E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

ABDÜLBAKİ ÖNCEL

GENÇLİK;

  ÇÖZÜLME

Toplum deyince ne anlıyoruz, sosyal yapı nelerden oluşur? Son yıllarda daha belirgin bir şekilde kendini gösteren bir sosyal çözülme görüyoruz. Çözülme kavramından ne anlıyoruz? Çözülme, malum olduğu gibi bütünleşmenin zıddı olan bir kavram.

Bir ülkede sosyal bütünleşmeyi sağlayan olgu, temel grup ve kurumlardır. O halde toplum deyince ne anlıyoruz? Bu soruya aradığımız cevap herhalde şu olmalıdır:

Fertlerin oluşturduğu ahenkli bütünlük. Peki, bu bütünlük nasıl sağlanır? Gruplar içinde ve kurumsal değerler çerçevesinde...

İşte sosyal çözülme de buradan başlıyor.

Kurumlar ferdin sosyal davranışlarını kolaylaştırır. Çünkü kurumlar değer yüklüdür.

Kurumlar, bünyesinde barındırdığı fertlerin sosyal rol ve toplumsal ilişki yapıları temin eder.

Toplumun ve fertlerin uyması gereken bir kısım değerler vardır ki, kanunlarla belirlenmiş hukuk kurallarıdır. Bu çerçevede dışına çıkıldığı zaman sosyal yapının bozulmasına hız katan bir süreç yaşanır.

Mesela:

- Din emniyeti,

- Can emniyeti,

- Mal emniyeti,

- Namus emniyeti.

Bunlar yazılı bir şekilde belirlenmiş hukuk kurallarıdır.

Bir de çoğunluğu yazılı olmayıp ferdin üzerinde bilinçli sosyal baskı uygulayan değerler vardır.

Mesela:

Nikahla birlikte birbirine helal olan çiftlerin aleni bir şekilde hayvanlar gibi ulu orta çiftleşmelerine engel olan şey, bilinçli sosyal baskı uygulayan değerlerin getirdiği ahlak kuralıdır.

Öyle bir yüzyıl geçirdik ki, müthiş bir kültürel değişimler yaşandı. Bu değişimin en önemli özelliklerinden biri de ahlakın ve dinin birbirinden ayrı kabul edilmeye başlanmasıdır.

Kasıtlı olarak dinin sosyal kurumlar üzerindeki egemenliğini kaldırınca, ahlak kurallarına yeni bir içerik ve temel aranmak zorunda kalındı.

Siz ahlakı dinden ayırırsanız ahlaki çözülmenin temelini atmışsınız demektir. Ahlaki çözülmeyle birlikte, dini çözülme de kendini gösterir. Eğer din, fert ve toplum üzerinde veya kişisel yaşayış veya sosyal kurumlar üzerinde yaygın etkisini kaybederse, peşinden iktisadî çözülmeyle birlikte, siyasi çözülmeye de zemin hazırlanmış olacaktır.

Bu ülkenin ve insanımızın bağımsızlığına, özgürlüğüne kumar oynayanların, o kumarda neler kaybettiklerini şimdi daha iyi anlıyoruz. Güçlü bir sosyal yapı oluşturmak zorundayız. İnsanımızı yanlızlığa iten son yüzyılın getirdiği kültürel değişime direnmek mecburiyetindeyiz...

Her sabah karnını doyurup, güzelce giydirerek okula gönderdiğimiz çocuğunuzun kültürel yönünü kontrol ediyor muyuz? Kullandıkları kelimelere, oynadıkları oyunlara, yaptıkları şakalara hiç dikkat ediyor muyuz?

Okulda yaşadığı bir olumsuzluk var mı? Sorunları neler?

Kimlerle arkadaşlık yapıyor, kontrol etmeniz hiç mümkün oldu mu?

Veya ders sonu çıkışında çocukları hiç izlediniz mi?

Bu çocuğun sizin kendi çocuğunuz olması şart değil, bir gözlemci olarak eğitim yuvası diye gönderdiğimiz okullardan ayrılan çocuklarımızdaki ahlak dejenerasyonunu görmek için bir ortaokulun (ilköğretim ikinci kademe) veya bir lisenin çok yakınlarında durup gözlemleyelim çocukları...

Konuşmalarını, şakalaşmalarını, tavırlarını... Ne göreceğiz? Kız ve erkek çocukların davranışları bize ahlaki çözülmenin ne boyutta olduğunun ipucunu verecektir.

Bunlar bizim çocuklarımız...

Geleceğimiz, ümidimiz çocuklarımız...

Yarınlarımızı teslim edeceğimiz, gözbebeğimiz çocuklarımız...

Sahipsiz çocuklarımız...

İşte emperyalistlerin emeline ulaşmasını engelleyecek kurumlarımız olan okullardan öğrenebiliriz, nasıl bir çözülme içerisinde olduğumuzu. Devletin okullarında küçücük çocukların körpe beyinlerini vatan sevgisi, bayrak sevgisi, millet ve devlet sevgisiyle doldurmak varken.. flört ve karşı cinse aşkın gerekliliği ile doldurursan, elbetteki başedemezsin bu çöküntüyle...

Beyler! Bir deprem yaşanıyor. Şiddetini ölçemediğimiz, bu depremde canlar tarumar, evler harap oluyor. İstikbalimiz, istiklalimiz tarumar oluyor... Nerede vatan perver milliyetçilerimiz, nerede “bağımsızlık şiarımızdır” diyen devletçilerimiz? Nerede müslümanlığı kimselere bırakmayıp, kimsenin müslümanlığını beğenmeyen müslümanlarımız?

Yangın her yerde.

Sadece ekonomileri gerilerken ciyak ciyak bağırıp hükümetlerden üç beş kuruş fazla para alabilmek için meydanları dolduran sendikalar, dernekler, işçiler, memurlar... Açın gözünüzü. Yangın sadece cebinizde, kesenizde değil. Asıl yangın dejenerasyona uğrayan sosyal yapımızda. Aile çöküyür, vatan ve bayrak, bağımsızlık sevdası kalmıyor. Ümitle yarınlara hazırlamaya çalıştığımız neslimiz, gençlerimiz bunalımda...

Herşey para değil, ya da para herşey değil...

Sömürü ajanlarının sömürüde kullandıkları metodları öğrenin.

Emperyalistlerin emellerine ulaşmak için katettikleri aşamaları gözden geçirin.

Çok değil 30 yıl önce 20 yaşın heyecanını yaşayanlar, şimdi 20 yaşındaki çocuğunuzda o heyecanı görebiliyor musunuz?


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.