E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

ZEKİ SOYAK (zekisoyak@ilkadimdergisi.com)

ÖLÇÜLER DENGELER;


KENDİMİZİ TANIMAK-1

Şu yaşlı dünyamız, müsbet menfi bir çok değişimlere, oluşumlara şahit olmuş, ilahi ve nebevi nizamların getirdiği köklü, müsbet değişimler yanında, nemrutî, firavunî, tağutî sistemlerin tiksindirici değişimlerini, oluşumlarını da görmüştür.

Bu değişim ve oluşumlar çeşitli boyutlarda, çeşitli şekillerde halen yaşanmaktadır.

Bir yandan baş döndürücü teknolojik ilerlemeler olurken, bir taraftan da çok hızlı sosyal değişimler gerçekleşmektedir. Teknolojik ilerlemelerin bir kısım faydaları yanında yapılan hataların ve yanlış kullanımların sebep olduğu büyük felaketler de yaşanmaktadır.

Teknoloji ile beraber, tehlikeli bir değerler değişimi yaşanmakta, toplumu kasıp kavurmaktadır.

Asırlardan beri; inancımız. örf ve adetlerimiz, gelenek ve göreneklerimiz çerçevesinde oluşturduğumuz, geliştirdiğimiz, değerlerimiz, değer ölçülerimiz büyük bir tahribata uğramaktadır.

Toplumda çok ciddi boyutlara varan bir inanç zaafiyeti görülmektedir.

Buna paralel olarak büyük bir dünyevileşme yaşanmaktadır.

Rabbimizle barışık bir yaşantımız yok.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin kutlu izini takip edemiyor, O’nun sevgili dostları, ashab-ı kiramı örnek almıyoruz.

Müctehid, muttaki, salih alimlerin açtığı çığırı devam ettiremiyoruz.

Bu sebeplerden dolayı:

İslami hizmetler yaparken karşılaştığımız zorlukları göğüsleyemiyoruz. Engelleri ve engellemeleri açmak için kararlılık gösteremiyoruz. Çok küçük engeller karşısında yılgınlık ve bıkkınlık gösteriyoruz. Hakkında kavli ve fiili icma olmuş konularda bile pervasızca konuşuyor, meseleyi sulandırıyor, toplumun hafızasını bulandırıyoruz.

Yaptıklarımız, yaşantımız inanç sistemimizle örtüşmüyor.

Türlü türlü ahlaksızlıklar değerlerimizi tahrip ediyor.

Çarşı, pazar ve sokaklarımız cehennem manzaraları arzediyor. TV ekranları, radyo mikrofonları, gazete, dergi sayfaları rezalet üzerine rezalet sergiliyor.

Bayağı yaşantıları, aşağılık düşünce ve fikirleri taklit etmeyi çağdaşlık zanneden türediler her geçen gün faaliyet alanlarını genişletiyor.

Bizi  biz yapan değerlerden kopuşu, bir çağdaşlık, bir batılılık gereği zanneden zavallılar var.

Maalesef bu kötü gidişata, bu kendi benliğimizden, kendi değerlerimizden, ölçülerimizden uzaklaşmaya bir kısım islami hassasiyeti olduğu zannedilen yazarlar, ilahiyatçılar da bilerek veya bilmeyerek yardımcı oluyorlar.

Unutmayalım, gaflet etmeyelim! Biz müslümanız. İnsanlığın kurtuluşu, İslam’ın, İslami değerlerin, hayatın bütün safhalarına hakim olmasıyla mümkündür.

İslam’ın yüce nizamı, yüce hakikatları karşısında, diğer bütün sistemler gayr-i adil, zulüm sistemleridir.

Bütün beşeri sitemler;

- Kendi şahsi çıkarları için diğer şahısları,

- Kendi toplumunun menfaatleri için diğer toplumları sömürmek maksadıyla düzenlenmiş ilkel sistemlerdir. Bu sistemlerin temel mantığı budur.

İslam dini ise her türlü bencilliği, adaletsizliği, fert ve toplumun aleyhine olan her türlü kötülüğü yasaklamaktadır.

Müslüman olsun, gayr-i müslim olsun, ister kendi ırkından, ister başka ırklardan olsun, bütün insanlara adaletle muamele edilmesini, insan temel hak ve hürriyetlerine saygılı davranılmasını ve korunmasını emretmektedir.

Hatta insanlar ile hayvanlar arasındaki ilişkiler hakkında da hükümler va’z edilmiş, hayvanlara karşı keyfi davranışlar yasaklanmıştır.

Mesela, mülkiyetimizde bulunan hayvanlar;

Zamanında tımar edilecektir.

Zamanında sulanıp yemlenecektir.

Asla dövülmeyecektir.

Ağır yük yüklenmeyecektir.

Kesim yerine:

İtip, hakaret, eziyet ederek, sürükleyerek götürülmeyecektir.

Boğazlarken:

Müşfik davranılacak.

Gözleri bağlanacak.

Keskin bıçak kullanılacak.

İyice soğumadan yüzülmeyecektir.

Av hayvanlarının yumurtlama, yavrulama dönemlerinde avlanması kesinlikle yasaklanmıştır.

Bizi yaratan, bu kainatı yoktan var eden Rabbimiz, yaratılışımıza, yaratılış gayemize en uygun olan bütün güzellikleri emretmiş, kötülükleri yasaklamış, insanca yaşamamızı sağlayan en mükemmel nizamı va’z etmiştir.

Bu ilahi sistem bütün berraklığı ile önümüzde dururken,

Karanlık yollara dalmak,

Çıkmaz sokaklara girmek,

İnsan ruhunu tutsak alan sapık, gayr-i ahlaki sistemleri benimsemek bir cinnet, bir harakiri ve bir intihardır.

Bir insanın, maymunu taklit etmesini, onun hayat tarzını benimsemesini düşünün.

Bir kişinin bir hayvana esir olmasını teemmül edin.

Bir müslümanın, dünyevileşmesi, İslami hakikatları, İslami ölçüleri terkedip, sapık yollar, yabancı inanç, kültür ve yaşayışları benimseyip taklit etmesi, bir hayvana esir olmaktan daha büyük bir felakettir.

Bu durum bir cinnet, bir intihar değil de nedir?

Bu tehlikeli bu aşağılayıcı gidişata dur demek, her samimi, her aklı başında mülümanın başta gelen vazifelerindendir.

Bu tehlikeli gidişata bigane kalamayız.

Asla ve asla nemelazım diyemeyiz.

Çok şahsiyetli bir duruş yapmamız gerekir.

Saflarımızı sıklaştırmamız, küçük ayrıntılar içinde boğulup kalmamamız gerekir.

Bütün çalışmalarımızda, hizmetlerimizde ahiret amellerimizi dünya işlerimizin önüne geçirmeliyiz.

Ahiret amellerimizi dünya işlerimizin önüne geçirmeliyiz.

Vitrinlere, kalıplara, dış görünüşlere takılıp kalmamalıyız.

Hizmet heyecanımızdan hiç bir şey kaybetmemeliyiz.

Her zaman, her işte Allah rızasını kulların rızasına tercih etmeliyiz.

Hizmet kuşağını, gayret kuşağını kuşanmalı, çalışmalarımızda asla tekasül göstermemeliyiz.

Ölüm gerçeğini ve ölüm ötesi hayatı çok tefekkür etmeli, böylece, makam ve mevki, mal ve mülk, dünya sevgisi ve hırsını törpülemeliyiz.

Hergün sabah akşam çok ciddi nefs muhasebesi yapmalıyız. Asla nefsimize arka çıkmamalıyız.

Başkalarının dünyasını mamur etmek için ahiret hayatımızı harap etmemeliyiz.

Biz kimiz?

Biz neyiz?

Kimliğimiz nedir? Ne olmalıdır?

Bu ve benzeri sorulara cevap aramaya hiç gerek yok. Çünkü bu soruların cevabı kendi inanç sistemimizde açık ve seçik besbellidir. Biz müslümanız. Biz müslüman olarak kendimizi ve sistemimizi çok iyi bir şekilde tanımak, kendi nizamımızın ölçülerine muttali olmak mecburiyetindeyiz.

Öyleyse yapmamız gereken ilk iş: Kendi sistemimizi, kendi değerlerimizi, kendi ölçülerimizi en iyi şekilde, en doğru şekilde öğrenmek, en doğru şekilde de yaşamak ve yine en doğru şekilde tebliğ etmek, eğitim ve öğretimini yapmaktır.

Öğretim, hoca olmadan eksiği gediği ile de olsa kitaplardan okunarak başarılabilir.

Eğitim ise, bir mürebbi olmadan, bir muallim olmadan, bir rehber olmadan asla yapılamaz. Ehil, ilmiyle âmil bir alimin, bir mürşidin rahle-i tedrisatından geçmeden asla başarılamaz.

Çok iyi öğretim gören bir çok insan vardır ki, iyi bir eğitim almadıkları için, bildiklerini yerli yerinde kullanamamakta, başarısız olmakta ve hatta zararlı bir unsur haline gelmektedir.

Eğitimsiz bir insan:

Kendine güvenmekle, kendini beğenmeyi,

Vakar ve ciddiyetle, kibirlenip büyüklenmeyi,

Gıpta etmekle, hasedi, kıskançlığı,

İkdisat etmekle, cimriliği,

Cömertlikle, savurganlığı,

Hoşgörü ile, tavizi, hamiyetsizliği,

Kararlılıkla, inatlaşmayı,

Cesaret ile, tehevvürü, taşkınlığı,

Şahsiyetli olmakla, dik kafalılığı, küstahlığı,

Tevazu ile, zillet ve meskeneti...

Ve bunlara benzer konuları birbirine karıştırır. Aralarındaki farkı farkedemez. Bu meselelerin gerçeğine vakıf olabilmek için çok iyi bir eğitimcinin eğitim halkasından, rahle-i tedrisatından geçmesi gerekir. Sadece o eğitim dergahında, o rahle-i tedrisatında bulunmak da yetmez. O eğitim halkasına dahil olmakla beraber, öncelikle;

Böyle bir eğitime ihtiyacın olduğunu kabul edeceksin.

Daha önce elde ettiğin, kırık dökük bilgilerden soyutlaşacaksın.

Eğitimciye bütün benliğinle teslim olacaksın.

Onun verdikleri hakkında şüpheye düşmeyecekin.

Ona güvenecek, itimat edecek, itaat edeceksin. Sonra da bütün gayretinle verilenleri hazmetmeye çalışacaksın.

Sağdan, soldan, rastgele kitaplardan, öğretim görmüş eğitimsiz kişilerden elde edilen bilgileri ön plana çıkararak bilgiçlik taslayanlar, böyle ortamlarda onlarca yıl bulunsalar da hiç bir şey alamaz, asla istifade edemezler.

Hatta böyle ortamlarda bulunmaları, buralarda elde ettikleri bir kısım bilgiler onları ücup ve kibre düşürür, eksikliklerini, hatalarını, zaaflarını göremez, kendisini olduğunun çok çok fevkinde görmeye başlar da helak olup giderler.


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.