E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

M. AKİF DENİZ

TEKNOBİLİM;

DENGE MUCİZESİ

Hayat, bakterilerin varlığında vardır. Bir başka deyişle hayatın devamlılığı, bakteriler aracılığı  ile sağlanmaktadır. Canlıların bir düzen içinde canlılıklarını sürdürdüklerini ifade için kullanılan yukarıdaki cümle, cümledeki varlıkların bir düzenin parçası olması nedeniyle kullanılmıştır. Onların olmaması düzenin bozulması, dolayısıyla hayatın bitmesine neden olacaktır.

Bilindiği gibi havada % 78 azot, % 21 oksijen, % 0.4 oranında CO2  ve kalan kısımda su varken ve soygazlar bulunmaktadır. Maddelerin bu oranda bulunmasının tespit edilen iki önemli etkisi bulunmaktadır. Bunlardan birisi yanma olayının gerçekleşmesi için gerekli olan yakıcı gaz oksijenin havadaki oranı, azot ve diğer gazlar sayesinde seyreltik vaziyette bulunmasına neden olmuştur. Bu orandan biraz fazla miktarda oksijen bulunmuş olsa idi bir kıvılcımla dünyadaki bütün yanıcı maddeler yanma ısısını yakaladıkları zaman yanarlardı. Elektriğin üretiminden, taşınmasından ve aklımıza gelen bütün makina ve araçların çalışmasından bahsedemezdik. Küçük bir kıvılcımdan dünya tamamen yanardı.

Havadaki azotun % 78 gibi çok büyük oranda bulunması buna mani olmaktadır. Azotun bu kadar büyük oranda bulunmasının başka nedenleri de vardır. Bütün canlıların yapılarının büyük bir kısmı proteinlerden meydana gelmiştir. Hücrelerin çoğalması, büyüme ve gelişmesinin sağlanması vücudumuzdaki birçok kimyasal olayın meydana gelmesi, hastalıklardan korunma gibi olaylar proteinlerin varlığında daha doğrusu canlı vücudunda kullanılması sonucu gerçekleşir. Proteinler, amino asitlerden; amino asitler, azot, oksijen, hidrojen ve karbon elementlerden meydana gelmektedir. Azotun olmadığı durumlarda amino asit, animo asitin olmadığı durumlarda proteinlerin meydana gelmesi imkansızdır.

“Havada % 78 azot varken azotun kullanılmasından söz edilebilir mi?” denilebilir. Evet, azotun alınıp kullanılmasından söz edilebilir. Bütün canlıların ihtiyacı olan bu madde, iki canlı grubun haricinde hiçbir canlı tarafından alınıp kullanılamaz. Bütün canlılar azot ihtiyaçlarını bu canlılar aracılığı ile sağlarlar.

Havadaki azotun toprağa geçmesi bakteriler ve mor-yeşil algler tarafından gerçekleştirilir. Topraktaki azottan sadece bitkiler faydalanabilir. Bitkilerin, hayvanlar ve insanlar tarafından yenilmesiyle azot hayvanlara ve insanlara geçer. Canlıların ölüm olayları ile tekrar işlenmemiş haldeki azot (bileşik halinde) toprağa geçer. Toprağa geçen bileşik halindedir. Azotun havadaki oranının sabit tutulması ve bitkiler tarafından kullanılabilir hale getirilmesinde yine bakteriler görev yapar. Bir an için bakterilerin olmadığını veya bu işlevlerini yapamadıklarını düşünürsek, havadaki oranın azalmasından dolayı meydana gelebilecek olaylardan kısmen bahsetmiştik. Bunun haricinde yaratılıştan bugüne kadar toprağa düşen bileşik halindeki azottan bitkiler yararlanamayacağı için bitkiler ölür, hayvanlar ölür, insanlar ölür. Aklımıza gelen bütün canlılar ölür. Dolayısıyla hayat biter. Bakterilersiz azottan faydalanabileceğimizi düşünürsek bile dünyanın her yeri insan, hayvan ve bitki ölüleri ve onların parça ve atıkları ile dolardı.

19. yüzyılda yeni buluşlar ve teknolojinin gelişmesi, fosil yakıtların (petrol ve kömür gibi) fazla kullanımını meydana getirmiştir. Plansız kentleşmenin, doğal alanların yok edilmesine, uygunsuz yerlerin yerleşim alanı olarak seçilmesi, endüstrileşme atık gazların bir takım tedbirler alınmadan havaya verilmesi, taşıtların egsozlarından çıkan zehirli gazlar özellikle havayı kirletmiş ayrıca havadaki karbondioksit ve oksijen gazı oranlarının değişmesine yol açmıştır. İnsanların egoistçe düşünceleri bütün kurulan düzenlerin bozulmasına sebep olmakta, bu bozukluğun zararı bütün insanlığa ve diğer canlılara etki etmektedir. Normalde insanın aşırı müdahalesi olmadığı sürede havadaki CO2 ve O2 oranları her zaman korunmuştur. Fotosentez yapan bitkilerin CO2’yi kullanıp besin üretirken oksijen vermeleri, verilen oksijen diğer canlılar tarafından kullanıldıktan sonra oluşan CO2 bitkilere verilerek havadaki oranları her zaman korunmuştur. İnsanın yukarıda bahsettiğimiz fosil yakıtların fazla kullanımı ve diğer nedenler havadaki CO2 miktarının fazla olmasına neden olmuştur. Ayrıca diğer gazlardaki artışlar da hava kirliliğinin nedenlerindendir. Bitkilerin çeşitli nedenlerle yok edilmesi CO2 tüketiminin azalmasına, dolayısıyla havadaki CO2 miktarının artmasına sebep olmuştur. CO2 miktarındaki artış, ozon tabakasındaki tahribat, atmosferin yapısal özelliğinin bozulmasına yol açmıştır. Atmosferde CO2’den oluşan bir tabakanın meydana gelmesi ve dünyadan yansıyan güneş ışınlarının uzaya geçmesine engel olması, dolayısıyla atmosferde giderek artan bir oranda ısınma meydana getirmektedir. CO2’nin bu etkisine sera etkisi denir.

Sera etkisi sonucu iklim etkilenir. Hava kirliliği olan bölgelerin sıcaklık ortalamaları artar. Fakat kirlilik dünyanın her yerinde meydana geldiğinden, küresel ısınma ile bölgedeki iklim değişmektedir. Bu değişiklikler dünyadaki birçok düzenli meydana gelen olayların da değişmesine, daha doğrusu bozulmasına sebep olacaktır. Bu ısınmanın devamı durumunda 20 yıllık gibi kısa bir sürede bir iklim felaketinin meydana geleceği tahmin edilmektedir. Mesela kutuplardaki buz dağlarının erimesi sonucu İskandinav ülkelerinin sular altında kalacağı tahmin edilmektedir. Yeryüzünde bir çok bölgenin çölleşmesi sonucu dayanıksız bitki ve hayvanların türlerinin yok olmasına ve ekolojik dengenin bozulmasına neden olacağı tahmin edilmektedir.

Kirli havanın yol açtığı asit yağmurları bitkilerin solunum ve fotosentez aktivitelerini azaltarak, sonuçta bitkilerin yok olmasına neden olacaktır. Hava kirliliğinin yoğun olduğu yerlerde görülen bitki yetersizliği, çok yıllık bitkilerdeki kuruma buna örnektir.

Hava kirliliği, hayvanlar ve insanlar için de son derece tehlikeli sonuçlar meydana getirmektedir. İnsanların solunum yollarını etkileyerek kronik bronşit hastalığını artırmaktadır. Ayrıca nefes darlığı ve akciğer kanserine yol açarken, birçok hayvan popülasyonunu da azaltmaktadır. Kirli havanın cilt kanserlerine de yol açtığı bilinmektedir.

Kirli hava, yapıların taş ve metal kısımlarına da etkili olmaktadır.

Hava kirliliği, ozon tabakasına zarar vererek uzun vadede canlı hayatını tehdit eden etkiler meydana getirecektir. Deri kanserinde artışların devam edeceği, gözlerde katarakt hastalığının daha da artacağı tahmin edilmektedir. Bu tabakadaki tahribatın devamı durumunda, bitkilerde çimlenme olayı gecikecek (bu, üretimin çok azalması anlamına gelir) denizlerde ve karada yaşayan ultra viyole (mor ötesi) ışınlara duyarlı pek çok hayvan türü yok olacaktır.

 

 

İLERİ TEKNOLOJİ

 

BİRİ GİDER, BİRİ GELİR

Yüzyılın buluşu olarak tanıtılan Segway, ABD'de üç kişinin bu araçlardan düşerek yaralanmasının ardından toplatılıyor. Embrio adlı araç ise tahtın yeni adayı

Geçtiğimiz günlerde teknoloji dünyasını etkileyen birbirinden ilginç iki gelişme yaşandı. Bunlardan birisi, önceki yıl hakkında çok konuşulan ve insanoğlunun ulaştırma kavramını değiştireceği iddia edilen 'Segway' adlı tek kişilik taşıtın, güvenlik gerekçesiyle ABD'de toplatılması kararı. ABD'de şu ana kadar satılan 6 bin 'Segway'den düşüp ciddi biçimde yaralanan üç kişinin şikâyetinin ardından, araçlar toplatılarak yeni yazılım yüklenecek, bataryalarının güçleri artırılacak. Segway, ABD'de yaşanan ve yaralanma ile sonuçlanan 'düşme' kazalarının ardından toplatılıyor.

Araçların geri çağrılmasının teknik sebebi olarak, batarya süresinin kısa olmasından dolayı, bir anda sistemin durması ve kullanıcının araçla birlikte yere düşmesi gösteriliyor.    

Bilişim ve otomotiv dünyasını ilgilendiren bir diğer önemli gelişme ise, teknoloji harikası yine tek kişilik yeni bir araç. ABD'de geliştirilen bu aracın adı Embrio. Segway'i takip eden, hatta teknoloji ve tasarım olarak çok daha üstün olduğu görülen tek kişilik motorlu ulaştırma aracı, kendi kendini dengeleyen bir taşıt ve tek lastik üzerinde hareket ediyor.

Segway benzeri diğer bir taşıt olan Ebrio, aslında bir motorsikleti andırıyor. Araç, bilgisayar donanımı sayesinde aracın kullanıcısına otomatik olarak uyum sağlıyor. Embrio, özel olarak geliştirilen tasarımıyla devrilmeden yoluna devam edebiliyor. Bir çevre dostu olması beklenilen yeni model taşıt, hidrojen hücreli yakıt sistemleriyle çalışabiliyor. Embrio, saatte 20 km hızla yol alabiliyor.

   

DİJİTAL OYUNCAKLAR

Dell, müzik piyasasına girdi, “Üçüncü kuşak” cep telefonlarına Nokia ile renk geldi.

Bilgisayar üreticisi Dell, geçtiğimiz hafta dijital eğlence kategorisine giren yeni model ürün ve servislerini tanıttı. Yeni modeller arasında MP3 formatını destekleyen ve hem müzik çalar, hem de hafıza deposu olarak kullanılabilen 'Jukebox' var. Dell Jukebox, 15 GB'lık hafıza kapasitesine sahip.

Nokia, Üçüncü Kuşak (3G) şebeke sistemine uyumlu yeni model ürünü tanıttı. 65 bin renk destekli Nokia 7600, kullanıcılara, fotoğraf ve video çekme, görüntü kaydetme, multimedya mesaj (MMS) gönderme ve alma, cep telefonundan e-posta gönderme ve müzik dinleme gibi özellikleri bir arada sunuyor. Kullanıcılar ikibuçuk dakikaya kadar hareketli ve sesli görüntüler kaydetmenin yanı sıra, mobil internet yolu ile yükledikleri gerçek zamanlı müzik videoları ve TV haberlerini takip edebiliyor. Telefon, hem GSM hem de Üçüncü Kuşak şebeke sistemlerine uyumlu.


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.