E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

A. HAMİD ÖZYAYLA

HÜRFİKİR;

KUR’AN’DA SAYISAL İFADELER-3

İki zümre ve iki deniz

61- Kafirlere istihza yoluyla verilen iki iyilikten birisi Allah katından gelen tabii afet ve musibet, diğeri de savaş yoluyla canlarına okunmasıdır. (Tevbe, 52)

62- Emzirme süresi iki yıldır. (Bakara, 233)

63- Eyyam-ı teşrikte acele edip iki gün içinde Mina’dan Mekke’ye dönmek isteyenlere günah yoktur. (Bakara, 203) Amma cemerata taşları kim atacaktır? Taşlanmayan şeytan, sahibini haşlayacaktır!..

64- Müşrik, efendisinin üzerine yük olan dilsiz bir kimseye, mü’min de adaleti emreden, kendi ayakları üzerinde kaim iki kişiye teşbih edilmiştir. (Nahl, 76)

65- Mü’minler, gören ve işiten kimselerden; müşrikler ise kör ve sağırlardan oluşan iki zümreye benzetilmiştir. (Hud, 24)

66- Nuh Tufanı’nda boğulacaklarına dair aleyhinde söz geçmiş olanlar dışında Nuh’un ailesi ve iman edenlerle birlikte canlı çeşitlerinin herbirinden iki eş gemiye alınmıştır. (Hud, 40)

67- Beni İsrail’den ve Firavun soyundan iki kişinin kavgasına hakemlik yapan Musa (a.s.), Kıptî’nin ölümüne sebep olunca Medyen’e hicret eder ve Şuayb (a.s.)’in iki kızı ile tanışır ve biriyle evlenir. (Kasas, 15-26)

68- Mü’min ve müşrik eşit değildir. (Zümer, 29) Tıpkı içimi ve tadı ayrı ayrı olan, acı ve tatlı sudan oluşan iki denizin eşit olmadığı gibi. (Fatır, 12; Rahman, 19-21)

69- Liderlerine uyarak cehenneme atılanlar azabı görünce: “Rabbimiz! Bunu bizim önümüze kim getirdiyse, onun ateşteki azabını iki kat artır diyecekler, ancak nafile!” (Sa’d, 61)

70- Peygamber hanımlarının açıktan bir hayasızlık yapmaları durumunda cezalarının iki katına çıkarılacağı belirtilmiştir. (Ahzab, 30)

71- Münafıkların propagandasına aldanarak Tebük Seferi’ne katılmayan Ka’b, Hilal ve Mürare adlı sahabelere mü’minler tavır koyunca, vicdanları kendilerini sıkar, tevbe ile birlikte affedilinceye kadar kendilerini sütuna bağlarlar. Bunun üzerine Cenab-ı Hak, o üç kişinin tevbesini kabul eder. (Tevbe, 118)

 

Zihar keffareti

72- Allah, bir adamın içinde iki kalp, bir gönülde iki sevda yaratmamıştır ve sevgi eşit değildir. (Ahzab, 4)

73- Rabb’inin huzurunda durmaktan korkan kimselere içinde iki kaynağın akıp gittiği iki cennete ilave, iki cennet daha hazırlandığı müjdelenmiştir. (Rahman, 46-47-50-62)

74- Zihar keffareti olarak bir köle azat etmeye imkanı olmayanların hanımıyla cima etmeden önce art arda iki ay oruç tutmaları hükme bağlanmıştır. (Mücadele, 4)

İzah: Zihar, fıkhî bir terimdir. Bir erkeğin nikahı altında bulunan hanımının herhangi bir uzvunu, kendisine nikahı ebedi haram olan öz annesi veya kayın annesinin bir uzvuna benzetmesiyle ortaya çıkan bir durumdur ki bu haramdır. Zihar keffareti de bu yasağı ihlalin bir cezasıdır. Kendi hanımına “Anam!.. Yavrum!..” diyenler dikkat.

75- Mirac Gecesi’nde Cenab-ı Hakk’ın sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’e iki yay arası hatta daha yakın olduğu bildirilmiştir. (Necm, 8-9)

76- İnkarcıların cehennemden kurtulmak için “Allah’ım! Bizi hem dünya hayatının sonunda hem de kabirdeki sorgulamadan sonra iki defa öldürdün ve iki defa dirilttin. Günahlarımızı da itiraf ettik. Artık bu ateşten kurtulmaya bir çıkış yolu var mıdır?” deyip yalvarmalarına olumsuz karşılık verilecektir. (Mü’min, 11)

77- Allah’ın hoşlanmadığı ve arzın titrediği mübah işlerden birisi olan boşama iki defadır. Ondan sonrası ya iyilikle nikah altında tutmaktır veya güzellikle salıvermektir. (Bakara, 229)

78- Varlığı ve birliği tartışmasız yüce Rabbimiz (İhlas, 1), insanları bir tek nefisten yaratmıştır. (Nisa, 1; Zümer, 6) Her canlının bir eceli olduğu gibi, her ümmetin de bir eceli vardır. (Yusuf, 49) Her kavmin bir elçisi ve rehberi vardır. (Rad, 7)

79- Tek tip insan modeli İslam’ın özüne aykırıdır. Allah (c.c.) dileseydi bütün insanları bir tek millet yapardı. (Şura, 8)

 

Kelale’nin mirası

80- İslam’ın miras hukukunda paylar ile mükellefiyetler arasında dengeleme yolu tutulmuştur. Daha çok harcama yapmak mecburiyetinde olanlara çok, daha az harcama durumunda olanlara az hisse verilmiştir. Bu sebeple erkeğe kadının payının iki misli miras verilmiştir. Çocuklar ikiden fazla kadın iseler, ölünün bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer yalnız bir kadınsa yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, ana-babasından herbirinin mirastan altıda bir hissesi vardır. Eğer çocuğu yok da ona ana-babası varis olmuş ise anasına üçte bir pay düşer. Yalnız bütün bu paylar ölenin yapacağı vasiyetten ve borçtan sonradır... (Nisa, 11)

Yapacakları vasiyetten ve borçtan sonra eşlerinizin, eğer çocukları yoksa, bıraktıklarının yarısı sizindir. Çocukları varsa bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Çocuğunuz yoksa sizin de yapacağınız vasiyetten ve borçtan sonra bıraktığınızın dörtte biri zevcelerinizindir. Çocuğunuz varsa bıraktığınızın sekizde biri onlarındır. Eğer erkek veya kadının, ana-babası ve çocukları bulunmadığı halde (kelale şeklinde) malı mirasçılara kalırsa ve bir erkek yahut bir kız kardeşi varsa, herbirine altıda bir düşer. Bundan fazla iseler üçte bire ortaktırlar. (Nisa, 12)

Mütalâ: Yukarıdaki kelalenin mal taksimi ana bir kardeşler içindir. Ana-baba bir ve baba bir kardeşlerin hükmü ise aşağıdaki ayette belirtilmiştir.

Eğer çocuğu olmayan bir kimse ölür de onun bir kızkardeşi bulunursa, bıraktığının yarısı bunundur. Kız kardeş ölüp de çocuğu olmazsa erkek kardeş de ona varis olur. Kız kardeşler iki tane olursa, erkek kardeşlerinin bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer erkekli kadınlı daha fazla kardeş mevcut ise erkeğin hakkı, iki kadın payı kadardır. (Nisa, 176)

 

Nikahta keramet vardır

82- Gece ve gündüzün içinde olup bitenleri iyiden iyiye ölçüp biçen ancak Allah’tır. Bu yüzden gecenin üçte ikisine yakın kısmını, bazen yarısını bazen de üçte birini yatmadan ibadetle geçirdiğini ve beraberinde bulunanlardan bir topluluğun da böyle yaptığını Allah (c.c.) bilir. (Müzzemmil, 20)

83- Hanif hristiyanlığın Anadolu’daki merkezi olan Antakya halkına bir zaman iki elçi gönderilmiş şehir halkı onları yalanlamıştı. Bunun üzerine üçüncü bir elçi gönderilir. Ne var ki o da “Siz de bizim gibi birer insansınız.” denilerek yalancılıkla itham edilir. Derken şehrin öbür ucundan bir adam gelir ki bu zat Habibün Neccar’dır. İnkarcılara: “Ey kavmim! Sizden herhangi bir ücret istemeyen bu kimselere uyun. Çünkü onlar hidayete ermiş kimseler.” der, ancak şehit edilerek cennete gider. (Yasin, 14-27)

84- Gördünüz mü o Lât ve Uzza’yı? Ve üçüncüleri olan ötekini, Menat’ı? (Necm, 19-20)

85- Eğer kendileriyle evlendiğiniz takdirde yetimlerin haklarına riayet edememekten korkmazsanız beğendiğiniz veya size helal olan kadınlardan ikişer, üçer, dörder alın. Haksızlık yapmaktan korkarsanız  bir tane alın; yahut da sahip olduğunuz cariyeler(!) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için uygun olanıdır. (Nisa, 3)

Mütalaa: Erkeğin güçlü ve yeterli, kadının ise zayıf ve isteksiz olması veya doğurgan olmaması halinde, savaş v.b. sebeplerle erkeklerin azalması ve kadınların çoğalması gibi durumlarda, kadınların bubi tuzakları ile zinaya yönlendirilmeleri halinde erkeğin birden fazla kadınla evlenmesi zaruri olabilir. Nikahta bunun için keramet vardır. Kaldı ki bu, emir değil, bir izindir.

86- Gökleri ve yeri yaratan, melekleri ikişer, üçer ve dörder kanatlı elçiler yapan Allah’a hamd olsun. O, yaratmada dilediği artırmayı yapar. Şüphesiz Allah, herşeye gücü yetendir. (Fatır, 1)

87- Eşlerine zina isnadında bulunup da kendilerinden başka şahitleri olmayanlara gelince, onların her birinin şahitliği, kendisinin doğru söyleyenlerden olduğuna dair dört defa Allah’ın adına yemin ederek şahitlik etmesi, beşinci defa da, eğer yalan söyleyenlerden ise Allah’ın lanetinin üzerine olmasını dilemesidir. Kadının kocasının yalan söyleyenlerden olduğuna dair dört defa Allah adına yemin ve şahitlik etmesi, beşinci defa da, eğer kocası doğru söyleyenlerden ise Allah’ın gazabının kendi üzerine olmasını dilemesi, kendisinden cezayı kaldırır. (Nur, 6-9)

88- Eğer Allah’a ve hak ile batılın ayrıldığı gün, iki ordunun birbiriyle karşılaştığı gün (Bedir Savaşı’nda) kulumuza indirdiğimize inanmışsanız, bilin ki, ganimet olarak aldığınız herhangi bir şeyin beşte biri Allah’a, Rasulü’ne, O’nun akrabalarına, yetimlere, yoksullara ve yolcuya aittir. (Enfal, 41)

Mütalaa: İslam’da savaş esnasında alınan ganimetler beşe bölünür. Beşte biri ayette sayılanlara tahsis edilir, kalan da savaşa katılan gazilere taksim edilir. Haşimoğulları zekat almaya mahkum edilmemiştir. Zira zekat malın kiridir.

89- Göklerde ve yerde olanları Allah’ın bildiğini görmüyor musun? Üç kişinin gizli konuştuğu yerde dördüncüsü mutlaka O’dur. Beş kişinin gizli konuştuğu yerde altıncısı mutlaka O’dur. Bunlardan az veya çok olsunlar ve nerede bulunurlarsa bulunsunlar mutlaka O, onlarla beraberdir. Sonra kıyamet günü onlara yaptıklarını haber verecektir. Doğrusu Allah herşeyi bilendir.

Mütalaa: Bu ayet kapalı kapılar ardında gizli niyet okuyucularına önemli bir ihtardır. Milletin gözü önünde tinerci çocuklar  gibi alenen oruç bozanlar, hangi bayramı kutlayacaklar merak ediyorum. (Bitti)


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.