E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

DÜCANE GÜZELCE

ADIM ÇOCUK;

YAZIŞMA ADRESİMİZ: İlkadım Dergisi, Adım Çocuk Sayfası, PK: 75 NEVŞEHİR

MERHABA TATİL

Sevgili can doslar! Bir öğretim yılını daha geride bırakarak tatile başlayacağımız şu günlerde karnemizi almanın belki sevincini, belki de burukluğunu yaşayacağız.

Derslerimizde gösterdiğimiz gayretimiz, çalışmalarımız karnemizde bize verilen iyi notlarla kendini gösterecek. Çalışmayanlar da kötü bir karne ve başarısızlığın üzüntüsünü yaşayacaklar. İnsana yaptığının karlışılığı vardır. Başarılar ve sevinçler; zorluk ve sıkıntılar çekilmeden kazanılmaz.

Bu dünya hayatı da bizlerİ ahiret hayatına hazırlayan imtihanlarla dolu. Hayatımızda tercihlerimiz helallerden yana mı, yoksa haramlardan yana mı olacak? Okulumuzdaki  sınavlarımız ya da derslerimizi bir başka imtihan ya da sınavlarla yeniden başarma ve sınıfı geçme şansına  sahipken, ölümle sonuçlanan hayat okulundan alacağımız karnemiz için bir imtihan ya da kurtarma yazılımız var mı? Hayat okulundan başarılı bir karneyle Rabb’imizin huzuruna varalım istiyorsak, hayatmızın her anının iyi değerlendirmeliyiz. Daha çocuğuz, yaşımız daha küçük sözleri bizleri yanıltır. Bir gün geç kalmanın acı sonuçlarını yaşamak zorunda kalabiliriz.

İşte tatiller bizler için en güzel fırsatlardır. Bu tatilimizde anne ve babalarımızın bilgisi dahilinde cami ve kurslara giderek hepinizi Kur’an öğrenmeye çağırıyorum.

Haydi çocuklar camiye...

 

HİKAYE - VEFA

Okuyacağınız bu yazı, kurmaca değil; hele masal hiç değil. Karıncalar arasında arasında yaşanan gerçek bir olay. Olayın görgü tanığı Avustralyalı bir bayandır. Gördüğü ise karıncaların cenaze töreni... Karıncaların cenaze töreni de mi olurmuş, demeyin sakın. Bu bayan gördüğü töreni şöyle anlatıyor:

“Karıncalar, ikişe ikişer sıralanarak ölü karıncaların bulunduğu yere kadar düzenli bir şekilde yürüdüler. Gruptan iki karınca ilerledi ve arkadaşlarından birinin cesedini aldı. Sonra iki karınca daha ilerledi ve onlar da diğer karıncayı aldı. Bu, bütün ölü karıncalar arkadaşları tarafından alınıncaya kadar devam etti. Artık grup yürümeye hazırdı. İlkin öndeki cesedi çeken iki karınca hareket etti. Ardından iki boş karınca; sonra diğer cesedi çeken iki karınca ve onların ardından iki boş karınca... Sonuna kadar bu böyle devam etti. Sırada aşağı yukarı kırk çift vardı. Karıncalar yavaş yavaş ilerliyorlardı. Arkalarında ise, düzensiz bir şekilde yürüyen ikiyüz karınca, bu grubu takip ediyordu. Bazen iki karınca duruyor, taşıdığı cesedi bırakıyor, ardından boş gelen iki karınca cesedi taşıma işini üstleniyordu. Böylece zaman zaman cesetleri devrederek, grup deniz kenarındaki bir kumsala vardı. Burada her karınca için ayrı bir mezar kazılmaya başlandı. Tam bu sırada ilginç bir olay oldu. Gruptan altı yedi karınca kazma işine katılmayıp kaçmaya başladı. Bunun üzerine diğer karıncalar bunları yakalayıp geri getirdiler. Onları hemen öldürdüler. Ardından da tek bir mezar kazarak bu karıncaların hepsini bu mezara gömdüler. Ve bu kaçaklara da cenaze töreni yapılmadı.

Şimdi bu durumu nasıl yorumlayacağız? Zaman zaman evlerimizde, bahçelerimizde, ağaçlarda gördüğümüz kahverengi, siyah, kırmızı karıncalar, o küçücük canlılara bu işi birlik ve beraberlik içinde yapma, arkadaşlarına bağlılık ve vefa duygusunu veren âlemlerin yaratıcısı Allah (c.c.)’dan başkası olabilir mi?

 

SEYRANİ’DEN FIKRALAR

Bir gün, gözleri görmez olan bir dostu,

- Ah baba, artık bende dünyayı görecek göz yok, der.Seyrani de şu ünlü cevabı verir:

- Üzülme gayri dünyada görülecek yüz yok!

* * *

Anlatırlar ki, Seyrani’nin ölümünden iki gün önce yiyecek bir şey bulamamış. O sıralar evinde yiyecek adına bağ yaprağı varmış. Bağ yaprağını küle batırarak yemiş ve:

“Ey nefis, ballar ve börekler yedin adam olmadın, şimdi şu küllemeyi ye de adam olursun.” demiş.

* * *

Seyrani’nin karısı sağlığında kendisine senetle mal bırakmasını kocasından ister. Miras bırakıcak malı malı olmayan Seyrani, bir kağıda senedi yazar ve; “Aman hanım, bu senedi iyi sakla, ben ölmeden de kimseye gösterme.” der.

Okuma yazma bilmeyen hanımı, senedi saklar. Seyrani öldükten sonra çıkarır ve okutur. Senette şu cümle yazılıdır:

“Seyrani öldükten sonra ağlayan ağlasın, gülen gülsün.”

AYŞE HÜMEYRA SOYAK / (5. SINIF) KAYSERİ

 

ANNECİM

Annem benim güleryüzlü,

Tatlı dilli, şen sözlüsün.

 

Yanağıma öpücük kondurur,

Düşünce koşar, kaldırır beni.

 

Canımdan çok severim,

Ben annemi.

 

Canımdır benim annem,

Herkesten çok onu severim.

 

 

BABACIM             

Babam benim tatlı dilli,

Şen sözlü, iyi kalpli.

 

Önce annem, sonra babam,

En çok seni sevdim.

 

Benim için sen en değerli,

Akrabamsın bu dünyada.

 

Babacığım ben seni,

Canımdan çok severim.

 

FATİH ALİBAZ DURSUN / (1. SINIF) NEVŞEHİR


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.