DOSTLUK
VE DİYALOG MESAJIMIZ KİMLERE?
Bismillah.
Kıymetli okuyucu!
İnanç
tarihi, insanlık tarihiyle aynıdır. Hazret-i Adem’in yaratılması,
büyük şeytan İblis’i inanç dairesinden dışarı çıkmasına
vesile olmuş, Habil ve Kabil hadisesinden itibaren ise insanlar
arası kişisel ve kitlesel olarak inanç tartışmalarına ve
savaş sahnelerine yol açmıştır.
O
günden beridir ki, inançlı insanlar, inançsız insanlarla olan
diyaloglarında farklı uygulamalara girmiş, Allah’ın düsturlarına
tutunamamış kişiler hep yanılgılara düşmüşler. Son din İslam,
son kitap Kur’an-ı Kerim bu düsturları en güzel bir şekilde
müslümanlara bildirmiştir. Kur’an’da, “Allah, din uğrunda
sizinle savaşmayan, sizi yurdunuzdan çıkarmayanlara iyilik
yapmanızı ve onlara karşı adil davranmanızı yasak kılmaz.
Doğrusu Allah, adil olanları sever.” (Mümtehine, 8)
buyurularak müslümanlarla birlikte onların da her türlü özlük
haklarının muhafaza edilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.
Ancak,
kendi yurdumuzda bize hristiyanlık propagandası yapanların
durumu yukarıdaki ayetten farklılık arz etmektedir. Misyoner çalışmaların
içinde olanlar, dinimize ve ülkemiz topraklarına olan baltalama
niyetlerini arsızca ve ulu orta sergilerken; müslümanların
dostluk ve diyalog mesajları vermeleri Allah’ın gazabına müstehak
bir iştir.
Müslüman
ülkelerin dört bir yanı misyoner mangalarıyla çevrilmiş
durumda. Özellikle din bilgisi zayıf halkın inancında
zaafiyetler oluşturmakla başladıkları görevlerine, onları
hristiyanlığa davet ederek sürdürmektedirler. Hatta bazı
yerleşim birimlerinde eski kiliselerin yeniden hizmete açılmasına
bizzat o beldenin üst yetkili kişileri katkıda bulunmaktadır.
Misyoner
faaliyetler konusunda araştırmalarıyla ve konferanslarıyla ünlü
yazar Aytunç Altındal Bey, bu ay bizlere derin malumatlar verdi.
Olayın boyutlarını onun yazısına bırakalım.
Buyrun
dergimizle ve yazılarla hemhal olmaya...
Yeni
İlkadım’larda buluşmak dileğiyle...