E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

CEMİL USTA (cemilusta@ilkadimdergisi.com)

FIKIH;


SİHRİN TESİRİ VAR MI?

SORU: Pek çok insanlar arasındaki bazı huzursuzlukların nedeni, hatta ailedeki çözülmelerin illeti ve benzeri olayların ekserisinde sihir ve büyü olduğu zannediliyor. İslam’da bunun ölçüsü nedir?  (Ercan Civelek / Nevşehir)

 

Sihir, sebebi gizli ve ince olan şey demektir. Tükçemizde buna büyü ve efsun diyoruz. Bunu sanat haline getirene de sihirbaz denir. Sihrin değişik yolları ve pek çok çeşitleri vardır.

Sihri inanarak yapmak küfür, inanmayarak yapmak ise haramdır. İslam dini sihri yasaklamıştır. Sihirbazların kötü ruhlu insanlar olduklarını, dünyada da, ahirette de perişan olacaklarını bildirmiştir.

Nitekim Kur’an-ı Kerim’de:

“Büyücü nereye varırsa iflah olmaz.” (Taha/69) buyurulmuştur.

Sihirbazın sihir yapması günah olduğu gibi bir müslümanın herhangi bir probleminin çözümü için sihirbaza gitmesi aynı şekilde günahtır.

Peygamberimiz (s.a.v.) bir hadisi şerifinde şöyle buyuruyor:

“Kuş uçuran, kendisi için kuş uçurulan, fala bakan veya baktıran, sihir yapan veya yaptıran bizden değildir. Kim bir falcıya giderse, onun söylediğini doğrularsa o kimse Muhammed (s.a.v.)’e indirileni inkâr etmiş olur.”

 

Sihrin gerçekten tesiri var mıdır?

Ayeti celilede Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:

“Sihri yapanlar, Allah’ın izni olmadıkça kimseye hiçbir zarar veremezler.” (Bakara/103)

“Tesiri hakiki, ne sihirde, ne tabiatta, ne ruhta, ne semada, ne arzda, ne şeytanda, ne melektedir. Müessiri hakiki ancak Allah’tır. Menfaat da, zarar da ancak onun izni ile hasıl olur. O halde her şeyden evvel Allah’tan korkmalı ve Allah’ın vikayesine girmelidir. Ve bunlara karşı koymak için de Kitabullaha sarılmalıdır.” (Elmalılı Tefsiri, 1/450)

Ehli sünnet vel cemaat alimlerinin cumhuru (çoğu) sihrin var olduğu ve tesirinin de bulunduğu görüşündedirler.

Şunu da iyi bilelim ki sihir bir vakıadır. Ancak öğrenmek, öğretmek ve yapmak haramdır.

 

Korunma yolları

Önce her şeyde olduğu gibi bu türlü şerlerden Allah’a sığınma asıldır. Allah (c.c.) herşeye kâdirdir. Besmelesiz hiç bir işin ucundan tutmamamız gerekir. Tuvalet ve banyo dahil besmelesiz hareket etmemek şiarımız olmalı. Bugünkü insanımız besmeleyi unutmakla şeytanları pek çok işlerine ortak ediyor ve neticede sıkıntıya düşüyor.

Allah (c.c.) Kur’an-ı Kerim’de buyuruyor:

“Kim Rahmanı zikretmekten gafil olursa, yanından ayrılmayan bir şeytanı ona musallat ederiz.” (Zuhruf/36)

Şerden kaçınmak için şerri öğrenmek ve öğretmek iyi bir şeydir. Şair şöyle diyor:

“Şerri şer için değil, şerden korunmak için öğrendim. Zira şerri bilmeyen kişinin şerre düşmesi her zaman mümkündür.”

Hz. Ömer (r.a.)’e: “Filan kişi şerri bilmiyor.” denilince, “Onun şerre düşmesi daha kolaydır.” diyor.

 

Okuyarak tedavi

Hastalıkların maddi olduğu kadar manevi sebepleri de vardır. Peygamberimiz (s.a.v.):

“Göz değmesi (nazar) gerçektir.” diyerek hastalığın manevi bir sebebine işaret etmiştir.

Günümüzde zihnî ve ruhî hastalıkların maddî sebepleri yanında, manevî sebepleri de araştırılıp hastalar her iki yönü ile tedavi edilmeye çalışılmaktadır.

Bununla birlikte okuma ile tedavinin mahiyet ve gayesi iyi bilinmediğinde tıbbi tedaviye alternatif bir tedavi olarak algılanma veya ehliyetsiz ve çıkarcı kimseler tarafından kötüye kullanılma ihtimali de yok değil, bu da acı bir gerçektir.

Okuma suretiyle tedavi Hz. Peygamber ve sahabe tarafından yapılmış, caiz ve etkili olduğu görülmüştür. Sahih hadis kitaplarında bu nevi tedavi de uygulanan bir vakıadır. Ancak şifa ihsan eden Allah Teâla’dır. Zamanımızda gelişen teknik aletlerden ve ilaçlardan azami istifade edilmeli, bunlar da insanımızın tedavisinde en güzel halde kullanılmalıdır. (İslam ve Toplum İlmihali 2/166)

Şunu da unutmayın ki ilaçların tesiri için asıl şifa veren Allah’tır. Bunu her müslümanın bilmesi gerekir. İlaçlar besmele ile alınmalı, Allah’a tevekkül edilmelidir. Doktorların da besmele ile muayene etmesi durumunda teşhis isabetli olur. Allah’ın izni ile tedavide başarı sağlanır. İhlas ve samimiyet herkese gerekli olduğu gibi doktorlara da elzemdir. Zira onların samimi halleri Allah’ın izni ile hastaların yakın zamanda iyileşmesine vesile olur.

Büyü yapılmış kimselerin bunun etkisinden kurtulmak için bu işi (büyü) yapmayı meslek edinmiş kimselere başvurmaları sakıncalıdır. Öncelikle yapılacak şey Allah’a sığınmak, ibadet ve dua etmek, yoksullara sadaka vermektir. Alim, takva sahibi ve güvenilir bir kimse büyü mağdurlarına yardımcı oluyorsa ondan yararlanmak da mümkündür. Büyü yapanların aslında itikat bilgileri zayıf, hatta ilmihal bilgisinden mahrum gafillerden oluştuğunu biliyoruz. Bunlara hoca demek de uygun değildir. Onlar bunu meslek haline getiren, yanlış üzerinde ısrar eden, gafil kimselerdir. Ümit ederiz ki bu yanlışa son verirler. Ancak bazı hastaların sihir, büyü ve nazar gibi hallerinden kurtulmaları için insanlara yardımcı olan muhterem hoca efendilere karşı saygılı olalım. Sihir yapanla, sihri bozanları bir tutmamak gerekir.

Allah (c.c.), Kur’an-ı Kerim’de “Eğer Allah sana bir zarar dokundurursa, onu yine ondan başka giderecek yoktur.” (Yunus/107) buyuruyor.

Allah’ın iradesi, kudreti olmadan kimse kimseye zarar veremez. İşte mü’minlerin de bütün şerlerden ve zararlardan Allah’a sığınmaları gerekir.

 

Okunacak dualar

Hadis-i Şerif’te Rasulü Ekrem (s.a.v.) şöyle buyurdu:

“Cibril bana geldi. Cinden bir ifrit sana tuzak kurmak istiyor. Yatağına girdiğin zaman Ayetel Kürsi’yi oku. Yani yatmadan evvel Ayetel Kürsi’yi oku.” dedi.

Eğer bir evde Kur’an okunursa oraya melekler gelir, şeytanlar çarpılmış olarak dönerek kaçar giderler. Ev, kendi sakinlerine genişler, hayrı çoğalır, şerri azalır. Eğer bir evde Kur’an okunmuyorsa şeytanlar eksik olmaz. Melekler mahzun olarak o evden uzaklaşır ve ev kendi sakinlerine daralır, hayrı azalır, şerri çoğalır. (Dualar ve Zikirler, Ramazanoğlu Mahmud Sami, s.164)

Bir ev düşünün, besmele unutulmak üzere. Namaz, niyaz, Kur’an gibi ibadetler zayıf. Televizyonun gayrî ahlakî, gayrî İslamî görüntülerine bakılmaktadır. İşte o evde şeytan neşelidir. Besmelesiz her şeye de mudahil olur.

Kur’an-ı Kerim’de Muavvizeteyn sureleri mevcuttur. Hatta İhlas, Felak, Nas surelerine -üçüne birden muavvizat denilir ki- sığındırıcı sureler adı verilir.

Rasulullah bir rahatsızlık duyduğu zaman ve her gece yatağına yatacağı sırada bu üç sureyi okuyup ellerine üfleyerek mübarek başına ve yüzünden aşağı doğru cesedi saadetlerine mesheder ve bunu üç kere yapardı diye Aişe annemiz rivayet eder.

Peygamberimiz (s.a.v.), hastalara Felak ve Nas surelerini okumakla tedavi olmalarını buyururdu. Bilhassa isabeti ayn için bu surelerin okunmasını tavsiye ederlerdi. Bir gün Ümeys kızı Esma (r.a.) huzuru Rasulullaha gelerek, “Ya Rasulallah! Cafer’in çocuklarına süratle isabeti ayn vaki oluyor. Ben efsun yapayım mı?” deyince Rasulullah (s.a.v.) “Evet yap.” buyurdu.

Bunları belirttikten sonra şahsi tavsiyemiz odur ki, bilhassa manevi hastalıklarda kişilerin kendileri veya yakınları Fatiha, Fatiha’nın karışısındaki Elif, Lam, Mim’i, Amenarrasülü’yü, Ayetel Kürsi’yi, İhlas, Felak ve Nas surelerini yedişer kere bir kabın içindeki suya okuyup o suyu içmeli. Biiznillah şifa bulur. Hatta hastanın içinde sıkıntısı varsa Saffat suresinin başından on ayeti de ilave ederek suya okusun ve içsin. Sıkıntı gidene kadar devam etsin. Allah’a sığınsın. Zirâ Allah (c.c.) en hayırlı koruyucudur.

Allah’ın kudreti her şeyin üzerindedir. Ona sığınalım ve tevekkül edelim. Bugünkü maddi ve manevi sıkıntılarımızın asıl nedeni Kur’an ve sünnetten uzaklaşmamızdır. Kur’an’a ve sünnete sarılalım. Muhammedî bir hayata sahip olalım ki, dünya ve ahiret saadetine nail olalım.

Allah’ım! Ümmeti Muhammedi Kur’an’a mahkum et. Amin.


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.