E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

 

CEMİL USTA (cemilusta@ilkadimdergisi.com)

FIKIH;


BEREKETİN KAYNAĞI İHLASTIR

SORU: Bereket nedir? Bereketsizliğin nedenleri nelerdir? Bu hal insanlığı ve nebatatı nasıl etkiler? Açıklarsanız seviniriz. (Ercan Civelek/Nevşehir)

Bereket; bolluk, çokluk, feyiz gibi Cenab-ı Hakk’ın lütfu, ihsanı manalarını içerir. Araf suresinin 96. ayetinde ise iman ve takva sahibi toplumlara gökten ve yerden bereket kapılarının açılacağı, insanların başına gelen felaketlerin ise onların tuttuğu kötü yol sebebiyle olduğu açıklanmıştır. Bu ayetin tefsiri yapılırken gökten ve yerden gelecek bereketler; yağmurun yağması, toprağın verimli kılınmasıyla mahsül ve gelirin çoğalması, böylece nimet, ferah ve saadetin artması şeklinde yorumlanmaktadır.

Mümin her türlü hayrın, nimet, bereket ve bolluğun Allah'ın kullarına bir ikramı olduğuna inanır; dua, niyaz ve dileklerinde daima ona yönelir. Her şeyi ondan ister, her hayrı ondan beklerse güven ve huzura ulaşır. Ona bu inancı, davranışlarına da yansıyarak kamil bir insan olmasını sağlar. (İslam Ansiklopedisi)

Allah (cc) kavimlerin neden helak olduklarını şöyle ifade ediyor. “Eğer helak olan asi kimseler Allah’a ve kitaplarına iman etmiş, yani peygamberlerin tebligatına inanmış ve mucibince korunması lazım gelen şeylerden korunup sakınmış olsalardı elbette üzerlerine yerin, göğün hayr ü bereketini açardık, her taraflarından azaba bedel feyz ü bereket yağar, her işleri yolunda giderdi.” (Araf/96)

Hülasa; iman ve ittika edenlerin bereketi ilahiyyeye ve şeriat-ı imana riayet ettikleri surette refah ve saadete, emniyet ve selamete nail olacakları, bu ayetten kişilerin dünya ve ahiretin saadeti temin edilmiş olacağı anlaşılmaktadır.

Miracta Peygamberimiz’e, Allah Teala şöyle mukabelede bulundu: “Esselamü aleyke eyyühennebiyyü ve rahmetullahi ve berekatüh - Ey nebi selam sana olsun. Allah’ın rahmeti, bereketi, Muhammed’in ve ümmetin üzerine olsun .” dedi.

Bereketten uzak kalan toplumların sonu hüsrandır.

“Allah hatırlayın ki, rabbiniz size; ‘Eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artıracağım ve eğer nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım çok siddetlidir.’ diye bildirmiştir.” (İbrahim/7)

 

Bereketsizlik

Bir toplumda kişiler bereketten veya berekete sebep olacak vesileleri unutursa bunun sonunun ne olacağına merhum Mehmed Vehbi, Hülasat’ül-Beyan adlı tefsirinde Bakara Suresi’nin 205. ayetine şöyle mana vermiş: “Münafık, nas üzerine vali kılınıp mütevelli olduğunda ahali üzerine zulm icra eder. Haklarına tecavüzle adaleti ihlal ettiğinden Allahu Teala, onun zülümkarlığından yağmuru men eder, ekin ve ot kurur, kıtlık olur ve hayvanlar kırılır.

Şu halde; münafıkı, halk üzerine mütavelli kılmamalı. Zira onun tevliyeti nas için maddi ve manevi mazarrattır. Şu manaya nazaran hüküm sahibi olan kimselerin adalete dikkat etmeleri lazımdır. Çünkü hükümetten maksadın aslı adalettir ve bilumum memurların da memuriyetlerinde hak ile hükmetmeleri vaciptir. Zira adalet olan yere bereket yağacağı gibi, zulüm olan yerden de bereketin kalkacağına bu ayet delalet eder.

İdare makamındaki münafığın alametine işaret nedir denilirse, Kur’an-ı Kerim’de o da mevcuttur.

“Münafık erkekler ve kadınlar, sizden değil birbirindendir. Onlar kötülüğü emreder, iyilikten alıkor ve cimrilik ederler. Onlar Allah’ı unuttu, Allah da onları unuttu! Çünkü münafıklar fasıkların ta kendisidir.” (Tevbe/67)

İşte münafığın Kur’an lisanı ile en belirgin alameti; kötülüğü emir, iyilikleri nehyetmek. İçki, kumar, zina, faiz gibi haramları teşvik etmek, hatta himaye altına almaktır. Ama Allah’ın emri olan dini vecibeleri uygulamak, gafillere zor gelir, hatta türlü türlü bahaneler uydururlar.

“Programa uymamız gerekir. Yönetmelik bunu iktiza ettiriyor.” gibi bahanelerle insanları dinden uzaklaştırmak onların asıl görevidir.

Bunlara, “Dinin özüne aykırı emrediyorsunuz.” deseniz, onlar şöyle diyecekler: “Biz de müslümanız.”

Evet kendinize göre müslümansınız da Kur'an ve sünnete göre haliniz nedir? Hani Kur'an’a imanınız vardı? Neden Allah'ın hükümlerine tabi olmuyorsunuz?

Ey gafiller! İşte Kur'an’dan uzaklaşmanın sonu bereketsizliktir. Bu hallerin sonucu nebatatın, bütün bitkilerin helakına sebeptir. Yağmurun yağmaması veya fazla yağmakla felaketlerin oluşması, soğuk alması gibi nice sebepler toplumun muhtaç olduğu nimetlerin zayi olmasına sebep olurken, bununla beraber gözbebeğimiz olan gençliğimizin de bozulmasına neden oluyor.

Yavrularımız için asıl acı gerçek ise, imanlarından mahrumiyettir ve hatta manen ölümdür. Bunun reçetesine gelince Kur’an ve sünnette mevcuttur. Keşke insanlık bunun farkına varabilse ne güzel olurdu.

Örnek olmamız hasebiyle umarım ki aklı selim sahibi mükellefler ve sorumlular ibret alırlar da arzın ve semanın bereket kapıları açılır. İnsanlık huzur bulur, hatta bütün canlılar nebatat ve hayvanat dahil bereketten istifade ederler.

Hz. Ali, Malik ibni el-Haris el-Eşte’yi Mısıra vali tayin ettiği zaman yapması gerekenleri şöyle emretmiş:

“Allah’tan korkmayı, Allah’a itaatı seçmeyi ve kitabında emrettiği farzlarıyla ve sünnetlere uymayı emreder. O farzlar ve sünnetler ki hiç kimse onlara uymadıkça saadet yüzü göremez ve onları tanıdıkça kayba uğramaz. Tebaa için kalbinde sevgi, merhamet duyguları lütuf eğilimleri besle.

Sakın Allah ile harbe girip de kendini gazabına siper etme. Çünkü ne intikamına dayanacak kudretin var, ne de af ve merhametinden müstağnisin.

Bir de doğru ve Allah’tan korkan kişileri kendine sırdaş yap. Seni alkışlamamalarına, yapmadığın bir takım işleri sana maledip keyfini yetirmemelerine dikkat et. Zira alkışın çoğu insanı büyüklenmeye sevkeder, gurura yaklaştırır. Sakın adamın iyisi ile kötüsü bir olmasın. Bu eşitlik, iyileri iyilikten soğutur. Kötülerin de kötülüğe eğilimini sürdürür.

Bir de sakın kendini beğenme. Sakın nefsinin sana hoş gelen yanlarına güvenme. Sakın yüzüne karşı övülmeyi isteme. Hiddetine , eline, diline hakim ol.”

Netice olarak ne zaman insanlar Kur’an ve sünnete tabi olurlarsa ömürleri, paraları, kısaca herşeyleri bereketlenir, huzur ve güven ortamı olur.

İlahi hitaba nail olan, dini özüne göre yaşayan ihlas ve feyizle hayatlarını devam ettirenler için bereketin kaynağı ihlastır.

Allahu Teala (cc) şöyle buyurur:

“Kim Allah’tan korkarsa, Allah, ona bir çıkış yolu ihsan eder ve ona beklemediği yerden rızık verir. Kim Allah’a güvenirse, o, ona yeter.” (Talak/2-3)

 

İşte bereket örneği!

Malik bin Dinar’dan:

Ömer bin Abdulaziz, hilafet makamına geçtiği zaman dağlardaki çobanlar:

- “İnsanların idaresini salih bir kimse üstlendi.” dediler. Onlara;

- “Bunu nereden bildiniz?” diye soruldu, onlar da:

- “Hayvanlar bile huzur ve sükun içinde.” dediler.

Muhammed bin Uyeyne’den:

Ömer bin Abdülaziz, halife iken Kirman’da koyun güderdim. Halifenin ruhaniyet ve adaletinden dolayı bana koyunlar ile kurtlar adeta birlikte dolaşır gibi görünürdü. Bir gece ansızın kurtların koyunlara saldırdığını gördüm, şaşırdım. Sanki dünya bütün huzur ve sükununu kaybediyor gibiydi. İçimden şu adil halife ölmüş olmalı dedim, araştırdım. Ömer bin Abdülaziz'in o gece vefat ettiğini öğrendim. Rahmetullahi AIleyh.

Hak Teala celle celalühu, onun örnek yaşayışından rikkat ve zerafet dolu kalp aleminden bizlere de bir hisse nasib eylesin. Amin.

Allah’ım! Ümmeti Muhammedi Kur’an’a mahkum et. Amin.


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.