E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

AHMET BELADA (ahmetbelada@yahoo.com)

TARİHE YÖN VERENLER;


ŞAH VELİYYULLAH DEHLEVÎ

Son Moğol hükümdarının ölümünden dört yıl önce 1704 yılında Hindistan’ın Muzafferneger kasabasına bağlı Pühlet köyünde doğdu.

Doğduğunda bir çok yönden çok ciddi bir kaos vardı. Bir taraftan idarî boşluk, diğer taraftan dinî cehalet almış başını gidiyordu. Ülkede konuşulmakta olan Farsça ve Urduca dillerine çevrilmiş Kur’an dahî yoktu.

Moğol hükümdarlarından Ekber Şah’ın “Din-i ilahî” adında oluşturmaya çalıştığı yeni din anlayışı İslam’ın tahrifinde ciddî rol oynadı. Bu bölgeye, İslam düşüncesi tasavvuf yoluyla girmiştir. Nitekim Hinduizm’in tesirinde kalan birçok tarikat ortaya çıkmıştır. Hatta İslam’la Hinduizm’in karışımından Sihlik denilen yeni bir din ortaya çıktı. Hâlâ devam etmekte olan bu din orada mevcut olan İslam Devletinin yıkılmasında da rol üstlenmiştir.

Hulasa özellikle dini yönden mevcud ulemâ kendisine düşen aslî vazifeden uzaklaşmış, ferî mevzularla uğraşmaya başlamışlar. Bunun sonucu olarak da halk öylesine anlamsız ve gereksiz adetlerle uğraşıyordu ki, bunlar İslam’dan çok putperst Hind geleneğine daha yakındı.

Tıpkı İmam Rabbanî gibi, böyle bir ortamda Allah, Şah Veliyyullah Dehlevî’yi gönderdi.

Asıl adı Ahmet Kutbuddin b. Abdurrahman b. Secihuddin el Umeri ed-Dihlevî’dir. O Şah Veliyyullah diye meşhur olmuştur. İlim ve tasavvufla meşhur olan bir ailede dünyaya gelmiştir. İlim tahsiline çok küçük yaşta başlayan Veliyyullah, yedi yaşlarında hafız olmuştur. Tahsilini babasından almıştır. Babası son derece özel ders programları uygulamıştır. Babasının çok küçük yaşta ders okutmaya başlamasından dolayı, Veliyyullah birçok ilimde yüksek dereceler elde etti. 14 yaşında tarikata intisab edip kısa sürede seyr-i sülükunu tamamlayarak Nakşibendî tarikatının neşvu nemâ bulmasında hayli önemli rol oynamıştır.

 

Hac yolculuğu

Şah Veliyyullah, yaklaşık 12 yıllık tedris hayatından sonra Hacca gitmeye karar verir. Bu kararıyla hedeflediği husus şuydu: Orada dünyanın muhtelif yerlerinden gelen seçkin zevatla tanışmak, görüşmek ve ilmini artırmak. Bir yıldan fazla kaldığı Mekke ve Medine, ona, yeni bir açılım sağlar.

Özellikle hadis ilmi konusundaki vukufiyeti onun ıslah ve tecdid faaliyetinin köşe taşını oluşturur. Şeriatın sırlarına vakıf olması, onun maksat ve gayelerine ulaşması, hadis ve fıkhı birleştirme konusundaki anlayışından kaynaklanmaktadır.(1)

 

Yaşadığı dönemdeki dini anlayış ve yaşantı

“Ben insanlar tarafından üç şeyin birbirine karıştırıldığı bir zamanda yaşıyorum” diyor ve onları şöyle özetliyor.

A- Demogoji: Yunan düşüncesinden hareketle gereksiz tartışmalar yüzünden Kur’an ve Sünneti kabul etmemeye varan gereksiz tartışmalar…

B- Dinî anlayıştaki hatalar: Mistik ve mecazî unsurlar yaygınlaşmış, bunları kabul etmeyip Hakk’a bağlananlar ise halk tarafından dışlanır olmuştur. Camideki vâzdan tutun da hayatın her alanı bidate bulanmış tasavvufî anlayışla belirlenir olmuştur.

C- Allah’a ibadet: Her ne kadar ibadet müslümanlığın gereği olarak yapılması gereken bir vecibe ise de, maalesef aslî özelliğinden uzak, sadece âdet ve şeklî bir gereklilik olarak yapılmaktaydı.

Hatta öyle ki, halkın dinî yönden içinde bulunduğu durumu şöyle izah ediyor: “Sizler öyle bir konuma geldiniz ki, birinize Peygamber’in bir hadisi ulaşsa, o hadise değil, takip ettiğiniz bir başka insanın sözüne uyarsınız. Bunu da İslam adına yaptığınızı Allah’tan korkmadan söylersiniz. Mazeretiniz de hazırdır. “Biz o hadisin gerçek anlamını bilmeyiz. Şeyhimiz başka bir şey söylediğine göre demek ki, o hadisin anlamı budur. Şeyhimizin herhangi bir hadisi görmemiş, gözden kaçırmış olması mümkün değildir v.s.”(2)

 

İctihad konusundaki anlayışı

Genelde ehl-i sünnet ekolünü benimsemiş sadece bir mezhebe bağlı olmayı düşünmemiş, hepsinin (Hanefî, Şafî, Malikî ve Hanbelî) görüşlerini değerlendirmeye çalışmıştır.

İçtihadla ilgili görüşlerini de şu şekilde ifade etmektedir:

“İçtihadın geçersiz olduğu bir zaman yoktur. Benim gayem şudur: Müslümanlar taassuba son vermeli ve evrensel olan hukukuna gerekli canlılığı kazandırmalıdır. Bu alanda içtihad her an müracaat edilmesi gereken önemli bir unsurdur. İçtihadın her zaman geçerli olduğunu belirtirken, zaman içinde sorunların değişeceğini ve her soruna yeni bir içtihadla çözüm bulunabileceğini belirtmek istiyorum. Her içtihad, varlığını borçlu olduğu sorunla birlikte vardır. O sorunun yok olmasıyla birlikte o içtihad da geçerliliğini kaybeder. Bizim yapmamız gereken, geçmişle ilişkimizi kesmeden bu güne yönelmektir.”(3)

Bu anlayışından dolayıdır ki, sadece yaşadığı dönemde, yaşadığı bölge insanına değil dünyadaki tüm müslümanların da tasvibini kazanmıştır. Tefsir, hadis, fıkıh, akaid, tasavvuf başta olmak üzere sayısı tam bilinmeyen çok sayıda eser vermiştir. Hâlâ görüşleri ve eserleri ümmet-i Muhammed’in yolunu aydınlatmaktadır.

“Hindistan’ın Gazali’si” diye anılan Şah Veliyyullah Dehlevî, büyük bir ıslah ve tecdid faaliyeti göstermeye muvaffak olmuştur. O, dinin gerçek bir şekilde anlaşılması, peygamberî ilimlerin yayılması, İslamî düşüncede yeniden canlanma, zindeleşme, İslam ümmetini derleyip toparlama uğrunda çok geniş çerçeveli bir faaliyet göstermiştir.

Rüyasında Peygamberimizi görür. O, kendisini tamamen Kur’an’a ve Sünnet’e dayalı bir çalışma yapması konusunda vazifelendirdiğini söylemiştir.(4)

Önce talebelerin dersi kendilerinin okumasını ister, sonra onu müşterek tartışırlardı. Bir mezhebi ön plana çıkartarak diğeri hakkında olumsuz konuşmamaya çalışırdı. İhtilaftan ziyade ittifak konularını işlemek suretiyle birleştirici bir rol oynardı.(5)

    

Hadis ilmine verdiği önem

Sir Seyyid Ahmed Han başkanlığında kurulan “Ehlu’l-Kur’an” ekolünün ortaya koyduğu sapık denebilecek bir anlayıştan dolayı, bazı kimselerin, “Siz Kur’an’ı anlayamazsınız.” şeklindeki yanlış öğütlerinden dolayı; okuyanların da tamamen aslına uygunluğu tartışmalı nüzul sebebine göre okumaları, İslam’ın birçok noktadan yanlış anlaşılmasına sebep olmuştur. Bundan dolayıdır ki, Şah Veliyyullah Dehlevî, hadis ilmini çok ama çok önemsiyor. Özellikle de İmam-ı Malik’in Muvatta isimli hadis kitabını hem okutuyor, hem de okutulması için tavsiyede bulunuyor.

Hadise önem vermesinin iki temel nedeni var:

1- Ona göre hadis, bütün yakînî ilimlerin esası ve başıdır. Dinî ilimlerin temeli olması bakımından da en az Kur’an kadar önemlidir.

2- Mevcud fiili durumun (yukarda zikrettiğimiz yanlış anlayışlar) tasfiyesi için sünnete baş vurmayı zorunlu görmektedir.

Zaten tecdid ve ıslah hareketine girişen hemen herkesin hareket noktası böyle olmuştur. Ehliyetlerinde sünnetin çok ciddi rolü olmuştur. Çünkü bidat ve hurafelere, cahiliyyet dönemi adetlerine karşı savaş açmak, gerçek dine davette bulunmak durumunda olan herkes için, hadis en temel esastır ve bu işi onsuz yapmak mümkün değildir.

Dehlevî de bu düstürdan hareketle “Daru’l-Hadis” mektebi kurarak bunu, çalışmalarının merkezine koymuştur.

 

Nasihatleri

Dehlevî hemen hemen toplumun bütün kesimlerine hitap etmiş, onları uyarmış, onlara; “Güzel ahlakı terk ettiniz, ruhunuza egoizm (benlik) ve şeytan hakim oldu. Kadınlar, erkeklere kafa tutuyor; erkekler, kadınların hukukuna riayet etmiyor. Size, helal acı, haram tatlı geliyor… İbadetleri terk ettiniz, çeşitli hurafe ve bidatlara uydunuz.” demiştir.

Cemiyetin bu durumunu bilen Dehlevî, İslam’ın ruhunu kavramış insanların yetiştirilmesine ayrı bir önem vermiş, başta oğulları olmak üzere pek çok kıymetli insanın yetişmesini sağlamış.

Cahiliyyeye karşı sistemli bir mücadeleye giren ve bu konuda ciddi tecdid hareketinde bulunan Şah Veliyullah Dehlevî, 1762 yılında vefat etmiştir.

 

Kaynaklar:

1- Hüccetullâhi’l-Baliğa, Şah Veliyyullah Dehlevî, (Terc: Mehmet Erdoğan) İz Yayıncılık, İst. 1994, 1. cilt

2- İslam’da İhya Hereketleri, Mevdudî (Terc. A. Ali Genç), Pınar Yayınları, İst. 1986.

3- a. g. e.

4- İslam ve Çağdaş Öncüleri, Meryem Cemile (Terc. Selahattin Ayaz), Bir Yayıncılık, İst. 1986.

5- Şah Veliyyullah Dehlevî’den Günümüze Pakistan ve Hindistan’da Hadis Çalışmaları  Zaferullah Daudî, İnsan Yayınları,. İst. 1995.


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.