E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

 

ADIM ÇOCUK;


YAZIŞMA ADRESİMİZ: İlkadım Dergisi, Adım Çocuk Sayfası, PK: 75 NEVŞEHİR

YİĞİT ANALARIN YİĞİT EVLATLARI VARDI

Kıymetli can dostlarım!

Geçen günlerde okuduğum bir kitapta karşılaştığım ve beni çok etkileyen bir anısını sizlerle paylaşmak istiyorum.

I. Cihan Harbi’nin bütün cephelerde devam ettiği, vatanın her tarafından barut ve kan kokusunun yayıldığı 1915 senesi sonbaharının serin ve yağışlı günlerinin birinde ak saçlı, beli bükülmüş, soluk benizli ihtiyar bir ananın, Bilecik istasyonundan “Söğüt’ün Akgünlü Köyü’nden Mehmet oğlu Hüseyin” namlı tazecik oğlunu cepheye uğurladı.

Uğurlarken de şöyle söylemiş: “Hüseyinim, yiğit oğlum benim! Dayın Şıpka’da, baban Dömeke’de, ağabeylerin Çanakkale’de şehit düştüler. Bak, son yongam sensin. Eğer minareden ezan sesi kesilecekse, camilerin kandilleri sönecekse sütüm sana haram olsun.

Öl de, köye dönme!

Yolun Şıpka’ya düşerse, dayının ruhuna bir fatiha okumayı unutma. Haydi oğul! Allah yolunu açık etsin.”

İşte ninelerimiz böyle idi. Dedelerimiz de onlara o şekilde layık idiler. Onlar yiğittiler. Minarelerdeki ezanları dindirmediler. Vatan toprağını korudular.

Bizler de gönlümüzdeki ve gönüllerdeki ezanları dindirmeyelim.

Dergimizde yayınlanmak üzere yazı, şiir ve diğer çalışmalarınızı bekleriz. Resimlerinizi de eklerseniz tanışmış oluruz.

 

HİKAYE

ÇAKALIN TAVUS KUŞLUĞU

Bir çakal, boya küpüne girdi ve bir müddet orada kaldı. Tüyleri ve derisi alaca bulaca oldu.

Çakal, kendisinin alacalı ve bulacalı haline baktı ve artık tavus kuşu oldum diye böbürlenmeye başladı.

Güneşin üstüne vurmasıyla bir kat daha tüyleri parlayınca mutluluktan uçacak gibi oldu. Yeşil, kırmızı, pembe, sarı renkli tüyleri pek hoştu. Bu haliyle çakal arkadaşlarının yanına gitti. Çakallar:

- “Hey! Çakalcağız! Bu halin de ne böyle? Bu sevincin nedendir? Bu halinle bizden ayrıldığını ve güzelleştiğini mi sanıyorsun?

Unutma ki herşey aslına döner. Gelip geçici olanlar önemli değildir ve aldatıcıdır...” dediler.

ALINMASI GEREKEN ÖĞÜTLER

- Herşey aslına döner.

- Dökme suyla değirmen dönmez

- Kış günü buzdan bardaklar yaparsın. O buzdan bardaklar suyu veya sıcağı görünce nasıl kendini muhafaza edebilir ki?

ŞİİR / MASAL MASAL İÇİNDE

MUSTAFA YAZGAN

 

Bir elmanın peşinde

Koştururken kediler,

Palabıyık fareler

Armutları yediler.

           

Güvercine yenildi,

Koskocaman bir kartal.

Arslanlar kapıkulu,

Tavşanlar oldu kral.

 

Tilki kaplumbağaya

Kaptırınca pençeyi,

Babayiğit karınca

Esir aldı serçeyi.

 

Bu masalı duyunca

Cinler bile şaşırdı.

Periler kanadını

Kafdağı’na düşürdü.

                                   

Ayı, mutlu bir çoban,

Tombul filler koyundu.

Size anlattıklarım

Bir şiirlik oyundu.

 

TORBAYI NASIL BOŞALTMIŞ?

Elindeki şeker dolu torbayı karısına uzatan adam, “Hanım!” demiş, “Delmeden, yırtmadan, açmadan ve sökmeden bu torbanın içindekileri boşaltırsan sana istediğin hediyeyi alacağım.”

Kadın, bir müddet düşündükten sonra, gerçekten de tam adamın istediği gibi torbanın içindekileri boşaltmayı başarmış.

Acaba kadın bunu nasıl yapmış?

 

SiZDEN GELENLER

 

ZÜLEYHA SEYFİ / KIRŞEHİR

FIKRA / OLMAYACAK ŞEY

- “Orhan! Kardeşini niçin ağlatıyorsun? Ben sana o ne isterse yap demedim mi?”

- “İyi ama anneciğim, demin bir çukur kazmamı söyledi, kazdım. Şimdi de çukuru içeri getir diyor.”

 

 

 

BİLMECELER

Gökyüzünde dikenli kirpi (Kestane)

 

Uzun uzun zurnaya benzer

Sıra sıra turnaya benzer

Tel tel kadayıfa benzer

Kat kat kadayıfa benzer

(Mısır)

 

Çarşıdan alınmaz, mendile yoyulmaz

(Uyku)

 

1- Sana öğüt verir ama, bir geveze adam değil.

2- Elsiz ayaksız bir kapıyı açar.

3- Bazen gökte bazen yerde.

4- Dereler tepeler, şık şık küpeler.

5- Dalda sallanır düşer ballanır.

6- Bir kuyum var, iki renkli suyu var.

7- Yer altında sakallı dede.

8- Yer altında turuncu minare.

9- Dışı kazan karası, içi peynir mayası.

10- Arşın ayaklı burma bıyıklı.

 

1-Kitap,  2-Rüzgar,  3-Sis,  4-Kiraz,  5-Armut,  6-Yumurta,  7-Havuç,  8-Pırasa,  9-Kestane,  10-Leylek.

 

M. EMİN ÖKÇE / NEVŞEHİR

DÜNYAYI GÜLDÜREN FIKRALAR

YUMURCAK

Öğretmen çocuklara evlerinin yakın olup olmadığını sordu. Küçük Ali'nin verdiği cevap ilgi çekiciydi:

(Gülerek) -Herhalde okula çok yakın oturuyorum ki her akşam annem beni; "Aaa! Nede çabuk döndün!” diye karşılıyor!

 

BİLMİYORMUŞ

Adam tuttuğu taksinin şöförüne istediğini bildirdi:

-Beni bu etrafta dolaştırmanız gerek. Çünkü arabamı nereye park ettiğimi bilmiyorum.


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.