E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

RÖPORTAJ-2

KAPAK;

MÜNİB ENGİN NOYAN İLE BAYRAMLAR ÜZERİNE KONUŞTUK

“KENDİMİZİ VE BAYRAMLARIMIZI YENİDEN GÖZDEN GEÇİRMELİYİZ”

 

İnşaallah Ramazan Bayramını idrak edeceğiz. Sizce bayramların dinî ve sosyal yaşantımızdaki yeri ve önemi nedir?

 

Bayramlar hiç kuşku yok ki, öncelikle bireyler arasında manevî ve maddî dayanışma duygularını pekiştirme vesileleridir. Bu anlamda, o kadar önemli ve değerlidirler ki, “lâ dînî” olarak tanımlamayı tercih ettiğim “seküler” toplumlarda bile, akla gelebilecek hemen her konuda “bayram”lar icâd edilmiş ve toplum hayatına, hatta kimi zaman zorla yerleştirilmiştir. Din ve dünyayı, bir başka deyişle mânâ ile maddeyi birbirinden ayırmayan, birbirinin -eskilerin deyişiyle- “mütemmim cüz”ü olarak gören ve algılayan biz Müslümanların hayatına, bayramların artı değer olarak kattığı, gündelik hayatın sıradanlığını ve sıkıntılarını biraz olsun hafifletebilmek için, sevinç ve heyecanı sunmanın çok ötesinde; ve insanı kelimenin en geniş anlamıyla sömürüp meta, hatta “köle” haline getiren seküler-kapitalist sömürü düzeninin tam tersine, hayır ve hasenâta vesîle olmalarıdır.

 

Bugün bizlere “Ah! Nerede kaldı, o eski bayramlar!” dedirten nedir? Neyimizi kaybettik ki, o eski bayramları arıyoruz?

 

Bugün bizlere “Ah! Nerede kaldı, o eski bayramlar!” dedirten hiç kuşku yok ki, seküler-kapitalist sömürü düzeninin mâneviyâtı da doymak bilmez bir azgınlık içinde metalaştırma, bir başka deyişle maddî sömürü aracı, fırsatı haline dönüştürme gayretinin ne yazık ki, başarıya ulaşmasından kaynaklanmaktadır. Bunu da zihinlerimize, başta kendi medyalarını kullanarak sürekli “sanal bir nostalji” pompalayarak yapmışlardır ve yapmaktadırlar. Bayramlarda televizyonlarda yer alan tanıtım kuşaklarındaki filmler bunun en somut örnekleridir. Ne yazık ki, mübârek Kur’ân ve Sünnet-i Rasûlullâh (s.a.v.) ile canlı, sahih ve dinamik ilişkisini nicedir askıya almış olan Ümmet-i Muhammed’in, Türkiye kanadını teşkil eden mü’min ve mü’mine kardeşlerim de bu “sanal nostalji üretme” tuzağına düşmüşlerdir ve düşmektedirler. Kendimizi ve bayramlarımızı bu bağlamda ciddî bir şekilde ve bir an önce yeniden gözden geçirerek, ıslâh etmek durumunda olduğumuz kanaatindeyim.

 

Bayramlar hakkında unutamadığınız ve bizlere örnek olabilecek hoş bir hatıranız var mı? Anlatır mısınız?

 

“Bir bayram hâtırâsı” anlatmakla yukarıdaki söylediklerimle tenakuza düşerek “sanal nostalji üretimine” katkıda bulunmaktan korkuyorum. Bir gün, inşaallah vaktimiz ve de yerimiz el verecek, nefesimiz yetecek olursa, size geleceğe yönelik bir “bayram projeksiyonu” sunmayı, zevkle tercih ederim!

 

Modern yaşam ve gelişen teknoloji gelecek bayramların bir tehlikesi midir?

 

Müslümanlar, Rasûl-i Ekrem (s.a.v.)’in “faydası olmayan ilim” ifâdesini şuurlu bir kavrayış ve yorumlayışla değerlendirip, teknoloji üretimine sahip çıkmadıkları ve “modern = çağdaş = içinde yaşadıkları çağ ve/veya dönemin gündelik hayatını” Sünnet-i Rasûlullâh (s.a.v.)’ı “en güzel örnek” bilip, bu doğrultuda ve asla taviz vermeden, yeniden şekillendirme yoluna cihâd etmedikleri sürece, gelecek bayramların seküler-kapitalist sömürü düzeninin elinde, bugünkünden çok daha korkunç bir yozlaşmaya uğrayacaklarından, dolayısıyla da hem manevî, hem de maddî planda tehlikeli tuzaklara dönüşeceklerinden hiç kuşkunuz olmasın!

 

Kur’an Günlüğü nasıl ortaya çıktı? 1,2,3 derken devamı gelecek mi?

 

“Kur’ân Günlüğü” adlı kitaplarım, mübârek Kur’ân ile sahih ve dinamik ilişkilerini kaybetmiş olduklarını büyük bir üzüntü ve dehşet içinde müşahade ettiğim müslüman kardeşlerimi, bu ilişkiyi yeniden ve bir an önce kurmaya davet yolunda kendi hâlinde bir çaba, deyim yerindeyse, şahsî tecrübemden yola çıkan bir öneri paketi olarak ortaya çıktı. “Kur’ân Günlükleri”min bu görevi, bi-iznillâh, tamamladıklarına inanıyorum, elhamdülillâh. Bu yüzden bir yenisini yayımlamayı düşünmüyorum; ama kendi Kurân günlüklerimi muntazaman tutmaya devam ediyorum. Şimdi artık, herkesin kendi Kur’ân günlüğünü tutma zamanı geldi -ve Hak Teâlâ (c.c.)’ya nihayetsiz şükürler olsun ki- fakîre hem buna vesile olmayı, hem de bu vesile olma ikramının güzel neticelerini görmeyi nasib etti!

 

“Herkes İçin Kur’an Okuma Rehberi” adlı kitabınızdan bahsedelim. Bu kitabı yazarken neyi hedeflediniz?

 

“Herkes İçin Kur’ân Okuma Rehberi”, “Kur’ân Günlükleri”nin tabiî bir uzantısı, hatta belki de, deyim yerindeyse, zorunlu bir sonucu olarak ortaya çıktı. “Kur’ân Günlükleri”ni okuyarak mübârek Kur’ân ile yeniden sahih ve dinamik bir ilişki kurmak isteyen birçok mü’min ve mü’mine kardeşimden, özellikle de gençlerden gelen bir talep, beni, kendi Kur’ân okuma tecrübemi paylaşmaya yönlendirdi. “Herkes İçin Kur’ân Okuma Rehberi” de, tıpkı “Kur’ân Günlükleri” gibi tamamen bireysel bir tecrübeden kaynaklanan bir öneriden ibarettir yalnızca. İlmî bir ciheti ya da kıymeti yoktur; olması da, fakîr, bir âlim olmadığı için, mümkün değildir.

 

Son olarak İlkadım okuyucuları için neler söylemek istersiniz?

 

Mübârek Kur’ân’ın ve Sünnet-i Rasûlullâh (s.a.v.)’ın rehberliğinden daima, hayatınızın her ânında ve aşamasında sahih ve dinamik bir yaklaşımla istifade etmeyi, dolayısıyla da istifâde ettirmeyi sakın ihmal etmeyin! Mübârek Mâ’ide suresinin 54. âyet-i celîlesi, mübârek Furkân suresinin 30. âyet-i celîlesi, mübârek Tevbe suresinin 24. ve 71. âyet-i celîlelerini bu bağlamda bol bol tefekkür edin! Âlemlerin Rabbi Yüce Allah (c.c.)’ın rahmet, bereket, hidâyet ve mağfireti daima üzerinize olsun.

Bâkî muhabbet ve duâ ile.


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.