E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

BAKİ ÖNCEL

GENÇLİK;

ÇEVREMİZİ VE KÖTÜLÜKLERİ  DEĞİŞTİRELİM

Ebu Said el-Hudri (r.a.), Peygamberimiz’den şöyle duyduğunu anlatıyor:

“Sizden kim bir kötülük görürse onu eli ile hemen değiştirsin. Eğer eliyle değiştirmeye gücü yetmezse diliyle, yok buna da gücü yetmezse kalbiyle... Ama bu sonuncusu imanın en zayıfıdır.” (Buhari, Müslim, İbn-i Mace ve Nesai)

Allahu Teala ise, kötülüğün değiştirilmesi hakkında Kur’an’da şöyle buyurmaktadır:

“Sizden; hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.” (Al-i İmran 3/104)

Sevgili oğlum ve sevgili kızım...

İslam dünyası kötülükle çalkalanıyor, her yer fitne kaynıyor...

Müslüman ümmet, hayatın bütün alanlarında emrolunduğu, iyiliği emredip kötülükten men etmek (emr-i bil maruf ve nehy-i anil münker) görevini aşikare bir biçimde yerine getirmekten ve hayra çağırmaktan geri kalınca, toplumdaki gedik genişledi ve fitne tufanı her yeri sardı.

Ne kadar üzücüdür ki, bugün İslam ümmeti, genel yapısı itibariyle oturdukları yerde yan gelip yatan, tembel, âtıl insanlardan oluşmaktadır. Dünya milletleri ilim, teknoloji ve medeniyet yarışında İslam ümmetini elbette çok gerilerde bırakmıştır.

Bu durumu, hiç de yadırgamamalı. Zira Allahu Teala, bize açıkça şu gerçeği haber vermiştir: Biz bu görevimizi, yani iyiliği emredip kötülükten men etmek görevini yerine getirdiğimiz takdirde dünya ve ahirette kazananlardan olacağız. Aksi takdirde kaybedenlerden olmak bizim için kaçınılmaz bir akıbet olacaktır.

Sevgili gençler!

Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) “Sizden kim bir kötülük görürse onu eli ile hemen değiştirsin...” buyurmaktadır.

Siz küçük dünyanızda, yaşıtlarınızın arasında bulunuyor iken, akranlarınızı iyiliğe çağırmakla kötülüğün değiştirilmesine yönelik bu büyük hareketin de bir bölümünü yüklenmiş oluyorsunuz. Hem sadece dil ile de değil; bilakis güzel örnek olmakla, elinizi (gücünüzü) kullanarak ya da yapıcı bir hareket içinde yer alarak kötülüğü değiştirirsiniz.

Okul ortamında.. arkadaşlık ilişkilerinde.. ve aile çevresinde...

Okul ortamında daima çok çeşitli arkadaşlarla bir arada olursunuz. Bazen bu arkadaşlar arasında duygu ve düşünceleri kötü, yaşantısı çok fena ve sosyal ilişki ve ahlakı bozuk olanlar da bulunabilir.

Size “o arkadaşınızdan uzak durun, onunla arkadaşlık yapmayın” demiyorum. Bilakis, onu değiştirerek böylece, iki kazanç elde etmenizi istiyorum: Bu iki kazançtan biri o arkadaşınızın, sizin gayretiniz ile fenalık ve kötülük tuzağından kurtulması, diğeri de bu çalışmanız karşılığında Allah’ın size vereceği ücret/mükafattır.

Arkadaşlık ilişkilerinde, o kötü arkadaşlardan bir tanesi sizi utanç verici, âdi, aşağılık, çirkin işlerin içine çekebilir ya da fesatlıklar ve sapıklıklar uçurumuna ayağınızı kaydırabilir.

Ama yaratılıştan sizde var olan derin iman ve bilincinizle hem onu, hem de kendinizi kurtarabilirsiniz.

Aile çevrenizde anne babanız, kardeşleriniz gibi size en yakın insanlarla ya da uzak-yakın akrabalarla beraber iken, onların yaşça sizden büyük olmaları, akrabalık şefkatiniz veya onlardan sağladığınız maddi ve manevi menfaatiniz, kötülük ile onların arasına girmekten sizi alıkoymasın. Zira Hak, uyulmaya daha layık ve müstehak, Allah’ın yolu gidilmeye daha uygundur.

Eğer kötülük ile toplumunuz arasında elinizle bir engel oluşturamıyorsanız, hiç olmazsa dilinizle iyiliği emrediniz. Ama bunu yaparken de sert, kırıcı sözler söylemekten şiddetle kaçınınız. Çünkü kaba sözler hedeflediğinizin aksine sonuçlar verir. Belki de, sırf bu sözlerden dolayı gönüllerde kin, nefret galeyana gelebilir ve ilişkiler hiç de istenmeyen bir biçimde gelişebilir.

Güzel söze karşı sağır kesilmiş kulaklar ve bu sözün gereklerini yerine getirmekten gafil kalpler ile karşılaşabilirsiniz. Böyle bir durumda derhal onlardan uzaklaşın ve onları içinizden kınayın. Ama bu imanın en zayıfıdır.

Allah’ın, biz kullarından ve davetçilerinden zayıf bir imanı kabul etmesi asla düşünülemez. Elbette önce nesl-i sahebede, bizim için övgüye değer çok güzel örnekler vardır.

Sevgili gençler!

Allah’tan niyazım odur ki, adımlarınızı hak yolunda sabit kılsın ve sizi iyiliği emredip kötülükten men eden kullarından eylesin.

Kaynakça: Prof. Muhammed Ali Kutup, Hz. Peygamber’den Gençlere 50 Nasihat, (Çev: O. Arpaçukuru), İlke Yay., II. bsm., İst., 1998.

 

İSLAM’IN TEMEL DİNAMEKLERİ

Kulluk; Allah (c.c.)’ın istediği, razı olduğu emirlerin yapılması ve nehyettiklerinin terkedilmesini kendisinde toplayan ameldir. Kulluğun temel gayesi, Allah (c.c.)’ın rızasını kazanmaktır. Buna göre kulluk;

• Razı olduğu kitaba (Kur’an) göre hareket,

• Razı olduğu yolda (sırat-ı müstakim) yürümek,

• Razı olduğu kulun (Hz. Muhammed) izinden gitmek,

• İfrat ve tefritten uzak, orta yolu takip etmektir.

Kulluğun mekanı;

• Kalbin kulluğu (iman, sevgi ve tasdik),

• Dilin kulluğu (dua, tevbe-istiğfar, tesbih, zikir, tebliğ),

• Bedenin kulluğu (İslam’ın beş temel esası; kelime-i şehadet, namaz, oruç, zekat ve hacc),

Kulluğun zamanı ise;

• Bütün bir ömürdür.

Nitekim ilgili bir ayette buyuruluyor: “Sana ölüm gelinceye kadar Allah’a kulluk et.” (Hicr, 15/99)

Kulluğun alanı;

• Bütün bir evrendir.

İlgili bir hadiste de Hz. Peygamber (a.s.) şöyle der:

“Yeryüzü bana mescid kılındı.”

İnsanları, diğer varlıklardan ayıran özelliklerden biri de kişiliği ve karakterleridir. İnsanın kişiliği ve karakteri, yaşadığı aileden, çevreden ve toplumdan etkilenir. O ailenin veya toplumun karakteri de bağlı olduğu ahlakî değerleri ve kültürel yapılarıdır. Bu ahlaki değerler ve kültürel normlar, vahiy eksenli asli   bir fıtrata dayandığı zaman anlam kazanır.

İzzet ve şeref gibi asil duygular, Allah (c.c.)’ın razı olduğu dinden ve o dini yaşamaktan geçer. Allah’ın razı olduğu dini öğrenmenin yolu ise, Hz. Peygamber’in sünnetine uymaktan geçer.

Tevhid  akidesini kabul eden herhangi bir insan, İslam kardeşliğinin potasına girmiştir.

İslam; dil, ırk, renk, coğrafi bölge ayrımı yapmaz; bütün mü’minleri kardeş sayar. (Hucurat 49/10) Üstünlüğün ancak takva da olduğunu belirtir. (Hucurat, 49/13)

Hz. Peygamber (a.s.): “Din nasihattir” buyuruyor.

Nasihat, uygun bir dil ve metod ile, iyiliği emredip kötülükten alıkoymaktır. Nitekim ilgili bir ayette şöyle buyuruluyor:

“Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarsınız.” (Ali İmran, 3/110)

Bir hadiste şöyle buyurulmuştur:

“Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız. Sevdiriniz, nefret ettirmeyiniz. Müjdeleyiniz, korkutmayınız. Yaklaştırınız, uzaklaştırmayınız.”

Birbirimizi sevmenin en kolay yolu, aramızdaki barışı sağlamaktır. Zira İslam, kelime anlamıyla barış demektir, bütün insanlığı barışa ve selamete çağırır.

Hiç şüphesiz ki, bir saatlik tefekkür, yetmiş yıllık nafile ibadetten daha hayırlıdır. Karanlığa küfretmek, asla çözüm değildir. Bu noktada Asr suresini tekrar tekrar okuyup, iyi anlamak gerekiyor. Müslüman kimse, şu soruları hiç bir zaman aklından çıkarmamalı ve ona göre hareket etmeli:

• Ben kimim? Nereden geldim? Nereye gideceğim? Nasıl yaşıyorum? Hayat nedir? Ölüm nedir? Hesabım nasıl olacaktır.

Bu soruları kendine soran insan, yaradanını bulur, kurtuluş çaresi arar ve hayatını İslam ahkamı üzerine düzenler.

Kurtulmak istiyorsak; birleşelim, kardeş olalım ve sâdıklarla beraber olalım.


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.