E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

CEMİL USTA (cemilusta@ilkadimdergisi.com)

FIKIH;


İSLAM NAZARINDA SAVAŞ

SORU: Dünyamızda her akl-ı selim sahibi kişinin barış taraftarı olmasına rağmen, zaman zaman savaş rüzgarları esmeye devam ediyor. İslam dininde bunun ölçüsü nedir? (Murat Gürbüz/Nevşehir)

Fitne kalmayıncaya ve din (yalnız) Allah'ın dini oluncaya kadar o (kafirlerle) savaşın. Eğer vaz geçerlerse zalimlerden başkasına hiçbir düşmanlık beslenmez. (Bakara 193)

Ayet-i kerimede fitneden murat; şirk ve küfürdür. Sizden küfrü kaldırmaya bir azim ve kasıt olarak, onlarla savaşınız, çünkü kafirlerle savaşan kimsenin maksadının bu olması gerekir. İşte bu sebeple kafirlerle savaş halinde olan kimsenin savaşsız olarak onu küfürden vaz geçireceği düşüncesi ağır basınca, bu kimsenin onu öldürmekten vaz geçmesi vacip olur.

Din, Allah'ın oluncaya kadar, buyruğu ise Allah'ın dini yer yüzünde geçerli oluncaya kadardır. Küfür yok olup, İslam kökleşinceye, ebedi cezaya götüren şeyler zail olup sevaba ulaşacak şeyler var oluncaya kadar onlarla savaşın. Bunun bir benzeri de Cenab-ı Hakk’ın “Onlar müslüman oluncaya kadar siz onlarla savaşmaya çağrılacaksınız.” Fetih suresi 16. ayetidir. Bundan Cenab-ı Allah'ın savaşı ancak bu maksattan dolayı emretmiş olduğu açıktır.

Tevbe suresinde Allah (cc) şöyle buyuruyor: “Kendilerine kitap verilenlerden Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, Allah ve Rasûlü’nün haram kıldığını haram saymayan ve hak dini kendine din edinmeyen kimselerle, küçülerek elleriyle cizye verinceye kadar savaşın.” (Tevbe 29)

 

Cihat için şartlar nelerdir?

1- Düşman, din-i İslam’a olan daveti kabulden imtina etmelidir.

2- Müslümanlar ile düşmanları arasında ahd ve eman bulunmamış olmalıdır.

3- Müslümanlarda cihada kafi (zamanın icabı savaş için ne luzum ediyorsa) kuvvet bulunmalıdır. (Hukuk-i İslamiyye, Ömer Nasuhi Bilmen, 3/358)

Kuvvetle ilgili Allahu Teala şöyle buyuruyor:

“Onlara (düşmanlara) karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve cihat için bağlanıp beslenen atlar, (bugün için en modern silahlar ve füzeler) hazırlayın.” (Tevbe 60)

Bu ayette Allah Teala, düşmana karşı kuvvet hazırlamamızı emretmektedir. Bu kuvvetten maksat savaşta düşmana üstünlük sağlayacak her çeşit vasıtadır. Kara, deniz ve hava kuvvetlerine ait bütün vasıta ve silahlar, siyasi, iktisadi, ekonomik güç ve savaş tekniği gibi şeyler bu kuvvet mefhumuna dahildir.

 

Fitne, öldürmekten daha şiddetlidir

İslam dini, insanların ve toplumun her an imanla Kuran’la dirilmesini gaye edinir, ancak insanların huzurunu bozan, mukaddesatına saldıran, haramları ihlal eden birileri olursa onlara müsade etmez. Zira Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor:

“Fitne, katilden daha şiddetlidir.” (Bakara 191)

İbni Abbas, ayette geçen fitneden maksadın ne olduğunu şöyle açıklar: “Allah'ı inkar etmektir. Çünkü küfür, yeryüzünde zulüm ve karışıklıklara sebep olan bir fesattır. Küfürde fitne de mevcuttur. Küfür bir adamı öldürmekten daha büyük kabul edilmiştir. Çünkü küfür, sahibinin daimi olan bir cezaya müstehak olmasına sebep olan bir günahtır. O halde küfür, öldürmekten daha büyük bir cürümdür.”

İslam dini barış, huzur, güven ve sulhu öngörmekle beraber, bunların en belirgin düşmanı fitnedir. Bu nedenle zulme, fitneye son vermek, barışı sağlamak için gerekirse barış ve ilâhi adaletin tesisi için meşru zeminlerde savaşmakta bir beis görmez.

 

Savaş her yeri harap eder

Son zamanlarda teknolojinin belli noktaya geldiği ortamlarda neler olacağını tahmin pek de zor değil. Allah korusun savaşın vereceği zararlara işaretle Allah (cc) Kur’an-ı Kerim’de Süleyman (as) ile Belkıs arasındaki hadisede ne güzel ifade buyuruyor.

Süleyman (as), Belkis’a mektup gönderdikten sonra hadise şöyle cereyan ediyor:

Belkıs, kavminin ileri gelenlerini topladı, görüşlerini aldı, onlar da belki de biz güçlü ve şiddetli savaş için kabiliyetli olan bir milletiz. Azim sahibiyiz. Sana da itaat ederiz, dediler. Fakat Belkıs, akıllı biri idi. İlm-i siyasetini iyi kullandı, onların sözlerine aldanmadı ve şöyle dedi:

“Ey millet! Bu mektup, bir hükümdardan geliyor, biz ona karşı inatçı bir tutum içine girip onunla savaşarak belki bizi mağlup eder. Ülkemize girer, ırzımızı ayaklar altına alır. Hezimete uğrarız. Doğrusu hükümdarlar bir kasabaya veya memlekete fatih olarak girdiklerinde orayı bozguna çevirirler, hatta daha fazlasını da yaparlar.”

Neml suresinde ise Allahu Teala savaşın verebileceği zararları şöyle işaret ediyor:

“Melike: Hükümdarlar bir memlekete girdiler mi orayı perişan ederler ve halkının ulularını alçaltırlar. (herhalde) Onlar da böyle yapacaklardır, dedi.” (Neml 34)

 

Farzdan evvel farz vardır

Namaz kılacak kişinin namazının sahih ve makbul olabilmesi için namaza başlamadan önce namazın öncesinde yapılması gereken namazın dış şartlarını yerine getirmek nasıl şartsa, düşmanın tehlikesi gelmeden ön hazırlık yapmak da şarttır.

Dünya müslümanlarının da olabilecek herhangi bir tehlike gelmeden önce yapmaları gereken farzlar var. Dinimizi, mukaddesatımızı, ırzımızı, namusumuzu, izzet ve şerefimizi koruyabilecek kadar ekonomik, siyasi, ictimai, teknolojik hatta savaş usulünü en güzel şekilde bilmek gerekir.

Zaman neyi iktiza ettiriyorsa ilahi dinin hakimiyetine bu güçleri vasıta kılmak müminler üzerine dini bir vecibedir.

Heyhat.! Dünya müslümanları, dünya ve ahiret nizamının ölçüsü olan Kur’an’ı hayatlarına uygulamaktan aciz kaldılar. Dünya ve ahiret dengesini kuramadılar. Şairin dediği gibi:

“Yamadık dünyamızı yırtarak dinimizden,

Din de gitti, dünya da gitti elimizden.”

Dünya müslümanları son zamanlarda medyanın tuzağına düşerek imandan mahrum olan devletleri süper güç diye biliyor da, Allah'ın gücünün her şeyden üstün olduğunu unutuyor. Şunu bilelim ki, Allah, düşmanlarımızı bizden daha iyi biliyor ve Kur’an’da şöyle işaret ediyor:

“Allah, düşmanlarınızı sizden daha iyi bilir. Gerçek bir dost olarak Allah yeter, bir yardımcı olarak Allah kafidir. (Nisa 45)

 

Örnek komutan Peygamberimiz (sav)

Peygamberimiz (sav), savaşa gönderdiği komutanlarına, savaşta dikkat etmeleri gerekenleri şöyle açıklardı:

“Çocuklara, kadınlara, yaşlılara, karşı koymadıkları müddetçe dokunmayın.”

Ayet-i Celile’de şöyle buyurulur:

“Size harp açanlarla, Allah yolunda siz de dövüşün (müdafa harbi yapın), ancak aşırı gitmeyin. Şüphesiz ki Allah, aşırı gidenleri sevmez.” (Bakara 190)

Hasan-ı Basri (ra), ayetteki aşırı gitmeyi şöyle açıklıyor: “İnsanın burnunu, kulağını ve dudağını kesmek, kadınları, çocukları, savaş gücü olmayan yaşlı ve sakatlar ile gayr-i müslim din adamlarını öldürmek, meyve ve sebze bahçelerini yakmak, sebepsiz yere hayvanları kesmek veya katletmek.

Buhari ve Müslim’de İbn-i Ömer şöyle rivayet ediyor:

“Bir savaşta öldürülmüş bir kadın cesedi bulundu. Bunun üzerine Rasûlullah (sav), kadın ve çocukların öldürülmesini yasakladı.”

Netice olarak; düşmanlarına bile zulmü ve adaletsizliği reva görmeyen bir dinin mensupları olan müslümanların bu ilahi nizamı bırakıp gayr-i müslimlerin zulüm kokan sistemlerini kabul etmeleri karşısında ben tabirde zorlanıyorum. Bunu ancak mahşerdeki ilahi adalet temyiz edecek.

“Ey nas! Düşmanla karşılaşmayı temenni etmeyiniz. Allahu Teala’dan afiyet isteyiniz. Fakat düşmanla karşılaşırsanız sabredin. Biliniz ki, cennet, kılıçların gölgesi altındadır.”

Allah’ım! Ümmeti Muhammedi Kur’an’a mahkum et. Amin.


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.