E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

YUNUS HÜDAYİ

KAPAK;

Kapadokya’da misyonerlik çanları

Misyonerlerin genelde hedef kitle olarak 3. dünya ülkelerinin fakir ve eğitimsiz kesimlerine yönelik faaliyetler yaptıklarını düşünürdük.Afrika’dan Güney Asya’ya kadar bir çok ülkede faaliyetlerini duyardık. Ama burnumuzun dibine gelebileceklerini hiç aklımıza getirmiş değildik. Özellikle Sovyet Rusya sisteminin çöküşü ve Amerika’nın Orta Asya ve Orta Doğu projesine yönelik gelişmelerin arkasından, İslam ülkelerinde  misyonerlik  faaliyetlerinin ağırlık kazandığını görüyoruz.İslam ülkelerinde ki organizasyon ve faaliyetleri geniş bir araştırma konusu olmuş durumda. Bu durumda Müslüman duyarlılığına sahip her bölgeden kuruluş veya şahısların bu tür faaliyetlerden haberdar olmaları ve alternatif faaliyetlerle öz kimliğine sahip çıkmaları kaçınılmaz olmaktadır.

Bir misyoner Türkiye’de binlerce kişiyi her yıl hıristiyan yapmak için gayret ettiklerini söyleyince, bir vesile ile bu söze muhatap kişi: “Bunu nasıl gerçekleştireceksiniz?” diye soruyor. Misyoner:

- “İlahiyatları görmüyor musun! Orada ki ilim adamlarımız, müslümanların dine olan inanç ve bağlarını zayıflatacak şekilde zihinleri teşviş ederek bize zemin hazırlıyorlar.” demiş. Hakikaten bir çok defalar, din hakkında usul ve füru bilgisi yeterli olmayan halkın önünde dini konuların, alelade ve kalpleri ifsat edecek tarzda tartışma konusu yapıldığını görüp duruyoruz. Sonuçta bir çok insanın, dini gerçek ve doğru anlatan ilim ehline karşı artık önyargılı yaklaşmaya başladığını görüyoruz. Üzülüyoruz.

Dergimizin bu özel sayısında, neşre hazırlandığı Kapadokya namıyla maruf bölgede (Nevşehir, Ürgüp, Avanos, Göreme, Derinkuyu vs..) misyonerlik faaliyetleri hakkında ulaşabildiğimiz verileri sizlerin bilgisine arzetmeye çalışacağız.

Nevşehir’de bilhassa turizm mıntıkaları olan Avanos, Ürgüp, Göreme, Uçhisar, Ortahisar vb. ilçe ve kasabalarda 1500 civarında ev, arsa, bağ, bahçe yabancı uyruklu (çoğu Avrupalı) şahıslar tarafından kanuna uygun olarak satın alınmış durumda. Bazen bir mahalleyi komple temellük ettikleri de görülüyor. Uçhisar örneğinde olduğu gibi, kasabanın Göreme vadisine bakan yamacında ki mahalle yabancılarca alınmış durumda. Burada bulunan mahalle camii de cemaatsiz kaldığı için atıl durumda kalmış bulunuyor. Yalnız İl Müftülüğünün talimatıyla Cum’a namazında açılıp namaz kıldırılmaya başlandığını öğrendik.

Bu yabancı mukimlerin hangi amaçla buraya yerleşmeyi tercih ettiklerini irdelediğimizde, belki bir çoğunun turistik amaçlarla geldiğini söyleyebiliriz. Ya yaz tatilinde rahat bir ortam olarak düşündükleri atalarının yaşadıkları eski yerlerde tatil yapmayı tercih ederek gelmişler, yerleşmişler. Yahut da  satın aldıkları yerleri ticari amaçlı pansiyonlara çevirerek, yatırım amacıyla yerleşmişler. Yerleşenler arasında bir kısmının da  misyonerlik gayesiyle bölgeye yerleştiği inkar edilemez bir gerçek olarak karşımızdadır. Bu bölgelerde konuştuğumuz arkadaşlardan aldığımız bilgilere göre lokanta, park gibi umumi yerlere turist kimliği ile gelen bir kısım şahıslar, yiyip, içtikten sonra giderken, masaların üzerine İncil ve hristiyanlığa dair broşür ve CD‘leri bırakıp gittiklerini, bir kısım misyonerlerin de ticari tabela ile açtıkları yerlerde bu tür faaliyetlerde bulunup, bilhassa gençlere yönelik cazip imkanlar (bilgisayar, dil eğitimi vs.)hazırladıklarını duyduk.

Misyoner olarak bilinen yerlere tanışmak amacıyla gittiğimizde genelde nereli olduklarını bile söylemeyecek şekilde ketum davrandıklarını gördük. Turistik mahiyette bölge ve kültürümüz hakkında sorular sorup düşüncelerini almak istediğimizi söylediğimiz halde hiçbir açıklama yapamayacaklarını söylüyorlar. Halbuki bu bölgede yaşayanlar bilirler ki, normal turistik amaçla gelip yerleşen yabancılar, bu tür yakın ilgi ve tanışmalara açık ve sempatik olurlardı. Böyle ketum olmayı tercih edene pek rastlanmazdı.

Bir başka kasabada tanışmak maksadıyla gittiğimiz  bir başka yabancı yerleşimciyi evde bulamadık. Ancak yakın komşularından öğrendiğimize göre, her hangi bir misyonerlik faaliyeti görülmeyen, mahallenin sempatisini kazanmış, bilhassa çocukların ilgi odağı olmuş, çocukların sevdiği biriymiş. Bu şahıs çocuklarla hemhal oluyor, devamlı ikram ediyor. Bağlarının ürünlerini çevreye dağıtıyor, ikram ediyor. Çevredeki yerliler de onu devamlı yemeğe çağırıyorlar. Fakat davetlerin arkasından ihtiyaçlarını söyleyip çıkar bekleyenleri gördükçe, davetlerden biraz soğumuş. Ancak bu şahsın evine burada kalıp memleketine gitmediği müddet zarfında yerli yabancı İstanbul, İzmir,Muğla gibi turistik yerlerden devamlı misafirleri geliyormuş. Bu gelenler arasında misyonerlik faaliyetinde bulunanlara da rastlanabildiğini bir yerli çocuk şu anekdotuyla bize göstermişti. Hıristiyan olmuş bir türk  bu şahsa misafir olarak geldiğinde çocuğa hıristiyanlığı anlatmış. Çocuk da saf ve temiz bir hamiyet insiyakıyla: “Ama Yusuf İslam da hristiyandı, bak müslüman oldu. Sen neden müslüman olmuyorsun?” diye soruvermiş.

Misyonerlik şüphesi çekmiş, bu sıfatla tanınagelen kişilere baktığımızda her ne kadar dışardan gelip tanışma ve röportaj taleplerine yaklaşmasalar da çevreleriyle ve bilhassa çocuklar ve gençlerle iyi ilişkiler kurma ve iyi geçinme, saygınlık kazanma noktasında çok titiz davrandıkları görülüyor. Avrupa Birliği macerasıyla birlikte çıkan kanuni düzenlemeler ellerini daha rahatlatmış gözüküyor. Öteden beri kozmopolit yapısıyla bilinen Avanos’ta aldıkları gayr-i menkullerde ev kiliseleri oluşturdukları biliniyor.

Nevşehir’de bir üniversite yok ama, Erciyes Üniversitesi’ne bağlı fakültelerde 3000‘e yakın öğrenci var. Bunların çoğu turizm ve otelcilik alanında eğitim alıyorlar. Öğrenci yurtları olarak Avanos ve Ürgüp ilçelerinde bina yapılmış. Fakültelerin olduğu mıntıkada rektörlük cami inşasına müsaade etmemiş. Oysa potansiyel hedef kitle olan üniversiteliler arasında başta mason kulüpleri ve misyonerler olmak üzere satanist faaliyetlerinin de görüldüğü halk tarafından hikaye ediliyor.

Emniyet kayıtlarına göre Nevşehir, Türkiye’de fuhuş vakıalarında 10. sırada. Nüfusa orantılı olarak düşünüldüğünde bunun daha aşağılara çekilebileceğini söylersek, gençliğin ne denli bir uçuruma doğru itildiğini görmemek mümkün değil. Özellikle turistik kasabalarda büyük çaplı oteller, barlar ve gece kulüpleri yabancılar için olduğu kadar yerli gençler için de ilgi ve cazibe odağı olmuş durumda. Mason teşkilatlarının bir kısım toplantıları da bu otellerde yapıldığı yerel ağızlar tarafından hikaye ediliyor. Özellikle hümanizm felsefesi çerçevesinde, yerel argümanları da kullanarak, insan sevgisi, tabiat sevgisi, dünya kardeşliği kavramlarıyla ön plana çıkan klüpler, geniş imkanlar sunarak gençleri cezb edici faaliyet alanlarına yönelmiş durumdalar. Bu meyanda resmi okullara da resmi kanallardan girip, konferanslar veriyorlar. Bilgisayar ve sportif imkanlar hazırlayıp, gençlerin kullanımına açıyorlar.

Rotary ve Lions kulüplerinin üniversite öğrencileri arasında sempati kazandığını biliyoruz. Ne hikmettir ki çevreci derneklerin bile derhal kapatıldığı ihtilal dönemlerinde bu klüplerin kılına bile dokunulmamıştır.

Onlar kendi hedefleri doğrultusunda imkanlarını esirgemeyip, sarfediyorlar. Sarfedecekler de! Sonuçta Allah’a ve Rasulüne iman etmeyenler için bütün bu emekler onlar namına bir hasret ve kedere dönecek. İyi de bizim akıbetimiz nolacak! Ki biz inandığımızı ve teslim olduğumuzu söylüyor, emeklerimizin boşa gitmeyeceğine yakinen inanıyoruz. O halde bize düşen gayret kuşağını kuşanıp, himmeti yüksek tutarak, ataletten, vurdumduymazlık ve rehavetten bir an önce kurtulmak. Cenab-ı Hakk’a yalvarıp yakararak ümmetin önünü açacak hizmetlerde koşturacak güç ve istidadı bahşetmesini, nasibimizi kesmemesini şiddetle talep etmektir. Batıl davaları çürütecek, Hakkı tutup kaldıracak, bunu yaparken de bilhassa ehl-i kitapla en güzel bir surette, kırıp dökmeden, ikna edici bir uslup ile mücadele edecek kişiler olma sorumluluğunu taşıyoruz.

Köydeki imam efendiden tutun da okuldaki dini eğitimden sorumlu öğretmenine kadar gençliğe sahip çıkma bilinciyle hareket etme vebalini taşıyan sayıca da az olmayan gönüllülere Akifce diyoruz ki:

“Misyonerler gece gündüz yeri devretmedeler.

Ulema vahy-i ilahi yi mi bilmem bekler.”


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.