E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

EMİN ALPER - SÜLEYMAN KONAK  (haberyorum@ilkadimdergisi.com)

HABER YORUM ;


  ASKERİMİZ IRAK’A GİDECEK Mİ?

Tezkere nihayet çıktı. Artık, ABD lutfederse Türk askerinin kaç mevcutla Irak’ta nereye konuşlanacağı pazarlıkları yapılarak konu sonuçlandırılacak. Hoş, tezkere çıktıktan sonraki ABD’nin davranışları, bizim yetkililerimizi zora soktu gibi görünüyor. Tezkereyi çıkarmak için bu kadar acele edip, uğraş verdikten sonra “biz zaten asker göndermeye meraklı değildik” türünden açıklamalar nasıl bir psikolojinin sonucudur, merak konusu.

Tezkerenin gerekçesi, milli  menfaatlerimiz ve masada yer bulmak  veya masadaki pastadan pay alabilmek olarak kamuoyuna açıklandı. Hangi pasta? Iraklı mazlum müslümanların kanlarıyla yoğrulandan mı? İlginçtir ki memur maaşlarına yeterli artış yapılamamasının ve ÖTV artışlarının gerekçesi de yine hükümet tarafından  bu tezkere olarak açıklandı.

Dış İşleri Bakanı sayın Gül,  ABD’nin Türkiye’siz Irak’ta “yeterince”  başarılı olamayacağını anlatarak, milletvekillerini iknaya çalışarak tezkereye destek istemiş. Sonuca bakılırsa başarılı olduğu da anlaşılıyor. Aynı Gül, önceki hükümet döneminde kabul edilen Afganistan’a asker gönderme tezkeresi mecliste görüşülürken, o tezkerenin anayasaya aykırı olduğunu iddia ediyordu. Şimdi kabul oyu veren bir kısım milletvekili de iptal için Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuştu.

Anlaşılamayan bir diğer husus da milletin büyük bir çoğunluğunun bu tezkereye karşı olduğu, kamuoyu araştırmaları ile bilinirken, hükümetin neden milleti de ikna etmek için bir gayret sarf etmediğidir.

Abdullah Gül, İslam Konferansı toplantısında kendisini, Türkiye’nin Irak’a ABD yanında asker göndermesinin yanlış olduğu konusunda uyaran İslam ülkeleri yetkililerine “uzaktan konuşmak kolay, siz kilometrelerce uzaktan bize karışmayın” demiş. Bizce, bu “yiğitçe” konuşmaları binlerce kilometre ötelerden gelerek tüm bölgeyi kargaşaya sürükleyen “başka birileri”ne söyleyebilmeliydi.

ABD’nin niyetinin iyi olmadığı zaten biliniyor. Demokrat Parti’nin başkan adayı Wesley Clark’ın da dediği gibi, maksat ilk etapta yedi İslam ülkesini işgal etmektir. Ortadoğu petrollerini elinde tutmak, böylece iflasa doğru giden ABD ekonomisine nefes aldırmak ve onun da ötesinde İsrail’in, merkezi Fırat ve Nil Havzaları olan Arz-ı Mev’ud’u ele geçirerek büyük İsrail’in kurulmasına zemin hazırlamaktır.

Şerre alet olmak, şerre iştirak etmektir. Bu durumda, bizim Irak’a asker göndermemiz ABD ve İsrail’in nihai gayesi göz önünde tutulduğu takdirde yangına körükle gitmek anlamına gelir. Bin yıldır İslam’ın bayraktarlığını yapan, mazlumların yanında yer alan bir millet, zalimlerin yanında yer almamalıdır.

Zaten ABD destekli mevcut Irak geçici hükümeti, Türk askerinin Irak’a müdahalesine karşı olduğunu ısrarla vurgularken ve Türk kamyoncularına, Türk büyük elçiliğine saldırıları, nasıl bir Irak’la karşı karşıya olduğumuzu gösteriyorken, bölgede yeni düşmanlıkların tohumlarını atmak bize zarardan başka ne kazandıracaktır?

 

BİLGE KRAL HAKK’A YÜRÜDÜ

Bosna bağımsızlık savaşının bilge lideri ve ilk devlet başkanı

Aliya İzzetbegoviç, bütün ömrünü mücadele ve mahkumiyetlerle

geçmiş bir şahsiyet.  Hayatı boyunca çalışmaları ve eserleri ile İslam dünyasında ve tüm dünyada çok büyük saygınlık kazanmış bir bilge müslüman, bir devlet adamı idi. Kendisine Allah’tan rahmet,

bütün İslam dünyasına başsağlığı diliyoruz.

 

BİR ZAMANLAR TOPKAPI’DA KUR’AN SESLERİ

Topkapı Sarayı’nda, Kutsal Emanetler bölümünde 480 yıldır Kur’an-ı Kerim’in 24 saat kesintisiz olarak  okunmasına geceleri ara verilmesiyle ilgili tartışmalar üzerine  bu konuda Yahya Kemal Beyatlı’nın 30 Mart 1922 günü Tevhid-i Efkar gazetesinde yayınlanan yazısını hatırladık:

“Aziz İstanbul!

Yine bir gün padişahlarımızın Topkapı Sarayı’nda Revan Köşkü’nü ziyaret ediyordum. Uzaktan Kur’an okunuyordu. Yavaş yavaş sese doğru yaklaşırken nereden geldiğini, ziyaretimde rehber olan zata sordum. Dedi ki: “Hırka-i Saadet dairesinden geliyor.”

Peygamberimizin (a.s.) hırkasını sakladığımız cennet gibi yeşil bir odanın Türkkâri penceresi önünde durduk. İçeride iki hafız vardı. Biri ellerini kavuşturmuş, gözlerini yummuş oturuyordu. Diğeri, diz çökmüş müsterih ve yüksek bir sesle okuyordu. Rehberime sordum: “Hırka-i Saadet önünde Kur’an ne zaman okunur?” Dedi ki: “Dört asırdan beri her saat!.. Geceli gündüzlü.”

Yavuz Sultan Selim’in, Hırka-i Saadeti Mısır’dan getirip bu odadaki mevkiine koyduğundan beri kırk hafız nöbetle Kur’an okur. Türk tarihinde bir dakika bile buradaki Kur’an sesi kesilmemiştir.

Gezintilerimde bir hakikat keşfettim. Bu devletin iki manevi temeli vardır: Fatih’in Ayasofya minaresinden okuttuğu ezan ki, hâlâ okunuyor! Selim’in Hırka-i Saadet önünde okuttuğu Kur’an ki, hâlâ okunuyor!

Eskişehir’in, Afyonkarahisar’ın, Kars’ın genç askerleri, siz bu kadar güzel iki şey için dövüştünüz!”

 

İSRAİL SURİYE’YE SALDIRDI

İsrail, İslami Cihad’ın eğitim kampı olduğu iddiasıyla Suriye’nin başkenti Şam yakınlarındaki Eyn Seher kampını bombaladı.

Saldırı; güvenliğini tehdit ettiği için ABD’ye Irak’ı işgal ettiren siyonizm, şimdi de Suriye’ye saldırılmasını istiyor şeklinde yorumlandı. Ayrıca, asıl hedefin İran’a mesaj vermek olduğu, İran’ın da bertaraf edilmesi ile Irak-Afganistan köprüsünün tamamlanmasının planlandığı da değişik çevrelerce ileri sürüldü.

İslami Cihad Örgütü, Suriye’de kampları olmadığını ileri sürerken dünyanın her yerinden İsrail’i kınayan açıklamalar yapıldı.

ABD, “Suriye yanlış tarafta yer alıyor” diye duruma nasıl baktığını gösterirken ,Türk yetkililerden gelen açıklama bizi her nedense şaşırtmadı: “Bölgedeki bütün ülkelerin terör örgütleri ile mücadelede, tam bir kararlılık içinde bulunmaları ve teröristlere melce (barınak) olmamaları gerekliliktir.”

Bu Amerikanvâri açıklama, herhalde İsrail’i de ziyadesi ile memnun etmiştir.

 

AYIN HABERİ

ABD Savunma Bakanlığı  Pentagon’un, Türkiye’nin ikinci parti F 16 savaş uçaklarına takılacak “elektronik karşı tedbir sistemleri”ni üretmesi öngörülen Amerikan şirketine, önemli noktalarda Türk tarafına teknoloji transfer etmesine izin vermediği belirtildi.

Bu durum, Türk savunma sanayii yetkililerini ve askeri çevreleri rahatsız etmiş.

 

AYIN ÇAĞRISI

İslam Konferansı Örgütü Zirvesi’nde ev sahipliği yapan Malezya Başbakanı Mahathir Muhammed, “1,3 milyarlık İslam âlemi bozguna uğratılamaz. Hepimiz müslümanız, hepimiz bastırıldık, aşağılandık. Güç birliği yaptığımızda dünya dengelerini etkileyeceğiz.” dedi.

Yahudilerin   sosyalizm, komünizm, insan hakları ve demokrasi gibi kavramları üreterek önemli ülkelerin yönetimini ele geçirdiklerini ifade eden Mahathir Muhammed, “Bu kadar müslüman, birkaç milyon yahudi tarafından bozguna uğratılamaz. Bunun için güç birliği yapmalıyız.” çağrısında bulundu.

 

MESLEK LİSELİLER NE OLACAK?

TÜSİAD, “İmam Hatip Liseleri çok fazladır. Normal liselere çevrilerek sayıları azaltılmalıdır.” demiş.

Ülkemizde, son zamanlardaki gelişmeler, manevi eğitime önem verilmesini olmazsa olmaz bir zorunluluk olarak önümüze koyarken, hâlâ bu okulları “illa da imam yetiştirecek birer kurs” olarak görmek yanlışlığından ne zaman kurtulacağız? Siyonistler, meydanlarımızda ayinler düzenleyecek; hristiyanlar,  müslüman evlatlarına okutulacak din dersi kitaplarının  nasıl yazılacağına karar verecek; ve biz hâlâ milletin kenetlenmesini sağlamamız gereken bir dönemde yeniden inanç düşmanlığı üzerine “gelecek” bina etmeye mi çalışacağız?

Hükümet, daha önce öğrenci affını kendisi gündeme getirmiş ve sonra yine kendisi geri çekmişti. Şimdi de ÖSS yaklaşırken meslek liselilerin bu sınava diğer öğrencilerle eşit şartlarda girmesini sağlayacak kanun, geri çekilerek alt komisyona havale edildi. Yorumu kamuoyuna bırakıyoruz.

 

AYIN İNCİSİ

“Ulusal yayın” yapan Kanal 7 televizyonunun yayın denetleme müdürü Jan Brindizi: “Ben muhafazakar bir Katolik olduğum için işimi yaparken zorlanmıyorum, bütün film ve dizilerdeki “tehlikeli” sahneleri sansürlüyorum.” demiş.

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.