E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

BANU ŞENYÜREK ÖZYÖN

KADIN AİLE;

TİTİZ KADINLAR GİZLİ DEPRESYONUN PENÇESİNDE 

Temiz olmak iyidir elbette; mis kokan nevresimler, kar beyazı çamaşırlar, ışıldayan musluk başları... Düzenli olmak da öyle; her şeyin yerli yerinde olduğu tertipli bir evde yaşamak aile bireyleri için daha huzur vericidir. Ancak düzenli ve temiz bir eve sahip olmak için ödenen bedel nedir? Temizliğin, ihtiyaç olduğu için mi yoksa takıntıya dönüştüğü için mi yapıldığını nasıl anlarız?

 

Akrabalık ve komşuluk ilişkileri bozulabiliyor

Çocukluğunda öfkesini, üzüntüsünü hatta sevincini belli etmemesinin daha iyi olacağını söyleyen anne–babalar tarafından yetiştirilmiş kadınlar, şayet duygularını ifade edecek herhangi bir uğraşa sahip değillerse, temizlik yaparak rahatlıyorlar. Psikiyatrist Bahadır Bakım, halk arasında ‘titiz’ olarak tanımlanan bu kadınların aslında ‘gizli depresyon’un pençesinde olduğunu söylüyor. Psikiyatrist Bakım’a göre; hastalık derecesinde titiz olan ve temizliği hayatının odağına yerleştiren kadın, eşi ve çocuklarına yeterince zaman ayıramadığı gibi, evi dağıtırlar ve kirletirler kaygısıyla onlara baskı yapmaya da başlıyor. Günde birkaç kez toz alan, yerleri silen, evdeki her objeyi banyoda deterjanla yıkayan kadınların akrabalık ve komşuluk ilişkileri de bozuluyor. Hayatı sadece temizlik yapabildikleri sürece yaşanılır ve anlamlı bulan bu kadınlar, ev kirlenir kaygısıyla misafir kabul etmedikleri gibi, kirli bir eve tahammül edemedikleri için misafirliğe de gitmiyorlar. İnsanları genelde pasaklı ve temiz olarak iki kategoriye ayırıyor ve kendileri gibi titiz olan kadınlarla ‘temizlik’ üzerine saatlerce konuşabiliyorlar. Yaşadıkları hayat, çocuklarını yıkamak, evi temizlemek ve günlük ev işlerini yapmak dışında bir fiziksel ya da zihinsel faaliyete izin vermediği için üzerinde konuşacak başkaca bir konuları da olmuyor zaten. Kitap okumak, hayır işlerinde çalışmak, faydalı sohbetlerin yapıldığı gruplar içerisinde yer almak gibi etkinliklerden uzak düşen titiz kadınların birçoğu hemen her ev hanımının ilgilendiği dantel, oya, örgü, dikiş ve nakış gibi zaman isteyen ve kimi zaman evi kirleten işlere de pek yanaşmıyor.

 

Takıntıyla depresyon yan yana gidiyor

Temizliğe aşırı düşkünlük çoğu zaman obsesif ve kompülsif bir bozukluktan kaynaklanıyor. Kimi kadınlar zihinlerinden bir türlü uzaklaştıramadıkları “hastalık bulaşacağı saplantısı’’na karşı sürekli yıkanma ve temizlenme davranışı geliştiriyor. Psikiyatrist Bahadır Bakım, sıkıntı veren, içsel kirlilik duygularından kurtulmak için aşırı temizlik faaliyetinde bulunan birçok kadının, sırf uzun süren seremoniler yüzünden sadece sosyal hayatlarında değil cinsel yaşamlarında da sıkıntıya düştüklerini söylüyor. Takıntılı kişileri genellikle duygularını açığa vurmayan sıkıntılı insanlar olarak tanımlayan Psikiyatrist Bakım, “Sorunlarını ne konuşarak, ne bağırarak ne de ağlayarak dile getirirler. Onun yerine ‘kötü bir şey’ olacağı kaygısıyla, el yıkama, ocağı, ütüyü sık sık kontrol etme gibi tekrarlanan davranışlar geliştirirler.” diyor. Obsesif–kompülsif bozuklukla depresyon çoğunlukla yan yana yürüyor ve birbirini tetikliyor. Titizlik hastası kadınlar kendilerine, çocuklarına, eşlerine ve yakınlarına rahatsızlık verdiklerinin farkına varıp da bu davranışı terk edemediklerinde depresyona girebiliyor.

 

Çocuklar da etkileniyor

Titiz kadınların çocukları yetişkin bireyler olduklarında ya anneleri gibi titiz oluyor, ya da baskıdan bunaldıkları için dağınıklığı tercih ediyorlar. Psikiyatrist Bakım, annelerine benzemeye çalışan kız çocuklarının titizliği seçmesini daha muhtemel görüyor. Eşlerinin davranışından şikayet eden babalarını örnek alan erkek çocuklar ise çoğunlukla temizliğe karşı tavır alıyor, ya da baskıyla büyümekten dolayı önlenemeyen öfke nöbetleri geçiriyorlar. Titiz annelerin çocukları 0-6 gibi önemli bir yaş diliminde verilmesi gereken anne eğitiminden de mahrum büyüyor. Çocuklarına sık sık banyo yaptıran, yerlere dökmemesi için yemeklerini kendi eliyle yediren, oyuncaklarıyla oynamalarına izin vermeyen takıntılı anneler, tüm zamanlarını temizliğe ayırdıkları için, parka gitmek, kitap okumak, evcilik oynamak gibi çocuğun duygusal ve zihinsel dünyasını geliştirecek etkinliklere de vakit bulamıyorlar. Ancak ‘titizlik’ ister gizli bir depresyonun isterse obsesif-kompülsif bozukluğun belirtisi olsun, bir ilaç ve terapi desteğiyle normal bir hayata kavuşmak mümkün. Yeter ki, kadın gün boyunca sadece temizlik için çırpınmanın pek de normal bir davranış olmadığını kabul etsin...

 

 

 

KUSUR VE AYIPLARI ÖRTMELİYİZ!

İnsanoğlunun en büyük zaaflarından biri, kendi kusur ve ayıplarını görmeyip, hep diğer insanların hatalarını, kusurlarını görüp bu kusurları da diline dolayıp, başkalarına aktarmasıdır. Halbuki insanın yapması gereken öncelikle kendi hatalarını görüp bunları düzeltmeye çalışmaktır. İslâm ahlâkının ve terbiyesinin gereği budur.

Bir hadisi şerifte Peygamber Efendimiz (sav):

“Allah (cc) bir kuluna hayır murâd ederse, ona yalnızca kendi nefsinin kusurlarını gösterir.” buyurmuştur.

Mü’minler, birbirlerine ebedi bir din kardeşliği ve iman bağı ile bağlanmışlardır. Bu dostluk ve kardeşliğin hakkı da, birbirinin kusurları affetmek ve örtmek olsa gerektir.

 Hatasız kul olmaz. Şüphesiz insanoğlunun kusur ve hatalardan bütünüyle uzaklaşması mümkün değildir. Herkeste mutlaka bazı kusur ve ayıplar vardır ve olacaktır da. Önemli olan toplumda birlik ve beraberliğin devamı, dostluk ve arkadaşlıkların sürdürülmesi için insanların birbirlerinin bazı kusur ve noksanlarını görmezden gelip örtücü olması gerekir.

Yine bir hadisi şerifte Peygamber Efendimiz (sav) buyuruyor ki;

“Kim müslüman kardeşinin ayıplarını araştırırsa, Allahu Teâlâ da onun ayıplarını araştırır. Allahu Teâlâ’nın ayıplarını araştırdığı kimse ise, evinin içinde bile olsa Allahu Teâlâ onu insanlar önünde rüsvay eder. Bir müslüman kardeşinin kusurlarını örten kimsenin, Allahu Teâlâ da dünya ve ahirette ayıplarını örter.”

Bir başka güzel hadisi şerifte Peygamber Efendimiz;

“Ne mutlu o kimseye ki kendi ayıpları ile uğraşmak, onu başkalarının kusurlarını görmekten alıkoymuştur.”

Ne mutlu, yalnızca kendi kusurları gören insanlara!

 

 

 

KREMALI HAVUÇLU KEK

MALZEMELER

3 su bardağı havuç rendesi, 3 tane yumurta, 1 su bardağı sıvı yağ, 1 su bardağı şeker, 1 su bardağı dövülmüş ceviz, 1 tatlı kaşığı tarçın, 1 tatlı kaşığı kabartma tozu. Krema için: 5 su bardağı süt, 2 çorba kaşığı dolusu un, 2 çorba kaşığı dolusu nişasta, 1 su bardağı şeker, vanilya.

TARİFİ

Katı bir hamur olacak şekilde malzemeler karıştırılır. Yaklaşık 180° fırında pişirilir. Fırından çıkan kek soğuyunca üzerine ılık kreması dökülür.

 

KEVSEK MAYALI

MALZEMELER

1 su bardağı sıvı yağ, yarım su bardağı erimiş margarin, 1 su bardağı süt, 1 paket vanilya, 1 paket yaş maya, yarım çay bardağı su, 1 tatlı kaşığı tuz.

TARİFİ

Önce maya yarım çay bardağı kadar ılık suyla eritilir. Üzerine bir çorba kaşığı şeker dökülür. Diğer malzemeler de katılarak karıştırılır. Alabildiğince un konarak kulak memesi yumuşaklığında bir hamur yapılır. Bir saat kadar mayalanması beklenir. İstenilen şekil verilerek pişirilir. Afiyet olsun.

 

 

AKLINIZDA BULUNSUN

- Muz buzdolabında değil, oda sıcaklığında, rüzgarsız bir yerde saklanır.

- Ağız kokusu için kahve çekirdeği çiğneyiniz.

- Sebzeleri tuzlu suda yıkarsanız, hem daha etkili hem de daha çabuk temizlersiniz.

 

 

ÖZLÜ SÖZLER

Allah’ım! Ayrılık ve bozgunculuktan, iki yüzlülükten ve kötü ahlaktan sana sığınırım.

(Hz. Muhammed sav)

 

Bir paranın nereden geldiğini öğrenmek istiyorsan, nereye gittiğine bak.

(İmam-ı Azam ra)

 

Hiç kimse, diğer bir kimsenin kulu değildir.

(Hz. Ali kv)

 

İlim, insanı fenalıklardan koruyan bir babadır. Takva da, kendisine sığınanı bağrına basıp saklayan anadır.

(Zemahşeri)

 

Mademki bu zenginlikler hep senin, neden öteki dünyaya götürmüyorsun?

(Franklin)


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.