E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

ADEM ÇATAK (ademcatak@hotmail.com)

MUHABBET TEFEKKÜRLERİ;

DAĞLARLA MUHABBET

Yüce arşın Rabbi olan Rabbim’e Hamd edenlerin hamdlerinin tamamı kadar hamd olsun.

Kendisine Rabbimin salat ettiği, meleklerin salat ettiği Rasûl-i Muhtereme bu aciz de salat eder, dağlar kadar selamlar ve muhabbetlerini sunar, kabul edilip edilmediğine bakamadan geri çekilir...

 

“Gafletin ilacı tefekkür

İnsanın aslı basîrettir gerisi posttur

Basîretse ancak dîdâr-ı dosttur.”

                       (Pîr-i Rûmî)

 Düşünecek insan için ibretlerle dolu olan şu âlemde tefekkürsüz geçen her an zayii olmuştur.

 “Göklerde ve yerde nice ayetler vardır ki, onların yanından yüzlerini çevirerek geçerler.”(1)

 “Bunlar, Allah'a yönelen her kula, gönül gözünü açmak   ve  ibret vermek içindir.”(2)

Rabbim, gönül gözlerimizi aç da senin delillerini görenlerden olalım.

Ey insan! Rabbimin ince nakışlarını göremiyorsan, görmeden geçemeyeceğin büyüklükteki dağlara bir bak.

“Bakmıyorlar   mı  dağlara,  nasıl dikilmiş?”(3)

Basireti kapanmış olan, dağları bile göremez, onu gönül körlüğünü  güneş gibi bin güneşin nuru bir araya gelse geçiremez. Onda ki gafletin karalığını deryalar  yıkasa gideremez.

Rabbim, gafletimi yüzüme vurma. Kereminle muamele et. Önce gafletten sonra zikirden kurtar, huzura erdir.

Ey secde eden dağların Rabbi!(4) Secdelerimizi dağların secdeleriyle beraber kabul et. Dağlar bile bütün azametiyle secde etmekten çekinmedi de bir insan gururuna yediremedi secde etmeyi.

“Oysa Rabbiniz: Bana yalvarın ki, size karşılık vereyim; çünkü Bana ibadet etmeyi kibirlerine yediremeyenler, yarın hor, hakir cehenneme gireceklerdir,  buyurdu.”(5)

 

Dağlarda Rabbimin nişaneleri

“Dağlar ile taşlar ile

Çağırayım, Mevlam seni.”

                      (Yunus Emre)

Azametli dağlar, bütün ihtişamlarıyla yükseliverirler ovaların ortalarında.  Tüm ovanın efendileri gibidirler. Azamet-i ilahî ne güzel tecelli eder, dağlarda. Göklerin ve yerin Meliki olan Rabbimin Melikliğini anlatmak istercesine dağlar, büyük tahtlar halinde yerlerinde vakûr bir şekilde dururlar.

Dağlar vardırlar. Kimse inkar edemez varlığını. Herkese gösterir kendini dağlar. Görmeyen bile yokuşlarından hisseder varlığını. Allah da vardır. Erciyesin, sesini duymayan var mı, içinizde? Her an “o var” diyen haykırışını duymayan? Bursa’ya gidip de Uludağ’ı göremeyenle şu deliller âleminde Rabb’i tanımayan arasında ne fark var? Hangisinin körlüğü daha vahimdir?

Dağlar tektirler. Palandöken tektir, Ağrı dağı tektir. Ferd ü ahad olan Rabbim’i tanıtır. Tek olan tek yaratır.

 

“Allah tecellisini tekrar etmez

Bir şey'i iki safhada izhâr etmez,

Âsâr-ı nev a nevdir olan manzûrun,

Bilmez bunu kim dikkat-i âsâr etmez.”   (Amasyalı Muallim Cûdî)

Mahlukâtından büyüklük taslayarak  seninle azamet yarışına kalkanlara(6) büyüklüğünü gösteren ve onlara haddini bildiren Allah’ım! Senin Mütekebbirliğini en güzel dağlar anlatır. Dağlardaki bu sırrı göremeyenlere bir daha anlattın. “Yeryüzünde kibir ve azametle yürüme! Çünkü sen asla yeri yaramazsın ve boyca da dağlara erişemezsin.”(7)

Yarattığım dağlara bile yetişemezken nasıl olur da büyüklük zehabına kapılırsın, bana ibadetten kibirlenirsin?

Anlamayan yine anlamadı. Duymayan yine duymadı. “De ki: Göklerde ve yerde olup bitenlere dikkatle bakın! Fakat o uyarmalar ve o âyetler, iman etmeyen bir kavme fayda vermez ki!”(8)

“...Onların kalpleri vardır, onlarla kavramazlar; gözleri vardır, onlarla görmezler; kulakları vardır, onlarla işitmezler. İşte onlar hayvanlar gibidir; hatta daha da şaşkındırlar. İşte asıl gafiller onlardır.”(9)

Dağlar Rabbimin Selam ismini yansıtır. Mümin ismini yansıtır. Depremlerde dağlar en selametli yerlerdir. Evler dağlara yapılmışsa güvendedirler.(10) Sellerde Allah, dağlar vesilesiyle korur bizi sudan. Ya suyu Rabbim coşturmuşsa hangi dağı basmaz ki su? Hangi dağ  kurtuluşa vesile olabilir?(11) Dağ bile olsa dayandığın, güvendiğin, işin zor. Allah değilse “Melce”in (barınak) ve “Mence”in (dayanak) hangi dağ seni barındırabilir, hangi  el sana uzanabilir?

Dağlarda rahmeti görülür, Rabbimin. Yer dönerken insanı sarsmasın diye dağları ağırlık olarak yerleştirmiştir. Allah’ım sen her işinde hikmetli ve merhametlisin. Bizse her işimizde kusurlu ve isyankârız.

“Allah, yeryüzü sizi sarsmasın diye oraya sabit dağlar yerleştirdi. Yolunuzu bulmanız için de nehirler ve yollar yarattı.”(12)

Kâdir olan, Muktedir olan Rabbimin bu yüce isimleri dağlarda bir ayrı tecelli eder. Piramitlerin, Çin Seddinin, Amerika’nın gökdelenlerinin hangisi bir Erciyes’le kıyaslanabilir ki? İnsanoğlu Kadir olan Rabbimin kudretini dağlarda göremezse başka ne ile görebilir?

“Bir kitabullah-ı a'zamdır serâser kâinat

Hangi harfi yoklasan manası hep Allah çıkar.”

       (Recâizâde Mahmud Ekrem)

 

“Andolsun ki, Davud'a tarafımızdan bir üstünlük verdik: Ey dağlar, çınlayın (tesbih edin) onunla beraber, siz de ey kuşlar! dedik ve ona demiri yumuşattık.”(13)

Davud (as)’la beraber  tesbih eden dağlara, Rabbim tecelli edince toz duman oldu.(14) “Dağların tahammül edemediğine ben de dayanamam.” dedi Musa (as), isteğinden vazgeçti.

Bütün azametiyle dağlar emaneti yüklenmekten çekindiler. “Evet Biz, o emaneti göklere, yere ve dağlara sunduk da onlar onu yüklenmeye yanaşmadılar ve ondan korktular da insan yüklendi onu. O (insan) gerçekten çok zalim, çok cahil bulunuyor.”(15) Dağa yüklenmeyen sorumluluk insana yüklendi.(16) Dağa verilmeyen güç insana verildi. Ey insan bunu idrak edemiyorsan çok cahilsin, bunu biliyor ama yan çiziyorsan o zaman da çok zalim.

Ey güzel Allah’ım,(17) emaneti yüklenemeyen dağların kaldıramadığı yükü insan yüklendi. Yükü çeken tecelliyi kaldıramaz mı? Yardım et yükümüze ki belimiz kırılacak, aklımız başımızdan gidecek. Bu sıkleti bu terazi çekmeyecek, yardım et, inayet et.(18) Amin.

 

Dipnotlar:

(1) Yusuf, 105. (2) Kaf, 8. (3) Gaşiye, 19. (4) Hacc, 18. (5) Mümin, 60. (6) "Rasûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Allah Teâla hazretleri şöyle dedi: "Büyüklük ridâmdır, izzet de izarımdır. Kim bu iki şeyde benimle niza ederse ona azab veririm."Müslim, Birr 136; Ebu Dâvud, Libas 29, (4090). (7) İsra, 37. (8) Yunus, 101. (9) Araf, 179. (10) “Dağlardan emniyetli emniyetli evler yontuyorlardı.” Hicr, 15. (11) Hud, 43. (12) Nahl, 15. (13) Sebe, 10. (14) “Musa tayin ettiğimiz özel vakitte gelip Rabbi O'na kelamiyle iltifatta bulununca: Ey Rabbim, göster bana kendini, Sana bakayım. dedi. O da buyurdu ki: Beni katiyen göremezsin, ancak dağa bak, eğer yerinde durursa demek beni görebileceksin derken Rabbi dağa tecelli buyurunca onu un ufak (toz duman) ediverdi. Musa da baygın düştü. Ayılınca: Münezzehsin, Sana tevbe ile döndüm ve ben müminlerin ilkiyim. dedi.” Araf, 143. (15) Ahzab, 72. (16) Haşr, 21. (17) Aleyhissalâtu vesselâm: "Allah Teâla hazretleri güzeldir, güzelliği sever! " buyurdular." Müslim, Birr 136, İman 147; Ebu Dâvud, Libas 29, (4090); Edeb 29 (4091); Tirmizi, Birr 61, (1999). (18) “Belini büken yükünü üzerinden almadık mı?” İnşirah, 2-3.


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.