E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

 

BAKİ ÖNCEL

GENÇLİK;


GENÇLİKTE İNANÇ KRİZİ DÖNEMİ

İslam inancı, insanın mükelleflik çağını erginlik dönemi olarak belirlemiş ve insan ergenlik dönemiyle birlikte; farzlardan, vaciplerden sorumlu tutulmuştur.

Ergenlik dönemiyle birlikte çocukluk devreleri bitmiş, artık sorumluluk devresi başlamış olur.

Bu dönem, gençlikte ve ruh yapısındaki bariz değişiklliklerde hem çevrenin, hem de aile ve okulun çok dikkatli olması gereken dönemdir.

Gencin bu dönemlerinde psikolojik sıkıntılarının en yoğun olduğu hiçbir zaman unutulmamalıdır. Duygusallıkları hadsafhada olan gençlik, her konuda şüpheci davranışlar içerisinde olmaktadır. Bu şüpheciliğin sınırı olmaz. Hatta inanç açısından şüpheler döneminin başlangıcı da bu devreler olmaktadır.

Ergenlik dönemi gençliği,  kendi iç dünyasını keşfetmeye başlar. Kendi özelliğini kazanmak ister. Bağımsızlık en iyi ideal olur onun için. Bu idealinin önündeki en büyük engel olarak aile bağımlılığını görür. Koruyucudan kurtuluş, bağımsızlık için ilk adım olarak görülmeye başlanılır. Aile bağımlılığı, aile otoritesine karşı oluşun ardından tüm otoritelerin ve ahlak kaidelerinin kendine dayandığı bir otorite daha vardır ki, o da inanç otoritesidir. Ergenlik dönemine gelen gencin bağımsızlık isteği, onu, dini otoriteyi reddetmeye de sevkedebilir veya bu otoriteye başkaldırı şekline de bürünebilir. Artık ergenin çocukluk döneminde olduğu gibi saf bir inancı yoktur. Bu hal, gencin inanç dünyasına ve inancını yaşayışına da etki ediyor.

Hayatın eleştirel sentezi ilk kez ergenlik döneminde başlar. Bu eleştirel yaklaşım her alanı etkilediği gibi onun dini alanını da etkiler.

“Ben kimim?” soruları ergenlik dönemi gencinin iç alemindeki savaş meydanında acımasızca bir mücadelenin hem de bitmeyecek sandığı bir mücadelenin başlamasına sebep olur.

“Gerçek nedir?” soruları ardı ardına gelir, gerçeği aramak bazan iç aleminde öyle yorgun düşürür ki onu kalabalıklarda yalnız başına bırakır. Eğlenceler, arkadaş çevreleri, gençlik aşkları.. bu gerçeği aramaktan onu hiçbir zaman alıkoyamaz.

Ergenlik, inanç krizi dönemidir.

İç barışı savaş alanlarına döner.

Kendisini canından çok seven ailesi, ona sevgisini ispat edemez olur.

Arkadaşlarının sevgisine karşı şüphe duymaya başlar.

Anlamsız bir yaşamın kendini kuşattığı inancı ile serseri bir mayın gibi günlerini geçirir.

Anlamsız dünya hayatı ve bazı kaygılar ümitle bağlanılacak bir yerler arattırır. İşte bu noktaya gelen gencin elinden tutmak, sahip olmak, krizden onu kurtarmanın tam zamanıdır. Tek başına çok nadir insan ümitle bağlanılacak yegane varlığın Allah olduğunu bulabilir. Ama çoğunlukla bu dönemde mutlaka bir yol göstericiye ihtiyaç vardır.

Artık kimlik arayışı devresi kasıp kavurur genci.

Ne ailede, ne de okulda sistemli bir şekilde yarınlara hazırlanmayan gençlik; idealin ve ibadetin bulunmadığı eğitim sistemleriyle pek çok olumsuzlukları yaşamak zorunda kalıyor.

Kimlik arayışı devresinde bulunan gençlik için lise yılları çok önemli yıllardır. Bu yıllar ya dine karşı, ya da dindar olunacak kimlik kazanımının tohumunun atıldığı yıllardır.

Yani diyebiliriz ki, lise yılları gençlik için inanç konusunda ciddi adımların atıldığı yıllardır. Yani inanç krizi dönemidir.

Ergenlikle başlayan bu dönem, dini bir değişmenin veya dine yönelmenin zamanıdır. İşte bu, gençlerin hayatını etkileyecek en kritik dönemdir.

Elinden tutulup, psikolojisi kavranarak sabırla ve yılmadan ergenlik dönemi ve lise gençliğine sağlıklı bir şekilde yardım edilirse sağlıklı bir dini gelişim elde edilebilir.

Sosyal yaşantımızda hepimizin gördüğü bir gerçek vardır ki, eğer gençler inanç krizi dediğimiz ergenlik döneminde aileleri tarafından dışlanmışlarsa; yirmi yaşlarını doldurduktan sonra ailenin ahlakî, sosyal, dini ve politik değerlerini benimsemişlerdir.

Aileler ve eğitimciler dikkat!..

Gençlik eğitiminde ideal ve ibadet bulunsun. Faaliyet ve sosyal içerikli her alanda büyüklerle birlikte olan genç, inanç krizi dönemini rahatlıkla atlatan ve yarınlara ümit bağladığımız nesil olacaktır.

 

DENGESİZ OTORİTER BASKI, BOZUK KİŞİLİK OLUŞTURUR

Ergenlik dönemi çocuklarındaki aile ve toplum içindeki uyumsuzluklarını, uyumlu hale getirmek için otoriteye dayanan disiplin kullanılmaya çalışılır. Otoriteye dayanan disiplinin sağlanması için de ceza, yola getirilmek istenen çocuk için uygulanan caydırıcı metotlardır. Aileden aileye değisen caydırıcı metotların amacı aynıdır:

- Davranışlarda yasak getirme,

- Her hareketini engelleme,

- Katı ve sert davranma,

- Serbestlik tanımama.

Otorite ve disiplin sağlanmak istenen genç;

- Dayakla,

- Korkutmayla,

- Suçlama ve ayıplama ile karşı karşıya kalırsa;

Kişisel yeteneğinde bozukluklar baş göterir.

İnsandaki denge, Ruh ve beden sağlığının işaretidir. Bu dengeyi ortadan kaldıran her tür uygulama;

- Korkak, miskin,

- Girişimden yoksun,

- Zorba ve dalkavuk,

- Karaktersiz insan yetiştirmeye sebep olur.

Eğer; dayakla, korkutmayla, suçlamayla ve ayıplamayla eğitim ve disiplin uygulamaya kalkarsak çocuk ve gençlerde kişilik ölmesine sebep olunur. Bu kişilik ölmesi (bozulması) sonucu, o genç-çocuk, ya içine kapanık, aşırı uysal görünür, ya da otoriteye başkaldırır, karşı çıkar.

Genel olarak bakıcı eğitim uygulaması  gören gençlerde;

- Ana ve babalarına güvenleri kalmaz, hatta onlardan nefret ederler.

- Çevresiyle iyi bir ilişki kuramaz,

- Herkese karşı güvensiz ve şüphecidirler.

- Alıngan olup, çabuk kızmak, sinirlerine hakim olamamak özelliklerini taşırlar.

- Nasihat eden, yol gösterenlerden kaçarlar.

- Daima bedbin olup hiçbir şeyden hoşnut olmazlar.

- Sorumluluk almaktan kaçınırlar. Çünkü tenkit edilme korkusu taşırlar.

- Alkol, uyuşturucu, sigara gibi zararlı alışkanlıklara daha çabuk alışırlar.

- Okuldan ve evden kaçmalar, hep disiplin altında yetişen çocuklarda görülmektedir.

- Çete gruplarının, terör örgütlerinin ağına düşmeleri daha kolaydır.

- Sorumluluktan kaçınmaları, kişilik olarak oluştuğu için huzurlu bir aile yuvası kuramazlar. Çünkü aile huzuru, sorumluluğun uygulanması sonucu olur.

Ne yapmak lazım?

Gençler yetiştirilirken korku ve komplekslerini atabilmeleri için; iyi bir ortamda eğitilmeleri ve kendilerine güvenleri geliştirilmelidir. Sadıklarla-salihlerle beraber olma şuuruyla yetiştirilmeye gayret edilmelidir.


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.