E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

ENES YENİLMEZ 

YAYIN EKSENİ;

ALİYA - TARİHE TANIKLIĞIM

Aliya İzzetbegoviç,

Klasik Yayınları, Ekim 2003, 590 syf.

 

Batılı bir aydının “Batı, Bosna’da öldü” derken; Juan Goytisolo da “Bosna trajedisi, insanın yapabilecekleri hakkında en iyiyi ve en kötüyü gösteren eşsiz bir bilgi kaynağıdır.” ifadesiyle Bosna’da devam eden 4,5 yıllık savaşın kısa bir yorumunu yapmakta.

Batılıların diliyle böyle ifade edilen, Bosna bağımsızlık savaşının sembol ismi Aliya İzzetbegoviç, Bosna hakkında ve kendisiyle ilgili ayrıntılı bilgi vermekte.

Sizlere tanıtımını yapacağım kitap; bir roman, bir hikaye, bir seyahat, bir anı veya ilmî bir kitap değil. Belki bunların hepsi.

590 sayfa olan kitap, okuyucusuna Bosna hakkında ve özellikle “Bilge Kral” hakkında azımsanmayacak bilgi vermekte.

Bosna-Hersek’in kısa bir tarihçesini veren, ardından Boşnakların İslam’ı nasıl seçtiklerini, müslüman olmalarında mütevellid başlarına gelenleri; özellikle ve özellikle komünizmin inkırazıyla beraber, bağımsız Bosna’nın oluşması için verilen mücadeleyi bu kitapta ayrıntısıyla bulacaksınız.

Bazen okurken, bu da olur mu diye hayrete düşeceksiniz. Bazen bu kadar büyük trajedinin yaşandığı olaylar karşısında bir insanın nasıl böyle soğukkanlı kalabildiğine şaşıracaksınız. Söylendiği hiçbir sözün veya olayın, aleyhinde delil olmayacak şekilde bir yaşantı sürmesi ve ilkelerinden, hiç ama hiç ödün vermeyen bir tavrıyla ideal bir insan tipini bulacaksınız bu kitapta.

Batıya, yani gayri müslim tebaanın sözüne güvenilmeyeceğine, yıllardır komşuluk yaptığı, hatta ekmeğini paylaştıkları, zaman zaman kız alıp verdikleri Sırplar’ın insanlık dışı muamelesini bu kitapta okuyacaksınız.

Din adına kutsallık ifade eden herşeye düşmanca davranan, yaklaşık 80 camiyi yerle bir eden, köprüler yıkan, din adamlarını öldüren, çocukları öldürmekten, kadın ve kızlara tecavüzden kaçınmayan, insan (müslüman) öldürürken en ufak bir acıma hissi duymadan cinayet işleyebilen, toplama kamplarında en denî muamelelerin reva görüldüğünü bu kitapta bulacaksınız.

Bir ulusun yok olmaması için gecesini gündüzüne katan, fevkalade üstün bir performans sergileyen Boşnakların “dede” lakaplı Aliya İzzetbegoviç’i, bir gün acımasız Miloseviç’le; bir gün ırkçı (faşist) Hırvatların lideri Tudjman’la görüşürken; diğer taraftan, Slovenya lideriyle görüşürken; ertesi gün Makedonya Devlet Başkanı’yla konuşup çözüm aramaya çalışan Bilge Kral, aynı zamanda tamamen kıt imkanlarla mücadele etmeye çalışan dava arkadaşlarına ve askerlerine moral vermeye gayret ederken göreceksiniz.

Mücadelesinin önemli bir boyutunu da uluslar arası kuruluşlar oluşturmaktaydı. Birgün AB (Avrupa Birliği), bir gün BM (Birleşmiş Milletler), bir diğer gün de İKO (İslam Kurtuluş Teşkilatı)’da bulunarak mücadelesinin haklılığını anlatmaya çalışmakta olduğunu göreceksiniz.

Sırplarla Hırvatlar arasında sıkışan, adeta paylaşılmak için görüşmeler yapan komşu düşmanlara karşı ibtidaî tarzda mücadele eden Boşnaklara, yapılan yardımların da el koymak suretiyle yerine ulaşmadığını okuyacaksınız. Boşnaklara silah amborgosu uygulanırken, Sırp ve Hırvatların serbest olmasını hayretle okurken; özellikle BM güvencesinde olan, bu yüzden birçok Boşnak’ın da Srebrenica’ya geldiğini, buna rağmen Marko Miladiç’in şehre girmesine göz yuman, bir günde 10 bin kişinin acımasızca nasıl şehit edilmesine sebep olunmasına hayretle tanık olacaksınız.

Bütün bu olaylar cereyan ederken muhtelif gazete, dergi ve TV’de demeç ve röportajların yapıldığına, buralarda Bilge Kral’ın birbirinden güzel demeçler verdiğini göreceksiniz.

Hülasa, sadece Boşnaklar ve sadece müslümanlar için değil; bütün insanlık için çağrıda bulunan, ideal bir mücadele örneği sergileyen, bir ulusun sembol ismi Aliya İzzetbegoviç’e bu kitabı okuduktan sonra hayran olacaksınız.

Hayatı özgürlüğe adayan Bilge Kral şöyle diyor: “Evet ilerlemiş yaşıma rağmen, inanıyorum ki, halkımın özgürlüğe ve kurtuluşa ulaştığını görecek kadar yaşayacağım. Ya da daha doğrusu, bunu görecek kadar yaşamayı diliyorum... 70 yaşındayım ve daha uzun bir yol var önümüzde. Bireyler ölür, halklar yaşar. Mücadele bana bağlı değil. Önemli olan da bu. Sancağı binlerce insan taşıyor. Bunu sürderecekler.”

 

 

MEHMET AKİF

Vehbi Vakkasoğlu,

Nesil Yayınları, Şubat 2001, 283 syf.

 

Şair, haykırmakla görevlidir. Hak bildiği yolda yapayalnız da kalsa, bu toprak için yorulacaktır... Akif bu gerçeği bilen ve kıyasıya yorulan bir insandır.

Şair, doğruyu ve güzeli hem duyacak, hem duyuracaktır. Bildiğini saklamayacaktır. Toprağının ve öz medeniyetinin insanı için çırpınacak ve asla yılmayacaktır. Âkif, yılmak bilinmeyen bir “gerçek” adamdır.

Şair, şahsı için değil, gerçek değerler için hissedecek ve yazacaktır. Gönlünün gıdası sadece cesareti ve dürüstlüğü olacaktır. Âkif, dürüstlüğün ve cesaretin yolcusudur.

Eğip bükmeden İslam'ı söyleyen ve iman heyecanı ile coşan milli şairimizi, kendi usulü ile eğip bükmeden, gevelemeden söyleyelim: Âkif, ne şu idi, ne de bu... Sadece müslümandı. İslam için yaşadı, İslam için öldü. Bu kitapta, Mehmed Âkif'in hayatı ve mücadeleleri ayrıntılı bir şekilde ele alınıyor.

Kitaplı günler dileği ile...

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.