E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

ALİ HÜSREVOĞLU*

KAPAK;

Allah’ın özenmeden yarattığı hiçbir şey yoktur

Bu yazıyı benden isteyen dostum, İslam’ın sanata bakışı yönünde bir yazı istemişti. Ben bunu, bizim şu anda sanata bakışımız şeklinde değiştirmek istiyorum. Bu görüşlerimizde de zaman içinde gelişme ve değişmeler olabilir ve olmalıdır. Bir yola girdik, devam ediyoruz, kim bilir nelerle ve nelerle karşılaşacağız...

İşin zor tarafı, karmaşanın doruğa tırmandığı bir toplumda bir konuyu doğru anlaşılacak şekilde sunmakla başlıyor. Volter’in bir sözü ilgi çekici: “İnsanlar arasındaki anlaşmazlığın sebebini buldum: Onlar, aynı kelimelere aynı anlamları yüklemiyorlar.”

Toplumumuz içinde veya dünyada, sanata doğru anlamını yükleyenler bulunduğu gibi, hiç ilgisi olmayan anlamları yükleyenler de bulunmaktadır ve bunlar çoğunluktadır. Bu bir karmaşadır.

Din ve sistem olarak İslam’ın en büyükten en küçüğe, evrenselden bireysele kadar uzanan emir ve yasakları arasında güzel, doğru, kalıcı, yapıcı, mutlu edici, yüceltici, ufuklar açıcı, Allah’a yönlendirici olmayan tek madde yoktur. Allah’ın yaptığı ve yarattığı hiçbir şey rastgele(1), ölçüsüz, biçimsiz, gayesiz(2) değildir. “Herşey bir programla yaratılmıştır.”(3) ve Allah, yarattığı her şeyi güzel yapmaya devam etmektedir.(4)

Sanat ve estetik, Allah’ın fiillerinin ve tecellilerinin ana rengi, asıl karakteridir. Tesadüf, akılların tartmadığı, hayallerin ulaşamadığı bu muazzam programa giremez.(5)

Allah’ın sanatlarını O’nun dışında hiçbir güç ve idrak, bütünüyle tartamaz. İdrakler, bu muazzam sanattan ancak kendine yansıtabildiği kadarıyla mutlu olur. Bu kadarını bulunduğu topluma yansıtmaya çalışır. Eğer enerjisi fazla ise birkaç nesle, daha fazla ise nesillere mesajını ulaştırabilir. Adlarını anmakla mutlu olduğumuz büyük hak dostları Hazreti Mevlana’lar, Gavsı Azam’lar, rabbani âlimler, büyük şairler, edibler bu cümledendir ve bunların sanatsız tek sözleri yoktur.

Allah’ın özenmeden yarattığı hiçbir şey yoktur. Ömrü birkaç günü, birkaç haftayı geçmeyen çiçeklerin renklerine, dokularına, zerafetlerine, inceliklerine ve zayıflıklarına bakınız. Siz birkaç günlük bir şeye bu özeni gösterir misiniz?

İnsanda, onu meleklerin de üstüne yücelten bir taraf, bir de hayvanlardan aşağıya iteleyen taraf vardır. Sanatı, iki tarafına kesen bir neşter olarak iki yönlü kullanabilirsiniz. Ancak bir müslüman, sanatı, Allah’ın kullandığı yönde kullanmayı tercih edendir.

Minareye ezan cümlelerini bilen sıradan bir insanı çıkarıp ezan okutabilirsiniz. Görev, yerine gelmiş olur. Fakat Bilal’i müezzin yapmak, bir ibadete yapılan çağrıyı doğru ve sanatlı yapmaktır.

Süleymaniye’yi bir dere yatağına da yapabilirsiniz. Fakat ertesi gün sel götürür. Eğer onu “kudsi bir tepe” üzerine yaparsanız, yerden çok gökyüzünü süslemiş ve Hakk’a ulaşmış olursunuz. Marmara’nın gören yerlerine, Boğaz’ın yarısına, Üsküdar’a, Beşiktaş’a hakim olursunuz.

O muazzam Tekbir’i, boza satar gibi de okuyabilirsiniz. Fakat bu okuyuş hiçbir zaman insanı göklere yücelten bir tekbir değil, belki camiden kovan bir tekbir olur. Fakat O’nu Itrî’nin bestesiyle okursanız bu, “saltanatlı bir tekbir” olur ve söylemeye başladığınız andan itibaren göklerin kapıları açılmaya başlar.

Örnekleri çoğaltabiliriz. Eğer bir derdiniz varsa, gayeniz için yaşıyorsanız ve inandığınız davanın kabul görüp nesiller boyunca yaşamasını istiyorsanız çağrınızı sanatlı yapmanız gerekiyor.

Güzel bir dostun dileği üzerine görüşlerimden bir kısmını kaleme aldım. Dalından düşen elma yerçekimi kanununu bilmediği gibi arının da balı nasıl yaptığını anlatması kadar zor bir şey olamaz. Ama sanatkarın Allah ile konuşması ile nokta koyalım:

“Sen mermeri yaratırsın, ben ondan saray yaparım.

Suya ektiğin kamışı, keser, biçer, ney yaparım.

Yuvada Havva’yı gelin, Âdem’i güvey yaparım.

Şu manasız mesafeyi, en yaparım, boy yaparım.

Yeter ki sen ver, ben ondan mutlaka bir şey yaparım.

Sen orda cennet kurarken, ben dünyada köy yaparım.

Bir yalıncık gönderirsin, tarar süsler bey yaparım.

Gökteki öksüz dilimi, bayrağıma ay yaparım.(6) n

 

Dipnotlar:  (*) Hattat (1) Mülk, 3 (2) Müminun, 115 (3) Kamer, 49 (4) Secde, 7 (5) Mülk, 3 (6) Arif Nihat Asya, Ses ve Toprak, s.149’

 

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.