E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

M.AKİF DENİZ

TEKNOBİLİM;

Kur’an Ayetleri ve Evren

- Ebu'd-Derda radıyallahu anh anlatıyor: "Rasûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın şöyle dediğini işittim: "Kim bir ilim öğrenmek için bir yola sülûk ederse Allah onu cennete giden yollardan birine dahil etmiş demektir. Melekler, ilim talibinden memnun olarak kanatlarını (üzerlerine) koyarlar. Semavat ve yerde olanlar ve hatta denizdeki balıklar âlim için istiğfar ederler. Âlimin âbid üzerindeki üstünlüğü dolunaylı gecede kamerin diğer yıldızlara üstünlüğü gibidir. Âlimler peygamberlerin vârisleridir. Peygamberler, ne dinar ne dirhem miras bırakırlar, ama ilim miras bırakırlar. Kim de ilim elde ederse, bol bir nasib elde etmiştir."(1)

- Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Rasûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "İlim talebi için yola çıkan kimse dönünceye kadar Allah yolundadır."(2)

-   - Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Rasûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Hikmetli söz mü'minin yitiğidir. Onu nerede bulursa, hemen almaya ehaktır."(3)

 

İsra Suresi'nin 88. ayetinde, Kur’an'ın ilahi özelliğine dikkat çekilirken şöyle bildirilmiştir: “De ki: Eğer bütün ins ve cin (toplulukları), bu Kur’an’ın bir benzerini getirmek üzere toplansa, -onların bir kısmı bir kısmına destekçi olsa bile- onun bir benzerini getiremezler." (İsra Suresi, 88)

Kur’an 14 asır evvel Allah tarafından yeryüzüne indirilmiştir. Ve  20. yy. teknolojisiyle keşfedilen bazı gerçekler, 14 yüzyıl evvel Kur’an’da Allah tarafından bildirilmiştir. Bu da, Kur’an’ın Allah katından olduğunu gösteren önemli bir delildir.

Kur’an'ın Allah katından olduğunun ve insanlar tarafından bir benzerinin asla getirilemeyeceğinin pek çok delili vardır. Bu delillerden biri de,  Kur’an'daki  ayetlerin, içinde bulunduğumuz evrende  her ayrıntısıyla var olmasıdır:

"Biz ayetlerimizi hem âfakta hem kendi nefislerinde onlara göstereceğiz; öyle ki, şüphesiz onun hak olduğu kendilerine açıkça belli olsun"  (Fussilet Suresi, 53)  ayetinin hükmü uyarınca, Kur’an'da verilen tüm bilgiler, dış dünyada karşılığını bulur. Çünkü evrendeki herşeyi yaratan ve dolayısıyla onun tüm bilgisine sahip olan da, Kur’an'ı indiren de Allah'tır. Bu nedenle, Kur’an'da verilen tüm bilgiler, yapılan tüm tahliller, basireti (kalp gözü) açık, akıllı ve vicdanlı bir mümin tarafından görülüp tanınacaktır.

Ancak unutmamak gerekir ki Kur’an bir “bilim kitabı” değildir. Kur’an’ın indiriliş amacı ayetlerde şöyle bildirilmektedir:

“...Bu, Rablerinin izniyle bütün insanlığı kopkoyu karanlıklardan aydınlığa, O yüceler yücesinin, O her övgüye layık olanın yoluna çıkarasın diye sana indirdiğimiz (bir vahiy) bir ilahî kelamdır.” (İbrahim Suresi, 1)

“(Kur’an) Akıl- iz’an sahipleri için bir hidayet rehberi ve bir uyarıdır.” (Mümin Suresi, 54)

Kısacası Kur’an, müminlere rehber olmak üzere indirilmiştir. Onlara, Allah’a nasıl kulluk edeceklerini, O’nun rızasını nasıl arayacaklarını açıklamaktadır.

Ancak Kur’an'da evrenin yaratılışı, insanın doğumu, atmosferin yapısı, gökyüzündeki ve yeryüzündeki dengeler gibi birtakım konularda da temel bilgiler verilir. Bu konularda verilen bilgilerin, modern bilimin son bulgularıyla uyum içinde olması ise, Kur’an'ın "Allah sözü" olduğunu birkez daha ortaya koyması açısından önem taşımaktadır.  Çünkü "Onlar hâlâ Kur’an’ı hiç anlamaya çalışmazlar mı? Eğer o, Allah’tan başkasının katından olsaydı, kuşkusuz içinde birçok aykırılıklar (çelişkiler, ihtilaflar) bulacaklardı." (Nisa Suresi, 82) ayeti sırrınca, kuşkusuz Kur’an'ın haberleri ile dış dünya arasında tam bir uyumluluk bulunur.

Kur’an – akıl – kainat  ilişkisi

-İşte böyle İbrahim'e göklerin ve yerin melekûtunu gösteriyorduk ki, yakîn sahiplerinden olsun. Gece, üstünü örtüp bürüyünce bir yıldız görmüş ve demişti ki: "Bu benim rabbimdir." Fakat (yıldız) kayboluverince: "Ben kaybolup-gidenleri sevmem" demişti. (En’am 75, 76)

 Yani, "nasıl tabiattaki olgular her gün gözlerinizin önündeyse ve Allah'ın ayetleri size gösteriliyorsa, aynı şekilde İbrahim'in de önündeydi. Fakat, İbrahim bunlar üzerinde derinden derine tefekkür edip gerçeği gördüğü halde, siz kör insanlar gibi onlara bakıyor ama görmüyorsunuz. Aynı yıldızlar, aynı ay ve aynı güneş gözlerinizin önünde doğup battığı halde, doğuş zamanlarında siz gerçekten ne kadar uzaktaysanız, batış zamanlarında da onlar aynı ölçüde sizi gerçekten uzaklaştırıyor. Fakat, İbrahim akıl gözüyle tabiattaki aynı olguları gördüğünde üzerlerinde düşünmüş ve gerçeğe varmıştı.

“Sonra güneşi (etrafa ışıklar saçarak) doğar görünce: "İşte bu benim rabbim, bu en büyük" demişti. Ama o da kayboluverince, kavmine demişti ki: "Ey kavmim, tartışmasız ben sizin şirk koşmakta olduklarınızdan uzağım." (En’am 78)

Ayette İbrahim aleyhisselam vasıtasıyla, insanların tefekkür ederek nasıl tevhide ulaşabileceği gösterilmektedir. Yoksa bilindiği gibi İbrahim aleyhisselam hiçbir zaman şirk içerisinde olmamıştı. O kavminin sapıklığını bu şekilde ortaya koyuyor, onları doğruya çağırıyordu. İşte bir insan çevresini iyi gözlemler, iyi düşünür, gereken ibreti alırsa doğruya, hakikate ulaşır. Önemli olan aklı iyi ve sağlıklı kullanabilmektir.

             Sonuç olarak

Allah Teala Hz. Âdeme ruhundan bir nefha üflemiş ve O’na eşyanın isimlerini öğretmişti. Bu iki unsur yaratılmış olan diğer varlıklardan farklı olarak Hz. Âdem’e verilmiş idi. İnsanoğlunun yaratılmışlar arasında üstünlüğünün temel sebebi, Allah (c.c)’ın o’na kendinden üflediği nefha’dan kaynaklanmaktadır. Bunun farkına varan insan, hayatını buna göre planladığında eşref-i mahlukat olup âlem-i illiyyîn’e yükselirken bundan uzak yaşayan insan belhum edal olup esfel-i safilin’e inmektedir.

Âdemoğlunun yeryüzündeki üstünlük mücadelesinde ise belirleyici etkenlerden biri eşyanın isimlerine olan hakimiyetidir. Bakara suresinde: ‘’Allah Âdem’e bütün isimleri (eşyanın adlarını ve ne işe yaradıklarını) öğretti. Sonra onları meleklere arzedip, eğer sözünüzde sadık iseniz; şunların isimlerini bana bildirin.” dedi. ’’Melekler: Ya Rabbi Seni noksan sıfatlardan tenzih eder, kemal sıfatlarla tavsif ederiz ki, Senin bize öğrettiklerinden başka bizim bilgimiz yoktur. Şüphesiz âlim ve hakim olan ancak sensin, dediler. (Bunun üzerine ) Ey Âdem! Eşyanın isimlerini meleklere anlat , dedi. Âdem onların isimlerini onlara anlatınca, Ben size muhakkak semavat ve arzda görülmeyenleri (oradaki sırları) bilirim. Bundan da öte, gizli ve açık yapmakta olduklarınızı da bilirim dememiş miydim?’’ (Bakara 31-33)

Kur’an kavimlerin helakini anlatırken ya büyük bir zelzele ya güçlü bir rüzgar   ya yakıcı bir ateş vb. den bahseder. Bunlar insanoğlunun hiç de yabancısı olmadığı unsurlardır. 20. yy teknolojisi bu helak edilme unsurlarının yapay olarak oluşturma çabasıdır denilebilir. Mesela, bir atom bombası, hem çok güçlü bir rüzgar ve hem de rüzgarın beraberin de getirdiği yakıcı bir ateş oluşturur.

Allah Teala Hz İbrahim’e göklerdeki sırların inceliklerini, Hz İsa’ya tıp ilminin inceliklerini, Hz Davud’a soğuk demir işlemeciliğini, Hz. Süleyman’a rüzgara hükmetmeyi, onun âlimlerine de eşyayı bir yerden bir yere ışınlamayı öğretmiştir. Bunlar insanoğlunun özellikle de müslümanların önüne konulan dünya hedefleridir.

 Dînî ilimlere vâkıf olan âlimler yetiştirmek müslümanların en temel görevleridir. Bunun yanında eşyanın isimlerini, yani yapıtaşı olan elementlerin özelliklerini öğrenmek, araştırmalar yapabilmek için laboratuarlar geliştirmek, bu ilimleri tahsil edecek öğrenciler tesbit ederek onları yönlendirmek, onlara imkan sağlamak gerekir. Çünkü, yeryüzünde adalet ancak Kur’an’ın kılavuzluğundaki bir aklın kainatı(eşyayı) hakkıyla okuması sayesinde gerçekleşir.

GERÇEK HÜKÜMDAR OLAN ALLAH YÜCEDİR. SANA O’NUN VAHYİ TAMAMLANMAZDAN ÖNCE KUR’AN’I (okumakta) ACELE ETME VE ‘’RABBİM İLMİMİ ARTIR.’’ DE. (Taha 114)

 

1-Tirmizi-İlim /Ebu Davut-İlim / İbni Mace-Mukaddime

2-Tirmizi-İlim / İbni Mace-Mukaddime

3-Tirmizi-İlim


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.