E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

ZEKİ SOYAK (zekisoyak@ilkadimdergisi.com)

BAŞYAZI;

Kimlik sorunu

Din bilmez, tarih bilmez, siyaset bilmez bir takım maceracı Balkan serserisi, İttihat Terakki fırkası çeşitli entrikalarla II. Abdülhamit Han hazretlerini tahttan indirip sonra da Osmanlı Devleti’ni I. Dünya Savaşı’na sokarak hem devletin yıkılmasına, hem de İslam âleminin dağılıp parçalanmasına, perişan olmasına sebep oldu

O gün bugündür müslüman milletler özellikle yönetici ve okumuş cahiller vahşi batı karşısındaki bu yenilginin, geri kalmışlığın ve kendine güvensizliğin ezikliği altında çok büyük bir kimlik sorunu yaşamaktadır.

 

Kişiliksiz bir nesil

Bu kimlik sorunu dini ve millî değerlerinden kopmuş, esiri oldukları batının değerlerini de hazmedememiş, ne müslüman, ne de batılı olabilmiş kişiliksiz bir neslin türemesine sebep olmuştur.

Maalesef bu kimliksiz, kişiliksiz azınlık nesil, çeşitli entrikalar ve dış mihrakların yardımıyla pek çok İslam ülkesinde yönetimi de ele geçirmişlerdir.

Bu çarpık durum, İslam ülkelerinde sürekli bir gerginlik, zaman zaman da fiili huzursuzluk doğurmuş ve hâlen de doğurmaktadır. Çünkü yöneticiler, bürokratlar milletin dinî, millî ve kültürel değerlerine karşı düşmanca davranınca, millete dayattıkları rejimlerini din haline getirince, bu dayatmalarını hayata geçirmek için türlü türlü haksız, hukuksuz ve hatta kendi çıkardıkları kanunları bile çiğneyerek kanunsuz yaptırımlar, baskı ve zulümler yaptılar, halen de yapmaktalar.

Hiçbir toplumda kimliksiz, kişiliksiz bir kişiye asla itibar edilmez, saygı duyulmaz. Düşünün bir kere! Babasının kim olduğu belli olmayan ya da öz babasını reddeden bir türediye kim değer verir, hangi sağlıklı bir toplumda itibar edilir?

İşte bunun gibi dinî, millî ve kültürel değerlerinden uzaklaşan ya da bu değerleri reddeden fert ve toplumlara da kimlikli, şahsiyetli hiçbir fert ve toplum itibar etmez, saygı göstermez.

Bugün müslüman ülkeleri yönetenlere milletler arası toplantılarda, devletler arası ilişkilerde saygı duyulmaması, görüşlerine itibar edilmemesi ve hatta zaman zaman hakaret edilmesi, değer verilmemesi bu kimliksizlikten, bu kişiliksizlikten kaynaklanmaktadır.

Şu husus kesin olarak bilinmelidir ki, kişilik ve kimliği oluşturan dinî, millî değerlerden yoksun kalmak kişi ve toplumun mehabetini ve saygınlığını yok eder.

 

İmam Hatip nesli

Böyle bir durum değerlendirmesi yaptıktan sonra şimdi de bu yazımıza konu olan imam hatip liseleri meselesine gelelim.

Önce şu gerçeği vurgulayalım:

İmam hatip liseleri:

- Okul binaları,

- Öğrencileri,

- Bu okulları destekleyenleri,

- Kısmen müfredat programları,

- Kısmen öğretmenleri ve hizmetlileri,

- Okul aile birlikleri,

- Okul yaptırma ve yaşatma dernekleriyle,

Dinî ve millî köklerine bağlı bu cefakar ve vefakar milletimizin özünü ve bizi biz yapan değerlerimizi temsil etmektedir.

Bu okullara ve mensuplarına karşı çıkmak, onların önünü kesmek, onlara ikinci sınıf vatandaş, zenci muamelesi yapmak doğrudan doğruya bizi biz yapan tüm değerlerimize düşmanlık yapmak, millete düşmanlık yapmak demektir.

Yüzlerce imam hatip lisesi binaları ve diğer cami, yurt gibi müştemilatları hiçbir devlet katkısı olmadan bu aziz milletin aşkla, vecdle, yapmış olduğu yardımlarla vücud bulmuştur.

Kayseri İmam Hatip Lisesi binası inşa edilirken yapılan fedakarlıkları hatırlıyorum da böylesi içten fedakarlıklar, ancak inanan insanların yapabilecekleri fedakarlıklardır.

O zamanlarda Kayseri Müftüsü olan ve İmam Hatip Lisesi’nde bize hocalık da yapan merhum, mağfur Hüseyin Aksakal hocaefendinin anlattığı bir olay şöyledir:

Bir gün Kayseri’nin meşhur Kazancılar Çarşısı’nda -o çarşıda epeyce varlıklı esnaf ve sarrafların iş yerleri vardır- İmam Hatip Lisesi binasının inşaatı için yardım topluyorlarmış? O çarşıda hamallık yapan yaşlı bir zat Müftü efendinin İmam Hatip Lisesi binası için yardım topladığını öğrenince, Müftü efendinin yanına varmış ve o gün kazandığı parayı mahcup bir eda ile, “benim de bir katkım olsun” diye Müftü efendiye takdim etmiş.

Müftü efendi, bu hadiseyi zaman zaman yâd ederek, milletimizin bu okullara teveccühünden dolayı mutluluğunu ifade ederdi.

Kayseri İmam Hatip Lisesi, ilk açılan yedi imam hatip lisesinden biridir. Biz de bu okulun ilk öğrencilerindeniz. Okul idaresi, bizleri her cuma ikili sıraya dizerek Kayseri’nin en büyük, en eski tarihi camileri olan Hunat Hatun ve Cami-i Kebir camilerine cuma namazı kılmak için götürürdü. Başımızda öğretmenlerimiz de bulunur, namazlarımızı beraber edâ ederdik.

Camiye gidiş ve gelişlerimiz çarşı içinden olduğu için çarşı esnafı dükkanlarının önüne çıkar, bizleri sevgi, şefkatla seyreder, “maşallah, Allah esirgesin, çok şükür Ya Rabbi!” gibi ifadelerle, uzun yılların hasretini, mahrumiyetini dile getirirlerdi.

 

Bu millet ne zulümler gördü

Çünkü tek parti döneminde bu millet komünist ülkelerde yapılanların aynısına maruz kaldılar. Camiler ambar yapıldı, bir kısmı kapatıldı. Medrese ve tekkelerin kapılarına kilit vuruldu. Kur’an öğretimi yasaklandı. Gizli gizli Kur’an okutanlar yakalanınca çok ağır cezalara çarptırıldı, okutmakta ısrar edenlerden asılanlar oldu. Nice alimler dar ağaçlarında sallandırıldı. Öyle bir terör estirildi ki, zulmün ve zorbalığın bu denlisine ancak klan devletçiklerinde, ilkel topluluklarda rastlanabilirdi.

İşte böyle bir zulüm ve zorba döneminden sonra az da olsa, yetersiz de olsa birazcık nefes alan milletimiz, 50’li yıllardaki yeni dönemi bir bayram havasında karşıladı. Çünkü millet, bırakın sağlıklı bir şekilde dinini öğrenecek bir hoca efendiyi, ölüsünü yıkattıracak, cenaze namazını kıldıracak hoca bulmakta bile zorlanır hâle gelmişti.

Onun için imanlı, soylu milletimiz imam hatip liselerine bütün benliğiyle sahip çıkmış, bütün imkanlarını seferber etmişti.

 

Haksızlığa son verilmeli

Bu okulların mensupları öğrencileri de milletimizi asla sükut-u hayale uğratmadı. Çok çeşitli mesleklerde, çok çeşitli alanlarda, eğitim, ekonomi, ticaret, siyaset, medya ve bürokraside zirvede hizmetler yaptılar, hâlen de yapmaktadırlar. İşte onların bu üstün başarıları bir kısım yerli ve yabancı hainlerin gözünden kaçmadı. Onlar bu tempoyla devam ederlerse bu hainler, milleti ve devleti eskisi gibi pervasızca soyamayacaklar, babalarının çiftliği gibi kullanamayacaklardı. Onun için fırsat kollamaya başladılar, boyalı basını, TV ve radyoları kullanarak önce çok seviyesiz, gayri ahlakî aleyhde yayınlar yaptırdılar.

Medya patronları, holding patronları, işçi patronları iç ve dış gizli güçler işbirliği, güçbirliği yaparak, bir kısım güçleri de kullanarak 28 Şubat darbesiyle bu okullara ve mensuplarına karşı hukuksuz, kanunsuz engeller koydular.

Bizzat yöneticiler, bu okullar ve mensupları aleyhinde yalan yanlış beyanda bulundular, devlet dairelerinde, resmî kuruluşlarda iş vermemek için bir sürü engel koydular. Mezunlarının üniversiteye girememeleri için apaçık ayrıcalık yaptılar, üniversiteye giriş imtihanlarında en yüksek dereceyi tutturan öğrenciler bile herhangi bir fakülteye kayıt yaptıramadı. Böylesine ilkel, böylesine kanunsuz ve suç teşkil eden uygulamalar yaptılar. Bu uygulamalar hâlen devam etmektedir.

Halihazırdaki hükümetin bu ilkel uygulamalara hiç vakit geçirmeden, hiçbir kişi ve kurumun aleyhde tutumuna bakmadan bu zulme, bu haksızlığa son vermesi gerekir. Bunu kendilerinden bekliyor ve yapacaklarına inanıyoruz.

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.