E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

BAKİ ÖNCEL

GENÇLİK;

DAVET İNSANI ÖLDÜRMEZ, ONU FİRDEVS CENNETİNE YÜKSELTİR

İmam Ahmet bin Hanbel (ra), etrafında davetçiler topluluğu oluşturmuş, davetçinin zorluklar karşısındaki sebatının değerini bilen bir davetçi idi.

Onun Kur’an-ı Kerim’in mahluk olduğunu iddia edenlere karşı çıkıp, düşüncelerine katılmaması da müslümanların çevresinde sebatla çalışmalarında etkin rol oynamıştı. Bu yüzden davetçilerin lügatini, terimlerini anlamayanlara önem vermezdi. Bunları “akılları tatilde olan insanlar” olarak değerlendirirdi. Onları kötülemezdi. Aksine severdi. Üstlerine düşerdi. Azda olsa iyi yönlerinden istifade ederdi.

Fakat kafaları rahatlık peşinde koşup müslümanların meseleleri ile ilgilenmedikleri müddetçe onları safına sokmazdı.

Ahmet bin Davut Ebû Said el Vasiti şöyle diyor:

“Ahmet hapiste iken, dövülmeden önce yanına gittim ve ona:

- Ey Abdullah’ın babası! Arkanda hanımın, çocukların var. Sen de mazursun, dedim. (Cevabını kolaylaştırmak istemiştim.)

Ahmet bin Hanbel bana şöyle dedi:

- Ebu Sâid! Bu görüş gerçekten senin aklın olsaydı müsterih olurdum. Sen de gidip dinlenip keyfine bakardın.”

Bugünün davetçileri için aynı sözler söylenebilir mi? Davetçi, İslâm’ı anlayıp da, diğer İslam davetçilerini yolda bırakıp bir köşeye çekilir mi? Bu, Ahmet bin Hanbel’in dediği gibi ancak rahatlık arayanların işidir.

 Kalbinde İslâm gerçeğini hisseden kimse nasıl rahat eder?.. Davetçilerle beraber mücadele etmesi gerekirken nasıl olur da hanımının, çoluk/çocuğunun sevdasına düşer? Ecel gelmeden ölüm gelir mi?

Davet, insanı öldürmez. Onu Firdevs cennetine yükseltir.

Eğer müslüman, Ahmet bin Hanbel ile veya onun bugünkü varisleri ile beraber olmaz da, bir özür veya özrümsü bir çengel yüzünden evinde oturursa, o ancak kendisine “yazıklar olsun” denmesini hak ediyordur.

Zahidlerden Bişr bin el-Haris el-Hafî’ye Ahmet bin Hanbel’e işkence yapıldığı gün dediler ki:

- Şu ana kadar Ahmet bin Hanbel’e 17 kırbaç vurdular.

Bişr ayağını uzattı ve bacağına bakarak:

- O adama yardım etmek ümidi olmasaydı bu bacağın hiçbir kıymeti yoktu, dedi.

Sultan da halkın tepkisini fazlaca üzerine çekmek korkusundan, kendisini serbest bırakmıştı.

Kişi eğer sadık müslüman ise, kendi nefsini bazı mazeret ve mazeret benzerleri ile bir kenara çekse de bunun gerektirdiği tavazuyu bilip en azından davetçilere dil uzatmasın. Onları güzel sözlerle ansın. Maazallah heva ve heveslerine esir olup, İslâm davetçileri hakkında ileri geri laf etmesin.

İslâmî davetin özelliğini bilmeden, davetçi mantığını kavramadan onları kınayanlar kötüleyenler arasına katılmasın.

Bütün İslâm topraklarındaki durumun özeti ve son hali budur. Ya kanlarının son damlalarına kadar cihad ederler, ya da Allah (cc) onların yerine, Allah yolunda savaşan, bu yolda kınayanın kınamasından korkmayan kadınların güzelliği ve dünya malının yoldan saptıramayacağı, âsilerin zulümlerinin ve cahiliyenin baskılarının vaz geçiremeyeceği başka insanları getirir. n

Kaynak:

Davetçinin Başlangıç Noktası (Start), Muhammed Ahmed er-Raşid, İhya-u Fıkhu’d-Dave, 197-199, Nadve Yayınları, Mart 1992.

 

 

EMPERYALİZM KÜLTÜRLE BAŞLAR

Asrımızın gençliğinin dinî yönden ilerlemesine engel pek çok sebep vardır. Bunlardan biri de İslâmî toplumlardaki din karşıtı yönetimlerdir. Öyle bir engel ki, güç ve kuvvetini kuru ve yaş, birlikte yiyerek elde eder, duygu ve düşünceleri yok eder. Ümmetin çocuklarına dinsizlik aşılar.

Müslüman halkların siyasî birlik kurmasının önüne geçer. İslâmî izzet ve şerefine nail olmasına mani olur. İslamî ülkelerin süper güçlerin uydusu olmasını teşvik eder, böylece gelecek nesillerin küfür, gevşeklik ve ayrıcılık içinde boğulup gitmelerini ister.

Bunu başarabilmek için özellikle gençlerin kültür emperyalizmiyle güvenini yıkarak, silik bir kişilik elde etmesini isterler.

Batı laiklik bayrağını yükselterek dini sadece kilise duvarları arasında hapsetmiş, dinin ilerleme, medeniyet ve toplumların ıslahındaki rolünü kabul etmemektedir.

Batı, iktisadî sahada da kapitalizmin prensiplerini kabullenmektedir. Siyasî alanda demokrasiyi içtimaî alanda da hürriyet prensiplerini kabullenip bir çok değer, ahlak ve dinlerle savaşır hale gelmiştir.

Batı, bütün gücüyle, prensip ve fikirleriyle, İslam toplumunu, onun değerlerini değiştirmek, böylece İslâmî kaynaklarından uzaklaştırmak istiyor. Çünkü İslâm toplumunun, izzeti, varlığı ve bekası bunlara bağlıdır.

Müslümanların çoğu İslâm’ın hakikatinden, Allah (cc) kanunlarından uzak olması nedeniyle, geri kalmışlığın sebebini lağım çukurunda aramaya başladı. Geri kalmışlığın illeti ve sebebini bilmeden hakikat ve kurtuluş yolunu bulmamız mümkün değildir.

Kültür emperyalizminin engellerini işlerken, Batı’nın İslâm alemindeki hile-desise-komplo ve entrikalarını görürsünüz.

Aynı şekilde komünizmin İslam ülkelerindeki asıl gayesi dalâlet ve küfürdür. Müslümanlara geçmişte ölüm, azap ve sürgünlerle hakaretlerde bulunmuşlardı. Şimdi ise yeni metotları deniyorlar. Geçmişte hatalara düştük, şimdi de yahudiliğin gizli cemiyetlerle aramıza girip neler planladığını unutup aynı hatalara düşecek miyiz?

Bizler evlerimizde otururken ahlâkımızla, inançlarımızla nasıl mücadele ediyorlar görüyorsunuz. Yine ebedî olan Allah (cc)’ın dininden ve gerçek İslâm’dan seni nasıl uzaklaştırmak için hile, desise, komplo ve çeşitli entrikalar yapıyorlar; biliyor, yaşıyorsunuz.

Gençliği dinden uzaklaştırmak için:

- Dinden uzak fikir ve desiseler üretiyorlar.

- İslâmî oluşumları sindiriyorlar.

- İnsanları uymaya mecbur kıldıkları esaslar, prensipler ortaya koyuyorlar.

- Maksatları doğrultusunda eğitim ve öğretim programları uyguluyorlar.

- İletişim araçlarını kontrol altında tutuyorlar

Müslüman gençliğin ahlâksız ve dinî esaslardan uzak yetiştirilmeleriyle genci kendilerini kabullenecek, gelecekte onların planlarını uygulayacak ve boyun eğecek hale getirmeye çalışıyorlar. Bunu farklı yöntemler ve ajanlar ve davetçileri vasıtasıyla uyguluyorlar. Aldatma, saptırma ve hilelere başvuruyorlar.

Genç zihinlere İslâm dini hakkında şüpheler yerleştirmekle sanki dinin sonu gelmiştir. Din bu asır için geçerli değildir, imajı verilmekle gençler köklerinden koparılmaktadır.

Necip Fazıl’ın dediği gibi: Kalabalıkların akından hücum ettiği caddelerin çıkmaz sokak olduğunu nasıl haykıracağız


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.