E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

M. FEHMİ REYHAN

DÜŞÜNCE;


MEDİNE GÜNLÜĞÜ

Güneş battı. Dağların arkasından kızıllık da kayboldu. Dağların görüntüsü hem güzel, hem ürküntü verici. Üstad N. Fazıl’ın “Devlerin gözüne” benzettiği kaldırım kenarındaki evlerden bu dağların farkı, karanlıkta bile görünmeleri ve “camdan gözleri”nin olmayışıdır. Hani korku filmleri olur ya; hem ürperir, hem de bakmaktan kendinizi alıkoyamazsınız. Ya da bir hilkat garibesini seyretmek gibi. Akşam sonrası ve gece karanlığında, çölde dağları seyretmek de öyle olur.

Her akşam, nöbetçi olduğum günler, okuldan geç çıktığımda “Uhut Dağları”nı bu şekilde görmekten, seyretmekten zevk alıyor ve de ürperiyorum. Gün ışığında, gündüzleri yaz mevsiminde 60 dereceyi aşan sıcak ve arkasına 30-35 derecelik bir düşüşle ve çöl rüzgarlarıyla çatlayan, bayatlamış küncili simit gibi ufalanıp, kızıl toprak haline gelen Medine’yi çevreleyen “cıncık”gibi kayadan, Uhud dağları...

Yolun sonu denilen ve dağlar arasında uzanan, kıvrım kıvrım bükülen çölde mangal yakmak. Hayali bile mümkün değil. 50-60 km uzanan bu çölde, çölde yetişmiş ağaçların (Türkiye’de bu ağaçlar yok) altına durmuş yüzlerce her çeşit araba. Çadırlar. Yükselen dumanlar. Kurulmuş minderine, nargilesini fokurdatan Medineliler. Bir ağaçlık yeşil, bir ağaçlık gölge. Her yeşilin altında bir araba ve uzun beyaz giysileriyle erkekler, siyah abeyeleriyle kadınlar ve çoğu Filipinli bakıcıların kontrolünde, bakımsız bakımsız çocuklar. Orada çöl motosikletleri ve atlar da var. Kiralık. İsteyen motosiklete veya atlara çöl kumunda çeşitli manevralar yaptırabiliyor. Ama bu işi çocuklar daha çok seviyor.

İşte “Yolun sonu”nda, mangal keyfi yapıp etrafı gözlemlerken, ikindi sonrası, arkalı önlü, sağlı sollu dağlar dikkat çekiyor. Güneşli ve güneşsiz (gölgeli) onları seyretmek. Çöken çöl dumanının “Ara Güler”in fotoğraflarında görülen mavileştirdiği, grileştirdiği dağlar. Yeşili olmayan ama hayalinizdeki her şekli onda somutlaştırabileceğiniz dağlar. Düzünden söyleyişle, her baktığınız dağ bölgesindeki şekilleri, yaşadığınız hayattaki nesnelerle özdeşleştirip hayal gücünüzün zenginliğini ölçebilirsiniz.

Uhut bir dağ değil, dağlar silsilesi. Görünüşleri tabiat harikası (özellikle akşam vakti) olan Uhut dağları. Uhut’u sevmemiz gerekiyor. Çünkü Allah’ın Rasulü onu sevmiş, kendinden kabul etmiş ve bizim de sevmemizi istemiştir. Okçular tepesine çıktığınız zaman, karşınızda uzanan Uhut ve barındırdıkları. Nasıl da çok ağlıyorlar, İranlı hacılar Hz. Hamza’nın adını anarak. Aslında ağlamayı, hatırlamayı, o dönemleri yaşamayı hayal çok zorlaşmış. Bu, benim kalbimin taşlaşması kadar, seyyar satıcıların yoğunluğundan dolayı böyle oluyor kanatimce. Baktığınız her yerde kum gibi insan kaynıyor. Ziyaret için gelenleri seyretmek, hissetmek ama, o seyyar satıcıların, ısrarları, yolunuzu kesmeleri, seslenmeleri yok mu? Bunlardan soyutlanmak çok zor.

Dağların o doğal çekici görüntüsünden, enginlere doğru inerseniz, yeşili yakalarsınız. Medine’nin hurma bahçeleri. Sert bıçak ağzı gibi keskin ve uzun yapraklarıyla, o kadar çok hurma çeşidi var ki. Bizdeki kayısı çeşitleri gibi. Ama ağaçları bana göre aynı. Birbirinden farkı yok. Biraz çocuk, biraz da yaramaz olsaydım o hurma ağaçlarına, merdivenden çıkar gibi çıkardım. Zaten bedenleri yandan büyüyen yapraklar, dallar kesile kesile merdiven gibi olmuş.

Susuz büyümüyor meyve vermiyorlarmış. Yeraltı suyu yönünden Medine’nin zengin olduğunu görmek beni çok şaşırttı. Ama tuzlu bir su. Onun için sulanan hurma bahçelerinin toprağı çoraklaşmış. Afgan, Tacik hacılarının ayakları gibi, şerha şerha yarılmış. Sahi ne görüntüleri var o hacıların. Yüzleri yanmış, kavrulmuş ama gözleri sağlam. Benim Anadolum’daki çileler yaşlılara o kadar benziyor ki... Onların da güneşten, yağmurdan, çileden, yoksulluktan, sıcaktan, soğuktan elleri, ayakları çatlamış, yüzleri kıvrım kıvrım, kırışıkların içiyle dışı farklı renkteydi, Afgan-Tacik hacıları da öyle. Yaşları hep ellinin üstünde, yüzleri onları yaşlı gösteriyor. ama yürüyüşleri, hareketleri çok diri, dinç. Dağ insanı, çalışarak yaşamayı başarmanın insanı. Başlarında genellikle siyah sarıkları, biraz kir götürür renkteki diz kapak altı uzun elbiseleri ve bizim, içlik diye bildiğimiz uzun donları ile bu insanların harem içinde ve dışında, babayiğit görüntüleri ve bedenleriyle hemen görüyorsunuz. Fakir olduklarını haykıran bu insanları seyrederken hem içiniz yanıyor, hem de hayran kalıyorsunuz.

Medine yeşili sevmiş. Yeşil kubbe (Kubbe-i Hadra) aşkıyla Medine’ye koşan, aşıkların, abidlerin daha çok yeşille haşır neşir olmaları için, tabii şartlarla zorlu bir savaş yürütülecek, ağaçlar dikilmiş tüm cadde kaldırımlarına, refüjlere, göbeklere. Çiçeklerle bezenmiş geniş göbekler. Hemen hemen hergün sulanıyor. Kışın ayakta kalıyorlar, ama yazın ne olacak bilmem. Çünkü hurmanın olgunlaşması için 60 derece sıcaklığa ihtiyaç varmış. Nitekim Medineli hurma yetiştiricileri bazı yıllar sıcak duasına çıkıyorlarmış. O çiçekler 60 derece sıcağa nasıl dayanır bilemem. Medine’de tabii çiçek yok. Satan da yetiştiren de yok. Yapma çiçeğin her renk, her boyutunu her yerde görmek mümkün. Ama koklamak için bulmanız mümkün değil.

Şairlerin Allah’ın Sevgilisi’ne “gül” demeleri de, bu topraklarda gülün çok çok kıymetli olması sebebiyle tam yerini bulmuş bir ifade. O “ gülü” koklamak için buraya koşan insanları ifade eden şairin betniyle tamamlayalım yazıyı.

Hak-i Pâyine yeten der ömlerdir multazıl

Başını taştan taşa vurarak gezer avare su.


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.