E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

İDRİS ARPAT

DÜŞÜNCE;

Çocuk sesleri kuş seslerine karışabilir

“Kalbinizde varolan düşünce ve duygular, etrafınızdakilere tesir eder.”

Bu sözün ispatı nasıl yapılır, bilemiyorum. Hakikati yansıtıyor olması büyük ihtimal. “Yansıtıyor” diye kabul edersek, kendisi ve çevresi için rahmet olan bir insanla karşı karşıyayız demektir.

İçimizdeki güzel duygular çok çeşitli ve değişik yoğunlukta olabilir. Bu duygular önce sahibinin saadetine katkıda bulunacaktır, sonra  çevresindekilerin saadetine. Bir içten aydınlanma ile karşı karşıyayız. Hem kendini, hem çevresini nurlandırıyor. Âlemlere rahmet olmak ne güzel bir hal. Böyle insanlık hayrına doğup insanlık hayrına yaşayan kimselere ne kadar muhtacız.

Aksi de söz konusu tabi. Hem kendini hem çevresini bitirenler.

Âlem bu, yukarıya doğru büyüyenler de bulunur, aşağıya doğru büyüyenler de .

“Hakikatin öğrenilmesi, öğretilmesi, uygulanması  ne güzel meşguliyet” diye düşünüyorum. Allah (c.c) rızasına vesile oluyor. Boş zaman bırakmayıp bunalımı önlüyor. İnsanlık âlemini güzelleştiriyor. Yüksek heyecanların doğmasına sebep oluyor.

Hal böyle olunca, meslek ve meşguliyetimiz her ne olursa olsun, arta kalan zamanlarımızda, hakikat arayışı içinde olmamız gerekiyor. Sonra da insanları hakikatle tanıştırma gayretleri geliyor. Bir sonraki basamak hakikatin toplumda tutunma safhasıdır. Bu meşguliyet ömür boyu sürmeli, nesilden nesile intikal etmelidir. Bu, ışığa doğru koşmak, nura uzanmaktır. “İyi günler iyi insanlarla beraber gelecektir.” İnsanlık âlemi, hakikatin samimi talipleriyle sıhhat bulacaktır. Kan revan içinde boğulup kalan dünyamızda hakikat aşıklarına ne kadar ihtiyacımız var!

 “Şartlar ne olursa olsun, mutlaka insanlık hayrına yapılacak bir şeyler vardır.” Biz mevcut şartlar altında imtihan oluyoruz. Ve de bu imtihanda başarılı olmak zorundayız. Durum bu kadar net. Ne bize imtihanın zamanını, ne de şartlarını soran oldu. “Buyur imtihana” dediler, hepsi bu kadar. İmtihan devam ediyor. Ne sorulara, ne de şartlara itiraz edecek halimiz var. Geriye ne kalıyor? İmkanlarımız dahilinde, Rıza-i Bari’nin en yoğun olduğu faaliyetleri  tespit ve icra. Bu, rolümüzün ta kendisidir. Pür ciddiyet, icra-i faaliyet eylemek durumundayız. Ah vah edip durmanın faydası yoktur. Sahne bu, şartlar bu… “Ya bu deveyi güdeceğiz, ya bu deveyi güdeceğiz. Gidilecek başka bir yer yok, nereye gideceğiz?”

Gelecek nasıl olur? İyilik ve aydınlık neleri kapsayabilir? Yoksa karanlık daha da yoğunlaşır mı? Bilemiyoruz. Bu soruların cevabı, boyumuzu aşıyor. Atılması gereken adımları atmıyorsak, sızlanmalarımızda samimi değiliz demektir. Karanlıklara lanet okumak hüner değil, kalkıp bir mum yakmalı.

- Hayrın hakimiyeti anlamında bir başarı mı?

- Bir peygamber, dünyanın geneline, içi burkulmadan, ne zaman bakabilmiştir?

İnsanlar çok daha güzel ayarlanmış dünyalarda daha insanî, daha İslamî, daha mes’ud bir hayat yaşayabilirlerdi. Ne ki, böyle bir dünya da yok, böyle bir hayat da. Âdemoğulları olarak derme çatma bir dünyada yaşıyoruz, oligarşik bir dünya da. Dünya ayar edilirken, hep belli zümrelerin menfaatleri göz önünde bulundurulmuş. Kahir ekseriyet ikinci sınıf muamelesi görmüş. Ruhsuz ve kalpsiz bir dünyada ne Allah(c.c) hesaba katılmış, ne peygamber. Tek hesaba katılan, egemen güçlerin menfaati. İnsan perişandır bu dünyada. Hem fiziksel, hem de ruhsal açlıklar çekmektedir. Yaratılış gayesinden ve lekesiz sevgilerden bihaber insan. Beygir gücüne dönüştüğünün farkında bile değildi. Kaygılar kasavetler, hırslar, hasetler, kinler, nefretler, mezelletler, mazeretler, eziklikler küçüklükler… Nice zehirli duygular. Yakından baksan göreceksin; insan acımasızca harcanıyor.

Şu halde ne yapmalı ey insanlığın samimi evlatları? Ne yapmalı da dünyayı insaf ve adalet çizgisine çekmeli, insanı fıtratını yaşar hale getirmeli? Çocukların yüzünü  Allah’tan yana çevirmeli? İnsanın istismarını nasıl önlemeli? Ne yapmalı da insanı Allah’a doğru koşar, O’na doğru kaçar hale getirmeli?

Gün olur, insan insana yar olabilir: Her bir insan diğerini, ailenin ferdi gibi görebilir. Bu görüşten kardeşlik hukuku ve samimiyeti doğabilir. Dostluk başa düşmanlık ayağa düşebilir.

Gün olur, insan konfor ve lüksü elinin tersiyle itip, sade ve temiz bir hayatın meftunu olabilir. Rol yapmayıp kendini yaşayabilir. Vicdanın sesini dinleyebilir. Dikkatini Allah’a yöneltebilir. Kendi ayakları  üzerinde durmayı tercih edebilir.

Gün olur, hayat sabah namazıyla başlayabilir. İnsan “Allahu Ekber” sedasıyla  dünyaya gözlerini açıp, tertemiz bir güne tertemiz bir başlangıç yapabilir. Hayırlı başlangıçların nice hayırlara vesile olabileceğini düşünebilir. “Yaşama sevincine erebilir” İnsan  yerlerin, göklerin sevinci haline gelebilir.

Gün olur, yine evler köyler  bolluk bereketle, çoluk çocukla dolup taşabilir. Manevî zenginlikler maddî zenginliklere karışıp, huzur meydanlara taşabilir. Sofralara yemeklerden önce melekler gelebilir. Emekler ibadetlere, ibadetler gayretlere  dönüşebilir. Sofralara besmele ile oturanlar hamd ile kalkabilir .

Gün olur, kadın evine döner, aslî vazifesine çekilir. İlim, fikir, zikir, talim terbiye işlerini önemseyebilir. İnsanlığa hayırlı evlatlar hediye etmeyi en büyük fazilet kabul edebilir. “Beşik sallayan ellerin dünyayı da sallayabileceğini “idrak edebilir. Kadın, yeniden  erkeğin eşi, evin güneşi haline gelebilir. Haneler yeniden şefkat ve kültür merkezi, huzur barınağı haline gelebilir.

Gün olur, çocuklar hep kendilerine doğru koşup, kendi sancaklarına tutuna tutuna yürüyebilir. Gönüllerinde uyanan güller misali duygularla çocuklar ve çiçekler, saf saf namaza durup, melekleri bile imrendirebilir. Sıcak secdelere kapanıp bütün dünyanın kinlerini eritebilir. Abdest alıp, bütün harp meydanlarının  kanını yıkayabilir.

Gün olur, “la ilahe “ayan beyan anlaşılabilir. “İllallah” bir güneş gibi pırıl pırıl gönüllere doğabilir. Gönüller istikametini bulur, hayat sil baştan yeniden okunabilir. Bize öğretilenlerden tamamen farklı neticelere ulaşılabilir. Yüce kudretin eserlerine ruh kanatlanabilir. Taşın taş, suyun su olmaktan öteye manalar taşıdığı fark edilebilir. İnsan ta yürekten  “Allah” diyebilir. “Allah” gönülleri mest edebilir. Kur’an baş tacı edilebilir.

Gün olur, cümle âlem adalet ve hürmet eksenli bir dünyada Rabbiyle tanışık, kendisiyle barışık bir hayat yaşayabilir. Nelerin önemli nelerin önemsiz olduğunu kavrayabilir. Daha doğrusu, neyin ne kadar önemli olduğunu fark edeblir. Allah’a(c.c) rağmen bir hayatın ne büyük trajedilere dönüştüğünü görebilir. Ardı arkası kesilmez  aile facialarının, cinayetlerin, intiharların yetki gasbıyla bağlantısını kurabilir.

Gün olur, yirminci  asrı “cinayetler asrı haline getirip “insanı makine kavmine dönüştüren bir medeniyetin  beslenme damarları sorgulanabilir. İşlenen cinayetlerin kimin namına, hangi salahiyetle işlendiği dile getirilebilir.

Gün olur, İslam’ın muzdarip evlatları, Kur’an’dan bitmez tükenmez güzellikler çıkarıp insanlığa sunabilir.

Gün olur, ilim hedefine yönelebilir. Ne okunacaktır, niçin okunacaktır, ne zaman okunacaktır, bilinebilir. İlim sayesinde yaratılışın ve yaşayışın sırrına erilebilir. Dünyamız kendi sınırlarını aşıp metafizik meydanlarla genişleyebilir. Beyin bilginin, gönül huzurun kaynağına doğru bir yol tutabilir. Kalemimize bereket, hükmümüze isabet, sözümüze tesir gelebilir. İlim Hakk’ın hizmetine girebilir. İnsan Kur’an ve sünnet boyutlarında bir İslam’a özlem duyabilir. İslam’ı bir bütün olarak görme sevdasına tutulabilir.

Gün olur, insan toprağı bir dost, bir bereket kaynağı olarak görebilir. Dikilen bir fidan, ekilen bir sebze mesut tebessümlere yol açabilir. Kumlar seccadeye, arz mescide dönüşebilir.

Gün olur, insanlar tarlaya mı gidiyorlar, düğüne bayrama mı, belli olmayabilir. Tutan ellere, yürüyen ayaklara sahip olduğuna sevinebilir. Ezandan ezana bir çalışma temposu tutturabilir.

Gün olur, taş zeminlerde atlayıp duran mütevazı bir derenin, sırrına erilmez bir sanat eseri olduğu farkedilebilir. İnsanlık maddenin, menfaatin ötesinde de değerler bulunduğunu hissedebilir. Saraylarda aradığı saadeti, bayırlarda bulabilir. Kürre-i Arz’ın özenle hazırlanmış bir misafirhane olduğu anlaşılabilir. Çiçeklerin güzelliği çocukların güzelliğine, çocuk sesleri kuş seslerine, güllerin ahengi gönüllerin ahengine karışabilir. Her bir dağ Tur-i Sina, bir Cebel-i Hira etkisi yapabilir. Kur’an sesleri dağ uğultularına karışabilir. Gönüller eserden müessire kanatlandıkça, putlar yan yatabilir.

Gün olur, toprağa yakın olanın Allah’a da yakın olacağı, topraktan uzaklaşmanın ne kapanmaz yaralar açacağı anlaşılabilir.

Gün olur, Âdem’in evlatları olarak yüzümüz güler, gönlümüzde güller açar, önümüzde nurlar uçar. Beynimiz, bileğimiz, yüreğimiz bereketlenir. Dünya ahiret, zaman mekan, Yaratan yaratılan, Kitap hitap, hak vazife, Rasul usül... herşey yerini bulur. Taşlar yerine oturur, dere yatağına çekilir. Herkes önünü görür, görevini bilir. Dünya sanki yeniden kurulur. Kardeşlik, adalet, bolluk, bereket... Âlem başka bir âlem olmuştur. Güneş sanki daha bir heyecanlı ve sevinçli doğar, yağmurlar daha sıcak yağar. Bulutlar tarlalarımıza eğilir, kuşlar daha alçaktan uçur.

Gün olur, bizim de yaşımız kemale erer, günümüz ikindiye iner. Dünyalardan öte bir dünya, ufuklardan öte bir ufuk gözle görünür hale gelebilir. Giden dünya, gelen ahirettir. Sırtımız dünyaya, yönümüz ahirete dönüktür. Bu, susturulamaz bir his haline gelebilir. Olabilir... Güle oynaya gideriz ahiret menzillerine. Rabbimize inanıyor, rahmetine güveniyoruz. Sonsuz derecede güzel dünyalar bizi bekliyor olabilir.


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.