E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

BAKİ ÖNCEL

GENÇLİK;

YAPMACIK HAYATLAR, GENÇLERİN HAYALİNİ YIKIYOR

 Gençlerin iç alemlerinde fırtınalar kopmakta. Bu fırtınaları fark edip gençlere yaklaşabiliyor muyuz?

Gençlerin hayata ve insanlara karşı menfi bakışındaki esas sebebi tespit etmek düşüncesiyle onlarla ne kadar ortak zaman geçirebiliyoruz?

Son yılların ve son asrın menfi propagandalarına karşı, olumsuzlukları olumluya dönüştürebilmek için neler yapabiliyoruz?

Gençlerin iç sıkıntılarından uzaklaşıp sığınabileceği güvenilir bir toplum olduğumuzu, yani emin’ül-ümmeh olduğumuzu anlatabildik mi? Veya tavrımızla gösterebildik mi?

Bu gibi problemleri, birkaç sebebi içerisine almak suretiyle değerlendirelim.

Gencin kendi kendini eğitecek bilgi ve tecrübesi yok. Kendini eğitmeyi hedef alan eğitim programlarıyla karşı karşıya bulunmakta.

Gençler büyüklerin yani rehberlerin çizeceği yoldan yürüyecek ve onların öğrettiklerini belleyecek.

Eğitimin önemli yanı, onun insan ruhuna uygun olmasıdır.

Gerek eğitimin şekli, gerekse verilen bilginin kendisi, bünyeyi daha iyi bir hale getirebilme özelliğinde olmalıdır.

Eğitimin farklı bilgi ve metodlar üzerinde sürdürülmesi, genç insanın onu rahat ve istifadeli bir biçimde idrak etmesine engel teşkil etmektedir.

Genç insan, aile, okul ve çevrenin eğitimine muhatap. Hepsinde de gençler, kendilerine farklı değerlerin ve dünyaların empoze edildiğini görüyor.

Özellikle, geleneksel İslam düşüncesine sahip ailelerin çocuklarında daha çok problem yaşanmakta.

Bunun en önemli sebebi, gencin, gerek aile çevresinden, gerekse İslam düşüncesine sahip olduğu halde aynı ömrü paylaştığı insanların örnek ve güvenilir insan olamayışlarından kaynaklanmaktadır.

Eylüller ve şubatlar öyle eledi ki insanımızı, gencin örnek alabileceği ve hayatta olan sözü, davranışı, birbirine uyumlu çok az insanın bulunuşu ve o insanlara da gençlerin ulaşamayışı, gençlerin kişilere ve toplumumuz insanına karşı itimadını sarstı.

Dikkat ederseniz, davranış bozukluğu gösteren insanların büyük çoğunluğu da, “iyi konuşan”, çevrede “iyi görünmeye çalışan” kimselerdir.

Belki ehli dünyadan insanlarda bu sayı bizdekinden daha kabarıktır ama onlar bizi ilgilendirmiyor.

Yine eylüller ve şubatların getirdiği insan tipinde:

Görünen şahsiyetlerin altında, ikinci bir kimlik taşıma ve sahte davranışlı insan özelliği var.

Bu sahte davranışlar genç insanımızı üzmekte ve onun idealler dünyasına gölge düşürmektedir.

Gençlerin güvenini kazanmak lazım.

Genç insanımız, sahte toplum ve yapmacık münasebetler dünyasında, sağlam karakterli, İslamî şahsiyetler aramaktadır.

İşte gençliği eğitmeden önce kendi öz eleştirimizi yapmalıyız. Gençlerin güvenini kazanabiliyor muyuz? Bunu sorgulamamız lazım.

İslam’ı gerçekten yaşamayanlar, onu gereği gibi temsil edemezler.

Yabancı kültürün ve sistemin tutumu ve davranışları gençlerimizi yoğun bir baskı ve etki ile kendi inanç ve kültürüne sırt çevirmesi yönünde sürekli yönlendirmekte, gerekli psikolojik şartları hazırlamaktadır.

Bu baskıları, siyasal, sosyal, psikolojik etkinlikler olarak sıralayabiliriz.

Gençliğin çok az bir bölümü, (bunlar iradeli ve güçlü genç kesim oluyor) böyle baskılardan ve propagandalardan kendilerini kurtarabiliyorlar.

İşte bu görünmeyen fakat hissedilen kültürel baskı, hadiselere karşı dayanma gücü az gençler üzerinde garip tesirler bırakıyor.

Genç insan iki farklı dünyada yaşamakta olmanın getirdiği sıkıntılar içinde kalıyor.

Bu durum da gençlerin; şahsiyetsiz veya yarı şahsiyetli olmalarına sebep oluyor.

Bu tür gençler son derece ukala, vurdum duymaz, davranışlarının sınırlarını iyi tespit edemeyen, münasebetlerinde gayrı ciddi, konuşma, şaka yapma ve eğlenme konusunda önceki nesillerden farklı bir görünüm arz etmektedirler.

Bu tip insanların meydana getirdikleri topluluklar, şahsiyetli ve ciddi insanların kesinlikle barınamayacağı topluluklardır.

Çünkü: Gevşeklik, hafif meşreplik ve yapmacık davranışlarla, sağlam yapılı işler başarılamaz.

Gençlerimiz kalabalıklar arasında yalnız, teknolojinin getirdiği lüks ve kolaylıklar içinde rahatsız. Sosyal münasebetler nezaketten ve insanî özelliklerden uzak. Kendini tatmin edecek faydalı meşgaleleri kolaylıkla seçemediğinden, ruhi tatminini giderebilmesi için her cazip şeyi tatmak istiyor. Ama çoğu kere ümit ettiğini bulamıyor. Bu problemler, tehlikeli noktaya gelmeden ve gençte şahsiyet halini almadan önce ona ciddi bir İslamî eğitim verilmesi gerekmektedir. Ruhî ve fikrî gelişimini hazırlayacak bilgilerle techiz edilecek genç kalp ve dimağlar, dıştan gelecek tesirlere daha iyi dayanma imkanına sahip olacaklardır.

 

 

AŞKA DAİR

 

Zaman; çok çok önce…

Mekan; iyi huylarla kötü huyların, ne yapacaklarını bilmeden dolaştıkları yerler…

Yine bir gün bütün huylar her zamankinden daha da sıkkın halde otururken, Saflık birdenbire ortaya bir fikir atmış:

“Heey, neden saklambaç oynamıyoruz ki?..”

“Neden olmasın ki?..” demişler hep birden, bu teklifi beğenerek…

Tam bu sırada Çılgınlık, çığlık çığılığa:

“Ben ebe olup saymak istiyorum!” diye bağırmış.

Hiç kimse Çılgınlık’ı saklanabileceği yerlerde arayacak kadar çıldırmadığı için, bu teklifi de herkes tarafından kabul görmüş. Ve Çılgınlık kollarını bir ağaca yaslayıp, yüzünü de kollarına dayamış, saymaya başlamış:

“Biiir, ikii, üüç, dört…”

O saydıkça iyi huylarla kötü huylar, kendileri için saklanacak yer aramaya başlamışlar.

Şefkat, Ay’ın boynuzuna asılmış…

İhanet, çöp yığınının içine dalmış…

Sevgi, bulutların arasına kıvrılmış…

Yalan, bir taşın altına saklanacağını söyleyip, gölün dibine girmiş…

Tutku, dünyanın merkezine inmiş…

Para Hırsı, bir çuvalın içine girerken onu da yırtmış…

Ve Çılgınlık saymaya devam etmiş:

“Sekseeen, sekseeen biir, sekseeen ikii..”

Aşk dışında bütün iyi huylar o zamana kadar zaten saklanmış.

Aşk, kararsız olduğu gibi nereye saklanacağını da bilemiyormuş. Buna kimseler şaşırmamış, çünkü “aşkı gizlemenin” ne kadar zor olduğunu herkes bilmekteymiş!...

Ve Çılgınlık doksan dokuzu da sayıp “Yüüz!” diyeceği anda, Aşk sıçramış, güllerin arasına girip saklanmış. O esnada Çılgınlık:

“Sağım solum sobe, saklanmayan ebe!” deyip, arkasını dönmüş ve döner dönmez de Tembellik’i ayakta görmüş. Çünkü onun saklanacak kadar enerjisi yokmuş…

Sonra Şefkat’i, Ay’ın boynuzunda görüp sobelemiş. Ardından İhanet’i çöplerin, Sevgi’yi bulutların arasında, Yalan’ı gölün dibinde, Tutku’yu dünyanın merkezinde bulmuş birer birer, saklandıkları yerlerinden çıkarmış…

Sadece biri kalmış bulunamayan, o da Aşk’mış…

Çılgınlık, tam umutsuzluğa kapıldığı sırada, Haset onun yanına yaklaşmış ve kulağına eğilerek;

“Aşk’ı başka yerlerde niye arıyorsun ki!” demiş. “O, güllerin arasında saklanıyor…”

Bunun üzerine Çılgınlık, sinsi sinsi gülerek eline ucu çatal şeklinde bir değnek almış ve güllerin arasına çılgınca saplamaya başlamış. Saplamış, saplamış… Ta ki yürek burkan bir haykırış onu durduruncaya kadar! Ardından da Aşk, elleriyle yüzünü kapatmış olarak ortaya çıkmış. Acı içinde kıvranıyor, gözlerini sımsıkı bastırıyormuş avuçlarıyla. Ama akan kanı durduramıyormuş. Çılgınlık bir anlık heyecanla, istemeden kör ettiği Aşk’ın karşısında dövünüyormuş şimdi:

“Ah ne yaptım ben, neden yaptım?..” diyormuş. “Seni kör ettim! Şimdi gözlerini nasıl iyileştirebilir, bu hatamı nasıl telafi edebilirim?”

“Gözlerimi geri veremezsin ki artık!” demiş acı içindeki Aşk. “Ama benim için bir şey yapmak istersen eğer, şunu yapabilirsin: Benim kılavuzum olabilirsin…”

İşte, o günden beri aşkın gözü kördür ve yanı başında da hep çılgınlık vardır.


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.