E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

A.HAMİT ÖZYAYLA

HÜRFİKİR;

Hepsi Gider Kale Kalır

Keh Keh Keh...

Kurulduğunda bir mektep iken 12 yıl sonra bir medrese olan İlkadım’ın bu hatvesinde iki ilmi matlab örneği ile çıkmak istedim okurlarımızın karşısına.

ALLAH C.C. KİMLERİ SEVER?

El cevap:

1. Dürüst davrananları sever. (Bakara, 190)

2. Tevbe edenleri ve temizlenenleri sever. (Bakara, 222)

3. Günahtan ve kötülükten sakınarak kendisine hesap vermekten korkanları sever. (Âl-i İmran, 76)

4. İyilik edenleri ve güzel davranışta bulunanları sever. (Maide, 13)

5. Adaletli davrananları sever. (Hucurat, 6)

6. Bela ve musibetlere, haramların cazibesine, farzların nefse yüklediği sorumluluklara/ ağırlıklara sabredenleri sever. (Âl-i İmran, 146)

7. Hades ve necasetten bedenen, küfür, şirk ve nifaktan ruhen çokça temizlenenleri sever. (Tevbe, 108)

8. Kendi yolunda kenetlenmiş bir yapı gibi saf bağlayarak savaşan mücahitleri sever

9. Hz. Muhammed SAV.’in sünnetine uyan ve onu canı gönülden sevenleri sever. (Âl-i İmran, 31)

ALLAH C.C. KİMLERİ SEVMEZ?

El cevap:

1. Aşırı gidenleri sevmez (Bakara, 195)

2. Küfürde ve günahta ısrar eden hiç kimseyi sevmez. (Bakara, 276)

3. Kafirleri sevmez. (Âl-i İmran, 32)

4. Zalimleri sevmez. (Şûra, 40)

5. Kendini beğenen ve daima böbürlenip duran kimseyi sevmez. (Nisa, 36)

6. Hainliği meslek edinmiş günahkarları sevmez. (Nisa, 108)

7. Haksızlığa uğrayandan başka kötü sözü açıkça söyleyenleri sevmez. (Nisa, 148)

8. Bozguncuları (münafık ve yahudileri) sevmez. (Maide, 64)

9. Sınırı aşanları (haddini bilmez mütecavizleri) sevmez. (Maide, 87)

10. (Malını, zamanını ve kıt kaynaklı dünyanın imkanlarını) israf edenleri sevmez. (En’am, 141)

11. Büyüklük taslayanları sevmez. (Nahl, 23)

12. (Karun gibi) şımarıkları sevmez. (Kasas, 77)

13. Kendini beğenmiş övünüp duran kimseleri sevmez.(Lokman, 18)

 

PLATONİK BİR AŞK

Her şeyin başı sevgidir. Normalde her kapının bir anahtarı vardır. Ancak, kalpleri kilitlenip mühürlenmemiş gönül ehlinin sevgi anahtarı her kapıyı açar. Öyle ki, tatlı dil yılanı bile deliğinden çıkarır. Varlık aleminin yaratılış hikmeti olan sevgi, Cenab-ı Hakk’ın mahlukatına en büyük bir ihsanıdır. İnsan, sevgisi kadar insanı kâmildir. İmanı sevdiren ve kalplere o sevgiyi yerleştiren Allah c.c.tır. Kişi sevdiğine hidayet veremez lâkin Allah’ın dilemesi hariç. Yıldızların batışını temaşa edip “sönüp gidenleri sevmem” diyen İbrahim A.S. onun için Allah’ın halili/dostu olmuştur. Dünya sevgisi ile beslenenler sevdiklerini Rıza-ı Bari için infak etmedikçe iyiliğe ulaşamazlar. Acileyi sevip ahireti unutanlar, biriktirdiği serveti ikide bir sayıp dökerek övünenler dünyada fetih ve zafere, ahirette de huzur ve mutluluğa erişemezler. İnsanların kendi elleriyle yapıp icat ettikleri kötülükleri, ekinleri ve nesilleri helak eder. Bu yüzden Allah c.c. fitne ve fesadı sevmez. Müslümanlar birbirlerini sevmedikçe kâmil mü’min de olamazlar, vaat edilen cennete de giremezler. Kendilerini Allah’ın ahbabı olarak tanımlayan yahudi ve nasara platonik bir aşkla kendini avutarak dünya ve ahiretini heder etmiştir. İnsanlardan bazıları vardır ki Allah’tan başka nesneleri/putları Allah’ı sever gibi sevmiştir. Mesela dünya hayatını ahirete tercih eden Semud kavmi körlüğü hidayete tercih etmiştir. Yalnız sonu hicran ve hüsran olmuştur.

 

BAYRAK YARIŞI

İslam güneşine sırtını dönen mürtedlerin ihanetine karşılık, Cenab-ı Hak kendisini seven, mü’minlere karşı alçak gönüllü (şefkatli), kafirlere karşı onurlu ve zorlu bir toplum getirecektir. Öyle ki bunlar; Allah yolunda cihad ederek O’nun sevgisini kazanmanın dışında hiçbir kınayanın kınamasına aldırmadan ve korkmadan yollarına devam edeceklerdir. Zîra; tarih boyunca nice toplumlar İslam’ın bayraktarlığını yapmış, onun bayrağı hiç yere düşmemiştir. İnsanlar, yeryüzünde yaşadıkları müddetçe de İslam ümmetinden bir topluluk daima hakkı ayakta tutacak ve bayrağı taşıyacaktır. Bu bayrak yarışı devam edecektir. Rengi şehadeti, hilali tevhidi, yıldızı da bağımsızlığı temsil eden bir milletin bayrağını AB pazenine tercih edenleri gelecek nesil vicdanıylea yargılayacaktır. Herkese şirin görünme uğruna ev halkıyla helalleşmeden gidenlerin cenazesi hazin olacaktır. Millet pazara kendileri mezara gidecektir. Demokrasi tarihinde nice siyasi partilerin pirinç levhaları hurdacıların at arabası ile taşınarak haddehanede eritilmiştir. Millete haddini bildirenlerden ceddine ihanet eden nice hainlere kadar...

Sanmayın ki ettiklerine sevinen, yapmadıkları ile övülmek isteyenler evet, sanmayın ki onlar; azaptan kurtulacaklardır. İnananlar arasında çirkin şeylerin yayılmasını sevip arzulayan kimseler için dünyada vicdan, ahirette de cehennem azabı vardır. Öyleyse gönüllerine imanı yerleştirmiş olanlar kendilerine/davalarına göç edip gelenleri sevmeli ve onlara verilen ganimet ve mülk ü saltanattan dolayı içlerinde bir rahatsızlık hissetmemelidirler. Ancak muhacir olanlar da ensara vefasızlık yapmamalıdırlar. Ensar ve muhacir birbirini sevip kardeşliğe devam etmelidirler.

 

SİMİTÇİ BABA  

İman edenler, eğer küfrü imana tercih eden babalarını ve kardeşlerini hâlâ sevip dost/veli ediniyorlarsa zalimlerden olmuşlardır. Evet, saflar netleşmelidir. Eğer bir mü’minin babası, oğlu, kardeşi, eşi, hısım-akrabası, kazandığı malları, kesada uğramasından korktuğu ticareti, hoşuna gittiği lüks dubleks villa tipi evleri ona Allah yolundan, Rasulünün izinden ve fîsebilillah savaşmaktan daha sevgili ise Allah’ın emrini beklemesi gerekir. “Bu ordu artık yenilmez” diye gururlanıp Allah’ın yardımını unutan fasık bir toplumu Allah hidayete erdirmez. Akrabaya, yetime ve yoksullara vermede birer Hz. Ebubekir, fakiri, öksüzü ve esiri doyurmada birer Hz. Ali olmadıkça, sevgiler kökü göğe gelmiş bir dala dönecektir. Babalarının kendisine olan sevgisini kıskanarak ölsün diye kardeşleri tarafından kuyuya atılan Yusuf AS. Zeliha’nın kendi nefsine pay çıkarmasına karşılık zindanı tercih etmiştir. Simitçi baba! Ne der bilmem amma bazen kodeste kalmak millete bedel ödetmekten yeğdir. Mahkum demek hüküm giymiş demektir. Galiba Hükümet olmak da ateşten gömleği giyip yağlı sicimi boyna geçirmektir. Ölümü göze alamayan zulüme engel olamaz.

Şayet insanların küfürde birleşmiş bir tek ümmet olması tehlikesi bulunmasaydı, Rahman’ı inkar edenlerin evlerinin tavanları ve çıkacakları merdivenleri, evlerinin kapıları üzerine yaslanacakları koltukları da hep gümüşten olurdu. Kim Allah’ı zikretmekten gafil olursa yanından ayrılmayan bir şeytan ona musallat olur. Hesap günü o kişi büyük bir pişmanlık duygusu içinde: “Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı, ne kötü arkadaşsın” der. Öyleyse bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim.

 

ANIZ BASTI KAR BASTI

Simidin mayası ve fırının merdiven ve tuğlaları değiştirilmelidir. Çünkü kişi sevdiği ile beraber olacaktır. Anız bastı kar bastı deyip harman yerini ateşe verenler tarlaya zarar verecektir. Nasıl olsa tarladan biçer döver geçti diye arazideki bitkisel hayata kıyılmamalıdır. Aşk bizim ateşimiz toprak bizim anamızdır. Evlerinde oturup iyi bir anne olması gereken kızlarımızı bir metre bez yüzünden üniversite kapısından kişeleyenlere, kamusal alan(!)lardan kapı dışarı edenlere 367+2 nin ne yapacağı söküm zamanında belli olacaktır. İmam-Hatip meselesini Çorum’un Hatap unu gibi ipe serenlerin iplerini millet pazara çıkaracaktır. Bu ülkenin en önemli sorunu işsizlik ve ekonomi değil güven ve istikrardır.

Devletçiliği siyasi oyuncak, laikliği dini istismar salıncağı hâline getirenler ile Atatürk büstünün ardına gizlenip Cumhuriyeti cumhura karşı bir rejim hâline getirenler milletin gözünden düşmüş ve sevgisini kaybetmiştir. Yalnız, devlet malı şahsî işlerde kullanılırsa ışık değil karanlık neşreder diyen Hz. Ömer’in adaletine sahip çıkanlar da özel düğün ve sünnet merasimlerini de aydınlatmaya çalıştıkları halkı gibi mütevazı törenlerle bir geçiştirebilseler işler kına gibi olacaktır. Sabık başbakanlardan Mesut Bey’in ve ekabirinin yüce divana sevk edilmesi meclisin tatile girmesiyle transfer hareketlerinin artmasında dinamit lokumu gibi tesir gösterecektir. Eski defterleri karıştırmak hacize maruz kalacak bakkallara yaraşır. Geçmiş geçmiştir. Geleceğin ne getireceğini de bilmiyoruz. Biz yaşadığımız şu demden sorumluyuz. Nato zırvası ile Türkiye’yi dünyaya tanıtmışız. 36 ülkenin devlet erkanı ve basın mensuplarını misafir etmişiz. Enflasyon kefede(!) küfede(!) eksilere düşmüş. Yedi sıfırlı yirmi milyonluk banknotların sekizli permütasyon sistemiyle basımında darphane K harfi serisine kadar gelmiş 2005 yılında TL’den altı sıfır atılacakmış. Heybeliada Ruhban okulu açılıyormuş. İsrail’in devlet terörünü îma ile de olsa resmen kınamışız.

AYILANA GAZOZ

BAYILANA LİMON

DEP’lileri salıvermişiz. 59. T.C. hükümetine ANAR’ın Haziran ayındaki anketine göre milletin yüzde 59’u başarılıdır diye not vermiş. Bu gün seçim olsa %57 millet AK demiş. Avrupa kupasında futbol TOP’unu kaybetmişiz ama ABD’nin B.O.P. nişanını almışız. Oğlan evinin haberi yok, kız evi davul düdük HOP oynamış, HOP kalkmışız. D-8’lere baş olmak varken G-8’lere demokratik aza olmuşuz. Adamlar, gemi azıya takmışlar biz azığı gemiye alamamışız. Allah’ın rahmet kapısı varken 42 yıldır AB’nin kapısını çalmışız, altımızı çaldırmışız.. Kambersiz düğün olmaz ama biz Sezer’siz düğün yapmışız. C.H.Fırkasında deniz tükenmiş... CHP’nin eski manevî mürşidi/ uyarıcısı(!) ve Dervişi’nin ilk meyvesi Sarıgül çiçek açmış..  Derviş de Fener(!)li olacakmış(!) Olayların biri olmuş biri bitmiş. Çakıcı yakalanmış amma kırkların sökücü başı bulunamamış. Meclis tatile girmiş fakat, Hükümet red-git için ilahiyat patentli yeni bir yes-matik keşfetmiş. Pes eğrisi yes doğrusu. Gidene ağam gelene paşam.. Adamların biri gelmiş biri gitmiş. Devletin testisini dolan da gitmiş kıran da... Uzan da gitmiş kuzen de... Sel gitmiş kum kalmıştır. Zaten de öyledir. Hepsi gider Kale kalır.

Dev şırıngayı görünce hemşirenin önüne yığılan mafya  babası rolünü oynayan Ciguli ve tel örgünün arkasındaki pitbul köpeğinin havlamasına aldırmayıp sonunda yanındaki bayanın kucağında bayılan adama ne diyorlar? Ayılana gazoz bayılana limon...

Allah bes baki heves.


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.