E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

AHMET BELADA (ahmetbelada@yahoo.com)

TARİHE YÖN VERENLER;


PROF. MUHAMMED HAMİDULLAH

Hindistan’ın yetiştirdiği en büyük İslam alimlerinden Üstad Muhammed Hamidullah, 19 Aralık 2002 tarihinde Amerika’nın Florida eyaletinde 96 yaşında Hakk’a yürüdü. Özellikle “siyer” alanında dünyanın en büyük uzmanları arasında yer alan Üstad Hamidullah uzun bir süreden beri yaşlılığa bağlı çeşitli rahatsızlıklardan dolayı tedavi altında tutuluyordu.

1906 yılında Haydarabad’da doğan Muhammed Hamidullah tahsil hayatını memleketinde tamamladı. Üstad, Hukuk Fakültesini bitirmiş olmasına rağmen Devletlerarası İslam Hukuku’na duyduğu meraktan mütevellid, alanında akademik kariyer yapmak üzere 1936 yılında Paris’e gitti.

Peygamberimize duyduğu sevgiden dolayı çalışmasının tamamına yakınını “siyer”e hasretti. Nitekim Paris Üniversitesi’nden “Peygamberimizin Savaş Mektupları” başlıklı teziyle doktor ünvanını alan Hamidullah Hoca, kısa bir süre sonra da bu kez Almanya’nın Tübingen Üniversitesi’ne kaydolarak “Devletlerarası İslam Hukuku” alanında ikinci bir doktora çalışması daha yaptı.

1947 yılında Paris’e yerleşerek uzun müddet bu kentte yaşadı. Kısa adı CNRS olan Fransız Milli Araştırmalar Merkezi’ne üye olan ünlü araştırmacı, bu kurumun bünyesinde hukuk ve İslam alanlarında sayısız bilimsel çalışmaya imza attı.

Kendine has özgün fikirleri ve geliştirdiği yeni araştırma metodlarıyla, 1950’li yıllarda uluslararası akademik çevrelerde ünü adım adım yayılan Üstad, yıllar boyunca tam bir gezgin gibi dolaşarak farklı ülkelerin yüksek öğrenim kurumlarında dersler verdi. Sözleşmeli profesör olarak ülkemize de gelen Prof. Muhammed Hamidullah, İstanbul Üniversitesi Edebiyat ve Hukuk Fakülteleri’nde, Ankara, İzmir, Konya ve Erzurum’da uzun süre dersler verdi.(1)

Bu dönemde bir çok Türk akademisyenin yetişmesine katkıda bulundu.

 

Tanıdığım Muhammed Hamidullah

Merve Safa Kavakçı Yıldırım anlatıyor:

Hamidullah Hocamızı Erzurum’da evimize geldiği zaman yanına oturduğumuz ve anlattıklarını can kulağı ile dinlediğimiz çocukluk yıllarından sonra ilk defa Jacksonville, Florida’daki evinde görecektim.

Küçükken getirdikleri hediyeleri hatırladım. Özellikle liseden sonra Ankara Tıp Fakültesi’ne girdiğim zaman babama yazdığı tebrik mektubunda, “Merve kızımız bizlerin yolunu seçer diye ümit ederken, o tıbbi alanı tercih etmiş.” diyerek sitemini dile getirmişti. Hala o mektubu sakladığını söyleyen Merve Hanım, “Hafızlığımı bitirerek onu sevindirmeyi düşündüm.” demiştir.

“Bu duygularla çocuklarımın da görmesini istediğim hocamın evine vardık. Bizi kapıda hocanın yeğeni Sadide Hanım ve eşi İrfan Bey karşıladılar. Biz salona geçtikten biraz sonra Hamidullah Hoca ağır adımlarıyla içeri girdi. Sadide Hanım’ın kolunda sandalyesine giderken biz ayakta bekliyorduk. Oturmasına yardımcı olmak için ileri doğru bir iki adım attığında Sadide Hanım “Siz buyurun oturun. Hoca sizin oturmanızı bekler. Sizden önce oturmaz.” dedi. Bu nazik durumunu bildiğimden oturdum… Karşısında bir taraftan anlatırken, diğer taraftan hakim olamadığım göz yaşlarım yanaklarımdan aşağı süzülüyordu. Hoca mütebessim bir çehreyle bana bakıyordu.

Namazını babam kıldırdı. Ardından şöyle dedi:

“Hoca garip yaşadı, garip göç etti bu dünyadan.” ve ekledi: “Tıpkı merhum Şeyhül-İslam Mustafa Sabri Efendi ve ders vekili Zahid el-Kevseri gibi; onlar da sürgünde iken Mısır’da vefat ettiler.”

Şubat 1908’de Haydarabad Dakkan’da başlayan bir hayat, Almanya ve Fransa duraklarından sonra Florida’da son bulmuş, bir büyük insan yine yapayalnız, Hakk’a yürümüştü. O Peygamber Efendimize; biz de ona komşu olalım ebediyette inşallah.”(2)

 

Kaynaklar

1) Yeni Şafak, 19-20 Aralık 2002

2) Vakit, 26 Aralık 2002

 

HAKKINDAKİ GÖRÜŞLER

“GÜNÜMÜZDE İlahiyat Fakültelerinde onun metod ve görüşlerinden yararlanarak yetişmiş, son derece geniş bir ilim adamı çevresinin bulunduğunu” söyleyen Prof. Salih Tuğ, “Özellikle siyer alanında 20. yüzyıla tartışmasız damgasını vurmuş çok büyük değerlerden biri Hakk’a yürüdü.” dedi.

 

“İNSAN olarak elbette ki, hocamızın kaybına hepimiz üzüldük. Ancak, öylesine kıymetli eserler bıraktı, öylesine donanımlı bir kuşak yetiştirdi ki, İslam alemine bu derece faydalı olmuş bir insanın ardından yalnızca Allah ondan razı olsun denilmeli ve dua edilmeli. Türk akademisyenleri, ondan çok şey öğrendiler ve öğrenmeye devam edecekler.” (Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma)

 

“PAKİSTAN’IN devlet olmasında büyük emekleri vardır. Özellikle Batı’da İslam’ın doğru anlaşılmasında çok büyük emeği geçmiştir.” (Dr. Ali Erbaş)

 

“GEÇMİŞ ulemaya karşı son derece saygılı olmasından dolayı çok seviniyorum. Binlerce insan onun eliyle İslam’a girdi. Ümmetimiz için büyük bir kayıptır.” (Prof. Dr. Orhan Çeker)


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.