E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

ERKAN ÖZDEMİR

AÇIK KAPI;

O’NUN RAHMAN İSMİYLE

OMCA TAŞKIN / NEVŞEHİR

 

Baharda rüzgarla dans eden laleler doğanın ne şirin süsleridir! İri kırmızı yapraklı, güzel mi güzel bir laleydi bizimkisi. Kendisini öylesine kaptırmıştı ki güzelliğine, farkında değildi kendi dışında tezahür eden hayatın, hiçbir kimsenin ve hiçbir şeyin. Gün boyunca güzelliğiyle övünmek, erişilmez almakla gururlanmaktı tek işi. Çoğu kez üzerine konan arıları bile güzelliğine zarar verecekleri düşüncesiyle kovardı tüm haşmetiyle yapraklarını sallayarak... Ne bir gün yaşlanıp solmak, ne de bir kaza sonucu ezilivermek aklına gelirdi doğrusu. Bizim lale, lalelerin arasında gerçekten seçkin ve güzeldi şimdi Allah için.

Bir gün bir işçi arı kondu lalenin iri kırmızı yapraklarına... Diğer laleler şaşkındı bu durum karşısında. İtiraz etmemişti güzel lale ilk kez bu arıya. Diğer arılardan kibar gelmişti bu arının ona dokunuşu. Üstelik kucağını bile açmıştı bu kez. Bölgede yeni olduğu belliydi bu işçi arının. Zira kimse cesaret edemezdi bizim laleye konmaya, alınca atardı lale onları yere. Çok sevmişti bu arıyı bizim lale. Her gün görüşmek koklaşmak ister olmuştu arıyla. Hatta onun diğer çiçeklerden polen toplamasına bile tahammülü yoktu bizim lalenin. Gel gör ki bir türlü sevgisini ona söyleyemiyordu. Her gün “bugün söyleyeceğim” diyor sözler veriyor, ama bir türlü olmuyordu, gururuna yenikti bir kere... Hiç olacak şey miydi onun gibi bir güzelin çirkin bir arıya aşkı.

Hava kararmış ve uykuya dalmıştı bizim lale. Rüyasında arısını görmüş, dile gelip onunla sohbet etmiş, hatta ona olan sevgisini bile söylemişti. Arı da sevilmenin verdiği mutlulukla kaç kez tur atmıştı yuvasıyla lale arasında o gün... Lale büyüdükçe arı büyümüş, bir balon şeklini alan aşkları daha da büyümüştü. Mutluluk gazı ile dolan balon uçmaktaydı şimdi. O da ne! Kısa sürmüştü bu iğreti sevda. Yaramaz bir çocuğun attığı ok balonu patlatmış, yere düşmesine sebebiyet vermişti. Bu kaza sonucu arı uçup kurtulmayı başarmış, ama lalenin yaprakları lime lime olup epey yara almıştı. “Neden ben?” diye düşündü lale. Gördüğü en güzel laleye sahip olmak için koşmuştu çocuk. “Yaşasın” çığlıkları atmaktaydı; bir yarışın galibiydi sanki. En güzeldi ya! “Demek güzellik düşmanımmış, geç anladım” diyordu şimdi lale. Kapı çalıyordu ve o sabahın ilk ışıklarıydı. Birden irkildi ve uyandı derin uykusundan. Geç uyanmıştı bugün lale, ama gördüğü rüyadan çok etkilenmişti.

Bir başka gözle bakıyordu şimdi arkadaşlarına, doğaya, yaşama ve aşkına. Hata yapmak herkese ve her şeye mahsustu; önemli olan geri adımı atabilmekti. Güzelliğine fazlaca değer verdiğinin farkına varmıştı lale. Bir yanlıştan geri dönmenin sevinci vardı içinde şimdi. Hayatta en çok değer verdiği güzelliği, demek bir oyundu; perde kapanmaktaydı ve sonu hüsrandı. Düşünmek bile istemiyordu o rüyayı şimdi. Elinde değildi, ölüm korkusu kaplamıştı içini bir kez. Derken çok sürmedi; şiddetli bir dolu yağdı bir gün ve lalenin  güzel yapraklarını tüm hızıyla parça parça etti. İşte korktuğu başına gelmişti. Yapraklarının zedelenmesiyle nefes alıp vermesi de zorlaşmış, bir halsizlik çökmüştü üzerine… Bitkinlik içinde arısını düşünüyordu. “Nerdedir şimdi, bu halimle yine beni sever mi polen almak için yine bana gelir mi?” soruları bürümüştü zihnini…

Evet, karşıdan her zamanki gibi hoş şarkılarla vızıldayarak gelen onun arısıydı. Birden duraksadı arı “Yanlış yere mi geldim” diye düşünüyordu. Hayır, doğruydu geldiği yer ama ne olmuştu biricik lalesine? Kısacık ömrümdü onu besleyen, büyüten nimetine nasıl sırt çevirirdi çirkinleşti diye, arılığa sığar mıydı onu yok saymak ve çekip gitmek. Hastalık, yaşlılık, ölüm herkes ve her şey içindi. İşte tüm bu duygularla yine lalesine konmuş, adeta son kez ona dokunmuş, polen almıştı yine. Lale çok şaşkındı bu duruma, oysa o sadece güzelliği için arının ona konduğunu zannettiğinden kendinden utanmıştı şimdi. Kendi gibi solgun, çirkin, ölmekte olan bir laleyle hiçbir arı zaman kaybetmek istemezdi ona göre… Birden ağlamaklı oldu arı, solan lalesini minicik gözyaşlarıyla hayata döndürmekti amacı. “İşte gerçek aşk” dedi lale, güzellikte ve çirkinlikle birlikte olmak…

Lale ve arı kısacık ömürlerini büyük bir aşka sığdırdıkları için mutlu bir şekilde göç ettiler bu diyardan... Aşkları ise söylenegeldi, dış güzelliğe fazlaca önem vermeyenler tarafından bu güne dek...


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.