E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

Dr. Veli Sırım

Araştırma;

İslâm’a çok uzak bir kavram

TERÖR

Bazı kavramlar vardır ki, bir mânâyı açıklamak, onu desteklemek ve pekiştirmek için kullanılır. “Işıl ışıl güneş” dediğimizde, her kelimeyle parlak ve aydınlık bir gün anlatılır. Aynı durum “zifiri karanlık” ifadesi için de geçerlidir. Görüldüğü gibi bu cümleleri oluşturan her bir kelime diğeriyle adeta omuz omuzadır. Birbirini destekler. Her bir kelime kendi taşıdığı anlamın yanı sıra, diğer kelimenin anlamını daha da güçlendirir.

Bazı kavramlar da vardır ki, asla yanyana gelmez. Gelmemelidir. Getirilmesi de çok saçma olur. Örneğin, hiç kimse “kapkara bir ışıktan”, “dondurucu bir hararetten”, “üzücü bir sevinçten” bahsetmez.

Ama bu kavramlar her ne kadar bir araya gelmeseler de, tanımlanırken hep zıtlarıyla açıklanır. Aydınlığı karanlığa, sıcaklığı soğukluğa, güzelliği çirkinliğe kıyaslayarak açıklarız. Hattâ zıtlıkların birbirine hakimiyeti oranında niteleme yaparız. “Çok güzel”, “biraz çirkin”, “alacakaranlık” gibi.

Ne gariptir ki, yanyana gelmesi hiç mümkün olmayan İslâm ile terör kavramları, günümüz dünyasında çok kolaylıkla birlikte kullanılmaktadır. Halbuki İslâm kelimesi hiçbir şekilde bu kavramla bağdaşmaz.

Diğer yandan “İslamî” nitelemesiyle başlayan bir isim, olay veya hareket her şeyden önce İslam’ın benimsediği, İslam’la yanyana gelebilecek bir şey olmalıdır. Çünkü “İslamî” demek, İslam’ın onayladığı, İslam’ın kuşattığı şey demektir. “İslamî terör” çerçevesi ise bu açıdan son derece mantıksız ve akıl dışı bir özellik taşır. Çünkü hiçbir yönden ne terörü, ne de terörü çağrıştıracak en ufak bir hareketi benimsemeyen bir dini, terörle ilişkilendirmek doğru değildir. Ayrıca bir kişinin veya grubun yaptığı terör eylemini İslam adına yaptığını söylemesi de bu gerçeği değiştirmez. Hem yapılan, hem de söylenen yanlıştır ve bu yanlışlıktan dolayı evrensel bir din terörle yanyana getirilemez. Buradan hareketle İslâm’ı din olarak kabul eden, onun kurallarını yerine getirme azminde ve inancında olan bir kişinin, bir müslümanın terörle en küçük bir ilgisinin olması mümkün değildir. Hattâ, bir müslümanın “biraz terörist veya çok terörist” gibi nitelemelerle tanımlanması da işin hakikatine ters düşer.

Müslümanın yeryüzünde bir tek gayesi vardır:

Sadece ve sadece Allah’ın rızasını kazanmak.

O, dünya hayatında bütün düşüncelerini, amellerini bu gaye etrafında şekillendirir. Plan ve projelerini ona ulaşabilmek için yazar–çizer.

Müslüman Allah’ın rızasını kazanma yolunda yürürken, vesilelerinin de meşru olmasına dikkat etmek mecburiyetindedir. Zira böyle yüce bir gaye, ancak meşrû vesilelerle elde edilebilir. Terörle, haksız yere insan öldürmekle bu gayeye ulaşılamaz.

Müslüman, ancak müslümandır.

Terörist ise sadece ve sadece teröristtir.

 

Terör nedir?

Günümüz insanlarının çokça duyduğu ve günlük konuşmalarında sıkça yer verdiği “terör” kelimesi, üzerinde bütün insanları ve toplumları ortak noktada buluşturacak bir tanıma sahip değildir. Çünkü bu kavram, kolaylıkla tanımı yapılabilecek bir olgu değildir.

Terör, aslen Latince bir kavramdır ve kısaca “korku” anlamını taşır.

Bir tanıma göre, terör, toplumun yapısını ve kamu otoritesini yıkmak, rejimin niteliğini değiştirmek için insanları korkutma, sindirme, yıldırma ve şiddet eylemlerinin bütünüdür. Diğer bir tanıma göre ise, belirli bir amaç için, toplumun bütününü veya bir kesimini yıldırmak, sindirmek ve gerektiğinde ortadan kaldırmak maksadıyla her türlü şiddet eylemlerini ihtiva eden eylemlere terör denir.(1)

Siyasî davranışlara olağan dışı yollarla etki yapmak amacıyla, tedhiş ve tehdit kullanımını gerektiren sembolik bir hareket olarak da tanımlanan terör, siyasî bir amaca hizmet eden, maddî etkilerden çok psikolojik etki oluşturan ve kurbanları daha çok sembolik fonksiyon taşıyan, olağan dışı tedhiş hareketleri şeklinde açıklanmıştır.(2)

Terör, dehşet salmak için girişilen seçilmiş ve planlı eylem veya eylem tehdididir. Saldırılan veya korkutulan sivil ve masum kurbanlar aracılığıyla, hedeflenenden daha büyük bir kitleyi yıldırıp korkutarak, yasadışı stratejik ve siyasî amaçlarını gerçekleştirmek için bir grubun veya devletin bilinçli ve planlı bir biçimde şiddet kullanması veya şiddet kullanma tehdidinde bulunmasıdır.(3)

Bütün bunların yanı sıra terörü, şu genel çerçeve içinde tanımlayabiliriz:

İnsanları yıldırmak, sindirmek yoluyla onlara belli düşünce, ideoloji ve davranışları benimsetmek için zor kullanm ya da tehdit etme eylemidir. Genellikle radikal ideolojik gruplar tarafından yürütülen silahlı mücadelelerin genel adıdır.

Bu tanımların birleştiği ortak noktaları, ortada bir şiddet eylemi veya bir şiddet eyleminin yapılacağı tehdidinin bulunması, şiddet eyleminin örgütlü bir güç tarafından gerçekleştirilmesi, toplumu hedef alan şiddet eyleminin belli bir amaca yönelik planlanması ve şiddetin hukuk dışı olarak kullanılması olarak belirleyebiliriz.

 

İdeolojik kaynaklar ve terör

Terör eylemleri genelde ideolojik ve siyasal kaynaklardan beslenir. İdeolojik destek olarak bir tepki felsefesine sahip olmasıyla birlikte, din ve milliyet de terör eylemleri için birer gerekçe olarak kullanılmaktadır.

İdeolojik kaynakların yanısıra, terörist eğilimleri kendi amaçlarına uygun bir zemin kabul edip maksatlarına ulaşmak için teröristleri maşa olarak kullanan mihraklar hatta ülke ve devletler vardır. Bazı devletlerin terör gruplarına gizli veya açık destek verdikleri görülmektedir. Kimi zaman komşu ya da düşman bir ülkeyi zayıflatmak için o ülkedeki teröre destek verilmekte, kimi zaman da, devlet doğrudan doğruya şeffaf ve yasal yollarla yapamayacağı eylemleri gerçekleştirmek için bazı terör gruplarını kullanmaktadır. Başta batı ülkeleri olmak üzere pek çok ülkenin “iyi terörist”, “kötü terörist” ayrımı vardır. Ancak ilginç bir nokta vardır ki, terör hangi amaç için ve hangi kesim tarafından kullanılırsa kullanılsın, sonunda, onu beslemenin, korumanın ve geliştirmenin maliyeti ödenemeyecek kadar yüksektir.(4) Çokça yaygın bir deyimle “terör kendi çocuklarını yer.”

 

Siyasî otorite ve terör

Bir ülkede ortaya çıkan terör eylemlerinin bir diğer yönünü, teröre uygun zemin hazırlayan şartlar oluşturur. Bu zemini hazırlayan en önemli etken ise siyasî otoritedir. Ülkeyi yönetenlerin yanlış icraatları, aşırı baskı ve sindirme politikaları, aslında terör gruplarınca çok sevilen uygulamalardır. Çünkü teröristler ancak böyle zeminlerde varlıklarını sürdürebilirler.

Yanlış yönetimle terör arasında çok ilginç bir bağlantı ve paralellik vardır. Hattâ bir kısır döngünün iki önemli aktörleridir bunlar. Örneğin bazı isyankâr görüşlere sahip insanlar, bir takım yanlış uygulamalara karşı olan tepkilerini yine yanlış usullerle sergilerler. Bu durum karşısında zaten kötü yöneticiler konumundaki kişiler, kötü yönetimlerine bir yenisini daha ekleyerek kaba kuvvete, silahlı güce sarılırlar. Adetâ bataklığı kurutmak yerine, sinekleri avlamaya koyulurlar. Sosyal, kültürel, psikolojik ve ekonomik tedbirler alarak terörün serpilip geliştiği ortamı kurutmak yerine, en kolaycı yol seçilir. Halbuki terör, tıpkı masallarda anlatılan vurdukça daha da büyüyen bir devi andırır. Kötü idareciler baskıyı artırdıkça terör de artar. Silah zoru kullanıldıkça karşı koyan silahlar ve o silahların tahribatı da artar. Daha da kötüsü teröristlere olan halk desteği de artar.

 

Terörün finans kaynakları

Terör örgütleri için hayatî önem taşıyan unsurlar; silahlanmak, kendilerini gizleyebilecekleri bir yer temin etmek ve gerek terörde kullanılacak kişilerin, gerekse örgütün genel masraflarını karşılayacak geliri temin etmek şeklindedir. Eylemler için gerekli harcamaları temin etmede, örgütün örtülü ülke desteği, soygun, gasp gibi yollarla toplanan paralar çoğu zaman yeterli olmaz. Bu durumda çok kârlı bir yol vardır ki, bütün terör örgütleri istisnasız bu yola başvururlar; Uyuşturucu madde kaçakçılığı.(5)

Silahların modernleşmesi, ulaşım ve iletişim teknolojilerindeki değişmeler, teröristlere eylem için daha güvenli bir ortam hazırladığı inkar edilmez bir gerçektir.(6)

 

Rastgele hedefler

Terör, kendi amacına ulaşmak için yaptığı eylemlerinde rastgele hedefler  seçer. Kurban veya kurbanlar ayırım gözetmeksizin belirlenir. Bundaki temel amaç, korkunun insan kitleleri arasında daha kolay ve daha geniş çaplı olarak yayılmasıdır. Bu yolla hedef seçilen ülkede ve toplumda günlük hayatın felce uğratılması sağlanır. Çünkü böyle bir atmosferde hiç kimse kendini teröre karşı güvende hissetmeyecektir. Terörist kendi kurallarına göre hareket eder, kendi seçtiği yer ve zamanda eylemini gerçekleştirir.

 

İktidarı ele geçirme hedefi

Terör örgütlerinin amacı çoğunlukla bulundukları ülkede iktidarı ele geçirmektir. Bu durumda ülke içindeki iktidar karşıtlarından her türlü destek alabilecekleri gibi, o ülkenin düşmanı konumundaki ülkelerden de destek görürler. “Düşmanımın düşmanı benim dostumdur” felsefesini temel prensip olarak kabul eden ve uygulayan bu ülkeler için düşman ülkede faaliyet gösteren bir terör örgütünü desteklemek çok düşük bir risk taşır. Ancak terör silahının geri tepmesi de söz konusu olur. Kendi sınırları içindeki bir örgütün desteklendiğini tespit eden bir ülke, buna misillemeyle cevap verir ve o ülke içindeki terör gruplarını desteklemeye başlar. Sonuçta belli bir bölge veya dünyanın tamamı barış ortamından çok uzak, can ve mal güvenliğinin sürekli tehdit altında bulunduğu bir şekle bürünür. Özellikle günümüz şartlarında terörün küresel bir tehdit oluşturmasının en temel sebeplerinden birisi budur.

Amacı ve yöntemi ne olursa olsun terör, gücünü şiddet ve korkuyu kitleler içinde yayabilme derecesinden alır.(7)

 

Gençlere dikkat

Terör örgütlerinin ele geçirmek istedikleri hedef kitle gençlerdir. Bu örgütlerin eleman ihtiyacı ile, gençliğe yönelik faaliyetleri arasında doğrusal bir orantı vardır. Çünkü, terör örgütleri açısından, eleman temin etmede en verimli alanların başında gençlik çevreleri gelmektedir. Gençlik çevrelerinin en organizeli olanı ve dolayısıyla en kolay yönlendirilebileni lise ve üniversite gençliğidir. Bu dönemdeki gençlerin şu temel özellikleri terör örgütlerinin propagandaları için çok uygun bir zemin teşkil etmektedir:

1- Fizikî özelliklerinde meydana gelen ani değişikliklerden dolayı kendilerini değersiz görürler ve güvensizlik duygusu taşırlar.

2- Duyguları çabuk iniş çıkış gösterdiğinden çabuk sevinir, çabuk üzülür, birden sinirlenir, olur olmaz şeyleri sorun yaparlar. Bu nedenle tepkileri önceden kestirilemez.

3- Alıngan davranıp hiç eleştiriye gelemezken ana-babalarını yerli yersiz eleştirmeye başlarlar.

4- Sürekli bir gidiş geliş içerisinde, maceracı ve kabına sığmaz bir ruh yapısına sahip olduklarından gelgeç hevesleri çoğalmıştır.

5- Bencilleşirler, istekleri artar, konan yasakları saçma, kendine tanınan hakları yetersiz bulurlar.

6- Ana-babadan devlete varana kadar otoriteyi temsil eden her şeye başkaldırma eğilimi taşırlar.

7- Coşkulu, hayalci, idealisttirler. Duygu ve düşüncelerini inançla savunur, haksızlıklara karşı acımasız bir tutum takınır, yaşanan gerçeklere pek aldırmadan toplum düzeni birden değişsin, eşitsizlikler ortadan kalksın isterler.(8)

Bu özelliklerden hareketle terör örgütleri lise ve üniversitelere birer eleman devşirme, kadro yetiştirme alanı olarak bakarlar. Gerçekleştirdikleri yoğun propaganda faaliyeti sonucu 14-25 yaş grubundaki lise ve üniversite çağındaki gençleri kendi saflarına çekip, terör eylemlerini pratiğe geçirmeye çalışırlar.(9) 

Gençleri terör örgütlerinin tuzaklarından kurtarmak için en büyük görev şüphesiz anne-babalara düşmektedir. Özellikle büyük şehirlerde yaşayan ailelerde anne-babaların bilmesi gereken önemli noktalar vardır.

İlkokul yılları uyumlu geçen bir çocuğun ergenlikle birlikte tepkilerinde ve davranışlarında beliren değişmeler pek çok ana-babayı hazırlıksız yakalar ve şaşırtır. Çünkü ana-babalar çocuk büyüdükçe daha uslanır, daha az sorun çıkarır sanırlar. Her şeyin yoluna girdiğini sandıkları bir dönemde birden ortaya çıkan huysuzluklara, tedirginliklere ve nedensiz öfke patlamalarına bir türlü anlam veremezler. Eve dilediği gibi girip çıkan, hiçbir şeyi beğenmeyen, en ılımlı uyarılara sert karşılıklar veren genç karşısında soğukkanlı kalamazlar. Çünkü gençteki değişmeyi ergenlik çağına bağlamak istemezler. Ana-babalar bu yüzden çocuklarını problemli görmeye başlarlar.

Halbuki bu dönemde gençlerin gösterdiği tutarsız davranışlar gelişim psikologlarınca bir hastalık olarak değil, olağan bir bunalım olarak değerlendirilmektedir.

Gençlerin yaşadıkları bu bunalım kendi benliğini, kişiliğini ve kimliğini bulma bunalımıdır. Genç, yeni savunma yolları geliştirmekte, özgür denemeler yapmakta, iç ve dış baskıların üstesinden gelmeye çalışmaktadır.

Genç kendi kendini yeniden keşfetmenin, kabuk değiştirmenin sancılarını çekmektedir. Çünkü başkalarından farklı olmak kolay değildir. Özgür ve bağımsız olmayı istemek kolay, ancak bağımsızlığını nasıl kullanacağını bilmek güçtür.

Bu yüzden genç anne-babasına baş kaldırarak, "Ben sizin tıpkınız olmak istemiyorum. Kendime has benliğimin, kişiliğimin ve kimliğimin olmasını istiyorum" mesajını vermektedir. Bu mesajı anlamak istemeyen anne-babalar bir türlü çocuklarının büyüdüğünü kabullenmek istemezler.

Tüm bunlarla birlikte anne-babasının kendini sürekli çocuk yerine koymasından, baskıcı ve katı tutumları ile anlayışsızlıkları ve hoşgörüsüzlüklerinden bıkan genç, kendini adam yerine konduğu, sözünün dinlendiği, ona anlayışlı ve hoşgörülü davranılan bir ortam aramaya başlar.

Terör örgütleri, gencin bu kritik dönemde gösterdiği ruh haletinden yararlanmak için beklentilerine cevap verecek ortamları en iyi şekilde hazırlamaktadırlar.

Terör örgütleri gençleri kazanmada yüzyüze propaganda metotlarını kullanmaktadırlar. Yapılan propagandalardan etkilenen genç, kendini kanıtlamanın en kolay ve en tehlikeli yoluna girerek kendi gibi öfkeli ve beklemeye tahammülü olmayan gençlerle yasadışı örgütlerde birleşmiş olur.(10)

 

*Dr. Veli Sırım. Araştırmacı-yazar.

 

1- www.teror.gen.tr/turkce/

genclik/

2- Metin Tamkoç, Uluslararası terörizmin Rusya ile Bağlantısı, Uluslararası Terörizm ve Uyuşturucu Madde Kaçakçılığı, Ankara Üniv. Rekt. Yay., Ankara-1984, s. 51-52

3- Kamil Yüceoral, “terör Kavramı”, Demokrasi ve Terör Paneli, Demokrasi Bülteni, Sayı 17, Mart-1994, Ankara, s.25.

4- Emre Kongar, Terör Kendi Çocuklarını Yer, www.kongar.org/chivi/

5- Tarık Somer, “Ermeni Terörü ve Uyuşturucu Madde Kaçakçılığı”, Uluslararası Terörizm ve Uyuşturucu Madde Kaçakçılığı, Ankara-1984, s.21

6- Murat Çağrı, “Etnik Ayrıcalık, Terörizm ve Kimlik”, Türkiye ve Siyaset Dergisi, Temmuz-Ağustos 2001

7- Ertürk Yakın, “Terörü Besleyen Kaynaklar Açısından Toplumsal Yapı”, Demokrasi ve Terör Paneli, Demokrasi Bülteni, Sayı:17, Mart-1994, Ankara, s. 30

8- www.teror.gen.tr/turkce/

genclik/psikolojik.html

9- www.teror.gen.tr/turkce/

genclik/

10- www.teror.gen.tr/turkce/

genclik/tutum.html

 

 

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.