E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

ZEKİ SOYAK (zekisoyak@ilkadimdergisi.com)

ÖLÇÜLER DENGELER;

KENDİMİZİ TASHİH ETMEK / 8

İNSANİ İLİŞKİLERİN TASHİHİ

 

Ahlakımızı da tashih ettikten sonra yapılacak iş, ibadetlerimizin, kulluğumuzun, hüsnüahlakımızın bir yansıması olan beşeri münasebetlerimizi tashih edip güzelleştirmektir.

Beşeri münasebetlerimizi yaralayan, ya da inkıtaya uğratan çirkin davranışlardan, kötü ahlâklardan öncelikle sakınmamız gerekmektedir.

Büyüklerle küçükler arasındaki ilişkiler,

Akranlar arası ilişkiler,

Kadın erkek münasebetleri,

Komşuluk, arkadaşlık ilişkileri,

Akrabalar arası münasebetler,

Hülasa, bütün ilişkilerimizde, İslamî adâb ve erkana riayet etmek mecburiyetindeyiz.

Müslüman, efendi, ince ruhlu insandır. Nerede ne konuşacağını, nasıl konuşacağını, nasıl davranacağını bilen ve ona göre hareket eden kişidir.

Müslüman, asla kaba saba olamaz. Kaba saba davranışlarda bulunamaz.

Ancak kaba saba konuşmayayım, kaba saba hareket etmayeyim diye de kendini yapmacık hareketlere, konuşmalara zorlamamalıdır.

Kabalık ne kadar hoş olmayan bir davranışsa, nazik görüneceğim, kibar görüneceğim diye yapmacık davranışlar da, yapmacık konuşmalarda bulunmak da aynı şekilde hoş olmayan, kişinin mehabetini gideren bir husustur.

Müslüman, tabii olan, yapmacık davranışlara itibar etmeyen kişidir.

Bazı kimseler de vardır ki, özel hayatlarında çok kaba oldukları halde, insanlar arasında çok nazik gözükmeye çalışırlar. Müslümana yakışan; özel hayatında da, insanlar arasında da nazik, kibar, ince ruhlu olmaktır.

Bu konuda, yani insanlarla ilişkilerimizi tashih etmek konusunda yapılacak ilk iş, öncelikle kendi kusurlarımızla meşgul olmak, başkalarının hata ve kusurları ile meşgul olup da kendimizi unutmamaktır.

Çünkü kendi hatalarını görmeyip sürekli başkalarının hataları ile uğraşmak insanî ilişkilerimizi zedeler.

Müslüman, öncelikle haramlardan ve şüphelilerden sakınmalıdır. Bir taraftan ibadet ediyor, öbür taraftan da kötülük yapıyor, günah irtikap ediyorsa, böylesi kişiler, ibadetlerini hizmetlerini Allah Teâlâ’nın istediği şekilde, Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellemin sünneti üzere yapmıyor demektir.

Abdullah ibni Abbas radıyallahu anh şöyle der:

“Kiriş gibi oluncaya kadar oruç tutsanız, yay gibi oluncaya kadar namaz kılsanız, günahlardan sakınmadığınız müddetçe, bu ibadetlerinizin size bir faydası olmaz.”

Öyleyse öncelikle kendi kusurlarımızla, kendi hatalarımızla meşgul olmalıyız. Kötülüklerden öncelikle kendimizi arındırmalıyız.

Hele hele başkalarının gizlice yapmış oldukları kusurları;

İslam’ın, müslümanların aleyhinde gizli bir faaliyet değilse,

Başka bir insana zarar vermiyorsa,

Fitne ve fesada sebeb olmayacaksa,

Onların gizli hallerini ifşa etmemeliyiz.

Bu gibi durumlarda -meselâ bir kişi gizli gizli içki içiyor, gizli gizli oruç yiyor- zararı sadece kendisine.

Bu gibi hata ve kusurları örtmeli, asla ifşa etmemeliyiz. Ancak bu insanlara da öğüt verip, yapmış oldukları günahlardan, isyanlardan vaz geçirmeye çalışmalıyız.

Onların yaptıklarını olur olmaz yerlerde konuşur, dedikodu yaparsak, insanî ilişkilerimizi zedelemiş oluruz.

Şâbî şöyle demektedir:

“Din kardeşlerinin ayıplarını araştıran kimse, arkadaşsız kalır.”

Böylece insanî ilişkiler kesilir; önce müslümanlar arasında soğukluk başlar, sonra da kırgınlıklar olur. Sonunda -Allah korusun- düşmanlıklara kadar varabilir.

Müslümanların karşılıklı olarak:

Yardımlaşmaları,

Ziyaretleşmeleri,

Mutlu ve hüzünlü günlerinde yanlarında bulunmaları,

Yapılan eziyetlerine katlanmaları,

Allah için selamlaşmaları, muhabbet etmeleri,

Ve benzeri davranışlar insanî ilişkilerimizin sağlıklı bir şekilde devam etmesini, pekişip güçlenmesini temin eder.

Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

“Rabbimizin bağışına ve takva sahipleri için hazırladığı, genişliği gökler ve yer kadar olan cennete koşun.

O takva sahipleri ki, bollukta da, darlıkta da, Allah için infak ederler, öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah, güzel davranışlarda bulunanları sever.

Onlar bir kötülük yaptıklarında, ya da kendilerine zulmettiklerinde Allah’ı hatırlayıp günahlarından dolayı hemen tevbe ve istiğfar ederler. Günahları Allah’tan başka kim bağışlayabilir ki? Bir de onlar yaptıkları kötülüklerde bile bile ısrar etmezler.” (Al-i İmran, 133-135)

Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem de şöyle buyurmaktadır:

“Hayatımı kudret elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, iman etmediğiniz müddetçe cennete girmezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe gerçekten iman etmiş sayılmazsınız. Size yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şeyi göstereyim mi? Aranızda selamı yayınız.” (Müslim)

Karşılıklı düşmanlıklar,

Küslükler,

Kıskançlıklar,

Buğzetmek,

Eğlenceye dalıp alay etmek,

Yüzüne karşı bir türlü, arkasından başka türlü olmak,

Ve benzeri davranış bozukluklarını da tashih etmemiz gerekir. Çünkü bunlar insanî ilişkileri baltalayan, sağlıklı iletişimler kurmaya mani teşkil eden çok kötü davranış şekilleridir.

Maalesef çağımız insanı, bu hastalıklardan sâlim değildir. Hatta bunlar toplumumuzda müzmin bir hal almıştır.

İslamî değerlerden her geçen gün uzaklaşan, İslâmî hassasiyetlerini kaybeden kişiler, iki yüzlü olmanın ötesinde çok yüzlü bir tavır sergilemekte.

İnsanlarla olan ilişkilerini çıkarlarına göre tanzim etmektedir. İnsanlara çıkarı olduğu nisbette yakınlaşmakta, çıkarı varsa ilişki kurmaktadır, menfaati bittiği zaman o da ilişkisini bitirmekte ve hatta sanki onunla hiç tanışmamış, hiç berâber olmamış gibi yabancılaşmaktadır.

Nice insanlar tanırım ki, çok samimi gözükür ve hatta candan bir dost gibi aşırı derecede bağlılık izhar eder, fakat birazcık menfaatine dokunsanız, nefsanî arzularına, beklentilerine cevap vermeseniz, yavaş yavaş sizden uzaklaşır, gizli gizli aleyhde propagandalar yapmaya başlar, daha sonra da haya damarı çatlar da azılı bir düşmanınız olup çıkar.

Çünkü ilişkiler, Allah için olmamış, Allah için dostluk kurulmamıştır. Allah için sevilmemiştir. İlişkilerin temelinde dünyevî çıkarlar olunca ya da nefsânîlik ağır basınca netice böyle olmaktadır.

Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

“Mü’minler ancak kardeştirler, öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Ve Allah’tan korkun ki esirgenesiniz.

Ey mü’minler! Bir topluluk diğer bir topluluğu alaya almasın. Belki de onlar, kendilerinden daha hayırlıdırlar. Kadınlar da kadınları alaya almasınlar. Belki onlar (alaya aldıkları) kendilerinden daha hayırlıdır. Birbirinizi ayıplamayın, birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fâsıklık ne kötü bir isimdir. Kim tevbe etmezse işte böyle kişiler zalimlerdir.” (Hucurat, 10-11)

Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem de şöyle buyurmaktadır:

“Birbirinize buğzetmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize arkanızı dönmeyin. Ey Allah’ın kulları! Birbirinizle kardeş olunuz. Bir müslümanın din kardeşine üç günden fazla küs durması helâl olmaz.” (Buharî)

Gerek ayet-i kerime ve gerekse hadis-i şerif, müslümanlar arası ilişkilerde dikkat edilmesi gereken hususlara en çarpıcı bir şekilde değinmektedir.

Müslümanların birlik ve dirlik içinde yaşamaları,

Bir huzur toplumu, bir saadet toplumu haline gelmeleri,

Milletler ve devletler topluluğunda etkin rol almaları,

Dağılıp, parçalanıp zaafa düşmemeleri,

Üstün medeniyetler tesis etmeleri için kendi aralarındaki ilişkileri, diğer fert ve toplumlarla olan ilişkilerini İslam’ın öngördüğü bir şekilde tesis edip, bu husustaki hatalarını Kur’an ve sünnete göre tashih etmelidirler.

Daha önce de ifade ettiğim gibi, kendine, kendi inancına, kendi tarihine saygısı olmayan fert ve toplumlar, başka fert ve toplumlardan saygı bekleme hakkına sahip değillerdir.

Öyleyse, “müslümanın dostu ancak Allah’tır, Rasûlullah’tır” gerçeğinden hareket ederek birbirimizle olan ilişkilerimizi normalleştirelim ve hatta doruk noktaya çıkarmaya gayret edelim. Birbirimizi Allah için sevelim. Allah için kardeş olalım. Basit ve aşağılık dünyevî çıkarlar için ilişkilerimizi kesmeyelim. Düşman kardeşler haline gelmeyelim.

İnsanî ilişkilerimizi zedeleyen bir husus da suizandır.

Kesin olarak bilmediğimiz hususlarda kanaat serdetmek, suizan etmek, Allah indinde mezmum bir davranıştır.

Bu hususta Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmaktadır:

“Suizandan sakının. Çünkü suizan sözün en yalanıdır. Başkalarının konuştuğunu dinlemeyin. Tecessüs ve münasefe (her şeyin kendisinin olmasını istemek) yapmayın. Birbirinizi kıskanmayın, birbirinize buğzetmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allah’ın kulları! Kardeş olun.” (Müslim)

Allah Teâlâ da, şöyle buyurmaktadır:

“Ey iman edenler! Zandan çokça kaçının, çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir. Çok esirgeyicidir.” (Hucurât, 12)

Yukarıda da ifade edildiği gibi, ziyaretleşmeler, taziyeler, acı ve tatlı günlerde beraber olmalar, bu beraberliklerde gereken adâba riayet, insanî ilişkilerimizi daha da güzelleştirir.

Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmaktadır:

“Müslümanın müslüman üzerindeki hakkı beştir:

- Selam verince selamını almak,

- Hasta olunca ziyaret etmek,

- Cenazesini takip etmek,

- Davetine icabet etmek,

-         Aksırıp da ‘elhamdülillah’ dediğinde, ‘yerhamükallah’ demektir.” (Buhârî)

(Devam edecek)

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.