E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

ZEKİ SOYAK (zekisoyak@ilkadimdergisi.com)

BAŞYAZI;

Başarılı olmanın yolu

Allah Teala, insanın başarılı olabilmesi için ona her türlü imkanı bahşetmiş, her türlü ortamı hazırlamıştır. Yeter ki insan kendini tanısın.

Yani;

Kabiliyetlerini,

İlgi duyduğu alanları,

Sahip olduğu imkanları,

İçinde bulunduğu ortamı vb. çok iyi bir şekilde tespit etsin ve o doğrultuda iş tutsun. Başarının ilk basamağı budur.

Mesela, bir insan düşünelim, kendisinde ticaret kabiliyeti var, bu alana ilgi de duyuyor, ortam müsait, az çok imkanı da var, böylesi bir kişi ticaretle meşgul olmalı, çeşitli heveslere kapılarak kendini kabiliyeti olmayan başka alanlarda zayi etmemelidir.

Başka bir kişide de okuma kabiliyeti, ilim öğrenme kabiliyeti vardır. Bu hususta Allah Teala, ona çok cömert davranmıştır. Böyle bir kimse de kendisini ilim yoluna hasretmeli o sahada derinleşmeye çalışmalıdır.

Öyle kişiler vardır ki eli uzdur, göz estetiği vardır. İlk bakışta neyin nasıl olması, neyin nerede bulunması, nasıl yerleştirilmesi gerektiğini, yerinde olmayan, eğreti duran, fazladan olan şeyleri hemen farkeder ve ilk bakışta iyi bir yerleşimin, iyi bir oluşumun planını yapıverir. Böyle bir kimse de kendini sanata ve benzeri mesleklere yönlendirmeli, kabiliyeti doğrultusunda yol tutmalıdır.

Diğer birisi, yöneticilik kabiliyetine sahiptir. Allah Teala, ona öyle bir özellik vermiştir. Bu insan da kendisini yönetim hususunda yetiştirip geliştirmek, yönetim için zaruri olan diğer yan bilgi ve becerileri de elde etmek için gayret etmelidir.

Bazı insanlar da vardır ki, Allah Teala’nın bir lütfu olarak bir kaç sahada üstün kabiliyetlere sahiptirler. Ama böyleleri azın azıdır.

Ancak, şu husus da çok iyi bir şekilde bilinmelidir ki, bir sahada muvaffak olmak için, o konuda kabiliyetli olmak, tek başına yeterli değildir. Kabiliyet, ham bir cevherdir. O cevheri faydalı bir hale getirmek için onu çok usta eller vasıtasıyla işlemek gerekir.

Hülasa olarak Allah Teala, insanları çeşitli kabiliyetlerde yaratmıştır. Kişinin yapması gereken öncelikle kendi kabiliyetini keşfetmesi, o doğrultuda iş tutup, gayret göstererek kendi sahasında örnek teşkil edecek faydalı bir insan olmaya çalışmasıdır.

Bu hususta aileye, eğitimcilere ve yöneticilere çok büyük vazifeler düşmektedir. Aileler çocuklarını, eğitimciler öğrencilerini, sanatkarlar çıraklarını, onlarda mevcut olan kabiliyetleri farketmeli, o kabiliyetlerini önplana çıkarıp o istikamette yönlendirmelidirler. Bu konuda devleti yönetenlere de çok büyük mesuliyet terettüp etmektedir.

Elbette bir kimse kendi kabiliyeti, becerisi istikametinde yol tutup derinleşirken insan yaşantısında olmazsa olmaz diğer zaruri bilgileri de öğrenecek, ailesini, çevresini, yaşadığı toplumu asla ihmal etmeyecek, toplumun meseleleri ile de ilgilenecek, yapması gerekenleri yapacaktır.

Kabiliyet sahasını tespit eden bir kişinin yapması gereken ikinci husus yani başarının ikinci basamağı da şudur:

Kendisine güvenecek,

Becerili olduğu sahayı önemseyecek,

Benimseyecek,

Çalışma sahasında lehine ve aleyhine olan durumları tespit edecek ve ona göre de tedbirlerini alacak,

Ehil insanlarla istişare edecek,

Sonra da vakit kaybetmeden,

İşine nereden başlayacağını,

Nasıl devam ettireceğini,

Nasıl geliştireceğini,

Yenilikler ve yeni oluşumlar karşısında nasıl davranacağını,

Nasıl bir ortam hazırlayacağını,

Ya da mevcut ortamı nasıl değerlendireceğini planlayacak ve işine koyulacaktır.

Kişi, kendi kabiliyet sahasını asla küçümsemeyecektir. Farzı muhal, o saha halk arasında pek rağbet edilmeyen bir saha olsa da...

Yapacağımız iş ya da hizmet meşru olmak şartı ile o iş ve hizmet halkın rağbet etmediği bir iş, bir hizmet olsa da çok mühim değildir. Yeter ki biz yaptığımız iş ve hizmeti önemseyelim, benimseyelim, özveri ile çalışalım, en iyisini yapmaya gayret edelim.

Bunun geçmişte ve zamanımızda pek çok örneğine rastlayabiliriz. Mesela bunlardan biri Ahi Evren’dir. Ahi Evren, dericilikle meşgul olurdu. Çok iyi bir debbağdı. Kayseri’de derici esnafını teşkilatlandırmış ve Anadolu insanının üzerinde yüzlerce yıl tesirini devam ettiren Ahilik teşkilatını kurmuştur. Çok iyi bir eğitim gören Fatma Hatun’u da babası Şeyh Evhadüddin ve kocası Ahi Evren teşvik etmiş, ona yardımcı olmuş ve Baciyân-ı Rum’u kurdurmuşlardır. Baciyân-ı Rum, Ahilik teşkilatının kadınlar kolu olarak hem maddî, hem manevî sahada çok büyük hizmetler icra etmiştir.

Ahilik teşkilatı, tarihin bir benzerine dahi şahit olmadığı çok mükemmel bir esnaf teşkilatıdır. Bu teşkilat, mensuplarını hem meslekleri yönünden, hem de dinî, ahlakî yönden çok mükemmel bir şekilde yetiştirmeye çalışmış ve büyük ölçüde muvaffak olmuştur.

Zamanımız esnaf teşkilatının, ticaret odalarının, devleti yönetenlerin ahilik teşkilatından öğrenecekleri çok şey vardır.

Verilen örnekten de anlaşılacağı üzere yaptığınız iş, halk arasında pek rağbet edilmeyen bir meslek de olsa siz onu ciddiye alırsanız, benimserseniz çok büyük hizmetlere imza atabilirsiniz.

Hayatta başarılı olmanın üçüncü basamağı da kararlılıktır, istikrardır. Yürüdüğün doğru güzergahtan sapmadan, vitrinlere bakmadan, engellere takılıp kalmadan ulaşman gereken menzile doğru yürümektir.

Bazı kişiler, bu özellikleri taşımadıkları için, o daldan o dala konarak vakit geçiren hevai kuşlara benzerler. Gözleri hep dışarıdadır, göze hoş görünen, nefsini okşayan bir şey gördüler mi, bir teklif aldılar mı hemen takım tezgahını bırakır, sonu belirsiz o aldatıcı cazibeye kapılır giderler. Böylesi kişiler, asla başarılı olamazlar. Yaptıkları göstermelik işlerden de bir fayda hasıl olmaz.

Bu gibi kişilerin bir hastalığı da kendi kabiliyet alanlarını tam tespit edemedikleri, kendilerini keşfedemedikleri için kendilerini her hususta yetkili ve kabiliyetli kabul ederler, her işe ve her makama layık görürler.

Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi Allah Teala, bazı kişilere bir kaç sahada üstün kabiliyetler vermiştir. Bu gibiler de azın azıdır. Fakat bu kişiler, bu üstün kabiliyetlerine rağmen her önüne gelen işe dalmazlar, bu çeşitli kabiliyetlerinin arasından en faydalı olacağı sahayı seçer ve o sahada faaliyet gösterir, hizmet eder. Başka şeylere asla rağbet etmez.

Faydalı iş yapmanın,

Gerçekten hizmet etmenin,

Hayatta başarılı olmanın yolu, bu başarı basamaklarından teker teker yükselerek hedefe doğru istikrarlı, kararlı şekilde yürümektir.


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.