E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

CEMİL USTA (cemilusta@ilkadimdergisi.com)

FIKIH;

DÜĞÜN VE MERASİMLERİMİZ

SORU: Müslümanlar düğün ve benzeri merasimlerde nelere dikkat etmeli? (Mustafa Sezer / Sulusaray)

 

Müslüman ailelerin düğünleri de müslümanca olmalıdır. Bir sünnet icra edilirken haramlara, günahlara dalmamalıdır. Maalesef zamanımızda bir kısım Müslüman aileler, içkili çalgılı düğünler tertip ederek, aile binasının temellerine haram harcı koymaktadırlar. Düğünler evlenecek eşlerin en mutlu günlerinden biridir. O günler sevinç ve neşe günleridir. O bakımdan elbette düğünlerde meşru olan eğlenceler, şenlikler yapılacaktır.

Rasulullah (sav) şöyle buyurmaktadır:

“Nikahı ilan edin. Onu meclislerde yapın. Düğünde tef çalın.” (Tirmizi)

“Helal ile haramı (zina) arasındaki fark, nikah kıymaktır. Tef çalmak ve haram olmayan şarkı, türkü, şiir okumaktır.” (Tirmizi, İslam Ahkamı, Zeki Soyak)

 

Kadınlar, erkeklere emanettir

Kadınlar, erkeklere Allah’ın bir emanetidir, diğer bir yönü ile birbirinin mütemmimidirler. En bariz örneği kız istemede erkek tarafı şu güzel ifadelerle talip olur: “Allahu Teala’nın emri, Peygamberimizin Sünneti, İmamı Azam’ın ictihadı ile kızınız Fatıma’yı oğlumuz Ahmet’e istemeye geldik.” Bunu demekle ilerideki muhtemel bir nikahın temeli atılmış olur. Bu şu demektir: Senin kızın bizim evimize geldiği zaman bizim evimizdeki geçerli hukuk İslam hukukudur. Bizim evimizde Allah’ın emirleri ve nehiyleri, Peygamberimiz (sav) sünneti, İmam-ı Azam ve ehl-i sünnet mezheplerinin ictihadleri geçerlidir diyoruz.

Bu sözümüz doğru ve güzeldir. Uygulamaya baktığımızda böyle değil. Müminler için bu eksiklikleri giderip yeniden düşünelim, İslam’ın ön gördüğü bir aile düzeni ile hayatımızı güzelleştirelim.

Aksi halde, İslam’ın men ettiği fiilleri aile hayatımızda uygulamaya devam edersek, ailemizde huzur, güven, muhabbet olmaz. Ahirette ise Allah’ın azabı pek şiddetlidir. Allah’ın, meleklerin, insanların lanetini de üzerlerimize celb ederiz. Mahşerdeki hallerine gelince Allah (cc) şöyle beyan ediyor:

“İşte o gün kişi kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçar.” (Abese 34-36)

Dünyada gayr-i İslamî bir aile hayatı devam ettirenler, mahşerde birbirinden kaçan aile fertleri olmak yerine, dinin emirlerini yerine getirerek mümin-i kâmil derecesine ulaşmakla birbirlerine karşı şefaati hak eden bahtiyar insan olmak daha güzel değil mi?

Mü’minlerin şiarı, güzel kul mertebesine ulaşmak olmalı ki, güzel aileler teşekkül etsin.

 

Güle güle günah işleyenler

Kulun yapması gereken şey Allah’a itaat ederek kalbini nurlandırması küçük ve büyük günahlardan azami sakınması gerekir. Zira kul için günahın büyüklüğü ve küçüklüğünün ötesinde bizi ve kainatı yoktan var eden Allah’a karşı işlenmesi büyük bir gaflettir.

Sevgili Peygamberimiz buyuruyor ki:

“Mümin kişi günahını başı ucunda ve üzerine yıkılmaya hazır bir dağ gibi görür ve korkar. Münafık da günahını burnuna konan ve kolayca uçabileceği bir sinek gibi görür.”

Gafilane ve cahilane işlenen günahların neticesinde samimi tevbe edilmeli, tevbeyi geciktirmemeli. Çünkü hiç kimse ne zaman öleceğini bilemez. Ecel gelince ne ecel yastığındaki, ne de mezar ve mahşerdeki pişmanlığın faydası vardır.

Peygamberimiz (a.s.) bir hadisi şeriflerinde şöyle buyuruyor:

“Güle güle günah işleyenler ağlaya ağlaya Cehenneme girerler. Cehennem azabı pek şiddetlidir. Cehennemin ateşinden, azabından haberdar olup da cehennemlik amel işleyenlerin vay haline.”

 

Nimet karşılığı şükür edilirse güzeldir

Kendisinden faydalanılan şeye nimet denirse de gerçek nimetin ahiret mutluluğu olduğunu unutmamamız gerekir. Hesabımızı zorlaştıran nimetler, rıza-i bariden uzaklaştıran, Peygamberimizle aramıza perde olan, Cennetle cemalullahtan bizi mahrum eden nimet nimet değil, nikbettir.

Bizim için en büyük nimet İslam nimetidir. Yapacağımız her fiillerimizde İslam’ın ölçüleri dahilinde olursa güzeldir ve nimettir. Allah’ın nimetleri o kadar çok ki biz bunu idrakten aciziz. Kaldı ki şükrü Allah (cc) Kur’an-ı Kerim’inde şükürle ilgili şöyle buyurur:

“Allah’ın nimetini sayacak olursanız sayamazsınız. Doğrusu insan çok zalim, çok nankördür.” (İbrahim-34)

“Bugün size dininizi ikmal ettim, üzerine nimetimi tamamladım.” (Maide 3)

“Eğer şükrederseniz elbette size (nimetimi) artıracağım.” (İbrahim 7)

“Şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi.” (Nahl 78)

Şükürden aciz olan bizlerin şükürsüzlüğümüze binaen üzerimizde nice nimetler mevcutken nankörlük etmeden Rabbimiz nazarında gücümüz nispetinde Allah’a kulluk yapalım. Sayısız nimetlere karşı şükrümüzü artırarak devam ettirelim.

 

Düğün ve merasimlerimiz

1- Allahu Teala, bizlere erkek ve kız evlatlar bahşetmiş. Biz bunları evlendirirken düğün esnasında Kur’an’a ve Sünnete uygun düğün yapmamız gerekirken otel ve benzeri yerlerde içkili, danslı nice garip hareketler ve giysilerle müslümanlar için hiç de hoş olmayan nice düğünler yapmaktayız. Allah’ın bizlere bahşettiği erkek ve kız çocuklarımızın bizlere Allah’ın bir emaneti olduğunu unutmadan, bu güzel emanetleri günahla kirletmeden; inancımıza uygun bir düğün yapmamız, dünya ve ahiret mutluluğu için elzemdir.

2- Erkek çocuklarımızın sünnet merasimleri de isminden de anlaşıldığı gibi sünneti içermesi gerekirdi. Sünnet adı altında gayr-i meşru hareketler, nice gafletler, Peygamberimizin ümmetiyim diyenler için gariptir. Sünneti küçümsemeksizin kasten terk edilmesi bir hata ve şefaatten mahrumiyettir. Fakat sünnetin hak görülmemesi, boş ve hikmetten uzak sayılarak küçümsenmesi, Allah korusun küfürdür. Tecdid-i iman ve tecdid-i nikah gerekir.

3- Yaş günü. Bu merasimler Avrupa’ya özenti olmamalı. Rabbimiz bize bir seneden öbür seneye kadar bir ömür vermişse yaratan Rabbimize karşı ancak secde edilir. Hamd ile tesbih edilir aksi halde haram olan şeyleri yiyip içmek ve İslam edebine uymayan hareketlerden sakınmamız gerekir. Rabbimize tevekkül edelim, bize ve evlatlarımıza verdiği güzel ömürlerden dolayı senenin bazı günlerinde veya senede bir gün değil, Rabb’imiz ile beraberliğimizin şuuru ile her anımızı ibadetli geçirelim.

4- Çocuklarımızın askerlik dönüşü ve elde ettiğimiz nice güzel nimetlere karşı her an ibadeti içeren fiil ve sözlerden asla uzak kalmamalıyız. Bizi ve kainatı yaratan Allah’tır. Yaratana karşı şükür gerekir. Kur’an’da örneğin nimet karşısında nasıl bir tesbihat gerekir. Mekke’nin fethi gibi büyük bir fethin sonunda Peygamberimize Allah (cc) şöyle buyuruyor:

“Allah’ın yardımı ve zaferi gelip de insanların bölük bölük Allah’ın dinine girmekte olduklarını gördüğün vakit Rabbini hamdederek onu tesbih et.” (Nasr Suresi)

İşte nimetler karşısında müminin üzerine düşen, hamd ile tesbihtir, şükürdür. Kulluğun gereği de budur.

Allah’ım! Ümmet-i Muhammedi Kur’an’a mahkum et. Amin.


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.