E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

A. HAMİD ÖZYAYLA

HÜRFİKİR;


HAYA, HEM DİZDEDİR, HEM GÖZDE

Kadastro çalışması yapan mühendis ve teknik heyet, tapu tahsisi yapacağı bir beldenin en eski mabedini veya muhitin ulu bir çınarını nirengi noktası seçerek işe başlar. Şair ve mütefekkirler de öyledir.

Mesela erkek ve kadın olarak insanı keşfetmenin başlangıç noktası, beşerî coğrafyanın yol haritası olan Kur’an’dır. Kur’an’a göre insan; akıl ve şehvetten mürekkep bir varlıktır. İnsanın erkek ve kadın şeklinde bir çift olarak yaratılmasının hikmeti, dünya hayatını (eğlence ve oyundan ibaret de olsa) anlamlı kılmak, salih amel işleyenlere güzel bir hayat yaşatmaktır. Yalnızlık Allah’a mahsus olduğuna göre, erkek ve kadın birbirini tamamlayan cüzlerdir. Nakil/Kur’an ve sünnet; insan aklını besleyen bir gıda, şehvet ise; erkek ve kadını huzur ve sükûna eriştiren bir araçtır. Amaç ise insanı mecazî aşktan ilahî aşka kavuşturup “fenâfillâh” makamına ulaştırmaktır. Aşk ve sevgi duygusu insana ihsan edilen nimetlerden birisidir. Tasavvuf ehline göre varlık aleminin temeli sevgiye dayanır. Sevebilmek ve sevilmek güzel bir duygudur. Sevgi göreceli bir kavramdır. Zira insandaki anne ve baba sevgisi ile başlayan bu duygu; hayvan sevgisi ile gelişir, ağaç ve orman sevgisi ile bütünleşir, erkek veya kadın sevgisi ile olgunlaşır; vatan, millet, Kur’an, Hz. Muhammed ve Allah sevgisi ile doruğa ulaşır. Cenab-ı Hak müstesna, kainatta her şey zıddı ile kaimdir. Gündüz geceye muhtaç, kötülükler iyiliklere gebe, erkek dişiye meftundur.

 

Muz tarağı ve kiraz dalı

Bu sebeple İslam’da meşru bir mazereti olmadığı halde evlenmeyen kişi, yarım insan olarak tanımlanmıştır. Cemalullah bir yana, cenneti bile anlamlı kılan nimetlerden birisi de hûri ve gılman değil midir?

Evet... Müminler -bu ümitlerle ikinci derece de olsa- ibadetlerine devam ederler, haramlardan el ve etek çekerler. Medeniyetin zirvesine ulaşmış İmran Ailesi’nin örnek olarak sunulduğu 3. surenin 195. ayetinde Cenab-ı Hak: “Ben erkek olsun, kadın olsun içinizden hak yolunda çalışan hiçbir kimsenin yaptığını boşa çıkarmayacağım… Ve onları altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacağım.” buyurmaktadır.

Öyle cennetler ki; koyu gölgelikler altında, şelale ve kuş sesleri birbirine karışmış, çadırlar içinde göğüsleri yeni tomurcuklanmış yaşıt kızlar, yumurta gibi pürüzsüz, inci gibi pembe tenli, hayız ve nifastan uzak, gözleri hareli ve sürmeli dilberler, (ki onlara hiçbir ins ve cin de dokunmamıştır.) Bakışlarını dünyadaki kulluk sınavını kazanmış bahtiyar eşlerine hasretmiş beklemektedirler. Dalları arşa uzanmış sedir çamları, taraklarını sarkıtmış muz ağaçları, albenisi yemişine yansımış incir, hurma, nar ağaçları ve aşılı kiraz dallarından topladıkları meyveleri gümüş kaplarla sunan vildanlar!.. Mühürleri henüz bozulmamış ve sarhoşluk vermeyen içki kadehlerini sunan sakiler!...

Düşünebiliyor musunuz? Sütten ve baldan ırmaklar, selsebiller!.. İştahları kabartan enva-i çeşit kuş etleri!.. Bir daha ölmek ve dünyaya dönmek de yok. Uyku yok!.. İbadet yok!.. Gaflet yok!.. İyi ve güzellik adına her şey var ama yok, yok!.. Fırsatı kaçıranlar için mazeretler de geçersiz… Öyleyse dünyası batsın kele bacım!.. Değer mi hiç açıp saçılmaya!.. Havan batsın bre kardaş!.. Değer mi hiç uzun farları yakıp çarşı-pazar gezerek dikiz aynasından röntgen yapmaya!.. Arabanın gaz pedalı varsa freni de olmalı birader!.. Haya sadece dizde değil, gözdedir. O halde tesettürün defilesi olmamalıdır. Unutmayın kargalar leşin en çok gözünü severmiş!.. Anası Haviye olacak nefis koca oğlan da, İblis de gözden vuruyor insanı. Harama baka baka göz damarlarımız kurudu bee!.. Bize neler oluyor? Herkes kendi günahından sorumludur yalnız; kabak tefeği ile karpuz kaldıranda gezen yarım yaşmaklardan nefsimizi ve neslimizi korumalıyız. Erkek ve kadın olmak bizim elimizde değil; fakat ırz ve namusumuzu korumak bizim görevimizdir.

 

Erkek Fatma

Erkek ve kadın olmaktan doğan aşağılık ve pişmanlık duygusu, kadın erkek ayırımı İslam’ın özüne aykırıdır. Allah’ın yaratışında sünnetullah gereği bir tahvil ve tebdil olmayacağına göre hiçbir kadın; erkek traşı da olsa, ceket-pantolon giyip erkek gibi ses tonuyla fiyaka da yapsa erkek olamaz. Göğsünü ve göbeğini pervasızca açarak erkek Fatmalık’a(!) özenenler, hiçbir zaman bebeğinin üzerindeki battaniyeyi alıp Seydi Ali Çavuş’un 270 kg.lık top mermisine saran Kara Fatmalar’ın yerini dolduramayacaktır.

 

Hayrat dut veya deli alıç

Çünkü erkek, kadın gibi değildir. Aynı şekilde sakalı dururken saçını uzatıp toka takan erkekler(!), kulağına küpe takıp Kız Kulesine tırmanan O.N.O. gençliği, eğer bunu kadınlar matinesine daha rahat girmek için yapıyorlarsa, kadınlar hamamında tellaklık yapan Nasuh’un başına gelenleri öğrenmeli ve tevbe etmelidir. Zira, kadının fendi erkeği yenmiştir. Nasreddin Hoca merhum, çeyiz sandığında nasıl satılmıştır hele bir öğrenin. Yusuf’u kodese attıran Züleyha’nın kurduğu tuzağı hele bir araştırın... İster kara fırın, ister taş fırın, isterse çavdar ve light olsun erkek erkektir... Sonra erkekleşen kadınlara ve kadınlaşan erkeklere lanet okunmuştur.

İslam hukukundaki “erkeğe kadının payının iki misli miras verilmesinin” hikmetini anlamadan kadın haklarından dem vuran sözüm ona feministler, hemcinslerini evlerinden koparıp sokağa salarak köy merasına dikilmiş hayrat dut haline getirmişlerdir. Yahut da hüda-i nâbit cinsinden dağdaki deli alıç durumuna!.. Osman Yüksel Serdengeçti’ye göre kadınları kafes arkalarından çıkardılar; sokakta kafeslemek için. Daha ötesi var mı? Yıllar önce “Bir şey koptu benden. her şeyi tutan bir şey!” diyerek toplumdaki çözülme ve kokuşmuşluğu ifade eden Sultanüş Şuara Merhum Necip Fazıl, sanki bu günün sokak defilelerini ve ped reklamlarını görür gibi:

“Utanırdı süt ninem burnunu göstermekten,

Kızımın gösterdiği kefen bezine mahrem.”

Diyerek kollarını makas gibi açıp bağırmış, kaldırımlarda büyüyen sokak çocuklarına sahip çıkılmasını tembih etmiş, bu yolun milletler için çıkmaz sokağa varacağını hatırlatmıştır.

 

Bekarlar derneği

Ekonomik krizler ve işsizlik bahanesi ile evlilik müessesesini rafa kaldıran toplulukların sonunda Sodom ve Gomore’nin akıbetine uğrayacağı aşikardır. Umumî tuvaletlerin kapı ardına düşülen iğrenç notlar bunu göstermektedir. Müslüman milletler ne edip edip bekarları evlendirmelidir. Bekarlık ne vezirlik, ne de sultanlıktır. Bekarlar cemiyeti/derneği derhal feshedilmelidir. Gençleri test etmek için mekteplere(!), yaşlıları defetmek için huzur evlerine sevk etmek çözüm değildir… Evlilikte keramet ve bereket vardır. Aile, sevgi ve huzur yuvasıdır. Aile hayatı, sevgi edep ve terbiye üzerine kurulmuştur. Dünya hayatının süsü ve zineti olan çocukların hamakat olması için aile mahremiyetine dikkat edilmelidir. Çocuk yetiştirmek bir sanattır.

“Ey Adem oğulları! Size ayıp yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise yarattık. Takva elbisesi… İşte o daha hayırlıdır.”

Takva elbisesinden kasıt haya/utanma duygusudur. Mevlana Celaleddin-i Rûmî (k.s.) : “İnsan ile hayvan arasında bir tek fark vardır: O da utanma duygusudur” der.

Erkekler ve kadınlar özgürlük adına yeryüzünde hayvanlar gibi anadan uryan dolaşamazlar. Çünkü buna hakları yoktur. İnsanın hürriyeti Allah’ın hududu ile sınırlıdır. Bunlar, Allah’ın hudududur. Allah (c.c.), aşırı gidenleri, hududullahı çiğneyenleri sevmez.

 

99 koyun meselesi

Tesettür, kadının süsü ve hür olduğunun simgesidir. Cahiliye döneminde cariyeler üstsüz dolaşırdı. Savaş ve ekonomik kriz dönemlerinde adalet prensibi üzerine poligami yolunu açan İslam Dinine karşı tek eşlilik üzerine bina edilen aile hayatını savunanlara Kur’an’da, “99 koyunu olduğu halde arkadaşının elindeki tek koyuna da sahip olmaya çalışan davalı şahıs” örnek olarak verilmiştir. Bugün hâlâ başörtüsüne karşı sürdürülen yasakçı zihniyetin şuur altında sakladığı gerçek budur.

Her kadın bir çiçektir. Ancak her çiçeğin bir bahçıvanı olmalıdır. Evet!.. Kur’an’a göre kadınlar erkeklerin tarlasıdır. Ancak besmelesiz her işin sonu behresizdir, bereketsizdir. Hayız, nifas demeden kırmızı ışıkta geçenler, keffaret bir yana, özürlü ordusu ve engellilerin hesap günündeki sorgulamalarından kurtulamayacaklardır.

İslam’a göre kadınlar erkekler için, erkekler de kadınlar için birbirinin ayıplarını örten birer elbisedirler. Erkek, kadına göre bir derece üstün yaratılmıştır. Kötü kadınlar, kötü erkeklere; temiz erkekler de temiz kadınlara yaraşır. Kadın, erkeğini isterse rezil eder, isterse vezir eder hemşehrim!

 

100 ekin sapı

Kur’an-ı Mübin’de, Allah’ın bir mucizesi olarak babasız dünyaya getirilen İsa (a.s.)’nın (ki, Hz Adem’in de annesi yoktu) annesi Meryem (a.s.) iffetli ve temiz bir kadın örneği olarak 87 ayette defalarca zikredilmiş, Firavn’ın Allah’a inanan mümin hanımı Asiye ve Hz. Musa (a.s.)’nın vefakar hanımı Şuayb (a.s.) kızı Safure ile zıhar’ı istismar eden erkekleri, Allah’a şikayet eden Evs b. Sabit’in hanımı Havle’den zımnen bahsedilmiş, kocalarına ihanet eden Nuh ve Lut (a.s.)’un hain hanımları kötü birer örnek olarak anlatılmıştır. Yusuf (a.s)’un Züleyha’dan olma kızı Rahmet Eyyub (a.s)’a eş olmuş, hastalığı sırasında beklediğini bulamayan Eyyub (a.s) iyileşince kendisine 100 değnek vuracağına yemin etmişti. Ancak sınavı kazanan Eyyub (a.s)’a yemini yerine gelsin diye 100 ekin sapını birden vurarak hanımına karşı affedici olması tavsiye edilmiştir. Aralarında kıskançlık yapan Peygamberimizin hanımları uyarılarak şöyle hitap edilmiştir:

“Ey Peygamber hanımları!.. Sizden kim açık bir hayasızlık yaparsa onun azabı iki katına çıkarılır... Eğer Allah’tan  korkuyorsanız (yabancı erkeklere karşı) çekici bir eda ile konuşmayın. Sonra kalbinde hastalık bulunan kimse ümide kapılır. Güzel söz söyleyin. Evlerinizde oturun. Eski cahiliye adetinde olduğu gibi açılıp saçılmayın. Rasulüm! Mümin erkeklere söyle! Gözlerini harama dikmesinler ve ırzlarını da korusunlar.”

“Mümin kadınlara da söyle! Namus ve iffetlerini esirgesinler. Zinetlerini teşhir etmesinler. Başörtülerini yakalarının üzerine kadar örtsünler… Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar. (Dikkatleri üzerine çekecek tarzda kırıta kırıta yürümesinler.) Ey müminler! Hep birden Allah’a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz.”

Allah’ım! İyi ki tevbe kapın açık ve akıl nimetim de üzerimde...

Estağfirullâh el-Azîm ve etûbü ileyk.


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.