E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

BANU ŞENYÜREK ÖZYÖN

KADIN AİLE;

ÇOCUK EĞİTİMİ, EBEVEYNİ EĞİTMEKLE BAŞLAR

Çocuklar çabuk büyüyor... Çocuklar büyüdükçe dertleri de büyüyor. Ve anne babanın şikayetleri başlıyor.

Şikayetler başlıyor, çünkü hızlı bir şekilde kontrolümüzden çıkıp değişikliklerini görüyoruz. Çocuklarımız, bizim gençliğimizde var olmayan bir yaşama biçiminin etkilerine giriyorlar. İstemediğimiz alışkanlıkları ediniyorlar. Yanlış arkadaşlıklar kuruyorlar. Evleri adeta bir otel, bir lokanta olarak kullanıyorlar. Hele erkek çocukları çok dağınık. Aldıklarını aldıkları yere koymuyorlar. Tüm elbiselerini etrafa saçıyorlar. Banyoyu savaş alanına çeviriyorlar. Anneyi ve kızkardeşlerini sanki özel hizmetçileri gibi görüyorlar. Aileden kopuk yaşıyorlar.

Uyarıları, ricaları dikkate almıyorlar. Anne baba olarak bizi dinlemiyorlar. Tavırları zaman zaman saygısızlığa varıyor. Zaman zaman saldırganlaşıyorlar.

Ailenin ortak nesnelerini, mesela telefonu, kendi özel mülkiyetlerinde tutuyorlar, saatlerce telefon gevezeliği  yapıyorlar. Kısacası çocuklar evin içinde yabancı gibi yaşıyorlar.

İlgililer, çocuklarımız  konusunda dikkatli olmamız gerektiğini  söylüyorlar, ama nasıl dikkat edeceğimizi, yani neler yapacağımızı  kimse söylemiyor. Tüm bildiklerimiz  kulakdan dolma şeyler. Bunların da çoğu yanlış. Kaş yapayım derken göz çıkarma ihtimali var.

Biliyorsunuz dünya imtihan dünyası. Bazılarımız servetle, şöhretle imtihan olurken, bazılarımız da çocuklarımızla imtihan oluyoruz.

Türkiye’de çocuk yetiştirmek zor zanaat. Annelik zor, babalık zor.Bir yerlerde yapılan küçük bir hatanın faturası çok ağır olabiliyor. Yine de işin hemen hemen  bütün yükü ailelere, özellikle de anne babalara düşüyor. Anne baba  olarak bu kutsal yükü kaldırmak zorundayız. Çünkü sözkonusu olan hem onların,  hem de bizim geleceğimiz.

Çocuğunuza belli yaşlarda namaz kılmayı, Kuran okumayı öğretebilirsiniz. Namaz sureleri ile birlikte bir sürü de ilahi, ayet, hadis ezberletebilirsiniz.Ama onlara büyükleri saymayı, küçükleri sevmeyi öğretemezseniz, milli ve manevi  değerleri  veremezsiniz, tarihiyle bütünleştiremezseniz, imandaki huzurun yanısıra, inanmanın mantığını kavratamazsanız, çocuk, belli yaşlarda yalpalamaktan  kurtulamayacaktır.

Bu da  çocuğun geleceği açısından önemli bir tehdit oluşturur. Çünkü o takdirde çocuk, sokağın, televizyonun, gazetenin, enva-ı çeşit müstehcen yayınların, sorumsuz politikacıların ve sanaçıların etkisine girer. Hem kıbleden, hem aileden kopar, yozlaşır, tükenir.

Çocuğunuza kendi yaşantınızla örnek olamasanız, milli-manevi değer ölçülerini veremezseniz, batılılaşma sürecinin toplumumuza bulaştırdığı tortulardan ve terddütlerden koruyamazsınız.

Anne-baba olarak önce biz kendimizi eğitmeliyiz. Kendimizi yeterli hale getirmeliyiz. Kendimizi sürekli olarak eğiteceğiz. Televizyondan ziyade kitapla dost olacağız. İnanın kitap okumamak  için uydurduğumuz bahanelerin hiçbiri geçerli değil. Ne kitapların fiyatı, ne zaman kıtlığı, ne şu, ne bu... Okumamanın mazereti olamaz. Unutmayalım, bahanelerimiz, çocuklarımızın geleceğini kurtarmaz.

 

MEŞHURLARDAN NÜKTELER

Susmalarının belası

Maarif Nazırı Tahir Paşa nazır olunca, Menas Efendi de onu tebrik etmeye gelmiş. Paşa, Menas Efendi’yi diğer dostlarıyla şöyle tanıştırmış:

“Menas Efendi, benim kalem arkadaşımdır. Ben vezir oldum; ama o dilinin yüzünden vezir olamadı.”

Menas Efendi hemen araya girip cümleyi şöyle sürdürmüş:

“Paşa’nın söylediği doğrudur. Yalnız, dilimin konuşmasının belasını sadece ben çekiyorum. Vezir efendilerimizin susmalarının belasını ise bütün Osmanlılar çekiyor.”

 

Bizim aşçımız

Padişah II. Abdülhamit’in aşçıbaşısı günün birinde devletin yönetimi hususundaki düşüncelerini bir dosya içinde padişaha iletmiş. II. Abdülhamit, dosyaya şöyle bir baktıktan sonra katibini yanına çağırıp şu talimatı vermiş;

“Sadrazama haber ver de gelsin, hünkarbeğendi tatlısı yapsın. Baksanıza bizim aşçıbaşımız sadrazamlığa heveslenip devlet işleriyle uğraşmaya başlamış.”

 

Bu bir suçtur

Hakim, Osman Yüksel Serdengeçti’ye:

“Siz konuşmanızda sık sık Allah demişsiniz. Bu bir suçtur.” deyince Serdengeçti hayretini gizlemeyerek şöyle demiş:

“Allah, Allah!...”

 

ZEYTİNYAĞLI PİLAKİ

MALZEMELER: 2 bardak kuru fasulye, 3 baş soğan, 5-6 diş sarmısak, 2 adet havuç, 1 demet küçük maydanoz, 1 çay bardağı sıvıyağ, yeterince tuz.

TARİFİ: Kuru fasulye yıkanıp akşamdan bol suda ıslatılır. Ertesi gün suyu dökülerek bol su içerisinde haşlanır. Tencereye yağ konulur. Üzerine halkalar halinde doğranmış soğan, sarmısak, 2 cm uzunluğunda ince ince doğranan havuçlar tencereye konularak kavrulur. Haşlanan fasulye soğuk su ile yıkanır. Soğanlar sararınca tenceredeki malzemelerin üzerine dökülür. Yeterince tuz, biraz su, kıyılmış maydanoz ilavesiyle pişirilir. Ocaktan alınarak soğumaya bırakılır. Yanında bir parça limonla servis yapılır.

 

BAHARATLI KEK

MALZEMELER: 2 yumurta, 1 su bardağı sıvı yağ, 1 su bardağı yoğurt, 1 su bardağı rende patates, yarım su bardağı  rende peynir, 2 adet yeşil soğan, 1 tutam maydonoz, tuz, karabiber, alabildiğince un.

TARİFİ: Un dışında bütün malzemeler karıştırılır. Daha sonra un yavaş yavaş yedirilir. Katı olmayan bir hamur elde edilir. Fırına sürmeden arzu edilirse üzerine biraz kekik de gezdirilebilir.

 

PRATİK BİLGİLER

* Güzel pasta için

Pastalarınızın daha güzel olmasını, özellikle de keklerinizin daha iyi kabarmasını istiyorsanız kullandığınız yumurtanın oda sıcaklığında olmasına dikkat ediniz.

 

* Mum lekesi

Masanızın üzerine damlayan mumları çıkarmak için lekenin üzerine neft döküp 5 dakika bekleyin sonra nemli bir bezle silin.

 

* Eldeki soğan kokusu

Ellerdeki soğan ve sarımsak kokularını giderebilmek için yapılacak en iyi şey, haşlanmış patatesle ovmaktır.

 

ÖZLÜ SÖZLER

İnsana, aradığı şeye göre değer biçilir.

(Mevlana)

 

Çalışanlar, kötülük düşünmeye vakit bulamazlar. Çalışmayanlar ise, kendilerini kötülükten kurtaramazlar.

(Hz. Ali)

 

Hak yenir ama hazmedilmez.

(Atasözü)

 

Yol kesenler, Kur’an’ı okuyup öğrenince,  yol gösterici olurlar.

(Muhammed İkbal)

 

Nezaket para ile alınmaz, ama her şeyi satın alır.

(Montaque)

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.