E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

A. HAMİD ÖZYAYLA

HÜRFİKİR;

MUŞKARA’DAN HARAMEYN’E MEKTUP

Merhaba Mekke!.. Mukades belde Mekke; merhaba!.. İki cihan güneşi ve imanın doğduğu şehir merhaba!... Şehirlerin anası uzat elini öpeyim!.. Anadolu’dur Abı hayat gibi zemzeminden içeyim. Misafir şekerin acve, kokun ıtır selma olsun.

Nabzı vahyin kalbi ile çarpan güvenli beldem... İzin ver semalarında göçmen kuşlar gibi uçayım... Gönüllere hayat veren toprağında çiğdem olup çiçek açayım.... Gönlümdeki Kabe, nazargahı ilahinin etrafında döner bir gezegen de ben olayım. İzin ver Rabbim!.. Arafat’ta çadır kuranlar arasına, bizi de al götür Cebel-i rahmet eteklerine... Adına hüccac denilen misafirlerinin arasında bizi de ağırla ne olur!.. Kabe’nin etrafında üçgen gibi kıvrılalım... Ayaklarımız yalın, başımız kabak, kar çiçekleri açsın ihramlarımız... İslam’ın ve mü’minlerin gözbebeği bu kutsal mekanda gözgöze gelelim nefsimizle hesaplaşmak için... Yedüllahi öper gibi öpelim Hacerül Esved’i... Kabe’nin örtüsü gözümüze perde olmasın Cemalullah’ı görmek için... Makam-ı İbralim’de dost olalım sana.... Bizi Hatim’in tahtında yaşayanlarla hemdem et... Mina’da İsmail gibi yatıralım nefsimizi Rıza’nın altına...

Göz pınarlarımızdan akan kanlı yaşlar bulutlardan inen rahmeti ilahi ile dolsun zemzem kuyularına... İçine gayri müslimlerin adı yerleşmiş Hilton otellerinin izbe hücreleri yerine, meskenimiz mescidi haramın merdivenleri olsun... Rasulullah’ın doğduğu evin sakinleri ve komşusu aç iken ciğeri kebap gibi tüten Ebu Bekir’ler komşumuz olsun... Cennetül Mualla’nın hece taşları bizim de adımız olsun.... Alak suresini yüzünden okuyalım Ğar-i Hira’da... Nur Dağı’nın zirvesine çıkalım kainatın efendisinin ayak izlerine basarak. Cin mescidinde hadimleri olsun ümmeti Muhammedin... Mescid-i Hayf’da uçuklasın dudaklarımız... Hepsi bir rüya olsun vatanı asli de yaşadıklarımız...

Umre için giydiğimiz ihramlarımız kefen olsun ebedi aleme göçerken... Bab-ı Selam’dan girelim mübarek evine.... Hacer gibi koşturalım rızana ermek için Safa ve Merve tepelerinde... Zembereğine sarılarak Mültezem’de yaptığımız dualarımız takdir kaleminin ‘olur’undan geçsin...

Hâcegân, huccâca Ebu Kubeys’de okusun haccın ulvi hedefini. Tevhid inancına sahip mü’minleri dilleri ve ırkları ne olursa olsun kaynaştırıp dünya barışını sağlama amacını Hac suresinden okuyarak, tilavet ve şükür secdelerini Altınoluk’a bakarak yapsınlar... Hicret ve Savaş’ın hac ile ilgisini Bedr’in arslanlarını ziyaret ederken anlatsın kafile başkanları...

Arab’ın Acem’e üstün olmasının yolunun takva ve itaatten geçtiğini hatırlasın hacılar Uhud’daki Ayneyn geçidini geçerken... Hendek’teki yedi mescidleri gezerken yâd etsinler Ahzab günündeki gözlerini, cehennem ateşinin yakmayacağı şehitleri ve mücahit nöbetçileri... Hudeybiye’de yemin etsinler Rıdvan Ağacı’nın altındakiler gibi... Ümmet-i Muhammed’in kanının yerde kalmaması için... Filistin ve Irak halkı adına ant içsinler... Görelim zaferin sabır ve savaştan geçtiğini...

İktidar değneği zalimlerin eline geçti diye ümit ve metanimizi kaybetmeyelim. Duaya da mı gücün yetmiyor ey Haccac-ı Zalim... Taifte taşlansan da korkma!.. İnsanların yeryüzüne dağıldığı ilk adrestesin... Medeniyetin başkenti Medine’nin ikiz kardeşi bu güzel şehrin kanatları altındasın... Harem’desin... Ebrehe’den, Ebu Cehil’den kalan olmadı... Deccal de giremeyecek bu emin beldeye...

Yalnız yine de sen dikkat et!.. Artık ne Bahira kaldı Busra’da beklenen elçiye iman edecek, ne de Necaşi kaldı Habeşistan ülkesinde müslümanlara vize verecek... Ficar, Kerbela’ya döndü. Buas cihan harbine... Çocuklarına hakkıyla annelik yapabilecek Hatice de, Aişe de azalıyor!.. Yeğenlerine amcalık yapabilecek Ebu Talip de yok sayılır... Zühre oğullarından Varaka’nın yaprağını güve yedi. Mesfele’den Sevr’e giderken Süraka’yı unutma... Ebu Leheb’i, Umeyye b. Halef’i, Nadr b. Haris’i, Velid b. Muğire’yi aklından çıkarma!..Aziziye’nin 55 C° sıcakta erimiş asfaltın zifti takonyadan ayağına yapışınca da Sümeyye ve Yasir’i hatırla... Ya Bilal’i, Ebu Zer’i, Suheb’i, Habbab’ı ve diğer şuhedayı nasıl unutursun. Fazilet yarışına davet eden Allah Rasulü’nün yollarına deve dikeni döşeyen Ümmü Cemil ve diğer zalimlerin en az nefsin kadar zalim olduklarını bil...

Şikayeti bırak... Sen Makam-ı Mahmud’a eren bir Peygamberin şefaatine namzetsin!.. Kafilendeki hacı hanımları aynı tastan zemzem içen Şeyma gibi süt kardeşlerin bil... Tesbihe, tevhide, telbiye ve salevata devam et... Cidde şehrine iner inmez Havva ananı hatırla... Kızıldeniz üzerinden Habeşistan’a hicret eden sahabeler gibi kabuğunu kır ve günah illetinden kurtulmaya bak...  Hz. Adem, nasıl tevbe etti de eşi ile Arafat’ta buluştularsa, sen de nefsini bil ve Rabb’ini tanı.

Müslümanlara uygulanan ekonomik, siyasi ve askeri ambargoları kaldıracak Ebul Bahteri de sensin, esaret zincirini kıran Ebu Basir de sende... Musa’yı, Firavun elinden şehrin öbür ucundan gelen bir adamın ihtarıyla kurtaran Allah, İsa’nın havarilerini de, fanatik yahudilere karşı Habibün Neccar’a savundurmuştur.

Unutma ki, sen de Addas gibi bir kölesin. Ebu’l-Bera’nın adamları müslüman olacak diye bekleme, sen önce nefsini ve neslini İslam’a hizmetçi kıl. Zeyd ve Enes gibi ol kainatın güneşine bakarken. Mut’im b. Adiy gibiler her dönem zuhur edebilir. Yalnız yine de sen kadere teslim ol. Otelde uyuklarken Peygamberimiz’in miracı gelsin aklına. Evden Harem’e giderken otobüsler Burak’ın olsun. Kabe’nin damına seni taşıyan asansörler Refref’in olsun...

Tavaf duasında söz ver Allah’a, bir daha kula kul olmayacağına... Anaya, babaya iyi davranacağına, hısıma, yoksula, yolda kalmışa hakkını vereceğine, cimri ve müsrif olmayacağına, öz evladını fakirlik korkusuyla madden ve manen öldürmeyeceğine, fuhuş ve zinaya yaklaşmayacağına, haksız yere cana kıymayacağına, yetimin malına dokunmayacağına, verdiğin sözü tutacağına, ölçü ve tartıda hile etmeyeceğine, hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşmeyeceğine, yeryüzünde kibir ve gururla yürüyüp büyüklük taslamayacağına dair. Remel metafta, hervele mesa’da kalsın. Müzdelife’de toplayıp da Cemerat’a atamadığın taşlarla nefsini taşlarsın... Sonra Akabe yokuşuna tırman... Bir köle azat et... Zor gününde fakirleri doyur... Yetimleri gözet!.. Sabır ve merhamet sahipleri ile beraber ol... Allah’a ortak koşma!.. Hırsızlık yapma!.. Zina etme!.. Çocukları öldürme!.. İftira etme!.. Doğru olan her işte sünnete sarıl ve Peygamber’e karşı gelme!.. Evs ve Hazrec arasına gir... Es’ad b. Zürare’yi bul... Bir Mus’ab da sen ol... Adalet timsali bir Ömer, haya sahibi bir Osman, Allah’ın arslanı bir Ali ve şehitlerin seyyidi bir Hamza da sen ol. Ne var sanki?

Biatın mübarek, hicretin ve haccın hayırlı olsun.

Elveda Mekke... Elveda canım Kabe, elveda...

Döneceğiz, döneceğiz, Mekke bir gün geleceğiz! Ey vahyin kalbi!..

Medine’ye devlet olmaya gidiyoruz. Adına hacc denilen dünya müslümanlarının yıllık genel kongresinin mütalaası için gidiyoruz, Yesrib’e. 21. asırda yükselen İslam’ın değerleriyle, garbın afakını sarmış çelik zırhlı duvarlarını delmeye gidiyoruz. Liva’ül-Hamd ile döneceğiz o mutluluk diyarına.

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.