kazanıldı.” sözü dahi hurafe olarak gösterildi. Ziyaretçilerin kılık kıyafetleri dillere dolandı. Şehitliği gezdiren rehberler savaş sırasında sarıklı ve cüppeli kişilerin kahramanlık hikayelerini (hurafelerini diyorlar) ve bu savaşın Müslüman Hıristiyan savaşı olduğunu anlatarak şehitlere büyük saygısızlık yapıyorlarmış.

Çanakkale Savaşının yıldönümü törenlerinde bu yıl Akif’in “Kimi Hindu, kimi yamyam kimi bilmem ne bela” diye tasvir ettiği yedi düvelin temsilcilerini ağırladık, bayraklarını gönderlere çektik,  “şehitlerine” devlet erkanımızla saygı duruşunda bulunduk. Demekki bazılarına bunlar yetmedi.

   Bu medya mensupları bilsinler ki Anadolu topraklarında Çanakkale’de şehidi bulunmayan bir tek aile yoktur. Dedelerinin kabirlerini ziyaret edip fatiha okumak da bu milletin en tabi hakkı ve görevidir. Buralardaki her kıssa, her menkıbe bu halkın, bu milletin malıdır.

Savaşın iman gücü ile kazanıldığı sözüne bile hurafe diyebilen zihniyete Seyit Çavuş hikayesini, İstiklal Marşı şairi Akif’in Çanakkale Şehitlerine şiirini ve Atatürk’ün Nutkunda savaşı askerlerimizin imanlarını tasvir eden bölümleri okumalarını şiddetle tavsiye ediyoruz.

 

Yabancılar Topraklarımızı Mülk Ediniyor

 

Osmanlı’nın yıkılış sürecinin olaylarını, ardı ardına günümüz Türkiye’sinde yaşıyoruz.. Osmanlı Devleti’nde yıkılış ve borçlanma sürecinin başladığı 1854 Kırım Savaşı sonrasına kadar parayla yabancılara toprak satma, mülk edindirme durumu gündeme bile getirilmemişti.

1896 da Filistin’de toprak satın almak isteyen Yahudi Herzl’e Sultan Abdülhamid Han’ ın cevabını da hatırlıyoruz. “Şehit kanıyla alınan topraklar, parayla satılmaz.”

1984 te aynı amaçla çıkarılan kanunun Anayasa Mahkemesince iptal edilme gerekçesini de bu vesile ile hatırlayalım: “Ülkede yabancının arazi ve emlak edinmesi salt bir mülkiyet sorunu gibi değerlendirilemez. Toprak devletin vazgeçilmesi olanaksız temel unsuru, egemenlik ve bağımsızlığın simgesidir. Uluslar arası ilişkilerde kimi devletlerin siyasi ve ekonomik desteğini kazanmak maksadıyla ülke toprakları satılamaz.”

Haziran 2003 tarihinde tekrar gündeme alınarak değiştirilen Köy ve Tapu yasaları ile her defasında bir şekilde kapatılan bu kapı tekrar açıldı. Anlaşılan Türk tarafı “bir takım menfaatler karşılığında” bir kez daha ikna edildi.

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, kanun çıktıktan bugüne kadar yabancıların Türkiye’den aldıkları mülklerin tutarını açıkladı. 50 bine yakın yabancı, 270 milyon metrekare toprak satın almış.

GAP bölgesinde satılan toprakların büyük bir kısmını aracılı veya aracısız Yahudiler alıyor.Yunanlılar İstanbul ve İzmir’e yoğunlaşmış, Suriyeliler Hatay, Kilis, Mardin, Adana ve Gaziantep’te gayrimenkul satın alıyorlarmış. Amerikalılar Ankara’yı, Almanlar Akdeniz sahillerini, İngilizler ise Muğla’yı tercih ediyorlarmış.

Ne ilginçtir ki AB sürecinde Portekiz, İspanya, Fransa ve Almanya yabancılara mülk satışını daha da kısıtlamış ve zorlaştırmıştır. Katılım sürecinde Bulgaristan’a bu konuda istisnalar sağlanmıştır. Ancak bize gelince aynı çevreler toprak satışını AB kriteri diye teşvik etmekteler.

Netice olarak yaklaşık bir yıldır yabancılar süratle ülkemiz topraklarını satın almaktadırlar. Hatta bu işi hızlandırmak için, ülkemizde faaliyet gösteren yabancı emlakçilerin ilanlarını artık gazetelerde sıkça görebiliyoruz.

Allah bu durumlara vesile olanlara akıl fikir iz’an ihsan etsin. Kendi adıma hem bu dünyada hem ahirette iki elimin yakalarında olacağını bilmelerini isterim.

 

TROİA (TRUVA) ATI

Kendimizi başkalarından küçük görme, onların hoşlarına gidecek davranışlar sergileyerek kendimizi beğendirme kompleksimiz olduğu malumumuz.

Milyarlarca lira vererek Troia (Truva)  atı maketinin ülkemize getirilmesi bu kompleksimizin son örneği oldu. Troia atı büyük çabalarla, büyük bedeller ödenerek ve özentilerle ta Japonya’dan getirilerek Troia’ya yerleştirildi. Filmi yapan şirkete iyi para kazandırdığımız bir gerçek ama biz harcadığımız paralarımıza mı yoksa Çanakkale’mizin kaybettiğimiz adına mı üzülelim karar veremedik.

Çanakkale şehitliğinin tam karşısına kurulacak olan Troia anıtı yeni bir ruhu temsil edecek elbette. Buna da en çok, bölgeyi Çanakkale Zaferi ile değil  bu anıtla anacak olan malum yabancı ruhlu medya sevinecek anlaşılan.

 

DİNLER VE KÜLTÜRLER PARKI

Şanlıurfa’nın göbeğine yapılacak “Dinler ve Kültürler Parkı” adında, tamamıyla Siyonist tezgah kokan bir proje gündemde. Proje İsrail hükümeti tarafından hazırlanmış. 186  bin metrekarelik bir alana yapılacak olan “kültür parkının” 20 milyon dolarlık maliyeti de ortasına bir sinagog inşa edilmesi ve parkın içine Yahudiliği anlatan çeşitli etkinlikler de yer alması şartıyla İsrail tarafından karşılanıyor. Proje içinde ayrıca Almanya, İngiltere, İtalya ve İspanya gibi ülkelerden kilise ve katedral örnekleri de yer alacak. Kilise ve sinagog Şanlıurfalı Hıristiyan ve Museviler için( sayılarını merak ediyoruz.) ibadete açık tutulacak. Proje Diyarbakır merkezli olarak düşünülen Büyük Ortadoğu Projesinin bir basamağı olarak düşünülüyormuş.

1970 li yıllarda İslamcı gençliğin çeşitli toplantılarda her vesileyle attıkları “zincirler kırılsın, Ayasofya açılsın.”  sloganlarını hatırladık. Bugün geldiğimiz nokta hayli düşündürücü.

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.