E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

CEMİL USTA (cemilusta@ilkadimdergisi.com)

FIKIH;

Bize nasıl bir kabir lazım?

SORU: Dünya ve ahiretin geçit kapısı olan kabirle ilgili bizleri bilgilendirirseniz seviniriz. (Meryem Yılmaz/İstanbul)

 

Fakihler, ölüyü gömmenin farz-ı kifaye olduğunda ittifak etmişlerdir. Çünkü ölüyü toprak üzerinde gömülmeden bırakmak, ona saygısızlıktır. Aynı zamanda insanlar onun kokusundan rahatsız olurlar. Bunun dayandığı delil, Allah Teala’nın şu ayetidir:

“Biz, yeri dirilere de, ölülere de bir toplantı yeri yapmadık mı?” (Mürselat, 25-26)

Cenazelerin definlerinde acele etmek gerekir. Peygamberimiz (a.s.), hadis-i şeriflerinde şöyle buyurur:

“Cenazede acele edin. Eğer ölü iyi kimse ise bir an önce onu hayra ulaştırırsınız. Eğer böyle değilse, o bir şerdir, onu bir an evvel üzerinizden atarsınız.”

 

Ölüyü şerefli mekanlara defnetmek

Ölüyü, en faziletli kabristana gömmek de müstehabdır. Faziletli kabristan sahih kullarla şehitlerin gömüldüğü kabristandır. Buralara gömülen kimselere bu iyilerin bereketi ulaşır. Şerefli mekanlar da böyledir.

Buhari ile Müslim’in rivayet ettiklerine göre; Musa’nın (a.s.) ölüm vakti gelince Allah Teala’dan kendisini Kudüs’ün bulunduğu mukaddes topraklara bir taş atımlık mesafe ölçüsünde yaklaştırmasını istemişti.

Hz. Peygamber de (a.s.) şöyle buyurdu: “Eğer orada olsaydınız, size Musa’nın kabrini gösterirdim. Kırmızı kumluk bir tepe üzerinde gömüldü.”

Hz. Ömer de Hz. Ayşe’den iki arkadaşı yani Hz. Peygamber ile Hz. Ebu Bekir’in yanına gömülmesi için izin istemişti.

 

Aile kabristanlığı caiz mi?

Akraba ölülerinin bir arada toplanması da müstehabdır. Çünkü Hz. Peygamber (a.s.), Osman b. Mazun’un başucuna bir taş bırakıp şöyle buyurdu:

“Kardeşimin kabrine işaret koyalım da ailemden ölenleri bunun yanına gömeyim. Böylece akraba ölülerini ziyaret etmek daha kolay olmakla beraber, onlara daha çok rahmet okunmuş olur.”

 

Kabrin şekli ve kabirlere saygı

1- Kabrin kokuya mani olacak ve yırtıcı hayvanların kabri eşerek ölüyü çıkarmalarına engel olacak şekilde derin kazılması gerekir. Çünkü ölüyü gömmenin farz olmasının hikmeti, kokusunun etrafa yayılması suretiyle ona karşı icap eden hürmetin çiğnenmesine, bir cife gibi pislik durumuna gelmesine ve yırtıcı hayvanların yemesine engel olmaktır.

2- Malikiler dışındaki cumhura göre kabrin eni ve uzunluğu bakımından geniş tutulması ve derin yapılması mendubdur. Peygamberimiz (s.a.v.), Uhud’da şehit olan müminler hakkında şöyle buyurdu:

“Kazın, geniş yapın ve derinleştirin.”

Ahmet b. Hanbel şöyle demiştir: “Kabir, göğse gelecek kadar derin kazılır. Kadın ve erkek bu hususta eşittir.”

Hanefilere göre kabrin derinliği yarım adam boyu kadar yahut göğüs hizasına kadardır. Eğer kabir bir adam boyu kadar derin yapılırsa bu daha güzeldir. En azı yarım adam boyu kadardır. En çoğu bir adam boyu kadar, eni ise boyunun yarısı kadar olmalıdır.

3- Ölünün kıbleye karşı kabre yerleştirilmesi gerekir. Ölünün sırt üstü yatmasına engel olunur. Kıbleye yönelecek kadar  ölünün sol tarafına toprak konulur. En iyisi kabri kıbleye karşı meyilli hale getirmektir. Zamanımızda bu biraz hafif tutuluyor. Sadece başı biraz kıbleye meyilli hale getiriliyor. Bu konu ile ilgili Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle der:

“Kabe, diri iken de, ölü iken de sizin kıblenizdir.”

Aynı zamanda bu tarz, halefin seleften naklettiği bir yoldur. Hz. Peygamber (a.s.) de, “Bu şekilde gömülü ölüye sağlam bina yapmak gerekmez? Çünkü kabir, eskiyip yok olma yeridir.” buyurur.

4- Kabir yer seviyesinden sadece bir karış yükseltilir, bunun sebebi de oranın kabir olduğunun bilinmesidir. Peygamberimiz’in (a.s.) kabri yerden bir karış yüksek yapılmıştır.

5- Kabri kireç ile sıvamak, üzerine bina ve mescid yapmak, tavaf etmek, buhurlamak mekruhtur. Türbeyi öpmek veya ondan hastalığa şifa istemek ve benzeri hareketler ise bid’attir, haramdır. İslam’a uygun değildir. Mum yakmak caiz değildir.

Kabir üzerine yazı yazmak cumhura göre mekruh, Hanefilere göre iz kaybolmasın ve hakarete uğramasın diye eğer ihtiyaç hissedilirse bir beis yoktur. Çünkü bu yasak, sahih olmakla beraber uygulama bakımından icma vaki olmuştur.

Peygamberimiz (s.a.v.), bir taş alıp onu Osman b. Mazun’un başı hizasına koyduktan sonra, “Bununla kardeşimin kabrini bileyim ve ailemden ölenleri de onun yanına gömeyim.” buyurmuştur.

 

Kabirlere saygı

Kabirlere saygı göstermek, sünnette ve bütün fakihler katında yerleşmiş bir davranıştır.

1- Kabir üzerine oturmak, yürümek, uyumak, küçük ve büyük abdest yapmak mekruhtur. Çünkü Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

“Kabirler üzerine oturmayın, kabirlere doğru namaz kılmayın.”

Yine şöyle buyurmuştur:

“Sizden birinin ateş koru üzerine oturması ve bu ateş korunun elbisesini yakıp da derisine işlemesi, bir kabrin üzerinde oturmasından daha hayırlıdır.”

2- Ölünün kemiklerinden bir kısmının mevcut olduğu bilindiği müddetçe kazılması ve eşilmesi haramdır. Kabir kazıldığı zaman ölülerin kemikleri çıkarılmaz, yerinden oynatılmaz. Kemiklerini kırmaktan sakınmak lazımdır. Zira Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurur:

“Günah bakımından ölünün kemiğini kırmak, dirinin kemiğini kırmak gibidir. Ölünün kemiğini kırmak, diriyken kırmak gibidir.”

 

Definden sonra ölünün nakli

Asıl olan ölüye saygı göstermenin zaruri oluşu ve ölüyü yerinde bırakmaya itina göstermektir. Bu durum esastır. Cumhura göre zaruret, maslahat yahut sahih bir maksat için ölüyü nakletmek caizdir. Hanefilere göre ölüyü nakil, caiz değildir.

 

Kabir üzerindeki yeşillik

Kabre su serpilmesi mendubdur. Rasulullah (s.a.v.), oğlu İbrahim’in kabri üzerine su serpti ve kabrin üzerine çakıl taşları koydu.

Yaş bir ağaç dalı, fesleğen çiçeği ve benzeri yaş dallar dikmek de mendubdur. Kabir üzerinde bulunan yaş bitkileri, otları kesmek mekruhtur. Kuru otları kesmekte bir sakınca yoktur. Çünkü otlar, yaş bulundukları sürece Allah Teala’yı tesbih ederler. Bu bitkilerin zikri sebebiyle ölü kabir hayatına alışır ve bitki sebebiyle kabre rahmet iner. Zira Peygamberimiz (a.s.), azap görmekte olan iki kişinin üzerlerine yaş hurma dalı dikmiş ve şöyle buyurmuştur:

“Bunlar, kurumadığı müddetçe bunların azabı hafifler.”

 

Ölüyü tabut veya sandıkla gömmek

Ölüyü tabut içinde gömmek, hristiyanların adetidir. Yerin yumuşak olması, ıslak olması, denizde bulunması gibi bir özre mebni caizdir. Demirden veya taştan da olsa bunların içine toprak atılması neticesinde defnedilir.

 

Defin esnasında kadınların üzerindeki örtü

Kadının defin esnasında kabrini örtmenin müstehab olduğu hususunda ihtilaf yoktur. Çünkü kadın, avrettir. Onun azalarından bir kısmının açılıp oradakilerin görüp günaha girmemesi için örtülmesi lazımdır.

 (İslam Fıkhı Ansiklopedisi, Prof. Dr. Vehbi Züheyli, c.3)

Buraya kadar yazdıklarımız bizler için nasıl bir kabir olması idi. Bizlere elzem olan ise Kur’an ve Sünnet ölçüleri dahilinde kendimizi kabre hazırlamaktır.

Allah’ım! Kabrimizi cennet bahçelerinden bir bahçe eyle!

Allah’ım! Ümmet-i Muhammed’i Kur’an’a mahkum et. Amin.


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.