E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

İDRİS ARPAT

DÜŞÜNCE;


GETİRDİLER SENİ GÜLLER İÇİNDE

Getirdiler seni güller içinde. Pek sevimli durdun nurlar içinde. Seçtiğin yol gerçekten yoldu yollar içinde.

Altın tasla döktüler suyunu. Gün ışığına döndün billur sular içinde.

Pek ihtişamlı göründün ipek şallar içinde.

Şal kuşaklar gerildi dağlardan dağlara. Sen miydin gülümseyen mor ve allar içinde?

Geldin meşrık (doğu) ufuklarından, rahmet oldun dağa taşa, kurda kuşa. Latif bir can taşıdın canlar içinde.

Bir yıldız, bir ay, bir güneş miydin tül dumanlar içinde?

Getirdiler seni hürmetler, nezaketler içinde. Ne kula kulluk bildin, ne alkışlara itibar ettin. Belli ki sen Hak dostluğuna ulaştın. Işıktan bir sütun gibi durdun izzet vakar içinde. Kibir değil, zillet değil, bir “istiğna hali” idi duruşun o şuurlar içinde.

Getirdiler seni yeller, yağmurlar içinde. Bir ufacık dağ, bir küçük çeşme, bir mütevazı ev. Pek sıkıldın dev şehirler, beton ve demirler içinde.

Toprak, otlak, çayır, bayır... Pek mesut oldun tabiî şartlar içinde.

Getirdiler seni, ipek çadıra koydular. Atların hep beyazdı, kanatlandın “an”lar içinde.

Getirdiler seni güller, nurlar içinde. İnsan mıydın, melek miydin seçemedim getirenler içinde.

Ayarsız, ahenksiz toplumların ahengi, kavrulmuş çöllerin serin rahmetiydin. Pek güzel yürüyordun imdada koşan haller içinde.

Hep serin serin esti sesin, kırmadın kalbini kimsenin. Kaynayan bir buluttun bizim iller üstünde. Rahmetlerde geldin, gayretler içinde.

Bir teselli çeşmesi gibi çağlayıp durdun, derinden derine ağlayıp durdun, sağı solu kollayıp durdun, teselliden nasipsiz nesiller içinde.

Emanetçi gibi durdun ölümlü dünyalarda. Feragat ve fedakarlık ruhuna işledi. Mütevazı, mütebbessim ve mahcup yürüdün cümle mekanlarda.

Şan ve şöhrete itibar etmedin dost meclislerinde. Bütün yüksek değerlerin sessizlikte doğup, şan ve şöhretten uzakta barındığını bildin. Melekler gibi hep vazife peşinde koştun. Mesuliyet duygusuna meftun oldun mertebeler içinde.

Ölümlü dünyaların mahzun misafiri, gurbet yollarının düşünceli yolcusu, kainat kitabının dikkatli okuyucusu seçildin kaldın kullar içinde.

Toplumun ortasında gürül gürül aktın, insanları arıtan, can yangınlarını söndüren bir çeşme kesildin. Aktın durdun, şafaklardan akşamlara. Kesilmedi sesin karanlıklar içinde.

Ne hile bildin, ne haram yedin. Küçük kurnazlıkları, basit hesapları teptin. Emekti, gayretti, samimiyetti bütün hünerin. Meydana getirip sunmaydı saadetin akıp giden haller içinde.

Arş-ı âlâ istikametinden geldi sinyallerin. Bir kez bile yan çizmedi, Hak hatırını önce tutan vicdanın. Uzun ince yollarda yürüdün. Pek sabırlı davrandın ölüm kokan anlar içinde.

Bir dünya kuracaktın rahmetler, bereket, şefkatler saadetler içinde. Derelerin akacaktı gürül gürül, beyaz taşlar içinde, suların çağıldayacak, kuşların cıvıldayacaktı derin dereler, gür ormanlar içinde. Ne güzel bir dünya olurdu bu taşocağı dünyalar içinde.

Bir ışık huzmesi ağsa bizim dünyamıza Arş-ı Âlâ’dan. Bu ışıkla âlem yeniden bulsa can. Zehir dumanlarda pek acımasız kavrulduk, ehram rüzgarlarıyla savrulduk, saman yollarına ilgisiz insanlar içinde.

Dağ taş, kuru yaş, çiçek çocuk, bulut umut hep kitaba, hep hitaba dönüşse sıcak imanlar, derin bakışlar, “eserden müessire intikal”ler içinde. Geçseydi günlerimiz emekler, dualar, lekesiz sevdalar içinde.

Pek bunaldık ruhu ve gönlü dışlayan dünyalarda. Musa’mız, İsa’mız gelse Tur’lar, nurlar içinde.

Getirdiler seni hüzünler yaşlar içinde, pek hürmetli ağır başlar içinde. Çocukların bir damlacık yüreği çırpındı durdu şebnem gibi yaşlar içinde. Evler, köyler sallandı feryad u figan içinde. Sendeledi sarsılmayan metanetler, bu ağır kaybın kaygıları içinde. Cümle vicdanlarda derin bir sızı, ak gönüllerde soluk bir yüz... Acılar bir ateş kesildi yarı kesilmiş kuş gibi çırpınan canlar içinde.

Getirdiler seni güller, nurlar içinde. Uyu artık mahşere dek nurlar içinde, güller gülistanlar içinde...


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.