E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

ADEM ÇATAK (ademcatak@hotmail.com)

MUHABBET TEFEKKÜRLERİ;

MÜNACAAT

Yüce Rabbimin adıyla başlarım.

Ey Rabbim!

“Kaleme ve yazdıklarına yemin ederim ki”(1)  hükmünde cârî olan yeminin hakkı için,

“Rahman, Kur’an’ı öğretti, insanı yarattı, ona meramını anlatmayı öğretti”(2) fermanındaki gerçeğin hakkı için,

“Oku, Rabbin kerem sahibidir. O, insana kalemle yazı yazmayı öğretti. İnsana bilmediğini öğretti.”(3)  lütfunun hakkı için, hayırsa söylet, değilse sükut ihsan et.

Rabbim!

Kulunum, kulluğuna kurban olduğum kulunum. Makam-ı Mahmud’a yapılan duanın sahibinin hakkı için,

“Kulunu bir gece, kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye Mescid-i Haram’dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götüren Allah ne yücedir”(4)  şerefine nail olan, tüm kulların ve kullukların kurban olduğu kulunun hakkı için,

Ya hakkı söylet ya da beni ebediyyen lâl et.

Acizim, arığım, çaresizim. Bana güç ver, beni teyid et, bana vekil ve kefil ol. Mevlamsın. Ne güzel Mevlasın. Senden başka dayanağım, tutanağım, barınağım yok. Benim sadece “sen”im var. Bana çare ol, el ol, ayak ol, söyleteceksen dilim, göstereceksen gözüm ol. Ey yakınlığı yanında yakınların uzak kaldığı en yakın! Şah damarımdan yakın Rabbim! Eğer yoksa ihlasım, sustur!

“Müminin şiarı ihlas, vakardır,

Yok ise ihlas, söylemek ardır.”

Beni utandırma. Mevlamsın. Senin içindir sa’yim. Sanadır bütün çabam. Unutursam hatırlat, yanılırsam düzelt. Mevlamsın. Ne güzel Mevlasın ve en güzel Mevlasın.

Hamd ediyorum.   Kitabının ilk cümlesi, cennetliklerin son cümlesiyle.. övgü sadece Sana’dır. Sen’den başka övülecek ne vardır? Övgü de senin, öven de. Münezzehsin. Tenzihimizden de münezzeh. Sen nasıl övdünse kendini, öylesin. Övgümden de münezzehsin.

Rabbim! “Rahmet”e salat et, selamlar et. Alemlere rahmet, kuşlara, dağlara, güneşe, aya; Adem’e, Nuh’a, İbrahim’e rahmet olana salat et. İsmini dilime değdirmeye kıyamadığım, sevgililer sevgilisi, habîbine, halîline, abdine selamlar olsun.

Bu zayıf kalemin diliyle dağların kaldıramadığı emaneti anlatmak, akıl kârı değil, bilirim. Ne yaparsın ki, sırtımda “Burada olup da duyanlar, duyamayanlara anlatsın”(5) emr-i nebevisi, canımın ta özünden yakalar da beni, çeke çeke getirir bu mesuliyetli yere. Canımı nasıl kurtarsam bilmem ki. Susmak mı gerek  yoksa demek mi bilemedim. “Laf, anlayana söylenir” derler. Halden anlayana canım kurban. Halden anlamayan laftan anlar mı? Yine de “Uyar! Sen sadece uyarmakla mükellefsin.”(6), “Hatırlat! Çünkü hatırlatmak mümine fayda verir”(7) beyan-ı ilahîleri vurur beni. Bir köle gibi   anlatmaya mecbur eder. Allah’ım, hayırsa tesirini halk et. Hayırsa duyur. Sen duyurmazsan ben duyuramam, sen ikna etmezsen ben   ikna edemem. Sen  vesile kıl, vesile arayanlara. Duamı kabul et sa’yimi makbul kıl. İhlas ver, şükür ver. Amin.

 

Dipnotlar:

(1) Kalem Sûresi, 1. (2) Rahman 1-4. (3) Alak 3-5. (4) İsra 1. (5) Veda Hutbesi. (6) Gaşiye 21. (7) Zariyat 55.

 

THİNK OVER!*

Rabbimin izniyle, bu sayıdan itibaren sizlerle beraber olacağız. Hatalar ve kusurlar bana, diğerleri  Rabbimin lütfuna aittir. Hatamı bildireni dostum bilirim, ellerinden öperim.

Yazılarımızda izn-i ilahi ile Rabbimizin  mahlukatı üzerinde düşünecek ve bu tefekkür yolu ile hakkı tanımaya çalışacağız. İddiamız yok. Rabbimin aciz bir kuluyum. Bir saatlik tefekkürün bir yıllık nafile ibadetten hayırlı olmasının sebebi nedir? Niçin Kur’an  tekrar tekrar düşünmemizi emreder?(1) Bizim başlangıç noktamız, işte burası olacak inşallah.

 

Kur’an neden düşünmemizi ister?

Muhterem kardeşler,

Kitap, ikiye ayrılır; İlki, Mushaf-ı Şerif ki Efendimiz’e vahyedilmiş, hafızların ezberleyip, kârilerin gece gündüz tilavet ettikleri Kur’an-ı  Azimü’ş-Şan’dır.

İkincisi Rabbu’l-Aleminin yarattığı “âlem” dir.  Tüm görkem ve gösterişiyle âlem, öyle bir kitaptır ki, bütün ağaçlar kalem, bütün denizler mürekkep olsa ve bunların bir misli daha eklense, hatt-ı yazıya gelmeyecek Rabbimin kelimelerine,(2) ayna olmaya aday bir kitap. Bütün kainat “Onlar onun (kitabın) hak olduğunu anlayıncaya kadar onlara âfakta ve enfüste ayetlerimizi göstereceğiz”(3)  fermanının kölesidir.

Bütün kainat bir yön levhası misali, Rabb-i Azim’i tarif ve takdis etmekte, insana nur-u ilahiyi işaret etmektedir.

Biz de ilahi azamet karşısında aczimizin farkında olarak bu işaretleri okumaya çalışacağız.

Gelelim sorumuza; kalem vermek “yaz” demektir. Ayak vermek “yürü”, göz vermek “bak” demektir. Kalem verip de “yaz” demek muhataba hakarettir. Aklıyla alaydır. Akıl vermek “düşün” demektir. Akıllıya “düşün” demeye lüzum var mıdır? Öyleyse Kur’an insana neden tefekkürü emreder? İnsan aptal mıdır? Bu soruya olumsuz cevap vermek isterdim. Aklı olmayana deli denir, olup da kullanmayana ne denir?

1- Düşünen kendini tanır, tanıyınca geliştirmeye bir yol bulur.

2- Düşünen âlemi tanır ve onu faydalı bir şekilde kullanır.

3- Düşünen Rabbimizi tanır ve teşekkür etmeye başlar.

İnşallah bu konuları ilerideki yazılarımızda genişçe açıklayacağız.

 

İnsan aklı nasıl düşünür?

İnsanın aklı, çalışma şekli itibarıyla midesi gibidir. Gülmeyin. Nasıl ki mide içine bir şey düşer düşmez çalışmaya başlarsa aklı da böyledir. Mide boşken nasıl durursa akıl da böyle durur. Aklı çalıştırmak için içine soru atmak gerekir. Cevaplanacak soru yoksa akıl durur. İyi de nereden bulalım biz soruyu?

Önce aklı çalıştırmada kullanılacak sorular nelerdir? En faydalı soru “niçin” sorusudur. Niçin sorusu sosyal bilimlerde düşünmek isteyen insana çok yardımcı olur. Nasıl sorusu da vardır ki, bu soru, fen bilimlerinde işe yarar.

“Niçin, insan muhtaç yaratılmıştır?” sorusu bu işe (düşünme işine) ilk başlayacaklar için iyi bir niçin sorusudur. “Ağaçlar nasıl beslenir?” sorusu da fen bilimlerine merakı olanların başlangıcı olabilir.

- İnsanla hayvan arasındaki fark nedir?

- İnsan düşünür.

- Hadi canım sen de, etrafta kaç tane düşünen insan gördün ki?

- Öyleyse fark nedir?

- İnsan, düşünebilme kabiliyetiyle yaratılmış iken hayvanda bu kabiliyet yoktur.

 

Kur’an, düşünmeyen insana ne der?

“Onların gözleri var, görmezler. Kulakları var işitmezler. Kalpleri var akletmezler. Onlar hayvanlar gibidir belki de daha aşağılık.”(4)

 

Neyi düşüneceğiz?

Âfakı ve enfüsü. Yani, dış âlemi ve iç âlemimizi. Çünkü deliller bu iki noktada toplanmış. Öyleyse düşünelim:

 

Kar niçin beyazdır?

Muhterem kardeşler!

Bir olayda veya bir eşyada Allah’ın bir çok esması tecelli eder. Aynı olayda hem rahman sıfatı, hem kahhar sıfatı tecelli edebileceği gibi aynı anda daha başka bir çok esması da tecelli eder. İnsana düşen düşünerek bu esma tecellilerini yakalayıp marifetini artırmaya çalışmaktır. Zatını düşünmeyi yasaklamıştır, Yaratan. Ancak sıfatları ve  esması   marifet deryasında tecelli etmektedir.

Müminin tarlasına yağarken kafirinkini es geçmeyen kar, Rahmanı anlatmaz da neyi anlatır? Şakir ile nankörü beraber kaplayan örtü vehhabı anlatmaz da neyi anlatır? Sahi kar kaç lira? Tüm pislikleri tertemiz bir örtüyle örten kar, settarı ne de güzel anlatır. Her tanesinde yaratılış harikası olan kar, hallakı mı anlatmaz habiri mi? Yemyeşil çamlarla kaplı ormana yağan kar, musavviri haykırır durmadan. Kalbini bir ova gibi açanlara alabildiğince inen feyzi, kapalı kalanların kendi mahrumiyetlerine sebep olduğunu görenler, karın kapalı yerlere nasıl yağmaya çabaladığını görenler gaffarı ve gafuru, “bana bir adım gelene on adım gelirim” diyen rahimi nasıl göremez?

Her bir taşın dibinden rezzaka acıkan böcekler, Allah’a susayan otlar kar ile nasıl bir ziyafete kavuşur?

Tekrar diriltilmek için mahşeri bekleyen toprak can suyunu kardan alırken mübdî ve müîd’i, muhyi ve mümit’i nasıl görmez insan?

Kudretine hayranım ey Rabbim. Kadir ismin nerede görülmez ki? Kim seni icbar edebilir. Lâ yüs’elsin. Kim sana hesap sorabilir? Hesaba çeken Sen’sin. Sübhan’sın, Kuddûs’sün, azizsin Sen’den aziz yok. Yağan her tane karın nereye düşeceğini bilen Alîm, yarattığın gibi yok etmeye Kâdir Sen’sin.

Sen yaratınca Allah’ca yaratırsın. Şanına yakışır yaratırsın. Baştan savma bir yaratışın yoktur senin. Kar tanelerini de tek tek yaratman başka neyi anlatır ki?

Her bir kar tanesinin şekli, deseni ve ebatları birbirinden farklıdır.

Hayy olan Rabbim izin verirse gelecek sayıda görüşmek dileğiyle sizleri Allah’a emanet ediyorum. Sahi kar niçin beyazdır?

Not: Kar tanelerinin çekilmiş fotoğraflarını ve kardaki yaratılış mucizesini görmek isteyen kardeşler şu adrese bir baksınlar: www.its.caltech.edu/~atomic/snowcrystals. n

 

Dipnotlar:

*) “İyice düşün!”

1) Bakara 219, 266, Rum 8, Ali İmran 191, Araf 176,  Yunus 24, Ra’d 3,Nahl 11,44, 69, Haşr 21.

2) Kehf  109.

3) Fussilet 53.

4) Araf 179.


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.